24 Mayıs 2006 Çarşamba

Saldırı Helikopterleri: Nereden Nereye?


Zırhlı birlikleri durdurmanın en etkili yolu nedir?

"Tanka karşı en etkili silah başka bir tanktır" mottosunu, tümüyle reddetmeksizin, bir kenara bırakmalıyız. Zira Soğuk savaş yıllarında Avrupa ovalarına akmaya hazır onbinlerce Varşova Paktı tank ve zırhlı aracı hazır bekliyordu. On binlerce "Kızıl Zırhlı"nın karsısında 90, 105, 120mm çapında on binlerce namlu yoktu. Dolayısıyla onları hızlı biçimde durdurmanın yegane yolu tanksavar füzeleriydi. Füze ise, onu ateşleyecek ve güdecek bir fırlatıcıya ihtiyaç duyar.

Bu durumda su soruya yanıt aramalıyız: Füzeyi en etkili hangi fırlatıcıdan fırlatırız?

1. Kamyon ve jeep'lerin kasasına monteli lançerlerden: Ucuz çözüm. Mekanize piyade ile birlikte hareket eden araçlar. Yola bağımlıdırlar, arazi kabiliyetleri düşük veya hiç yoktur. Ucuzluk ve basitlikleri sebebiyle çok sayıda temin edilebilirler

2. Zırhlı ve paletli araçlara monteli lançerler: Nispeten pahalı çözüm. Mekanize piyadelerle birlikte her türlü arazi koşulunda tam zırh korumasında anti tank görevi görebilirler. Bir önceki çözümden nispeten pahalıdırlar, nispeten az sayıda üretilirler, ancak tank birlikleri ile es güdümlü hareket edebilmeleri sebebiyle zırhlı savaş doktrinine uygundurlar.

3. Helikopterlere monteli lançerlerden: saldırı uçaklarını saymazsak en pahalı çözüm. Helikopterin uçuş masrafı, pahalı aviyonik ve alt sistemlerin idame maliyetleri ve harekatlarının hava koşullarına bağımlı olması eksi özellikleridir. Ancak sürat ve kesinlik sağlarlar.

1 numaralı opsiyon Land Rover ve Mercedes jeep kasasına monteli Milan ve Hot ile HMWVV tavanına monteli TOW'lari,

2 numaralı opsiyon Warrior, Bradley, Marder gibi top + güdümlü füze kombinasyonuna sahip, paletli, zırhlı ve piyade taşıyan araçları doğurmuştur.

3 numara için ise farklı alt-opsiyonlar gerçekleşmiştir:

3a. "Dedicated" tanksavar helikopterleri

3b. Tanksavar helikopterine dönüştürülen genel maksat - hafif helikopterler

Dikkat edilecek olursa Tiger, A-129 Mangusta ile birlikte Avrupa'da üretilen ilk "dedicated" saldırı / tanksavar helikopteridir. Bu iki helikoptere kadar Avrupa'daki NATO ülkeleri Gazelle, BO-105, Lynx gibi genel maksat helikopterlerine hedef tespit - teşhis sistemi ile TOW / HOT gibi tanksavar füzeleri entegre ediyorlardı. Kargo kompartmaninda yedek füzeler de taşıyan bu helikopterlerin bakim ve idamesi, "dedicated" saldırı helikopterlerine göre daha kolay ve ucuzdu. kısa sürede çok sayıda füzeyi, "dedicated" tanksavar helikopterleri kadar olmasa bile oldukça etkili biçimde ateşleyebiliyorlardı ve hepsinden önemlisi fazla pahalı değillerdi (bu özellik hatırı sayılır ihracat başarısı kazanmalarını da sağlamıştır - fakir adamın saldırı helikopteri).

Pahalı sensör ve aviyoniklere sahip saldırı helikopterlerinin isletmesi ve harekatı gerçekten zor ve masraflıdır. ABD Kosova'ya Apache filosu gönderirken (yanılmıyorsam 24 adetti), risk analizinde tüm pilotları kaybedebileceğini hesaplamış, Apache'lerin harekat bölgesini "yumuşatmak" için MLRS bataryası konuşlandırmış, bölgedeki olası hedefleri ve tehdit alanlarını tespit için bir E-8 JSTARS'ı görevlendirmiş, bölgeye (sayısını hatırlayamadığım) tank tabur(ları) kaydırmış, C-17'lerle lojistik destek amaçlı 160 sorti uçuş yapmıştır. Sonuç? Harbe hazırlık oranı 60%'dan düşük olmuş, AH-64'ler hiç bir muharebe görevine çıkamamış, ilk uçuşta iki pilotun kaybedildiği bir kaza yaşanmıştır. "Maliyet - etkinlik öyküleri" kitabına girmeyi pek haketmeyen bir sicil...[1]

Bu, AH-64'ün kötü, basarisiz bir helikopter olduğu anlamına gelmiyor. AH-64 gibi "dedicated" bir saldırı helikopterini doğuran ihtiyaçlar ile doğrudan ilintili. ABD'nin Varşova Paktı zırhlılarını imha etmek için helikopterlere ağırlık vermesinin nedeni, ABD Kara Kuvvetleri, Kara Havacılığı doktrininde gizli. Su satırlara bakalım [2]:

Army operations require worldwide strategic mobility. Given this requirement, Army forces must have the capability to conduct operations in any environment under any conditions. These conditions include war and other operations. Army aviation doctrine focuses on the integration and synchronization of aviation forces within the framework of the operational concepts of the land component commander. The ability to successfully fight and/or conduct other operations depends on the correct application of the five basic tenets of Army aviation doctrine.

Air assault division aviation brigade. The primary mission of the air assault division aviation brigade is to deploy worldwide on short notice; plan, coordinate, and execute aviation operations as an integrated element of an air assault combined arms team; and find, fix, and destroy enemy forces in joint, combined, or unilateral operations.

Normalde zırhlı araçlara karşı en optimum çözüm yine zırhlı araçlarken, ABD'yi pahalı, sofistike, bakim ve idamesi masraflı ve zahmetli saldırı helikopterlerine yönelten koşul budur: hareketlilik. Herhangi bir kriz anında stratejik nakliye uçaklarıyla çok sayıda saldırı helikopteri ve destek ekipmanı taşınabilir, ancak ayni sayıda zırhlı savaş aracının kısa sürede taşınması mümkün değildir.

Yer ateşine karsı dayanıksız (ya da dayanıklılığı düşük diyelim) helikopterlerin olabildiği kadar fazla sayıda düşman zırhlı aracını bertaraf etmesinin yolu, onları uzun menzilden tespit ve teşhis etmesi, yine uzun menzilden füzelerini ateşleyebilmesidir. Tel güdümlü füze kullanılamaz, zira uzun menzilde tel güdümü, uzun hover süresi, dolayısıyla savunmasızlık demektir. Bu durumda at - unut tipi füzelerin kullanılması gerekecektir. At - unut tipi uzun menzilli tanksavar füzelerinin geliştirme ve üretim süreçleri zahmetli ve pahalıdır, karmaşıktırlar (bkz: Hellfire). ABD savaş sanayii, hele 80'lerdeki aşırı agresif Reagan politikalarının da yardımıyla bu tür bir yükü kaldırabilecek kapasitedeydi; sonuçta AH-64 + Hellfire kombinasyonu ortaya çıkabildi.

Peki Avrupa’yı "dedicated" tanksavar helikopteri arayışına iten sebep nedir?

Öncelikle şurada bir es verelim: Tiger tasarım felsefesi olarak "dedicated" bir tanksavar helikopteri değildir. Birden fazla tipte göreve uyarlanabilecek sensör ve silah konfigürasyonuna sahip olmak üzere tasarlanmıştır. Tespiti zor, tespit edilse bile vurulması zor (ince silüet, aktif - pasif koruma tedbirleri, diğer muharebe unsurları ile entegre bilgi dağıtım sistemi gibi), hızlı bir helikopter üzerine, eskort, hafif destek ve tanksavar görevleri için farklı sensör ve silah yüklerinin taşınabilmesi amaçlanmıştır. Tiger, olası bir savaşta ön hatların gerisine hızlıca sarkıp tabiri caizse "pinpoint" saldırılar yapıp ayni süratle geri dönmek için tasarlanmıştır, diğer görevleri arasında NATO zırhlı ve mekanize konvoylarına refakat, hafif silahlı kesif bulunmaktadır. Bu görev yelpazesi AH-64 için düşünülmemiştir örneğin, Apache'nin görevini belirleyen kıstaslar incelenirse aradaki fark anlaşılacaktır.

Altını çizmek isterim: A-129 Mangusta'nın başlangıçta makineli topsuz olarak üretilmesin de sağlayan etkenler benzerdir. Çünkü kısa / orta menzilli tel güdümlü tanksavar füzeleri taşıyan, manevra kabiliyeti yüksek olmayan genel maksat helikopterlerinin, gelişmiş mobil Sovyet alçak irtifa / kısa menzil hava savunma sistemleri karsısında sansı yoktu. Bir tanksavar helikopterinin makineli top kullanacak kadar Sovyet ileri hatlarına yaklaşabilmesi olanak dışıydı. Tek amaç vardı: hızlı ol - vur - hızlıca kaç.

Soğuk savaş sona erip üstüne 1991 Körfez Savaşı’nda AH-64'ün üstlendiği görevler görülünce saldırı helikopteri doktrininin değişime uğraması kaçınılmaz oldu.

Körfez'de Apache'ler tanksavar rolünün yanında sabit üs ve tesislerin imhası, hafif zırhlı ya da zırhsız düşman hareketli unsurlarının vurulması gibi görevlerde sıklıkla kullanıldılar. makineli top ve güdümsüz roket gibi başlangıçta ikincil olarak düşünülen silahlara çok fazla is düştü.

Somali, Kosova, Afganistan ve en nihayetinde (tekrar) Irak, saldırı helikopterleri için yeni test alanları oldular.

Saldırı helikopterlerinin görev alanı geniş Avrupa düzlüklerinden dağlık, ormanlık, bazen çöl arazilere, ama ekseriyetle şehirlere, meskun mahallere kaydı. Helikopterler, Shilka'larla, Tunguska'larla değil, Doçka'larla, RPG'lerle, SA-7'lerle, PKM'lerle boğuşmaya başladılar. Pahalı sensörlerin yapacağı fazla bir şey yoktu, çünkü onları taşıyan helikopterler 12.7, 14.5mm çapındaki mermilere belli bir seviyeye kadar tahammül edecek şekilde tasarlanmıştı.

Aşağıdaki alıntıya dikkat çekmek isterim [3]:

As for tactical changes, AH-64D missions reverted to traditional close support air operations, while deep penetration attacks were to be fiown only within the new "joint tasking" network. Indeed, only two days after 24 March, APACHEs carried out another deep penetration raid already using these new tactics. The attack was preceded by thorough reconnaissance flown by fixed-wing and unmanned surveiliance platforms, pinpointing hi-risk threat zones. Further, to support the mission a security "ring of steel" was formed around the key terrain to neutralise ali identified threat positions before the arrival of the APACHEs, This included a four-minute artillery bombardment (directed by UAVs) securing a 2km-dia. circle around the objective. Once inside the "Red Zone", the AH-64Ds shifted immediately to an outer ring launching their armament against the pre-designated targets. Once the combat zone was secure, the ground forces moved in, while the APACHEs protected their flanks from an 8km-wide perimeter. The entire mission was coordinated with a flight of US Navy F/A-18 which were cruising overhead, on stand-by call to be directed on to "pop-up" targets by CAS controllers. While this mission itself was not particularly spectacular in results, all of the choppers returned safely to their desert base, clearly proving that these ad-hoc combat adapted tactics were sound. In half a dozen such missions which followed, AH-64Ds destroyed some 200 Iraqi air defence systems, AFVs and artillery pieces, firing 40,000 rounds of 30mm ammunition and over a thousand HELLFIRE and 2.75" HYDRA rockets. Close air support functioned perfectly using the "over-the-shoutder" attack method being "on call" from the ground troops to attack designated targets.

The new tactics also proved themselves adequately in later urban warfare conditions, where AH-64D's flew combat patrols low over the rooftops in southern Baghdad supporting advancing ground forces fighting below.

F/A-18'ler, İHA'lar, bu pasajda geçmeyen ama "olmazsa olmaz" kabilinden OH-58D Kiowa Warrior'lar... "Pahalı" kelimesini tekrar tartışalım mı? Bir helikoptere "pahalı" demek, diğerinin "paha"sını görmezden gelmek olmamalı...

Devam edelim [4]:

Both in Central Europe and the Middle East, the perspective of massed armoured clashes led to the development of dedicated anti-tank helicopters performing the role of specialised flying tank destroyers. In recent years, however, the new emphasis on limited conflicts and "robust" peacekeeping operations on the one hand, and the emergence of the Network Centric Warfare (NWC) mantra on the other have caused attention being rather shifted towards more flexible designs. While anti-tank missions remain important, so now are armed recce, anti-guerrilla warfare and increasingly also operations in urban areas. As a direct consequence of this evolution in roles and missions, the threats which attack helicopters face are aiso changing. More precisely, threats can now assume various forms and be much less predictable than it was previously the case in the framework of a conventional conflict. The US Army has lost a few AH-64s in Iraq, but none of these iosses was due to the main threat - the ZSU-23-4 SHILKA SPAAG - that the APACHE was originally expected to encounter while operating against massed Soviet Army armour at the Fulda Gap. It is the whole issue of helicopter vulnerability and survivability that needs to be critically reassessed.

En son Irak harekatı ve akabinde tırmanan direniş hareketinin doğurduğu taktik ihtiyaçlar göstermiştir ki, güdümsüz roket ve makinalı top taşıyan saldırı helikopterleri, asimetrik savaş ortamında oldukça etkili olabilmektedirler. Yer ateşine karşı dayanıklılık hala çözülmesi gereken bir sorundur ve bu, Apache için bile çözülebilmiş değildir. AH-64'ün personel koruması yüksek seviyededir, ancak kendisi bir "uçan tank" da değildir. Bir helikopter her türlü harekat şartında istenen harbe hazırlık oranını yakalayamıyor, yani başka deyisle istenilen zamanda uçamiyorsa, varsin rotoru bile zırhlı olsun, pek fark yaratamaz.

[1]: http://www.globalsecurity.org/military/library/report/call/call_01-14_intro.htm

[2]: http://www.transglobal-aerospace.co.uk/1-111/chp-1.htm

[3]: “Combat Helicopter Survivability”, Sergio Coniglio, Military Technology: 3 / 2005

[4]: a.g.e

Etiketler: , , , , , , , ,

21 Mayıs 2006 Pazar

Meskun Mahal Savaşları, Çeçenistan Örneği

Daha önce "Şehir Savaşlarında Anti-Tank Taktikleri, Çeçenistan Örneği" başlığı ile yabancı kaynaklı bir çalışmanın özet çevirisini sunmaya çalışmıştım. İnsani boyutu bir yana (ki insanlık ayıbı boyutlarını misliyle aşmıştır bu savaşın niteliği), askeri açıdan da ilgimi çeken Çeçen Direnişi'nin en önemli özelliği, modern savaş taktik ve stratejilerindeki meskun mahalde savaş kavramının önemini planlayıcılara hatırlatmış olmasıdır, yeni boyutlar getirmiş olmasına ilaveten.

Small Wars Journal isimli sitede, Çeçenistan savaşı ile ilgili ayrıntılı makaleler ve Çeçen direnişini yürütmüş belli başlı askeri liderler yapılmış görüşmeler yer alıyor. Söz konusu makale ve görüşmeler, ABD Deniz Piyadeleri'nin meskun mahal çatışmalarına dair doktrin geliştirme çalışmaları çerçevesinde gerçekleştirilmiş.

Makaleler:

View From the Wolves' Den - The Chechens and Urban Operations

David Slays Goliath: A Chechen Perspective on the War in Chechnya (1994 - 1996)

General-Major Tourpal-Ali Kaimov - On Urban Warfare in Chechnya


Mülakatlar:

Aslan Maşadov
Süleyman Bustayev
Dalhan Kozev
Ahmed Zakaev
Aydemir Abalaev
Ali Demaev
Ruslan Alihaciyev
Ali Atgireyev
Abdi Batalov
Huseyin Ishanov
Hamid Iangulbaev
Ilyas Ahmedov
Magomed Khambiev
Feyzullah Nutsulkhanov
Said Ishanov
Said Ishanov - II

Etiketler: , , ,

04 Mayıs 2005 Çarşamba

Şehir Savaşlarında Anti Tank Taktikleri: Çeçenistan Örneği


Aralık 1994'te başlayan I. Çeçenistan Savaşı'nın ilk ayında Rus kuvvetleri 225 tank ve zırhlı araç kaybettiler. Bu kayıp, Rusya'nın harekatta kullandığı zırhlı araç sayısının %10'una tekabül etmektedir.

Bu savaşta Ruslara karşı savaşan Çeçenlerin hemen hemen tamamı eski SSCB ordusunda görevli personelden oluşmaktaydı ve kullandıkları silah ve teçhizat Rus yapımı idi. Genel olarak Çeçenler 15-20 kişilik savaş gruplarından oluşmuş bir askeri yapıda mücadele ettiler. Bu savaş grupları, RPG-7 veya RPG-18 kullanan bir anti-tankçı, bir makineli tüfekçi ve bir keskin nişancı içeren, 3-4 kişilik hücrelere bölünmüştü. Ayrıca ek olarak cephane taşıyan personel de bu hücrelre eklenmekteydi. Bu hücrelerin öncelikli görevi tank ve zırhlı araçların imhası idi. Keskin nişancı ve makineli tüfekçinin görevi zırhlı araçlara eşlik eden askerlerin etkisizleştirilmesiyken, eşgüdümlü hareket eden roketçiler araçlara saldırıyordu. Genelde 5-6 hücre (ya da anti-tank timi) eşgüdümlü olarak hareket ediyordu. Saldırılar yer seviyesi, apartmanların zemin, birinci ve ikinci katlarından gerçekleştirilmekteydi. Roketle yapılan saldırılarda araçların üst ve arka kısımları özellikle hedef alındı ayrıca bol miktarda Molotof kokteyli de kullanıldı. Saldırıların ilk aşamasında öncelikle konvoyların ilk ve son sıralarındaki araçlar hedef alındı (arada kalan araçları hareketsiz kılmak için).

Çeçenlerin bu savaşta uyguladıkları anti-tank taktikleri şu şekilde sınıflandırılabilir:

1) Anti-tank personelini koruyacak makineli tüfekçi ve keskin nişancıdan oluşan anti-tank timleri oluşturulması.

2) Binaların zırhlı araç manevrasını kısıtladığı bölgelerde pusu noktaları belirlenmesi.

3) Belirlenen bölgelerde, zırhlı araçları tuzağa sürecek şekilde pusu tertiplenmesi.

4) Eşgüdümlü çalışacak timlerin zeminde ve bina katlarında mevzilenmesi.

5) Tank ve zırhlı araçların özellikle arka ve üst bölgelerinin hedeflenmesi. Ön taraftan yapılacak saldırılar, sadece saldıranın yerinin açığa çıkması sonucu doğurmuştur.

6) Konvoya eşlik eden uçaksavar topçusunun ilk başta safdışı bırakılması.

Savaşta imha edilen zırhlı araçlara ortalama 3 ila 6 arasında roket fırlatıldı. Çeçenler özellikle zırhlı araçların motor ve yakıt deposu bölgelerini hedeflediler. Aşağıdaki çizimlerde, savaşta kullanılan tank ve zırhlı araçların en çok ölümcül isabet aldıkları bölgeler koyu renkle gösterilmiştir:







Rusların ilk etapta verdiği kayıpların hemen hemen tamamı ilave zırh koruması taşımayan, uygun taktiklerle hareket etmeyen ve savaşa hazırlık seviyesi düşük araçlardan oluşmaktadır. Buna ilaveten Rus askeri personelinin düşmanı küçümsemesi de kayıpların yüksek olmasında etkili olmuştur. Savaşın ilk ayından sonra Ruslar zırhlı konvoylara kundağı motorlu uçaksavar topçu sistemlerini de kattılar (ZSU-23-4 ve 2S6). Bundaki etken, tank toplarının Çeçen anti-tank timlerine karşı tamamen etkisiz olması ve yüksek atış süratine sahip uçaksavar toplarının düşman personeline karşı daha etkili olmasıydı. Rusların geliştirdiği bir başka yöntem ise konvoyların güzergahlarındaki muhtemel noktalara pusu kurulmasıydı. Yem olarak gelen zırhlı konvoya saldırmak üzere harekete geçen Çeçen timleri, böylelikle tespit ve imha ediliyordu.

Savaşın ilk ayında Çeçenler 62 Rus tankını imha ettiler. Ölümcül isabetlerin hemen hemen tamamı reaktif zırhla korunmayan bölgelere kaydedildi. Çeçenistan'da kullanılan T-72 ve T-80 tankları, ağır zırhla kaplı ön bölgelerinden etkili isabet almadılar, buna karşın sürücü mahali, arka-üst ve arka-yan taraflar ile taretin üst kısmı en savunmasız bölgeler idi.

Şehir savaşında ve kapalı alanda roket kullanımında karşılaşılan sorunlar roketin yerinin kolaylıkla tespit edilebilmesi ve zehirli roket egsoz gazıdır. Ayrıca fırlatmadan sonra yeni roketin doldurulması arasında geçen süre de önemli bir sorundur. Çeçenler bu sorunu birden fazla roketçinin birbiri ardına atış yapması ile çözmüştür. Gelecekte şehir savaşlarında ihtiyaç duyulacak anti-tank roketlerinin, düşük tespit edilebilirliğe sahip, birden fazla kullanılabilen ve çabuk doldurulabilen hafif ve kapalı alanlardan ateşlenebilen sistemler olması gerekmektedir.



(http://www.fas.org/man/dod-101/sys/land/row/rusav.htm adresinde yer alan ve Lester W Grau tarafından hazırlanmış "Russian-Manufactured Armored Vehicle Vulnerability in Urban Combat: The Chechnya Experience" adlı çalışmasından özet çeviridir.)

Etiketler: , , , , , ,

28 Nisan 2005 Perşembe

Al Khafji Muharebesi (29 Ocak 1991)

29 Ocak 1991 akşamüstü Suudi Arabistan’daki üssünden, SCUD fırlatma bölgelerini tespit etmek için havalanan E-8 JSTARS uçağı, birkaç saat sonra Irak’ın Suudi Arabistan sınırına yakın hatlarında zırhlı birlik hareketi tespit etti. Bu oldukça şaşırtıcı bir tespitti, çünkü radar ekranında oldukça geniş bir birlik hareketi görülüyordu. Iraklılar Suudi Arabistan’ın Al Khafji sınır kasabasına doğru 5nci Mekanize ve 3ncü Zırhlı Tümenleri ile harekete geçmişlerdi: Irak uzun süredir propagandasını yaptığı kara savaşını başlatmak için harekete geçmişti. Al Khafji’ye yapılan bu harekat, Irak’ın tüm I. Körfez Savaşı boyunca planlayıp icra ettiği tek operasyondur. Kamuoyunda fazla dikkat çekmemiş olsa da Al Khafji muharebesi, hava gücünün kara savaşındaki rolü açısından son derece önemli bir hadisedir.

29 Ocak saat 2000’de Al Khafji yakınlarında bulunan Deniz Piyadesi keşif birlikleri, kasabaya doğru ilerleyen ve T-62 ve BMP-1’lerle desteklenen Irak 5nci Mekanize Tümen birliklerini tespit etti. Keşif birimleri ilk teması TOW atışları ile sağladıktan sonra yakın hava desteği talep ettiler (Irak operasyonu desteklemek için herhangi bir hava harekatı düzenleyecek durumda değildi, kara birlikleri hava desteğinden mahrumdu). Deniz Piyadesi ve Hava Kuvvetleri’ne ait 3 AC-130, 2 F-15E, 2 F-16C (LANTIRN donanımlı) ve 4 A-10’dan oluşan CAS paketi bölgeye 2130’da ulaştı. Irak saldırısının bu ilk dalgasının püskürtülmesi birkaç saat sürdü. Irak birlikleri 10 adet T-62 kaybederek Kuveyt’e geri çekildiler. Gece boyunca süren çarpışmalarda ABD güçlerinin kaybı ise dost ateşiyle vurulan 2 LAV aracı ve bu araçlarda bulunan 11 deniz piyadesi oldu.

5nci Mekanize Tümen’inkinden kısa süre başlayan Irak 3ncü Zırhlı Tümeni’nin batıdan gerçekleştirdiği harekat, 2240’da tespit edildi. Bu istikamette bulunan Deniz Piyadesi öncü birlikleri TOW ve makineli tüfek ateşi ile karşı koymaya çalıştılar ve hava desteği talep ettiler. Zira 50 kadar tankın geldiğini tespit etmişlerdi ve Iraklılar oldukça tehlikeli biçimde onları kuşatmaya başlamıştı. 2300 civarında bölgeye ulaşan F/A-18, A-6, A-10, F-16 uçakları ve AH-1 helikopterleri 3 saat boyunca bölgede CAS görevleri icra ettiler. Iraklılar gece 0200 sularında saldırıyı durdurdu ve geri çekilmeye başladı. Kuzeybatıdan 0100 sularında başlayan saldırı ise sabaha karşı yoğun hava saldırısı nedeniyle sonuçsuz kaldı.

Sahil boyunca güneyden ilerleyen 5nci Mekanize Tümen’e ait birimler, orta ve batı hatlardan saldıran birliklerin aksine oldukça başarılı oldu. 29 Ocak gece 2300’de Suudi sınırını geçen bu birlikler AC-130 ve AH-1’lerin yoğun saldırıları altında 13 araç kaybetme pahasına, Al Khafji’nin hemen dışında mevzilenmiş Suudi birliklerini püskürterek kasabaya girmeye başladılar. Kasabayı ele geçiren Iraklılar ile Koalisyon güçleri arasındaki çatışmalar 3 gün sürdü. Durmaksızın süren hava saldırısı ve kuşatma neticesinde Irak birliklerinden Kuveyt’e çekilemeyenler 31 Ocak’ta Suudi ve Katar güçlerine teslim oldular.

Al Khafji Muharebesi, özellikle yakın hava desteği (CAS) konsepti açısından ders sayılabilecek olaylarla doludur:

1) JSTARS sistemi, Irak birliklerinin hareketini önceden tespit ederek etkinliğini kanıtlamıştır. Bu da hava konuşlu yer gözetleme platformlarının ne derece büyük bir kuvvet çarpanı olduğunu göstermiştir. Tüm savaş boyunca JSTARS Irak ve Kuveyt’in taktik ve stratejik resmini çıkararak son derece önemli istihbarat bilgileri sağlamıştır. Burada son derece ilginç olan husus, Körfez Krizi’nin akabinde bölgeye ulaşan E-8 JSTARS mürettebatının daha önce diğer uçaklarla koordineli CAS operasyonu yürütme konusunda hiçbir eğitim almamış olmasıdır. USAF Körfez Savaşı’ndan önce JSTARS’ı sadece bir gözetleme uçağı olarak düşünüyordu, savaş sırasında E-8 komuta kontrol ve erken ihbar görevlerini büyük başarıyla yerine getirmiştir.

2) ABD Deniz Piyadesi birlikleri düşmanı tespit eder etmez hava desteği talep etmişlerdir. Gece harekat yapma yeteneğinin kısıtlı olmasından dolayı temel CAS platformu olan A-10’dan ziyade F-16 tercih edilmiştir. İleri hava kontrolörünün (Forward Air Controller - FAC) sıkı koordinasyonu ile yürütülen bombardımanda yine de dost ateşi vakaları görülmüş, 11 deniz piyadesi dost uçaklardan açılan ateş sonucu hayatlarını kaybetmişlerdir. Bu da ne kadar başarıyla icra edilirse edilsin CAS görevlerinde dost ateşi vakalarının önüne geçmenin zorluğunu gözler önüne sermiştir.

3) Yoğun hava desteğinin kara harekatlarındaki önemi bir kez daha görülmüştür. ABD liderliğindeki Koalisyon uçakları, Al Khafji kasabasını havadan ablukaya alarak Iraklılar’ın takviye almasını önlemiş ve teslim olmalarında büyük rol oynamıştır. Bunun aksine hiçbir hava desteğine sahip olmayan Irak birlikleri hem saldırı esnasında hem de kasabadaki çatışmalarda çok yüksek oranda kayıp vermiştir (Irak güçleri kendilerini hava saldırılarına karşı korumak için havaya rastgele antitank roketi ateşlemek zorunda kalmıştır). 29-31 Ocak arası Al Khafji üzerine sadece CAS görevli 1000’den fazla sorti yapılmıştır.

Yaklaşık 4 gün süren muharebeler sonucunda Al Khafji’ye saldıran Irak birliklerinin kaybı 544 tank, 314 zırhlı personel taşıyıcı ve 425 çekili / kundağı motorlu toptur. Irak ordusunun en iyi birliklerinden birisi olan 5nci Mekanize Tümen tamamen imha edilmiştir. Bu tümenden ele geçirilen ve daha önce İran-Irak Savaşı’nda da bulunmuş bir Iraklı savaş esirinin ifadesine göre; yaklaşık yarım saat süren hava saldırısı, 8 yıl süren savaştan daha fazla kayba yol açmıştır. Çatışmanın ilerleyen günlerinde sadece savaş uçaklarının bölgede görülmesi bile Iraklılar’ın araçlarını bırakıp kaçmasına sebep olmuştur.

Irak’ın Al Khafji kasabasına tam olarak hangi amaçla saldırdığı hala tespit edilememiştir. En çok kabul gören tahmin, Saddam Hüseyin’in, Koalisyon güçlerini bir kara savaşına çekerek yüksek kayıp vermelerini sağlamayı istemesidir.

http://www.afa.org/magazine/Feb1998/0298epic.asp

Etiketler: , , , , , , , , , ,