25 Kasım 2009 Çarşamba

Yunan Denizaltılarının Makus Talihi

Jane's Navy International'de 23.11.2009 tarihinde Tim Fish ve Theodore Valmaz imzası ile yayınlanan habere göre, Papanikolis skandalının çözümü, tam da tahmin ettiğiim şekilde ilerliyor. Yunan Savunma Bakanı Evangelos Venizelos, Yunanistan'daki Skaramanga Tersanesi'nde inşa edilen 3 denizaltının nihai kabul testlerine başlanacağını, Papanikolis'in ise satılacağını teyit etti.

Venizelos ayrıca, Yunan Deniz Kuvvetleri envanterindeki Tip 209 / 1200 sınıfı denizaltıların modernizasyonunu içeren Neptune II projesinin iptalini de teyit etti. Proje kapsamında ilk bot Okeanos AIP yakıt hücresi ve modern komuta kontrol sistemleri ile donatılmış, ancak kabul testlerine başlayamadan proje sözleşmesi HDW tarafından tek taraflı feshedildiği için tersanede beklemeye başlamıştı. Proje ile iki Tip 209 / 1200 sınıfı denizaltının daha modernize edilmesi öngörülüyordu.

Habere göre Yunan Hükümeti, THKMS tarafından satışa çıkartılan Skaramanga Tersanesi yeni sahibine devredilene kadar işçilerin aylık ortalama 3.5 - 4 Milyon Euro'yu bulan giderlerini karşılamayı kabul etti. Bu giderler, Yunan Hükümeti'nin TKMS'ye Arşimed ve Neptune II projelerinden kaynaklanan borçlarından düşülecek.

Tip 214 denizaltı tedarik projesi olan Arşimed ve Tip 209 / 1200 modernizasyon projesi olan Neptune II'nin iptali ile haberde verilen çözümün gerçekleşmesi sonucunda Yunan denizaltı filosu şu şekilde oluşacak:

3 adet Tip 214
1 adet Tip 209 / 1200+ AIP
3 adet emekliliği yaklaşan Tip 209 / 1200
4 adet emeklilik vakti gelen Tip 209 / 1100

Tip 214 projesi, Tip 209 /1100 modeli Glavkos sınıfı denizaltıları yenilemek için başlatılmıştı. Glavkos'lar 2010 - 2015 döneminde faydalı hizmet ömürlerini tamamlamış olacaklar.

Neptune II projesi, Tip 209 / 1200 modeli Poseidon sınıfı denizaltıların ömrünü 2015 - 2020 civarına kadar uzatmayı hedefliyordu. Halihazırdaki durumda, modernizasyon kapsamı dışında tutulmuş bir adet bot ile projenin iptalinden sonra kızaktan indirilip tekrar kuvvete teslim edilecek 2 denizaltı Glavkos'lardan kısa süre sonra faydalı hizmet ömürlerini doldurmuş olacaklar.

Savunma basınına yansımış bazı haberlere göre Yunanistan Neptune II projesini iptal edip iki adet yeni Tip 209 / 1400 AIP  (yani Tip 214) almak istiyor. Ancak böyle bir satış gerçekleşecekse, Skaramanga Tersanesi'nin satışından sonra bu botların Yunanistan'da inşa edilmeleri mümkün değil; Almanya'dan hazır alınmaları gerekecektir. HDW'nin halihazırda devam ettiği Portekiz Tip 209 / 1400 ve İsrail Dolphin II projeleri ile kısa vadede alması muhtemel yeni denizaltı ve modernizasyon projeleri göz önüne alındığında, Yunanistan'ın acil ihtiyacı olan botlara kavuşmasının kısa sürede gerçekleşmesi zor görünüyor.

Yunanistan 1970'lerin ortalarından bu yana herhangi bir zamanda envanterinde mutlaka 7-8 denizaltı tutmaya çalışıyor. Ancak hesaplar karışmış durumda.


Date Posted:  23-Nov-2009

Jane's Navy International

Hellenic Navy accepts Greek-built Type 209s, but German boat will be sold

 
Tim Fish

Theodore L Valmas

The Hellenic Navy is to accept three Papanikolis-class Type 214 submarines from ThyssenKrupp Marine Systems (TKMS) in an effort to resolve the dispute between the Greek state and the German shipbuilder.

The new Greek Defence Minister, Evangelos Venizelos, confirmed on 13 November that the three indigenously boats, located at the TKMS-owned Hellenic Shipyards in Skaramangas, near Athens, would be accepted and that the navy was eager to initiate sea trials for the trio.

However, first-of-class Papanikolis , built by TKMS' HDW subsidiary in Kiel, Germany, will be sold to a third party, Venizelos said. He also confirmed a decision to cancel the Neptune II upgrade programme for three Type 209 submarines, stating that instead Hellenic Shipyards will build two new submarines equipped with air-independent propulsion.

Jane's reported on 16 October that Hellenic Shipyards was in financial difficulty following the cancellation of the Archimedes programme (for the four Type 214 submarines) and the Neptune II programme (for the upgrade of three Type 209 submarines) and TKMS said it was owed payments of EUR524 million (USD780 million) - including EUR300 million owed to Hellenic Shipyards - for work on the two programmes.

To help cover the costs of the deal, Venizelos said that the Greek government would meet Hellenic Shipyards' labour costs (approximately EUR3.5 million-EUR4 million per month) until a buyer for the yard is found. The sum would be offset from the payments due to TKMS.

Despite the decision, TKMS still intends to end its Greek operations and sell Hellenic Shipyards. The company is being advised by the investment bank Lazard & Co, which will evaluate its plans to divest itself of the yard.

A spokeswoman from TKMS told Jane's on 17 November: "We are in talks with the new Greek government about the sale of the yard and we can confirm that that Archimedes programme and the Neptune II progamme have been terminated."

The company would not comment on the statement by Venizelos while discussions about the future of Hellenic Shipyards are under way.

If Hellenic Shipyards changes hands it is unclear what arrangements can be put in place to ensure the entry into service of the three Greek-built Type 214s and whether the construction of new Type 209/1400 boats (a design owned by TKMS) can go ahead. 



Yunan Deniz Kuvvetleri denizaltı filosu analizi: Tablonun büyük hali için lütfen üzerine tıklayınız

Etiketler: , , , , , ,

18 Temmuz 2009 Cumartesi

SSN Kulübüne Avustralya da mı Katılıyor?

Hindistan'ın ilk nükleer denizaltısını denize indirme hazırlıklarını yaptığı sırada, Asya - Pasifik'in yükselen gücü Avustralya'da da bu konudaki tartışmalar tekrar alevlendi.

Halihazırda 6 adet Collins sınıfı dizel elektrik sınıfı denizaltıya sahip olan Avustralya, kısa süre önce açıklanan 20 yıllık tedarik planı uyarınca filosunu iki katına çıkartacak, yani 12 adet denizaltı inşa edecek. Collins sınıfı, dizel elektrik denizaltılar arasında tonaj bakımından en büyük tasarımlardan biri; İsveç Kockums tersanesi ile birlikte geliştirilmişlerdi.

Avustralya'nın gerek deniz ilgi ve menfaat alanının genişliği gerekse bölgesel güç olma iddiasını dayanak alan bazı çevreler, uzun süredir nükleer tahrikli denizaltı inşasını savunmakta. Bu konuda Avustralya deniz kuvvetleri, savunma sanayii ve politika çevrelerinde güçlü isimler lobi yapmakta. Buna karşılık nükleer tahrikli denizaltı tedariğinin bölgede gereksiz bir silahlanma yarışını tetikleyebileceğini öne süren kesimler mevcut. Ancak ilginçtir, her iki cephe de, yeni denizaltı geliştirilmesinde ABD ile yakın işbirliğini savunmakta.

Ne var ki yeni açıklanan savunma tedarik planı, üretilecek 12 denizaltının konvansiyonel tahrikli olmasını öngörüyor. Bu plana itirazlar gecikmedi.

Avustralya son yıllarda savunma alımlarına geniş pay ayırmakta ve son derece modern silah sistemleri tedarik etmekte. Boeing 737-700MESA Wedgetail Havadan Erken İhbar ve Kontrol (HEİK) uçağı tedariği, 24 adet F/A-18F Super Hornet, MRH-90 genel maksat helikopteri, Hobart sınıfı hava savunma destroyeri, Canberra sınıfı LPH, M-1 Abrams sadece ilk etapta akla gelen projeler. Önümüzdeki 20 yılda savunma bütçesi her yıl artarak büyüyecek.

Bu kapsamda, nükleer denizaltı tartışmaları önem kazanıyor, zira Asya - Pasifik bölgesinde denizaltında çok yoğun bir hareketlilik yaşanmakta:

Singapur kısa süre önce İsveç'ten 2 adet A-17 Vastergötland sınıfı denizaltının ilkini, Archer adı ile hizmete aldı. A-17 sınıfı, devredilmeden önce Yunanistan'ın Tip 209 / 1200 sınıfına Neptune II projesi ile yaptığına benzer şekilde gövdesi uzatılarak AIP havadan bağımsız tahrik kabiliyeti kazandı. Stirling motoru ile donatılan Archer sınıfı denizaltılar Singapur'un gereksinimlerine göre modern atış kontrol sistemleri ile donatıldı.

Endonezya yeni nesil dizel elektrik denizaltı için önce Rusya'ya yönelmişti ancak gelen son haberlere göre Güney Kore'den Tip 209 tedariğinin olasılığı artmış durumda.

Malezya Scorpene sınıfı denizaltıları hizmete almaya başladı.

Çin'in özellikle SSBN ve SSN filosunu genişletmeye yönelik çalışmaları devam ediyor.

Arihant adlı ilk nükleer denizaltısını denize indirmeye hazırlanan Hindistan, Rusya'dan kiraladığı Nerpa adlı Akula tipi nükleer denizaltıyı bu sene sonlarına doğru hizmete alacak. Kilo sınıfı denizaltıları, ziyadesiyle uzayan yarı ömür modernizasyonunda olan ve bu projede sıkıntılar yaşayan Hindistan, 6 adet Scorpene üretecek. Scorpene'lerden 3'ü MESMA AIP tahrik sistemine sahip olacak.

Agosta 90B'ler ile AIP kabiliyetine sahip olan Pakistan'ın 3 adet Tip 214 alımı söz konusu.

Tayvan uzun süredir dizel elektrik denizaltı konusunda ABD nezdinde lobi yapmakta.

Güney Kore'nin güçlü bir Tip 209 filosu bulunmakta. Halen devam eden 3 adet Tip 214 (KSS-2) inşa projesi, 6 adetlik opsiyonun işletilmesi ile devam edecek. 3,000t deplasmanlık özgün tasarım KSS-3 şimdilik rafa kaldırılmış durumda.

Bölgesinde ciddi etkinlik iddiasında olan Avustralya'nın bu ortamda denizaltı savunma harbi teknolojilerine yatırım yapması kaçınılmaz oluyor: P-8A Poseidon projesine ortak olarak katılım da bunun bir uzantısı. ABD'nin P-8 filolarının büyük kısmını Pasifik bölgesinde konuşlandırma planı da bir tesadüf değil elbet...

Aşağıda bu konu ile ilgili Avustralya'daki tartışmalara örnek olarak iki haber var. Önümüzdeki dönemde Pasifik'teki suların daha da ısınması muhtemel gibi...


Navy 'must rule out nuclear subs'

Cameron Stewart | December 27, 2007

THE Rudd Government is under pressure to rule out nuclear submarines as a future option for the Royal Australian Navy.

The Defence Department plans to examine the feasibility of nuclear-powered submarines as part of its studies into the next generation of submarines to replace the conventionally powered Collins-class fleet from 2025.

The Australian revealed yesterday that Defence Minister Joel Fitzgibbon had ordered planning to begin for the submarine replacement project - the longest and most expensive defence project undertaken in Australia.

The new submarines are considered essential to counter an expected arms race in the Asian region as Indonesia, China and India seek to expand their submarine fleets.

Defence says all options for the new submarines will be considered and it is too early to rule anything in or out, including the controversial nuclear option.

Opposition defence spokesman Nick Minchin said the Government should immediately reject the option of nuclear submarines.

"Australia has no capability or expertise to build or maintain nuclear submarines and the Collins-class boats have proved that conventional submarines can do the job," Senator Minchin said. "Rather than have a distracting debate, Labor should just rule out the nuclear option now."

While refusing to rule out the nuclear option, Mr Fitzgibbon yesterday played down the prospect of the navy acquiring a nuclear submarine fleet. "Without pre-empting the outcome of various studies, I note that Australia has been able to maintain a capability edge in the submarine area using conventionally powered boats and I expect we will be able to do so in the future," he told The Australian.

Nuclear-powered submarines are three times more expensive than conventional diesel-powered vessels and are more complex and costly to maintain. But they are faster than conventional submarines and can travel indefinitely underwater without having to surface every few days as the diesel-powered vessels do.

Submarine Institute of Australia president Peter Briggs welcomed the Government's commitment to build a new generation of submarines but said they should be conventional.

"I think they should rule out the nuclear option because frankly we do not have time for such a major debate if we are to deliver new submarines by 2025," Mr Briggs said.

'Australia has no nuclear industry and no nuclear facilities at our universities, and so we don't have the personnel or the knowledge required."

Australia Defence Association executive director Neil James said Defence was right to examine the option of acquiring nuclear submarines, but that it was unlikely the nuclear option would ultimately be accepted.

The 17-year submarine replacement project could cost up to $25billion, according to the independent think tank the Kokoda Foundation.

Defence will canvass a range of futuristic options for the new submarines, which are expected to be capable of carrying long-range cruise missiles and futuristic mini-subs.

The unmanned mini-subs will be capable of being launched from the "mother" submarine, giving greater overall protection while also increasing the options for attack.

These remote-controlled vehicles can be sent many kilometres away from the mother ship to search for other submarines, gather intelligence or even transport an SAS team to a secret location.

Planning for the new fleet will begin immediately with the aim of gaining "first pass" approval for the design phase from cabinet's National Security Committee in 2011.


http://www.theaustralian.news.com.au/story/0,25197,22974718-2702,00.html


Lobby calls for nuclear submarines

Brendan Nicholson

July 17, 2009

AN INFLUENTIAL defence lobby group says Australia's 12 new submarines should be nuclear powered to give them the range and speed to carry out extended patrols far away off North Asia.

The Navy League says the rejection of nuclear propulsion for the submarines in the recent defence white paper was "hasty and unconsidered" and "an absurd decision when one remembers we are one of the largest exporters of uranium".

Four nations that operate in the Indian and Pacific oceans, Russia, China, India and the United States, operate nuclear submarines, says the league in the latest edition of its publication The Navy. "If Australia is to maintain its technological edge it too should opt for nuclear propulsion," it says.

The league, which includes many retired senior officers, has urged the Federal Government to reverse the decision that the submarines would be conventionally powered.

It says nuclear submarines are much faster and have very much longer range than conventional boats, and Australia, in particular, needs that range if it is to send submarines far into the North China Sea.

Asked yesterday if a rethink was likely, a Defence spokesman referred The Age to the white paper and said nothing had changed. That document said that "the Government has ruled out nuclear propulsion for these submarines".

Defence specialists told The Age that without a nuclear industry in Australia, building and running nuclear submarines would be extremely difficult.

Analyst Andrew Davies, of the Australian Strategic Policy Institute, said Australia had neither the political will nor the technical capability to field a nuclear submarine in the foreseeable future.

"Given the challenges that lie ahead in the development of Australia's future subs, we shouldn't waste time and energy pursuing the idea," Dr Davies said.

The league says the Government wanted a new submarine that was able to travel very long distances secretly, and that a nuclear submarine could do that much more effectively than a conventional one.

It points out that China is building its own nuclear ballistic missile submarines and attack submarines used to destroy ships and other submarines.

Retired rear admiral Andrew Robertson said nuclear submarines had unlimited endurance and could operate for as long as their crews were able to man them.

"They can circumnavigate the world submerged at high speed," he said.

He said the lack of civil industrial back-up was not insurmountable. He said skilled technicians would be needed in the navy and its supporting industries, but that the latest nuclear submarines did not need reactor refuelling in their entire lives and this reduced the support they needed.


http://www.theage.com.au/national/lobby-calls-for-nuclear-submarines-20090716-dmxr.html

Etiketler: , , , , ,

17 Temmuz 2009 Cuma

Hindistan'ın Nükleer Denizaltı Projesi: Güncelleme

Hindistan'ın Nükleer Denizaltı Projesi ile ilgili yeni gelişme: India Today'in haberine göre "Arihant" olarak adlandırılan nükleer takatli saldırı denizaltısı, resmî bir törenle 26 Temmuz günü denize indirilecek.

Habere göre Arihant, Hindistan'ın 1980'lerin sonlarında Sovyetler Birliği'nden kiraladığı "Charlie I" sınıfı baz alınarak tasarlandı.

ATV projesinin, Rus Proje 670A Skat (NATO kod adı "Charlie I") türevi olduğuna dair başka Hint kaynakları da mevcut. Dolayısıyla bu bilginin doğruluk derecesi yüksek olabilir. ATV ile Charlie I arasındaki tasarım benzerliği hakkında daha sağlıklı bilgiyi muhtemelen denize iniş töreni sırasında elde etmek mümkün olacak, en azından görsel tasarım açısından.


PM's wife to launch INS Arihant, India's first nuclear submarine

Sandeep Unnithan

New Delhi, July 16, 2009

Prime Minister Manmohan Singh’s wife Gursharan Kaur is to crack the auspicious coconut marking the historic launch of India’s first nuclear-powered ballistic missile submarine at the naval dockyard, Visakhapatnam on July 26. The launch, which naval tradition demands always be performed by a lady, is also the tenth anniversary of the conclusion of the Kargil War.

The Arihant is a copy of the Charlie class nuclear submarine leased from the Soviet Union in 1987.

After spending over a decade cloaked under an obscure project name, the Advanced Technology Vessel (ATV) India’s first nuclear submarine finally gets a name: Arihant (destroyer of enemies), pulled out of a list with options like Astra. But more importantly, the Arihant propels India into an exclusive league of only five other nations who have designed and built their own nuclear-powered submarines. It also marks the first step towards the acquisition of the third leg of the nuclear triad— a secure underwater platform for launching nuclear weapons.

Based on the design of a Charlie-1 submarine which India leased from the former Soviet Union between 1987-’91, the submarine is currently housed in a completely-enclosed dry-dock called the Shipbuilding Centre (SBC) in Visakhapatnam. The launch, where the long, narrow dry dock is to be flooded with water from the harbor and the submarine floated out, is only the first step.

The Arihant is to be towed out of the SBC into an enclosed pier for its harbor trials. The trials will prove its nuclear power plant and auxiliary systems before it heads out into the Bay of Bengal for sea trials and weapon trials of the 12 K-15 ballistic missiles it is armed with. It will take the submarine between two and three years before commissioning.

In the meantime, the navy will get its first nuclear submarine, the Chakra, an Akula-2 class nuclear powered attack submarine currently undergoing sea trials in the Pacific Ocean off Vladivostok. The Chakra is to be commissioned later this year before sailing to Visakhapatnam. The submarine (known s the Nerpa in Russian service) is being acquired on a ten-year lease from Russia under a secret agreement signed in January 2004. India paid $ 650 million for the completion and lease of the submarine which is being acquired to rapidly train crews to man the fleet of three nuclear submarines which are to be inducted by 2015. Hull sections of two more ATVs have been completed by L&T at its Hazira facility and are to be transported to the SBC for assembling soon after the Arihant vacates dock space.
http://indiatoday.intoday.in/index.php?option=com_content&task=view&id=51956&sectionid=4&secid=&Itemid=1&issueid=114

Etiketler: , , ,

14 Temmuz 2009 Salı

Hindistan'ın Nükleer Denizaltı Projesi

Hindistan, "Advanced Technology Vessel" projesi dahilinde inşa ettiği ilk nükleer saldırı denizaltısı "Chakra"'yı Ağustos ayında denize indiriyor.

Chakra'nın, Proje 971 Akula tasarımı baz alınarak geliştirildiği belirtiliyor. Aynı tipteki "Nerpa" adlı denizaltı Rusya'dan kiralanmış, ancak devir teslimden hemen önce gerçekleşen bir kaza sonucu 20 denizci hayatını kaybetmişti. Nerpa'nın, onarımını müteakiben bu sene sonunda Hint DzK'ne teslim edilmesi söz konusu.

Eğer aşağıdaik haberde belirtildiği gibi ATV projesinin ilk denizaltısına gerçekten de Chakra adı verilecekse, Hint DzK'de üç adet "Chakra" hizmete girmiş olacak:

1. Chakra (I): Ocak 1988 - Ocak 1991 tarihleri arasında SSCB'den kiralanan, Proje 670A Skat (NATO kod adı: Charlie) tipi K-43 denizaltısı. Bu denizaltıya Hint DzK, Proje 06709 kodunu vermişti,

2. Chakra (II): 2009 - 2019 yılları arasında kullanılmak üzere kiralanan ancak transferden önce, 09.11.2008 tarihinde yangın geçiren, Proje 971A Nerpa (NATO kod adı Akula II) tipi K-152 Nerpa denizaltısı,

3. Chakra (III): Advanced Technology Vessel projesi ile üretilen ilk Hint yapımı denizaltı. Habere göre bu denizaltı, Rus Proje 971 Şçuka (NATO kod adı "Akula I") tasarımını baz alıyor.

Hindistan'ın uzun vadeli hedefi, toplam 5 adet ATV sınıfı SSN inşa etmek.

July 11, 2009

India's home-built nuke sub

Vessel set to launch before Aug 15, but sea trials another 1-1/2 years away

By Ravi Velloor, South Asia Bureau Chief

NEW DELHI - INDIA'S home-built nuclear submarine will make its first splash shortly, certainly before Prime Minister Manmohan Singh addresses the nation on Aug 15, people familiar with the plans said.

'The original idea was for the PM to finish his independence day speech and then travel to Vizag to launch the submarine,' a senior official told The Straits Times, using the abbreviation for Vishakhapatnam, a city on India's eastern seaboard.

'But that was not considered feasible. So we are planning the event a few days ahead of that, depending on the PM's schedule.'

The launch of the nuclear-powered submarine will mark a milestone in the super-secret Advanced Technology Vessel (ATV) programme and is the first step to completing India's nuclear triad: the ability to launch nuclear missiles from the air, land and now, sea.

Alongside that, India has been testing its sea-launched ballistic missiles.

'The August launch is essentially to float the tub in the dock,' sources said. 'Sea trials are still another 18 months away, but we are fully confident of the machine.'

Defence Minister A.K. Antony said in February that the project was in its final stages. 'Some years back, there were some bottlenecks in terms of supply of parts. It is over now. We will announce the vessel's launch whenever it is ready.'

The ATV programme charter is believed to be for an initial three submarines, probably the size of 6,000 tonnes each. It garners the combined resources of more than two dozen government and private organisations. Started in the 1970s, the trickiest part of the project was apparently to design the miniaturised nuclear reactor, for which some help came from Russia. The 100MW electrical reactor is said to use highly enriched uranium.

People familiar with the plans said the design includes several measures to prevent nuclear radiation in the event of a lethal accident. Two decades ago, Moscow loaned India a Charlie-class nuclear submarine so it could gain experience with nuclear submarines. That vessel joined the Indian Navy as the INS Chakra.
http://www.straitstimes.com/Breaking%2BNews/Asia/Story/STIStory_401713.html

Etiketler: , , ,

08 Haziran 2009 Pazartesi

Haftalık Bakış #8: Denizaltı Dünyasında Son Gelişmeler


Denizaltı Dünyasında Son Gelişmeler

Özellikle 2001’den bu yana sıklıkla telaffuz edilen (ancak şahsî kanaatime göre aslında yeni bir kavram da olmayan) kıyı suları muharebesi (Littoral Warfare), bu ihtiyaca yönelik çözümlere savunma pazarında rağbeti artırmış durumda. Dünya donanmaları artık sadece açık denizlerde seyredecek suüstü ve sualtı gemilerine yatırım yapmıyorlar. Savunma sanayiinin ve donanmaların ilgi odağında, kıyıya yakın (kahverengi) sularda harekât icra edebilecek yetenekte gemiler var. Bu bağlamda, özellikle Basra Körfezi, Aden Körfezi, Malakka Boğazı, Akdeniz gibi “sıcak nokatalar”ın daha da ısınması ile birlikte denizaltıların, bilhassa dizel elektrik denizaltıların popülaritesi daha da artmış durumda.

Bu yazımda, dünya denizaltı pazarındaki güncel gelişmeleri derlemeye çalıştım. Dünyada halen aktif hizmette denizaltı bulunduran ülke sayısı 36. Bu ülkelerin tamamını ve denizaltı filolarının güncel durumları ile en son gelişmeleri derlemek, bir köşe yazısının boyutlarını bir hayli zorlayacak bir çaba olur. O yüzden kendimce en önemli gördüklerimi, mümkün olduğunca yukarıda saydığım sıcak bölge ülkelerini içerecek şekilde sıraladım.

Almanya: Halen beş adet Tip 206 dizel elektrik ve dört adet Tip 212A sınıfı AIP dizel elektrik tahrikli denizaltıya sahip Almanya, 22.09.2006 tarihinde iki adet daha ilave Tip 212A sipariş etti. Diğer kullanıcısının İtalya olduğu Tip 212A’lar, konvansiyonel denizaltılar içinde en gelişmiş tasarımlardan biri.

Kısa süre önce savunma basınının gündemine gelen bazı haberler doğru ise, Alman Deniz Kuvvetleri’nin hizmetine girecek üçüncü tip denizaltı Tip 214 olacak. Yunanistan için üretilen ancak çeşitli sorunlar nedeniyle teslimatı bir türlü gerçekleştirilemeyen Papanikolis denizaltısının Almanya tarafından satın alınması gündemde. Denizaltının, uluslararası denizaşırı harekâtlarda giderek daha fazla geniş çaplı rol alan Almanya tarafından kullanılması mümkün; üçüncü ülkelere satılmak üzere için tadil de edilebilir. Zira Papanikolis, her ne kadar standart Tip 214 tasarımı olsa da, sonuçta Yunan Deniz Kuvvetleri’nin belirlediği teknik şartnameye göre üretilmiş edilmiş bir denizaltı.

Halen geliştirme ve deneme çalışmaları süren IDAS (Interactive Defense and Attack System for Submarines) denizaltından ateşlenen hava savunma / kara saldırı füze sistemi, yakın gelecekte Tip 212A’ların, DM2A4 Seehecht torpidoları ile birlikte standart silah sistemi olacak. En son U33 denizaltısı 29.05.2008 tarihinde IDAS ile başarılı bir deneme atışı gerçekleştirmişti.

Avustralya: Avustralya Deniz Kuvvetleri’nin envanterinde, İsveç Kockums tasarımı 6 adet Collins sınıfı denizaltı bulunuyor. Bir dizel elektrik denizaltıya göre yüksek sayılabilecek 3,350t dalışta deplasmana sahip bu botlar, yakın gelecekte ABD ile ortak geliştirilen Mk48 Mod7 ADCAP CBASS torpidolarını kullanacaklar. En son RIMPAC 2008 tatbikatı sırasında, Waller denizaltısı, bu torpidonun deneme atışını gerçekleştirdi.

Personel sıkıntıları yaşayan Avustralya denizaltı filosunda bu nedenle, aktif göreve hazır bot sayısının düşük olduğuna dair eleştiriler Mayıs ayında basına yansıdı. Denizaltıcı personel sayısının artırılması, Avustralya’nın önündeki ciddi bir problem, zira bu ülke 2030’a kadar 12 adet yeni nesil denizaltı üretmeyi planlıyor. Ayrıntıları kısa süre önce açıklanan tedarik planına göre Avustralya 6 adet Collins’i 2025 yılından itibaren, 12 adet yeni ve muhtemelen tonaj bakımından da benzer bir denizaltı tasarımı ile değiştirecek.

Sea 1000 adı verilen yeni nesil denizaltı projesine ilişkin çalışmalar, Avustralya Savunma Bakanlığı tarafından 27.10.2008 tarihinde, 4.67 milyon Avustralya Doları (2.85 milyon ABD Doları) bütçe ile başlatılmıştı. Buna göre kavramsal tasarım çalışmalarının 2010 yılında başlaması ve projeye hükümet onayının 2011’de verilmesi öngörülmekte. Denizaltının tasarımında ABD ile yakın işbirliği gerçekleştirilmesi gündemde; özellikle atış kontrol ve muhabere sistemlerinin tasarımında, ABD’nin hizmete alacağı yeni nesil nükleer denizaltılarda kullanılacak sistemlerinden faydalanılması söz konusu. Halihazırda Collins sınıfı botlar, Raytheon AN/BYG-1 komuta kontrol sistemini haiz.

Avustralya’da zaman zaman nükleer tahrikli saldırı denizaltısı üretimine dair de tartışmalar gerçekleşiyor. Bu tip botların tedariğini savunan ciddi bir askerî ve sivil bürokrat grubu bulunmakta. Öte yandan Avustralya Savunma Bakanı Joel Fitzgibbon, 27.12.2007 tarihinde, Sea 1000 projesi ile ilgili bir soruya verdiği yanıtta henüz proje modelinin kesinleşmediğini, nükleer tahrik sistemi de dahil olmak üzere tüm alteratiflerin değerlendirileceğini belirterek, bu seçeneğe bir bakıma açık bir kapı bırakmış oldu. İşçi Partisi hükümetine karşı duran muhalefetin bu projeye keskin bir itirazı bulunuyor. Dolayısıyla Avustralya’daki siyasi durum Sea 1000’in kaderi üzerinde belirleyici etkiye sahip olabilir.

Brezilya: Brezilya Deniz Kuvvetleri envanterinde halen 4 adet Tip 209 / 1400 Tupi sınıfı ve bir adet geliştirilmiş Tupi sınıfı dizel elektrik denizaltı bulunmakta. Tupi’ler Türk Deniz Kuvvetleri’ndeki Preveze / Gür sınıfı ile büyük ölçüde benzerlik taşımakta.

Brezilya’nın gündeminde büyük ve iddialı bir proje var: Nükleer tahrikli saldırı denizaltısı (SSN). Okyanusa kıyısı olan ülkenin, açıklarındaki geniş petrol kaynaklarının da dikte ettirdiği, denizde uzun süre kalabilme ve uzun erim ihtiyacının bir uzantısı olan projenin geçmişi 1980’lerin başlarına kadar uzanıyor.

2008 Aralık ayında biraraya gelen Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva ile Fransa Devlet Başkanı Nicolas Sarkozy, Fransa’nın Brezilya’ya SSN projesinde teknoloji transferi ve tasarım desteği vermesi hususunda anlaşmışlardı. Sözkonusu zirvede ayrıca, Brezilya’nın 4 adet Scorpene sınıfı konvansiyonel (detayları net olmasa da kuvvetle muhtemel AIP dizel elektrik tahrikli) ve 50 adet EC-725 Cougar genel maksat / nakliye helikopteri alımı da karara bağlandı.

Rio de Janeiro yakınlarında yeni bir denizaltı üssü ve nükleer reaktör inşası projeleri ile eşgüdümlü ilerleyen projede, denizaltının reaktörünün kıyı tesisindeki denemelerine 2014 yılında başlanması, denizaltıya ise 2019 yılında entegre edilmesi planlanıyor.

Bu proje ile birlikte Brezilya, nükleer silahlara sahip olmadan nükleer tahrikli denizaltı kullanan ilk ülke olma sıfatını taşıyacak.

Endonezya: Halen iki adet Alman yapımı Tip 209 / 1300 Cakra sınıfı denizaltıya sahip Endonezya’nın gündeminde 2 ya da 3 adet yeni dizel elektrik denizaltı tedariği bulunuyor. Teklife Çağrı Dosyası’nın hazırlandığı projede yer alan iki aday Rus yapımı Kilo sınıfı ile Güney Kore’nin önerdiği Alman lisanslı Tip 209’lar.

Endonezya’nın Cakra’ları Güney Kore tarafından modernize ediliyor. 2005 yılında 60 milyon Dolar tutarındaki sözleşme ile 401 Cakra, Daewoo tarafından modernize edilerek Nisan 2006’da görevine tekrar başladı. Proje kapsamında denizaltının dizel makinası, tahrik sistemi ve teknesi yenilenmesi, yeni seyir radarı, sonar, seyrüsefer ve atış kontrol sistemi entegrasyonu yer alıyor. İkinci bot, 402 Nanggala’nın modernizasyonu için yine Daewoo ile bu yılın Nisan ayında 75 milyon Dolar tutarında bir sözleşme imzalandı. Çalışmaların 2011 yılında tamamlanması planlanıyor.

Güney Kore’nin Tip 209 teklifinin, Endonezya’dan CN-235 deniz karakol uçağı alımını da içeriyor olduğuna dair haberler mevcut. Dolayısıyla Tip 209 alımının ihtimali daha yüksektir denebilir.
Güney Kore: Tip 214’ün Yunanistan ile birlikte ilk ihraç müşterisi olan Güney Kore’nin denizaltı filosu hatırı sayılır bir büyüklüğe sahip ve tamamı Alman menşeili botlardan müteşekkil. Halihazırda Güney Kore Deniz Kuvvetleri bünyesinde 9 adet Tip 209 / 1200 modeli, KSS-1 sınıfı dizel elektrik tahrikli denizaltı görevde bulunuyor. KSS-1’lerin ilki HDW’nin Kiel tersanesinde, geri kalan 8’i ise Daewoo’nun Okpo tersanesinde inşa edildi.

Güney Kore KSS-2 projesi kapsamında Kasım 2000'de Tip 214 tasarımını seçti. İhalede Tip 214'ün rakibi Fransız Scorpene modeli idi. Tip 214'ün seçimi ile birlikte Rusya'dan 1.75 mlyar $ karşılığında ikinci el Proje 636 Kilo modeli denizaltı alım planı da iptal edildi. Tip 214'lerin yurtiçinde üretim ihalesi de, 1.12 milyar $ karşılığında Hyundai Heavy Industries grubuna verildi. Hyundai proje boyunca HDW'den teknoloji transferi ve teknik destek sağlamakta.

Başlangıçta üç botu kapsayan projede opsiyon olan 6 ilave denizaltı için karar 2007 yılında alındı. Böylelikle Güney Kore, proje bittiği zaman 9 adet Tip 214 sınıfı AIP tahrikli denizaltıya sahip olacak.

Güney Kore’nin gündeminde ayrıca 3,000 ton deplasamana sahip KSS-3 sınıfı okyanus tipi denizaltının da insaşı bulunuyor. Projenin detayları henüz netleşmemiş durumda.

Hindistan: Hindistan’da denizaltı alanında halen iki önemli proje devam ediyor: Advanced Technology Vessel (ATV) ve Proje 75.

ATV projesi uzun vadede toplam 5 adet nükleer tahrikli saldırı denizaltısının Visakhapatnam’daki Hindustan Shipyard tersanelerinde inşasını içeriyor. İlk denizaltı için çalışmalar halen, Rusya’nın desteği ile devam etmekte.

Hindistan nükleer denizaltı kullanımına yabancı bir ülke değil. Hindistan, 1988 – 1991 yılları arasında SSCB’den Proje 670A Skat (NATO kod adı "Charlie I") sınıfı K-43 denizaltısını kiralamıştı. Project 06709 kodu verilen program ile eğitim ve konsept belirleme çalışmalarında kullanılan denizaltıya Hint Deniz Kuvvetleri’nde verilen isim Chakra idi.

ATV projesine hazırlık ve personel yetiştirilmesi amacıyla Hindistan Rusya’dan yine nükleer denizaltı kiralamak için 2000’lerin ortalarında girişimlerde bulunmuş, 2008 yılında Proje 971A (NATO kod adı “Akula II”) sınıfı K-152 Nerpa denizaltısının 10 yıllığına ve 700 milyon Dolar bedelle kiralanması hususunda anlaşmaya varılmıştı. Nerpa, Chakra II adı ile Hint Deniz Kuvvetleri’ne devir teslim için hazırlanırken 08.11.2009 tarihinde kaza geçirdi. Makina dairesinde çıkan yangın sonucu 6 denizci ve 14 işçi hayatını kaybetti. Tamiratı süren Nerpa denizaltısının sonbaharda devredilmesi planlanıyor. Öte yandan Hint Deniz Kuvvetleri’nin ilave Proje 971A kiralamayı değerlendirdiği haberleri mevcut.

Hindistan’ın halen devam eden bir diğer önemli denizaltı projesi, Proje 75 adı altında Scorpene denizaltılarının üretimi. İlk ikisi Fransız DCNS firmasının Cherbourg tersanelerinde üretilen botların geri kalan 4’ü Bombay’daki Mazagon tersanelerinde inşa edilecek. Proje 75 için yaklaşık 3.5 milyar $ tutarındaki sözleşme 06.10.2005 tarihinde imzalanmıştı

Hindistan ayrıca 1997 yılında başlayan bir proje ile, envanterindeki 10 adet Proje 877EKM Kilo tipi, Sindhugosh sınıfı dizel elektrik denizaltısını modernize etmekte. Modernizasyon kapsamında denizaltılara Novator Alfa 3M54E1 Klub (NATO kod adı SS-N-27) seyir füzesi fırlatma kabiliyeti eklenmesi, Rus yapımı orijinal bataryaların Alman yapımı daha uzun ömürlü bataryalarla değiştirilmesi ve ana makina sisteminin iyileştirilmesi, sonar, muhabere ve atış kontrol sisteminin yenilenmesi gibi kalemler bulunuyor. Rusya ile yürütülmekte olan diğer projeler gibi uzun gecikmeler ve entegrasyon sorunları ile boğuşulan projede 2008 sonu itibari ile 4 denizaltı, tadilatları tamamlanarak tekrar hizmete girdi.
İran: Fars Haber Ajansı’nın 1 Haziran tarihli haberine göre yerli üretim ilk denizaltı, Ghadir, hizmete girdi.

İran İslam Cumhuriyeti Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Habibullah Seyyari’nin beyanına göre, Ghadir’in inşası 10 yıl sürmüş. 948 bordo numaralı Ghadir, “Cüce Denizaltı” (Midget Submarine – SSW) sınıfına giriyor. Bu tür botlar daha ziyade sızma, sabotaj ve vur kaç tipi görevler için daha uygun. Menzilleri, seyir süratleri ve azami dalış derinlikleri konvansiyonel dizel elektrik tahrikli denizaltılara kıyasla daha düşük olmasına rağmen özellikle sığ sularda harekat için bazı ülkeler tarafından tercih ediliyorlar.

İran Deniz Kuvvetleri envanterinde halihazırda 3 adet Proje 877EKM “Kilo” modeli, Tarık sınıfı olarak adlandırılan dizel elektrik tahrikli denizaltı bulunuyor. 1992 – 1996 yılları arasında hizmete giren bu denizaltılar, olası bir kriz döneminde, Basra Körfezi’ndeki ticaret gemileri ve ABD Deniz Kuvvetleri (USN) unsurlarına karşı büyük tehdit oluşturmaktalar.

Kanada: Kanada, denizaltılar açısından makus bir talihe sahip. Ve bu bedbahtlık daha uzun süre devam edeceğe benziyor.

Kanada, İngiltere’nin 1980’lerin ikinci yarısında hizmete alıp kısa süre kullandıktan sonra Soğuk Savaş’ın bitmesi ve bütçe kesintileri nedeniyle erken emekliye ayırdığı 4 adet Upholder sınıfı denizaltıyı, 1998 yılında satın aldı. Akabinde denizaltılar, İngiltere’deki Barrow tersanelerinde uzun bir tadilat ve modernizasyon işlemine tabi tutuldular. Kanada Deniz Kuvvetleri’nde Victoria sınıfı olarak adlandırılan denizaltılar, hizmet ömürlerinin sonuna gelmiş Oberon sınıfının yerini alacaktı.

İlk üç denizaltı (Victoria, Corner Brook ve Windsor), modernizasyonlarının tamamlanmasını müteakiben sırasıyla Aralık 2000, Mart 2003 ve Hazian 2003’te hizmete girdi. Son denizaltı, 879 borda numaralı Chicoutimi, Barrow tersanesinde 01.10.2004 tarihinde düzenlenen bir törenle Kanada Deniz Kuvvetleri’nde resmen hizmete girdi ve ardından yeni evine doğru yolculuğuna çıktı. Ancak bu yolculuk bir felaketle sonuçlandı: 05.10.2004 günü, İskoçya açıklarında, botun elektrik tesisatındaki bir kısa devre nedeniyle yangın çıktı. Olayda bir denizci hayatını kaybetti. Bir yandan Atlas Okyanusu’nda yakalandığı fırtına, diğer yanda zehirli duman ve yangınla boğuşan denizaltı, güçlükle Kanada’daki Halifax Tersanesi’ne çekildi ve tamir işlemleri için kuru havuza alındı. 2006’ya kadar süren ayrıntılı teknik değerlendirme ve hasar tespit çalışmaları neticesinde, denizaltının en az 2010 yılına kadar hizmete dönemeyeceği ortaya çıktı.

Chicoutimi’nin daha görevine başlamadan hizmet dışı kalması, diğer botların üzerine büyük bir yük bindirdi. Gerek bu yük, gerekse Kanada’nın kontrol etmesi gereken denizlerin genişliği, hizmetteki bu üç denizaltının normalden daha kapsamlı bir bakım ve tadilat işlemine ihtiyaç duymaları sonucunu doğurdu. “Extended Docking Work Period” (EDWP) adı verilen bu bakım ve tadilat programı dahilinde ilk iki bot, Victoria ve Windsor halen kuru havuzda ve 2010 yılında tekrar göreve dönecekler. Kanada’nın halen aktif görevdeki tek denizaltısı, Corner Brook ise 2011 yılında kuru havuza alınacak. Corner Brook’un EDWP’ye alınması aslında 2008 yılına planlıydı ancak Chicoutimi’nin kaza geçirmesi ve bu denizaltının hasar tespit ve tamirat maliyetinin astronomik boyutlara ulaşması, bunu geciktirdi.

Chicoutimi’nin tamiratı, EDWP programı ile birleştirilecek; denizaltının 2012’den önce hizmete dönmesi mümkün değil.

Kanada Victoria sınıfını hizmette tutmak için yaklaşık 1.5 milyar Dolar harcayacak.

Portekiz: Portekiz ile Alman German Submarine Consortium arasında 2 adet (+1 opsiyon) adet Tip 209PN Tridente sınıfı denizaltının üretimine ilişkin alımına ilişkin 911 milyon Dolar tutarındaki sözleşme, 21.04.2004 tarihinde imzalanmıştı. Offset boyutu 1.42 milyar Dolar olan proje kapsamında üretilecek botlar, AIP tahrik sistemini haiz olacak.

İlk Tip 209PN, S167 Trindete’nin Mart 2010’da, ikinci denizaltı, S168 Arpao’nun Ocak 2011’de hizmete girmesi planlanıyor. Üçüncü bot için opsiyon henüz işletilmiş değil.

Tip 209PN’ler, Portekiz DzK’deki halen ömürlerinin sonuna gelmiş iki adet Fransız Daphne modeli Albacora sınıfının yerine geçecek.

Rusya Federasyonu: RIA Novosti haber ajansının haberine göre, geçtiğimiz sene bir kaza geçiren nükleer saldırı denizaltısı Nerpa’nın, tamirini müteakip, önümüzdeki sonbaharda tekrar hizmete girerek planlandığı gibi Hint Deniz Kuvvetleri’ne kiralanacak.

Geçen sene 8 Kasım’da, seyir denemeleri sırasında yangın çıkan Proje 971A (NATO kod adı “Akula II”) sınıfı denizaltıda 3 denizci ve 17 işçi hayatını kaybetmişti.

Hint DzK ile 10 yıl için 500 milyon Dolar tutarındaki kiralama anlaşması bu kazanın ardından dondurulmuştu.

Öte yandan yine RIA Novosti’nin 1 Haziran tarihli haberine göre halihazırda Rusya Federasyonu Deniz Kuvvetleri’nin hizmetinde aktif sadece 8 adet nükleer başlıklı balistik füze taşıyabilen denizaltı (SSBN) kalmış durumda.

Habere göre Rus Deniz Kuvvetleri’nin denizaltı durumu şu şekilde:

- Proje 667BDRM (NATO kod adı “Delta IV”) sınıfı 6 adet SSBN, R-29RM Sineva (NATO kod adı SS-N-23 “Skif”) balistik füzelerini taşımak üzere tadil edilmekte.

- 5 adet Delta IV sınıfı denizaltı aktif olarak Pasifik Filosu’nda görev vermekte.

- Proje 667BDR Kalmar (NATO kod adı “Delta III”) sınıfı SSBN’ler hizmet dışına çıkartılmakta.

- Proje 941 Akula (NATO kod adı “Typhoon”) sınıfı denizaltılarda geriye kalan son iki bot, Arhangelsk ve Severstal, Severodvinsk deniz üssünde kızakta, rezerv olarak tutuluyor. Görev sistemlerinin tamir ve modernizasyona ihtiyaç duyduğu bu denizaltılarda füze bulunmuyor.

- Typhoon sınıfının yerini alacak Proje 955 Borey sınıfının ilk botu, Yuri Dolgoruki’nin denemelerine bu sene Mart ayında başlandı. Bu denizaltılar, kamuoyunun da sıkça gündemine gelen Bulava stratejik füzeleri ile donatılacaklar. Diğer iki Borey sınıfı denizaltı, Aleksandır Nevski ve Vladimir Monomah ise halen Sevmaş Tersanesi’nde inşa halinde.

- Halen envanterdeki nükleer tahrikli saldırı denizaltı (SSN) sayısı yaklaşık 30, ancak bunların 17 adedi aktif hizmette.

- Hizmetteki dizel elektrik tahrikli denizaltı (SSK) sayısı yaklaşık 20. Proje 877 Paltus (NATO kod adı “Kilo”) sınıfı bu denizaltıların uzun dönemde, Novator Alfa 3M54E1 Klub (NATO kod adı SS-N-27) seyir füzeleri ile donatılmış Proje 677 Lada sınıfı botlarla değiştirilmesi planlanıyor.

- Rus Deniz Kuvvetleri’nin envanterinde ayrıca 7 adet özel maksatlı denizaltı bulunuyor. Habere göre bu denizaltılar ana amacı yeni teknolojilerin ve silah sistemlerinin denenmesi. Bu denizaltılarının tamamının mı yoksa bir kısmının mı aktif görevde olduğuna dair bir bilgi yok.

- Haberde ayrıca Project 20120 B-90 Sarov sınıfı yeni nesil bir dizel elektrik – nükleer tahrikli denizaltı projesinden varlığından bahsedilmiş. Söz konusu proje ile ilgili sağlıklı ve tutarlı bilgiye ulaşmak şu an için mümkün değil.

Yunanistan: Komşumuzun yeni nesil denizaltı projesi, tam anlamıyla bir yılan hikayesine dönüşmüş durumda.

Tip 214 projesinin ilk botu S120 Papanikolis 2004 yılında denize indirildi ve halen kesin kabulünün yapılmasını bekliyor. Bu denizaltının kesin kabulü yapılmadığı için ikinci bot S121 Pipinos da seyir testlerine çıkamıyor; limanda demirli beklemekte. Proje son derece spekülatif bir hal almış durumda: Alman tarafı (HDW), Yunanistan’ın kendilerine yüklü bir borcu olduğunu iddia ederken Yunanlılar ise uzun süre çeşitli tasarım problemleri olduğunu söyledikleri Papanikolis’in bu sefer de limanda eskidiği için kabulünü gerçekleştirmeyeceklerini, HDW’nin sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmediğini beyan ediyorlar.

Savunma basınına en son yansıyan haberlere göre Papanikolis’in Almanya tarafından satın alınarak Alman Deniz Kuvvetleri’nde hizmete girmesi değerlendiriliyor. Geri kalan 3 denizaltının ise üretimine devam edilebilir. Papanikolis ile ayrıca başta Polonya olmak üzere bazı ülkelerin de ciddi biçimde ilgilendiği haberleri mevcut.

Yunanistan, elindeki 4 adet Tip 209 / 1200 Okeanos sınıfı denizaltıdan ilkini, S118 Okeanos’u, 31 Mayıs 2002'de imzalanan Neptune II iyileştirme programı dahilinde kapsamlı bir modernizasyona soktu. Proje çerçevesinde gövde 6.5m daha uzatılarak, AIP yeteneği için Siemens PEM yakıt hücresi, Atlas Elektronik ISUS 90-15, FAS, SATCOM, Link-11 ve UGM-84 Sub Harpoon kabiliyeti entegre edildi. SST-4'ler yeni tip bir torpido ile değiştirilecek, ancak SUT'ler 2020 civarına kadar kullanılacak. Neptune II projesi üç adet Okeanos sınıfı denizaltıyı kapsıyordu, ancak yine savunma basınına düşen bazı haberlere göre bu projenin de Okeanos’un tekrar hizmete girmesini müteakip iptal edilmesi, onun yerine iki adet AIP tahrikli Tip 209 / 1400 alınması gündemde. Tip 209 / 1400 deyince, konunun meraklılarının aklına Türk Deniz Kuvvetleri’ndeki Preveze / Gür sınıfı “orijinal” Tip 209 / 1400 denizaltıları gelebilir, ancak söz konusu 1400’ler, muhtemelen Portekiz Tip 209PN’leri gibi dış görünüş, tasarım ve kabiliyet çok muhtemelen Tip 214’lerin aynısı olacaklar. Fark sadece sınıflandırmada (öyle ya, skandala dönüşen Tip 214 projesinden sonra hiçbir Yunanlı siyasetçi, iç kamuoyuna tekrar aynı denizaltıdan neden aldıklarını izah edemez’)

Yunanistan’ın halihazırda aktif görevdeki denizaltıları, 1971 – 1972 yılları arasında hizmete giren ve Neptune I projesi kapsamında kısmî modernizasyondan geçen Tip 209 / 1100 Glavkos sınıfı ile 1979 – 1980 arasında hizmete giren ve henüz Neptune II modernizasyonuna girmemiş üç adet Tip 209 / 1200 Poseidon sınıfı. Glavkos sınıfı denizaltıların bir ara Mısır’a satışı gündemdeydi ancak satış muhtemelen rafa kalkmış durumda.

Etiketler: , , , , , , , , ,

22 Nisan 2009 Çarşamba

Türk Deniz Kuvvetleri'ndeki Başlıca Gemi Kayıpları

Dün öğleden sonra, Ay sınıfı ve Tip 209/1200 modeli, TCG S-348 Saldıray denizaltısı, Gölcük Donanma Komutanlığı'nda limana bağlı iken, bakım sırasında meydana gelen bir patlama neticesinde hasara uğradı. Hürriyet gazetesinin haberine göre olayca Deniz Üsteğmen Abdullah Kılıç ile işçi Sami Aktaş ağır yaralandı. Olayda can kaybının yaşanmamış olması sevindirici. Yaralanan personelimize acil şifalar diliyorum.

Saldıray denizaltısının durumu ve hasarın boyutu ile ilgili bir bilgi, doğal olarak henüz yok. 1976 yılında hizmete girmiş ve Ay sınıfının ikinci üyesi olan bu bot, hasarın boyutuna göre tamire alınabilir ya da emekliye ayrılabilir. Bir başka deyişle zaten kısa vadede planlanan emekliliği erkene alınabilir.

Bu vesile ile Türk Deniz Kuvvetleri'nde bugüne kadar envanterden düşme ile neticelenen vak'arı hatırlatmak isterim

Donanmamıza güvenli, kazasız belasız seyirler dilerim.

Atılay: İsim babası Mustafa Kemal Atatürk olan Ay denizaltısı, Çanakkale'de görev seyri esnasında 14.07.1942 tarihinde mayına çarparak battı. Olayda 39 denizci şehit oldu. Batık 1992 yılında sivil dalgıçlar tarafından bulundu.

Sınıfı: Ay
Modeli: Germania
İnşa Edildiği Tersane: Taşkızak, İstanbul
Kızağa Konma: 14.08.1937
Hizmete Giriş: 1940
Hizmetten Çıkış: 14.07.1942



Dumlupınar: Eski ABD Deniz Kuvvetleri SS-325 Blower. Akdeniz'deki bir NATO tatbikatından dönerken 04.04.1953 tarihinde Çanakkale, Nara Burnu açıklarında İsveç bandıralı Nabolant şilebi ile çarpışarak battı. Olayda 81 denizci şehit oldu. Cumhuriyet dönemi askeri denizcilik tarihimizin en trajik olaylarından biri olan bu facia ile ilgili belgesel nitelikli bir film çekilmesi de gündemde idi.



Sınıfı: Gür
Modeli: GUPPY I (Fleet)
İnşa Edildiği Tersane: General Dynamics Electric Boat, Groton
Kızağa Konma: 15.07.1943
Denize İniş: 22.04.1944
Hizmete Giriş: 16.11.1950
Hizmetten Çıkış: 04.04.1953



Kocatepe: Eski ABD Deniz Kuvvetleri DD-861 Harwood. Kıbrıs Barış Harekâtı, 21.07.1974 tarihinde sırasında koordinasyon ve iletişim problemleri sebebiyle Türk uçakları tarafından bombalanarak batırıldı. 54 denizcimiz şehit oldu.

Sınıfı: Tepe
Modeli: Gearing FRAM I
İnşa Edildiği Tersane: Bethlehem Steel, San Pedro
Kızağa Konma: 29.10.1944
Denize İniş: 22.05.1945
Hizmete Giriş: 17.12.1971
Hizmetten Çıkış: 21.07.1974


P-338 Yıldırım: Eski ABD Deniz Kuvvetleri PG-95 Defiance olan bu hücumbotumuz, 23.11.1984 tarihinde İzmir-Dikili açıklarında yangın sebebiyle battı.

Sınıfı: Bora
Modeli: PG-84 Asheville
İnşa Edildiği Tersane:
Peterson, Sturgeon Bay

Denize İniş: 1968
Hizmete Giriş: 03.08.1973
Hizmetten Çıkış: 23.11.1984



Ç-136: EDIC sınıfı bir çıkartma gemisi olan Ç-136, 30.01.1985 tarihinde Doğanbey 85 tatbikatı sırasında Ege Denizi'nde fırtına sebebiyle battı. 39 denizci şehit oldu.


Sınıfı: Ç-107
Modeli: EDIC
İnşa Edildiği Tersane: Gölcük Tersanesi, Gölcük
Denize İniş: 1979
Hizmete Giriş: 1980
Hizmetten Çıkış: 30.01.1985


P-325 Meltem: Alman yapımı Tip 140 modeli bir hücumbot olan Meltem, 24 Eylül 1985 tarihinde İstanbul Boğazı'nda Rus Deniz Kuvvetleri'ne ait Khasan okul gemisi ile çarpışıp battı. Olayda 5 Türk denizcisi şehit oldu. Botun enkazı denizden çıkarılıp hurdaya ayrıldı.




Sınıfı: Kartal
Modeli: Tip 140
İnşa Edildiği Tersane: Friedrich Lürssen Werft, Vegesack
Hizmetten Çıkış: 24.09.1985



D-355 Tınaztepe: Eski ABD Deniz Kuvvetleri DD-765 Keppler. Kıbrıs Barış Hrekâtı'nda görev yaptı. 02.05.1984 tarihinde AYGAZ-3 tankeriyle çarpışarak ağır hasar aldı ve akabinde 31.10.1984 tarihinde hizmet dışına çıkarıldı. Olayda 4 denizci şehit oldu.


Sınıfı: Tepe
Modeli: Gearing FRAM I
İnşa Edildiği Tersane: Bethlehem Steel, San Pedro
Kızağa Konma: 23.04.1944
Denize İniş: 24.06.1946
Hizmete Giriş: 30.06.1972
Hizmetten Çıkış: 31.10.1984




DM-357 Muavenet: Eski ABD Deniz Kuvvetleri DM-33 Gwin. Yakın tarihimizin en tartışmalı olaylarından biridir. Display Determination 92 tatbikatı sırasında, 02.10.1992 tarihinde Amerikan CV60 Saratoga uçak gemisinden atılan iki adet Sea Sparrow ile köprüüstünden vuruldu. Olayda gemi komutanı Yarbay Kudret Güngör dahil 5 denizci şehit oldu, 18 denizci yaralandı.


Sınıfı: Zafer
Modeli: Alan M. Sumner
İnşa Edildiği Tersane: Bethlehem Steel, San Pedro
Kızağa Konma: 31.10.1943
Denize İniş: 09.04.1944
Hizmete Giriş: 24.08.1972
Hizmetten Çıkış: 22.04.1993


Not: Uyarısı için Tolga'ya teşekkürler...

Etiketler: , , , ,

20 Mart 2009 Cuma

Hürmüz Boğazı'nda Denizaltı Kazası

Son yıllarda artan denizaltı kazalarına bugün (20.03.2009) sabah saatlerinde bir yenisi daha eklendi: Hürmüz Boğazı'nda seyreden ABD Deniza Kuvvetleri'ne ait Los Angeles sınıfı nükleer saldırı denizaltısı USS SSN-768 Hartford ile San Antonio sınıfı amfibi çıkarma gemisi USS LPD-18 New Orleans çarpıştı. Kazada Hartford denizaltısındaki 15 mürettebatın hafif yaralandığı bildiriliyor. Her iki gemi de halen kendi tahrik sistemlerini kullanarak seyretmekteymiş, ancak New Orleans'tan, hasar alan yakıt tankı nedeniyle denize 25 bin galondan fazla mazot sızmış. Hartford'da herhangi bir nükleer yakıt sızıntısı rapor edilmemiş. New Orleans, ABD Deniz Kuvvetleri'nin en modern çıkarma gemilerinden biriydi.

Two U.S. Navy Vessels Collide in the Strait of Hormuz

From Commander, U.S. 5th Fleet Public Affairs
MANAMA, Bahrain – A U.S. Navy submarine and U.S. amphibious ship collided in the Strait of Hormuz early Friday morning, March 20, 2009. The collision between USS Hartford (SSN 768) and USS New Orleans (LPD 18) occurred at approximately 1:00 a.m. local time (5:00 p.m. EDT, March 19). Fifteen sailors aboard the Hartford were slightly injured and returned to duty. No personnel aboard New Orleans were injured. Overall damage to both ships is being evaluated. The propulsion plant of the submarine was unaffected by this collision. New Orleans suffered a ruptured fuel tank, which resulted in an oil spill of approximately 25,000 gallons of diesel fuel marine. Both ships are currently operating under their own power. The incident is currently under investigation. Both the submarine and the ship are currently on regularly scheduled deployments to the U.S. Navy Central Command area of responsibility conducting Maritime Security Operations (MSO). MSO set the conditions for security and stability in the maritime environment as well as complement the counter-terrorism and security efforts of regional nations. MSO deny international terrorists use of the maritime environment as a venue for attack or to transport personnel, weapons, or other material.
http://www.cusnc.navy.mil/articles/2009/046.html

Etiketler: , , , ,

28 Şubat 2009 Cumartesi

Yunanistan İki İlave Denizaltı Sipariş Ediyor


Jane's Navy International'da 27 Şubat tarihinde Tim Fish imzası ile yayınlanan habere göre, Yunanistan, Alman Thyssen Krupp Marine System firmasına iki yeni denizaltı siparişi vermeye hazırlanıyor. Denizaltılar Tip 209/1400 modeli ve Havadan Bağımsız Tahrik Sistemi'ne (AIP - Air Independent Propulsion) sahip olacaklar.

Bu iki denizaltının siparişi, 2002 yılında sözleşmesi imzalanan Neptune II modernizasyon projesinin de iptali anlamına geliyor. USD 1,040,000,000 tutarındaki Neptune II projesi, Yunan Deniz Kuvetleri (YDzK) envanterinde bulunan 4 adet Tip 209/1200 sınıfı denizaltıdan üçünün, AIP ve modern komuta kontrol ve silah sistemleri ile donatılmasını kapsıyordu. Projenin kapsamında ilk denizaltı, S-118 Okeanos üzerindeki işlemler bitmiş ve denizaltı tekrar denize indirilmişti. Okeanos'un 2010 yılında YDzK hizmetine tekrar girmesi bekleniyor.

Büyük bir soruna dönüşen Tip 214 tedariğinde henüz yeni bir gelişme yok. İlk bot, Papanikolis'in teslimatı için henüz herhangi bir gelişme yok, teslimat olmadığı için ikinci bot Pipinos'un nihaî kabul denemelerine başlanamıyor.

Bu sipariş, bazı açılardan son derece ilginç. Şöyle ki:

1. Yunanistan iki ilave Tip 214 değil, Tip 209/1400 sipariş ediyor

Tip 209/1400, halen Türk Deniz Kuvvetleri'nde Preveze sınıfı (Tip 209/1400) ve Gür sınıfı (Tip 209/1400+) olarak toplam 8 adet hizmette bulunan, en son Güney Afrika Deniz Kuvvetleri'nde Manthatisi sınıfı (Tip 209/140SAN) olarak 3 adet hizmete girmiş, son derece modern komuta kontrol, muhabere ve silah sistemlerine sahip, dünyanın halen hizmetteki en modern dizel elektrik denizaltılarından biri. En son Portekiz tarafından Tip 209PN olarak iki adet sipariş edildi. Ancak bu denizaltılar gerek gövde tasarımları gerekse görev sistemleri açısından Tip 214 sınıfının neredeyse birebir aynısı.

Burada yanıtının alınması için beklenmesi gereken soru şu:

YDzK Tip 209/1400'leri, aynı Portekiz Tip 209PN gibi, Tip 214'ün neredeyse aynısı mı olacak, yoksa Manthatisi ya da Gür sınıfı gibi mi? Bu soru şunun için önemli. Eğer birinci durum geçerliyse bu denizaltılar Tip 209PN + AIP = Tip 214 demektir.

Bu da, Papanikolis sınıfı ile ilgili Yunan tarafının şimdiye kadar yaptığı tüm haber, yayın ve şikayetlerin en hafif tabiriyle abartı olduğunun tescili anlamına gelir. Nitekim Yunanistan, teknik sorunlar nedeniyle teslim almamakta ısrar ettiği bir denizaltı modelinden iki adet daha ilave sipariş etmiş olacaktır.
2. İki ilave denizaltı, Skaramanga Tersanesi'nde inşa edilecek.

Skaramanga Tersanesi, Alman HDW firmasına ait. Bu tersanenin bir başka özelliği, halen Yunanistan'da firkateyn boyutundaki savaş gemileri için inşa, modernizasyon ve bakım kabiliyetine sahip tek tesis olması. Rakip Elefsis Tersanesi henüz, korvet sınıfından büyük gemi inşa ya da bakımını üstlenmiş değil.

Bu durum, Yunanistan'ın 3+3 (bazı kaynaklara göre 4+2) adet yeni nesil firkateyn projesinde önemli bir etken.

Zira bu projede en şanslı aday olan FREMM / FREDA firkateyninin üreticisi Fransız Armaris firması, Elefsis Tersanesi ile ortak; birlikte teklif verecekler. Tip 214 projesinin iptalinin söz konusu olduğu sıralarda Skaramanga Tersanesi'nin ALmanlar tarafından satılması iddiaları gündeme gelmişti. Bu, Armaris için önemli bir avantaj teşkil edebilirdi, zira Elefsis Tersanesi'ne firkateyn inşa ve bakımı için ilave altyapı yatırımı yapmaktansa bu kabiliyeti haiz bir tersaneye sahip olabilecekti. Gelinen bu noktada, Armaris için Elefsis Tersanesi'ne ilave yatırım yapmaktan başka yol görünmüyor. Bu, kaçınılmaz olarak FREMM / FREDA'nın maliyetini yükseltecektir. Armaris'in yeni nesil firkateyn projesindeki şansı düşebilir.

Papanikolis sınıfındaki sorunların çözülüp diğer 214'lerin de hizmete girmesi, bir yandan da Tip 209/1400'lerin üretilmesi, bu arada kaybedilen zaman, Neptune II gibi inanılmaz derecede yüksek riske ve düşük maliyet-etkinliğe sahip bir proje, sahip olunmayan ve uzun bir süre daha olunması mümkün olmayan modern ağır torpido kabiliyeti...

Yunan denizaltıcılar uzunca bir süre komşularına gıptayla bakacaklar gibi görünüyor...

Hellenic Navy orders two new Type 209 submarines

Date Posted: 27-Feb-2009

Jane's Navy International

Tim Fish

The Hellenic Navy is to order two new Type 209 submarines with air-independent propulsion (AIP) after aborting planned upgrades for two in-service boats, an industry source told Jane's on 24 February.

Details of the decision emerged two days before the Poseidon-class submarine HS Okeanos was relaunched after completing its mid-life modernisation (MLM) under the navy's Neptune II programme.

Okeanos was the first of three Type 209 submarines due for upgrade by Hellenic Shipyards in Skaramangas under Neptune II, but the programme has now been halted at just the one boat.

The source said that the navy and Greek Ministry of Defence (MoD) have now asked the shipyard, a subsidiary of ThyssenKrupp Marine Systems (TKMS), to deliver two new AIP-equipped Type 209 submarines instead of continuing with the modernisation programme.

New-build Type 209/1400s were selected over rival contenders - procurement of Type 214s was also under consideration - to make maximum use of the material packages already ordered for the Neptune II MLM, the source added.

Okeanos re-entered the water on 26 February with a Siemens PEM fuel cell AIP system - which required the insertion of a 6.5 m-long hull plug - and a new Atlas Elektronik ISUS 90-46 integrated combat management system (CMS).

It is believed to be only the fifth time that AIP has been retrofitted into a submarine, following similar work in Sweden's two Södermanland (A 17)-class boats, Japan's Harushio-class unit JS Asashio and Germany's Type 205 submarine U 1 .

The Hellenic Navy's eight in-service Type 209s are divided into two classes: four Glavkos-class submarines (Type 209/1100) commissioned in 1971 and 1972, and four Poseidon-class boats (Type 209/1200) that entered service in 1979 and 1980. All were built by Howaldtswerke-Deutsche Werft (now part of TKMS) in Kiel.

When first conceived, the Neptune II MLM was intended to bring three of the Poseidons into commonality with the navy's four new Papanikolis-class (Type 214) submarines, which are being fitted from build with Siemens AIP.

The EUR826 million (USD1.04 billion) contract for the Poseidon MLM was awarded to Hellenic Shipyards in 2002 and Okeanos arrived at the yard in November 2004. As well as AIP and the new CMS, the submarine also received a flank array sonar, optronic mast, sub-Harpoon sub-surface-to-surface missiles, SATCOM, Link II and torpedo countermeasures. The diesel engines, alternators and electric motor were overhauled. Following sea trials Okeanos is scheduled to return to Hellenic Navy service in 2010.

Meanwhile, the Type 214 acquisition programme has been delayed. Acceptance of first-of-class Papanikolis (which was built in Kiel and launched in April 2004) and sister-ship Pipinos (launched by Hellenic Shipyards in April 2007) is awaiting the resolution of a dispute between TKMS and the Greek MoD over alleged technical deficiencies and financial settlements with the first boat.

The four Glavkos-class submarines - HS Glavkos , HS Nereus , HS Triton and HS Proteus - were upgraded under the Neptune I programme between 1993 and 2000, and are expected to decommission when the Papanikolis class enters service.

Etiketler: , , , , , , , ,

22 Ocak 2009 Perşembe

Bir Firkateyn... Bir Firkateyne Krallığım...


Düzenli olarak takip ettiğim internet günlüklerinden biri olan Information Dissemination’da yer alan “Was That a Rhetorical Question Admiral?” (“Bu, cevabını beklemediğiniz bir soru muydu Amiral?”) başlıklı yazı, uzun süredir kafamın içinde birbirinden bağımsız parçalar halinde dolanan düşünceleri bir araya getirmeye çalışmak için bana ilham verdi.

Günlüğün sahibi Galrahn yazısında, Oramiral Barry McCullough’un Navy Times, Aviation Week ve Government Executive dergilerine verdiği mülakatlar üzerinden ABD Deniz Kuvvetleri’nin (USN) güncel projeleri ve tedarik politikalarına yönelik eleştirilerini sıralıyor. Aslında Galrahn’ın uzun süredir dile getirdiği ve özellikle LCS hakkında olanlarına sonuna kadar katıldığım eleştirileri ayrı bir yazı konusu olabilecek kadar kapsamlı.

Ancak benim dikkatimi çeken, aşağıdaki cümleler oldu:
... Airpower and submarines will determine who establishes command of the sea in the next major war between any two major powers, so the surface navy should embrace its role as the global guardian of the sea in peacetime, and ships should be designed accordingly. That means 86 the battleship, we can accept far fewer than 86 top of the line battleships to protect our high value units and maintain our high end capability, and by accepting fewer than 86 we can begin building a true fleet of smaller "frigates/cruisers" in numbers to address the combatant commanders requirements for presence...
Türkçe’si aşağı yukarı şu şekilde:
“ Büyük güçler arasındaki bir sonraki büyük savaşta hava gücü ve denizaltılar, denizlere kimin hükmedeceği hususunda belirleyici rol oynayacaklardır. Dolayısıyla suüstü muharebe gücü, barış zamanında denizlerin bekçiliği görevini üstlenmeli; savaş gemileri buna göre tasarlanmalıdır. Bu, 86 büyük parça savaş gemisinden daha azı ile yüksek değere sahip unsurlarımızı koruyabileceğimiz; daha küçük firkateyn/kruvazör’lerden oluşan bir donanma inşa etmeye başlayarak, komutanların ihtiyaçlarına cevap verebileceğimizdir”.
Bu fikrin ana hatları şu şekilde yorumlanabilir:

1. Denizlere hakimiyet iki boyutludur: Savaş zamanı ve barış zamanı.

Terörizm, kaçakçılık ve korsanlık gibi yeni tehdit unsurları ile, Soğuk Savaş sonrası değişen uluslararası ilişkiler ağı; kanımca “Savaş Zamanı” ve “Barış Zamanı” kavramlarını da kendi içlerinde karmaşık hale getirdi. Bir deniz gücünün savaş zamanı karşılaşacağı tehditler iki ana alt gruba ayrılabilir: Eşit bir güce karşı yürütülen mücadele (askeri güçleri yaklaşık eşit seviyelerdeki iki ülkenin sıcak savaşı) ile asimetrik mücadele. Asimetrik mücadelede, bir devlet ile devlet dışı örgüt ya da grupların (terörizm, korsanlık vb) karşılaşması öncelikli olarak ele alınabilir. Ancak kanımca bu kategori büyük bir devlet ile deniz gücü kapasitesi kısıtlı küçük bir devletin çatışmasını da içerecek şekilde genişletilebilir (Örnek: 2008 Kafkasya Savaşı sırasındaki deniz çatışmaları)

Barış Zamanı deniz tehditleri, savaş zamanı ile kesişim kümesine sahiptir: Terörizm, kaçakçılık ve korsanlık. Bunlara ilaveten doğal afet sonrası yardım ve kurtarma harekâtları, barışı koruma ve tesis etme harekâtları, çokuluslu tatbikatlar, bayrak gösterme amaçlı manevra ve ziyaretler, arama ve kurtarma harekâtları (buna ilişkin en son dramatik örnek Avustralya Deniz Kuvvetleri’nin kısa süre önce gerçekleştirdiğidir: Bir kazazedeyi kurtarmak için bir firkateyn ve bir ikmal gemisi görevlendirilmiştir – Son derece etkili ve caydırıcılığı yüksek bir harekât olmuştur) sıralanabilir.

2. Hava gücü ve denizaltılar geniş kapsamlı bir sıcak savaşta denizlerin hakimiyetinin hangi tarafta olacağı konusunda belirleyici olacaklardır:

Hava gücünün denizdeki varlığı yakın döneme kadar deniz karakol ve taktik taarruz uçakları ile Denizaltı Savunma Harbi (DSH) maksatlı helikopterlerle sınırlıydı. Gelişen teknoloji ve “müştereklik”, sınırları belirsizleştirdi, sahaya yeni oyuncular sürdü: Silahlı ve silahsız, döner ve sabit kanatlı insansız hava araçları, uydular, veri aktarım sistemleri, uzun menzilli hassas güdümlü tahrikli ve tahriksiz mühimmat ve sair kavram, boyutu, tonajı ve görevi ne olursa olsun gemilere yönelmiş hava tehdidini Soğuk Savaş dönemiyle kıyaslanamayacak ölçüde karmaşık ve çok boyutlu hale getirdi.

Denizaltılar ise “U Boot” filmindeki atalarından çok çok uzaktalar artık... Zavallı hedefin yakınlarına sessizce süzülüp torpidoyu sallayıp dua etmekten ibaret değil görevleri. Artık çok çeşitli komuta kontrol ve haberleşme sistemleri kullanıyorlar, uzun menzilli silahlara sahipler, çok daha sessizler, çok daha uzakları “duyabiliyorlar”. Deniz ticaret hacmi git gide artıyor, bırakın bir savaş gemisini, bir kuru yük gemisinin kaybı bile onulmaz yaralar açabiliyor. Haftada bir bir Liberty’nin denize indiği dönemler çok geride kaldı.

Füze ve bombalar daha ölümcül artık, çok daha akıllı ve hassaslar. Ve daha da korkuncu: Gitgide ucuzluyorlar!

Öte yandan savaş gemileri gitgide daha karmaşıklaşıyor, daha uzağı, daha çok şeyi görmeleri isteniyor; daha fazla unsurlar aynı anda konuşabilmeleri isteniyor; daha fazla anten, daha fazla radar, daha fazla almaç, daha fazla cihaz taşıyorlar. Daha büyük hedef haline geliyorlar. Daha fazla denizde kalmaları, daha uzun menzile gidebilmeleri, yetmezmiş gibi gerektiğinde çok sayıda deniz piyadesini ya da deniz komandosunu ya da daha da beteri kazazedeyi ya da mülteciyi taşıyabilmeleri, besleyebilmeleri isteniyor. Köprüüstleri anten ve radar ormanına dönüşüyor.

Ve bu gemilerin savaşın dışına itilmeleri için koşullara göre bir tanksavar füzesi ya da ucuz bir radar güdümlü füze isabeti bile yeterli olabiliyor. Savaş gemilerini safdışı bırakmak için ille de batırmak gerekmiyor: Köprüüstüne hatta ve hatta 2006’da İsrail’in Sa’ar 5 sınıfı korveti Hanit’te olduğu gibi kıç tarafına bir isabet bile yeterli olabiliyor. Batması ya da daha sonra tamir edilerek göreve dönmesi çok önemlideğil: Vurulduğu andan itibaren satranç tahtasının dışına çıkması kâfi.

3. Suüstü muharebe gücünün esas etkinliği barış zamanı görevlerinde ortaya çıkmaktadır:

Büyük devletler arasında topyekün sıcak savaş olasılıkları gittikçe düşmekte: Bu, küreselleşmenin dolaylı bir sonucu aslında. Çıkar ilişkileri çok daha karmaşık, kutuplar belirli değil, her ne kadar Atlantik ve Avrasya arasında derin ayrımlar olsa da. Çokuluslu şirketler bazı ülkelerden daha güçlü ekonomik güce sahip olabiliyorlar, BlackWater gibi “sivil müteahhit”ler denkleme dahil olmaktalar ve daha da derinlere inecekler gibi görünüyor, ordular eğitim ve lojistik başta olmak üzere pek çok hizmeti ticari şirketlerden satın almaya başladılar (bkz: Private Financed Initiative); terörizm, kaçakçılık, yerel ve sınırlı ölçekli çatışmalar, mikromilliyetçilik, barışı koruma ve kurtarma, artan kentleşme dolayısıyla doğal afetlerin sivil nüfus üzerindeki yıkıcı ve öldürücü etkilerinin daha da artması.... gibi hususlar savunma ve güvenlik ihtiyaçlarını dramatik şekilde değiştirmekte. Bir savaş gemisinin denize inişinden emekliye ayrılana kadar katıldığı belli başlı büyük ölçekli harekâtların, barışı koruma ya da afet yardımı ulaştırma görevleri ile sınırlı kalması ihtimali artık çok daha yüksek: Soğuk Savaş döneminde böyle değildi, zira ortada çok ciddi bir Dünya Savaşı ve çok sayıda orta ölçekli savaş olasılığı bulunmaktaydı.

Öte yandan barış zamanı tehdit kaynaklarının bu denli geniş bir yelpazeye yayılması, donanmaların sırtına savaş zamanı görevler kadar ağır yük bindirmekte, burası kesin.

4. Modern donanmaların tedarik projelerinde firkateynlere yönelinmelidir:

İşte silistrenin “zırt” dediği yer burası! Galrahn’ın dile getirdiği ve benim de mensubu olduğum bu düşünce akımı, firkateyn ve korvet sınıfı, nispeten hafif ve küçük, ancak öncellerinden daha uzun süre denizde kalabilen ve daha uzun süre daha fazla personeli idame edebilen, sürât ve manevra kabiliyetlerinin yanı sıra denizcilik özellikleri (seakeeping) açısından ileri seviyede, astronomik fiyat etiketlerine sahip olmayan gemileri savunmaktadır.

Aynı “Anayurt Güvenliği” (Homeland Security) ya da Ağ Merkezli Muharebe (Network Centric Warfare) saçmalıkları gibi eski köye yeni adet getirmekten başka bir şey vaat etmeyen Kıyı Suları Muharebeleri (Littoral Warfare) kavramı, allı pullu terimlerle makyajlanmış, üzerine 11 Eylül fondöteni sürülmüş kocaman bir palavradır. Sorarım Eilat hangi sularda batırıldı? Arap – İsrail Deniz Savaşları hangi okyanusta (!) cereyan etti? 1982 Falkland Deniz Muharebeleri Atlas Okyanusu’nun ortasında mı, Falkland Adaları’nın kıyılarında mı gerçekleşti? İran – Irak Savaşı’ndaki Tanker Savaşları’nda Irak Mirage F1’leri Exocet’leri Pasifik Okyanusu’nda mı salladı? 1991 Körfez Savaşı’nda Irak hücumbotları hangi kıyıların açıklarında batırıldı? Irak 2003 Körfez Savaşı öncesi Hint Okyanusu’na mı mayın döşemeye kalktı? Kardak Adacıkları çevresinde iki komşu ülke donanmasını kaç metrekareye sığdırdı? 1915 Destanı bir okyanusun dibinde mi, Çanakkale Boğazı sularında mı yazılmıştır?

1945 – 1992 arası dönemde bir 3. Dünya Savaşı çıkmış olsaydı Atlas Okyanusu çelik yığınları ile dolacak, her türlü uçan ve yüzen makina bu soğuk ve derin ve karanlık ve acımasız sularda birbirini parçalayacaktı. Ancak 3. Dünya Savaşı asla patlak vermeyecek bir savaştı ve onun dışındaki tüm soğuk ve sıcak savaşlar okyanuslardan uzakta, karalara yakınlarda savaşıldı, kıyı suları her zaman tehlikeliydi, hatta bir açıdan bakılırsa kıyı suları muharebeleri eskiden daha yakıcıydı.

Çünkü eskiden ülkeler savaşırdı, ülkelerin muhripleri ve firkateynleri ve hücumbotları savaşırdı. Şimdi çatışmalar daha asimetrik: Destroyere bodoslama dalıyor Jet Ski’ler, firkatenyler korsan Zodiac’larını kovalıyor, Gidiyor Slava sınıfı kruvazör, limandaki Sahil Güvenlik botuna füze sallıyor, ve dahi ne tür absürdlükler.

Sanki bir çocuk oyuncak dükkanında yüzlerce çeşit gemi ve bot oyuncağı bulmuş, rastgele birbirleriyle savaştırıyor. O denli bir saçmalık söz konusu. Oyunu bitince hepsini aynı sepete koyacak annesi ama o zamana kadar her türlü kombinasyonu deneyecek yumurcak.

Tehdit, niteliğinde değişiklikler olmakla birlikte, yeni değil. Sürpriz değil. Beklenmedik hiç değil.

USS Vincennes’i bilir misiniz? İran yolcu uçağını düşüren Vincennes’i? Neden oldu o olay? Çünkü Vincennes o sırada silahlı İran motorbotları ile uğraşıyordu. Koskoca AEGIS kruvazörü küçücük derme çatma Doçkalı, RPG’li botlarla cebelleşiyordu. Ne kadar acınası bir Davud – Golyat sahnesi! Sene 1980’ler... Bu satırların yazarı henüz ilkokulda, Evren Paşa cumhurbaşkanı, bırakın özel kanallar açılmamış, gökdelenlere uçaklar dalmamış.

Velhasıl, boyutları ne olursa olsun kıyı suları öteden beri en berbat görev alanlarıydı savaş gemilerinin. “11 Eylül sonrası uluslararası konjonktür”den bahsetmek de pek faydalı olmuyor, C4ISR, NCW falan hiç hem de.

Sonuç olarak,

Halihazırda devam eden pek çok firkateyn / destroyer projesinin, önümüzdeki onyılda olgunlaşacak modern savaş gemisi tasarım felsefesinin ön adımları olduğunu düşünüyorum. Halen firkateyn ve destroyerler arasındaki sınır belirsizleşmiş durumdadır. İşin içine Hava Savunma Harbi ve Komuta & Kontrol görevleri girince adı firkateyn olan gemiler adamakıllı destroyer görünümü kazanmaktadırlar. Üstüne bir de kullanıcı ülkenin deniz ilgi ve menfaatlerinin mesafesinin uzun olması da eklenince tonajlar bayağı bayağı şişmektedir. Ancak ben bunun geçici bir trend olduğunu, yakın gelecekte firkateyn ve korvet tasarımlarının yere daha sağlam basar hale geleceğini düşünüyorum.

Korvet ve firkateynler için yeni bir dönemin yaklaştığına inanıyorum.

Etiketler: , , ,

04 Kasım 2008 Salı

DCNS, SMX-23 ve SMX-24 Denizaltı Tasarımlarını Tanıttı

Fransız DCNS tersanesi, EuroNaval 2008 askeri deniz sistemleri fuarında, kıyı suları muharebelerine uygun olarak geliştirdiği SMX-23 Andrasta ve SMX-24 denizaltı tasarımlarını sergiledi.

SMX-23, DCNS tarafından bir süredir çeşitli fuarlarda maketleri sergilenen bir konsept tasarımdı. Bu tasarımı en son Kuala Lumpur'daki DSA 2008 fuarında inceleme fırsatı bulmuştum.

SMX-23 Andrasta
Uzunluk: 48.8m
Deplasman: 855t
Sürat: 15kt
Azami umk: 200m
Silah sistemleri: 6 x 533mm tüp (torpido, UGM, mayın)
Menzil: 15 gün / 3,000nm
Personel: 19 (+8 SAT komandosu)




SMX-23 Andrasta


ARES Blog'unda verilen habere göre DCNS SMX-23'ün daha detaylı bir tasarımını sergilemiş:

http://sitelife.aviationweek.com/ver1.0/Content/images/store/12/10/9c4d1588-09e3-4a52-aa0b-80d4fff1a52e.Large.jpg
Arka plandaki FREMM türevi tasarıma dikkat.

SMX-23'ün dikkat çeken bir tasarım özelliği, 6 adet torpido tüpünün mukavim tekne (pressure hull) dışında olması ve yedek torpido taşınmaması. Bu, mukavim tekne içinde personel ve elektronik sistemler için daha fazla yer ayrılması, mukavim teknenin tüpler için delinmeyerek basınca karşı daha dayanıklı olması ve ağırlıktan tasarruf imkânı sağlamış.

Yeni sergilenen SMX-24 ise, görebildiğim kadarıyla SMX-23 konseptinin bir adım daha ilerletilmesi ile elde edilmiş bir tasarım. Oldukça sıradışı bir dış görünüme sahip. İlk başta dikkat çeken özelliği, tüm silah tüpleri, özel kuvvet / SAT araç - gereç ve hatta yedek yakıt tankı gibi ekipmanın tekne dışında taşınıyor olması. Yaklaşık 3,450ton deplasmana ve Havadan Bağımsız Tahrik (Air Independent Propulsion - AIP) sistemine sahip olması planlanan SMX-24'ün, 2020 civarında hizmete görebileceği öngörülmüş. Dalmış durumda 20kt sürat yapabileceği 30 güne kadar sualtında seyredebileceği belirtiliyor.

http://sitelife.aviationweek.com/ver1.0/Content/images/store/14/1/ee4d113c-f7fa-443d-a143-02ef3449a23e.Large.jpg


Etiketler: , , , , ,

30 Mayıs 2008 Cuma

IDAS Füze Sisteminin İlk Deneme Atışı Gerçekleştirildi


Alman Deniz Kuvvetleri'ne ait Tip 212A tipi U-33 denizaltısı, IDAS denizaltıdan fırlatılan hava savunma füzesinin deneme atışını gerçekleştirmiş.

Torpido tüpünden ve denizaltı dalış durumundayken fırlatılan IDAS füze sistemi, havadan havaya kısa menzilli IRIS-T füzesi baz alınarak tasarlanmış ve öncelikli hedefleri DSH helikopterleri, alçak uçan DK uçakları ve hücumbot, liman tesisi vb gibi satıh unsurları.

IDAS-Flugkörper erstmals vom Uboot gestartet

Eckernförde, 30.05.2008, Björn Arne Krüger (PIZ Marine).

Am 29. Mai ist der Uboot-Lenkflugkörper IDAS (Interactive Defence and Attack System for Submarines) zum ersten Mal vom getauchten Uboot U 33 zu einem Testflug gestartet. Versuche von Land aus waren vorher bereits erfolgreich.

Selbstverteidigungssystem

Das Boot der Klasse 212 A startete vor der Eckernförder Bucht den gelenkten Flugkörper aus einem Torpedorohr. Noch unter Wasser entfaltete er seine Flügel, zündete das Triebwerk und durchstieß die Wasseroberfläche. Danach ging IDAS in einen kontrollierten Flug über. Nach Ende des Versuches wurden Teile des Flugkörpers wieder geborgen.

"Mit IDAS könnten unsere konventionellen Uboote künftig das fortschrittlichste Selbstverteidigungssystem der Welt erhalten", sagt Vizeadmiral Hans-Joachim Stricker. "Das Waffensystem bietet für Uboote in küstennahen Gewässern den größtmöglichen Eigenschutz", ergänzt der Befehlshaber der Flotte.

Zur Einführung des Systems sind jetzt noch weitere technische Schritte notwendig. Nach der derzeitigen Bundeswehrplanung könnte der Flugkörper frühestens 2014 der Marine zur Verfügung gestellt werden.

Kaynak

Etiketler: , , ,