26 Şubat 2010 Cuma

Yunanistan ve FREMM: Başka Bahara mı?

Yunanistan'daki, Başbakan Papandreu'nun deyimi ile "ulusal egemenliğe tehdit" haline dönüşen ekonomik krizin, ülkenin savunma tedarik projelerine olumsuz etkisi gitgide daha da hissedilir oldu. Önce Tip 214 Papanikolis yeni denizaltı inşa ve Poseidon II denizaltı modernizasyon, ardından 5 adet deniz karakol uçağı alım projelerinin iptali ardından yeni ileri jet eğitim uçağı alım ve MEKO 200 modernizasyon projelerinin belirsiz bir süre ile ertelenmesi, komşunun savunma alanında yaşadığı sıkıntıların tezahürü.

Bu sıkıntı ve darboğazı daha iyi anlamak için deniz karakol uçağı projesi örnek olarak verilebilir: Yunanistan'ın envanterindeki ABD'den ikinci el tedarik edilen P-3B Orion deniz karakol uçakları faydalı hizmet ömürlerini tamamladı ve aktif hizmetten çekilmiş durumdalar. Bu uçakların yerini almak için bir süredir devam eden yeni nesil karakol uçak tedarik projesi ise iptal edildi. Yani şu anda Yunan Deniz Kuvvetleri'nin Ege ve Doğu Akdeniz'de havadan keşif, denizaltı savunma harbi, karakol ve arama ve kurtarma maksadı ile kullanabileceği, sabit kanatlı bir uçak bulunmuyor.

İşte bu ortamda, zaten üzerinde Demokles'in kılıcı sallanan bir başka proje, yeni nesil firkateyn inşa projesi de tehlikeye girmiş durumda (ayrıntılar için: Yunanistan ve FREMM).

Jane's Defence Weekly'nin haberine göre, Fransız DCNS firması, Yunanistan'ın ekonomik sorunlarının, bir sözleşme imzalanması ihtimalini büyük oranda azalttığını düşünüyor. Toplam bedeli USD 2,900,000,000 olması beklenen proje, DCNS tarafından, FREMM firkateyni için kısa vadede gerçekleşmesi en muhtemel satış olarak ifade edilmekteydi. Ancak Yunanistan'da patlak veren büyük ekonomik kriz ve akabinde uygulamaya konulması öngörülen kamu harcamalarının sıkı denetimi, büyük çaplı savunma alımlarının ertelenmesi ya da iptalini gündeme getirecek gibi görünüyor. Nitekim ülkedeki büyük çaplı askeri resm-i geçitler iptal edildi, kara kuvvetlerinde 30%'a varan personel ve araç gereç indiriminden bahsedilmeye başlandı.

Bu durumun uzantısı olarak DCNS'in FREMM satışı için olası müşteriler listesinde Yunanistan alt sıralara inmiş durumda. Başka bir ifadeyle, DCNS Yunanistan'dan umudunu kaybetmek üzere.

Fas'a bir adet satış sözleşmesi imzalanmış FREMM için halen Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Cezayir diğer muhtemel müşteriler olarak belirtiliyor.   



Greek debt crisis 'may hinder' DCNS FREMM deal

Date Posted:  25-Feb-2010

Jane's Defence Weekly

J A C Lewis JDW Correspondent
   Paris

French warship manufacturer DCNS has conceded that Greece's debt problems have dashed its hopes of landing a contract to supply the Hellenic Navy with six FREMM frigates.

"The debt crisis obviously complicates the picture," a DCNS official told Jane's on 22 February. "Talks are still going on but we now see little chance of a positive outcome in the foreseeable future."

Earlier in 2010 a senior DCNS official said that Greece was the strongest prospect for a sale worth an estimated EUR2.2 billion (USD2.9 billion), while defence figures in Paris were predicting that a memorandum of understanding on the FREMM deal could be penned when Greek Prime Minister George Papandreou visits Paris, expected by mid-2010.

However, because of revelations concerning the true extent of Greece's debt, Athens has been downgraded to being just one prospect among others in DCNS' drive to find export customers for FREMM. France has so far sold only one of the 5,000-ton frigates to Morocco, while Paris is in talks concerning FREMM with Saudi Arabia, the United Arab Emirates and Algeria. The French Navy has ordered 11 of the new frigates.

Greece stated on 22 January that it had begun negotiations with France on FREMM after excluding German, Dutch and Spanish yards from its competition to acquire six frigates. In April 2008 DCNS forged a partnership with Elefsis Shipyards that called for all six of the hulls to be built in Greece, while DCNS would essentially supply the rest, including propulsion and weapon systems functionality.

Etiketler: , , ,

14 Ocak 2010 Perşembe

Türk Deniz Kuvvetleri'nde Firkateynler


İkinci el firkateyn transferlerini incelediğim ve halen devam eden çalışmamın, Türk Deniz Kuvvetleri ile ilgili bölümü:
 


İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra NATO’ya üyeliği ile birlikte diğer kuvvetlerde olduğu gibi Türk Deniz Kuvvetleri’nde de (TDzK) uzun süren bir yabancı sistemlere bağlılık başladı. 1980’lerin sonlarına kadar Türk Deniz Kuvvetleri’nin ana vurucu gücünü, ABD’den yardım kapsamında gelen, İkinci Dünya Savaşı gazisi, FRAM (Fleet Rehabilitation and Modernization) I ve II modernizasyonlarına tabi tutulmuş Alan M Sumner ve Gearing sınıfı destroyerler teşkil etti.

Deniz kuvvetlerindeki ABD’ye olan bu bağlılığın kırılmasına yönelik (Berk refakat muhribi girişimi sayılmazsa) ilk ciddi adım, 1982 yılında Alman Blohm und Voss tersanesi ile imzalanan Track I projesi sözleşmesi idi. 4 adet MEKO 200TN tipi genel maksat firkateyninin ilk ikisinin Almanya’da, geri kalan ikisinin Gölcük Tersanesi’nde inşa edilmesini içeren proje ile Türk Deniz Kuvvetleri’nin hizmetine ilk kez modern firkateynler girmiş oldu. Bu projeyi 19.01.1990 tarihinde imzalanan ve iki adet firkateyni içeren Track IIA ve 14.12.1992 tarihinde imzalanan, yine iki gemiyi kapsayan Track IIB projeleri takip etti. Track I firkateynleri Yavuz sınıfı olarak 1987 – 1989 yılları arasında, Track II firkateynleri ise Barbaros (Track IIA) ve Salih Reis (Track IIB) sınıfı olarak 1997 – 2000 yılları arasında hizmete girdiler. Track IIC olarak adlandırılan ve yine 2 firkateyni içeren dördüncü paket ise hayata geçirilmedi.

MEKO 200’ler ile birlikte TDzK ilk kez gemilerden hava savunma füzesi kullanma kabiliyetine erişmiş oldu.

MEKO 200 Projesi’nin, Doğan sınıfı hücumbot projesi ile birlikte, Türkiye’de modern bir askeri gemi inşa sanayii kurma girişiminin ilk aşamasını teşkil ettiği söylenebilir. Bu proje ile birlikte Türk gemi inşa sanayii, modern savaş gemisi tasarım, inşa ve sistem entegrasyon konularında bilgi ve tecrübe sahibi oldu. Ancak bu projenin, Türkiye’nin savaş gemisi konusunda dış bağımlılığını bir anda sona erdirmesi mümkün değildi. Nitekim 2000’lerin başlarına kadar FF-1052 Knox, FFG-7 Oliver Hazard Perry ve ardından A-69 D’estienne D’orves sınıfı firkateynler transfer edildi.

NATO müşterek tatbikatlarından olan Display Determination 1992 sırasında, 01.10.1992 gecesi ABD uçak gemisi Saratoga’dan ateşlenen iki adet RIM-7 Sea Sparrow hava savunma füzesi, Saratoga ile beraber seyretmekte olan DM357 Muavenet destroyerini köprüüstü kısmından vurarak beş denizcinin hayatını kaybetmesine neden oldu. Bu olaydan sonra ABD, tazminat olarak bir adet FF-1052 Knox sınıfı firkateyni TDzK’ne hibe olarak, üç adet firkateyni de düşük bedelle transfer etti. TDzK’de Tepe sınıfı olarak adlandırılan ve ilki F250 Muavenet olarak adlandırılan bu gemiler 29.11.1993 tarihinde hizmete girdi. Dört adet daha Knox sınıfı firkateyn de ertesi yıl, 1994’te, hizmete girerek TDzK’deki Tepe sınıfı firkateyn sayısını 8’e çıkardı. Türkiye ABD’den ayrıca yedek parça gemisi olarak kullanılmak üzere 4 adet Knox (FF-1059 Sims, FF-1080 Paul, FF-1082 Montgomery ve FF-1091 Miller) alındı. Böylece TDzK envanterine toplam 12 adet FF-1052 Knox sınıfı firkateyn girmiş oldu.

Knox sınıfı firkateynler TDzK’de, alımlarının gündeme gelmesinden itibaren büyük bir muhalefetle karşılaştılar. Bu muhalefetin ana nedenleri, gemilerin oldukça yıpranmış olmaları ve silah sistemlerinin yetersiz olmaları olarak sıralanabilir. İstim tipi tahrik sistemini haiz olan bu firkateynlerin kazanlarının ısıtılması ve akabinde seyre çıkış yani reaksiyon sürelerinin ve harbe hazırlık oranlarının düşük olması, yüksek işletme ve idame giderleri ile düşük performansları, TDzK’deki hizmet sürelerinin görece kısa olmasına neden oldu: Tepe sınıfınının 4 gemisi, hizmete girmelerinden 7 – 8 yıl sonra emekliye ayrılmışlardır. 2009 itibariyle Tepe sınıfından sadece bir gemi, F253 Zafer hizmette kalmış durumda.

TDzK’nin suüstü vurucu gücünü oluşturan filolarını gençleştirme çalışmalarının en önemlilerinden birini, ironik şekilde, 1990’ların sonlarında başlayan ikinci el FFG-7 Oliver Hazard Perry sınıfı firkateyn transferleri teşkil etmiştir.

Aslında Türkiye’nin FFG-7 firkateynleri ile tanışıklığı 1980’e kadar uzanmakta. Track I ve Track II projelerinin temsil ettiği modernizasyon faaliyetleri kapsamına alınabilecek bir girişim ile, 1980 yılında ABD ile imzalanan bir mutabakat muhtırasına göre İstanbul Taşkızak Tersanesi’nde dört adet FFG-7 sınıfı firkateyn, lisans altında inşa edilecekti. Ancak Taşkızak Tersanesi’nin teknik altyapı ve tecrübesinin bu boyutta bir gemi inşasına elverişli olmaması, yapılması gereken yatırım maliyetinin büyüklüğü ve bütçe sıkıntıları, bu projenin iptal edilmesine neden oldu.

Soğuk Savaş döneminde alan hava savunması ve DSH maksatlı bir refakat firkateyni olarak tasarlanan FFG-7’ler üzerindeki yük, SSCB’nin yıkılması ve Atlantik’teki Rus denizaltı tehdidinin ortadan kalkması ile önemli oranda azaldı. Bu ise, ABD DzK hizmetindeki toplam 51 adet FFG-7’nin önemli bölümünün ihtiyaç fazlası olarak emekliye ayrılmasına neden oldu. Bu gemiler, ABD’nin dost ve müttefiklerine düşük fiyata satılmaya ve/veya hibe edilmeye başlandı. Tasarım özellikleri itibariyle zaten düşük işletme ve idame maliyetine sahip FFG-7’ler, fazla yüksek bir ilkalım külfetine sahip olmadıkları için çok sayıda ülke donanması tarafından talep gördü. TDzK da, Yavuz, Barbaros ve Salihreis sınıflarının temsil modernizasyon ve gençleştirme atılımının devamı olarak bu gemilere ilgi gösterdi.

TDzK hizmetine ilk FFG-7’ler 24.07.1998 tarihinde girdi. F490 Gaziantep, F491 Giresun ve F492 Gemlik adları ile ve Gabya sınıfı adı altında göreve başlayan gemiler, denize inişlerinin üzerinden 50 yıldan fazla zaman geçmiş ve artık faydalı hizmet ömürlerinin sonuna gelmiş olan Gearing tipi destroyerlerin yerine geçerek, donanmada büyük bir gençleşme sağladılar. TDzK tarafından Gabya sınıfı adı verilen bu gemiler ile birlikte TDzK ilk kez alan hava savunması imkan ve kabiliyeti kazandı.

İlk üç gemiden sonra ABD’den 22.07.1999 tarihinde F493 Gelibolu, 08.06.2000 tarihinde F-494 Gökçeada, 25.07.2000 tarihinde F-495 Gediz, 11.04.2002 tarihinde  F-496 Gökova ve en son 04.04.2003 tarihinde F-497 Göksu firkateynleri transfer edildi. Ayrıca FFG-10 Duncan firkateyni, yedek parça gemisi kullanılmak üzere alındı.    Hizmete girdiklerinde, SH-2 Sea Sprite helikopterlerinin iniş kalkışına uygun şekilde, “kısa gövdeli” (Short Hull) olan gemiler, Gölcük Tersanesi’nde kıç kısımlarının eğimi artırılmak suretiyle uzatılarak “uzun gövdeli” (Long Hull) versiyona tadil edilerek S-70B SeaHawk helikopterlerinin iniş kalkışına uygun hale getirildiler. Bu tadilat kapsamında gemilerin helikopter pistlerinin boyu 3.16m uzatıldı, helikopterlerin inişini kolaylaştıracak ASIST sistemi monte edildi  ve helikopterlerin güvenli bir şekilde yaklaşıp alçalmaları için kıçtaki kapstan ve babalar alçaltıldı.

Gabya sınıfının hizmete girmesinden kısa süre sonra, muharebe komuta kontrol sistemlerinin modernizasyonu gündeme geldi. GENESİS (Gemi Entegre Savaş İdare Sistemi) adı verilen proje, gemilerdeki mevcut AN/SPS-55, AN/SPS-49, Mk92 ve seyrüsefer radarları ile IFF (Identification Friend or Foe; Dost Düşman Tanıma) sistemlerinden toplanan verilerin, müşterek bir taktik resim oluşturmak amacıyla birleştirilmesi; Link 11 / 16 yeteneğinin kazandırılması ve otomatik hedef tespit, teşhis ve takibini sağlayacak OTOHETTS (Otomatik Hedef Tespit ve Takip Sistemi) geliştirilmesi ve entegrasyonunu kapsıyor. Ayrıca SHM’de bulunan eski operatör konsollarının yeni nesil ergonomik çok amaçlı konsollarla değiştirilmesi de GENESIS projesinin kapsamında bulunmakta. COTS (Commercial Off The Shelf; Hazır Ticari Ürün) sistemlerin yoğun olarak kullanıldığı projede 2009 itibari ile 4 adet gemide modernizasyon çalışmaları tamamlanmış durumda. GENESİS modernizasyonundan geçmiş firkateynler NATO müşterek tatbikatları, Active Endeavour, Akdeniz Kalkanı, Operation Allied Provider ve CTF-151 harekâtları gibi çokuluslu görevlerde aktif olarak görev almaktalar. Öte yandan GENESIS projesi ana yüklenicisi HAVELSAN ile ABD’li Raytheon firmaları arasında 2009 yılında imzalanan işbirliği anlaşması uyarınca, iki firma, GENESIS projesini, FFG-7 kullanıcısı ülkelere birlikte pazarlamaktalar.

TDzK, FFG-7’lerin Mk13 lançerlerinden ateşlenen RIM-66A SM-1MR Standard füzeleri ile kazandığı alan hava savunması kabiliyetini bir adım daha ileri taşımak için, dört adet Gabya sınıfı firkateyne ikişer adet dörtlü Mk41 VLS (Vertical Launching System; Dikey Fırlatma Sistemi) lançer sistemi ve bu lançerlerden ateşlenecek RIM-162 ESSM (Evolved Sea Sparrow Missile) hava savunma füzelerini entegre etmek için proje başlattı. Bu kapsamda Lockheed Martin üretimi Mk41 lançerlerinin FMS (Foreign Military Sales) programı ile satışına ilişkin DSCA (Defense Security and Cooperation Agency; Savunma Güvenlik ve İşbirliği Kurumu) tarafından ABD Kongresi’ne bildirim, 2008 Nisan’ında yapıldı. ESSM füzelerinin güdüm kontrolü için gerekli Mk92 atış kontrol radarı modernizasyonu için ise yine FMS programı dahilinde ABD DzK ile ana yüklenici Lockheed Martin arasındaki sözleşme 2009 Mart’ında imzalandı. Mk92 modernizasyonu ile Mk41 ve ESSM entegrasyonunun GENESIS projesi kapsamında modernize edilecek son dört Gabya sınıfı gemiye, yani F494 Gökçeada, F495 Gediz, F496 Gökova ve F497 Göksu’ya, GENESIS tadilat çalışmaları sırasında yapılması bekleniyor.

Gabya sınıfının son dört gemisine Mk41 ve ESSM kabiliyeti kazandırılmasının, 1990’ların sonlarında gündeme gelen ve özellikle bütçe sıkıntıları nedeniyle iptal edilip uzun süre rafta bekleyen TF-2000 alan hava savunma ve komuta kontrol firkateyni projesi hayata geçene kadar oluşacak açığı kapamayı amaçladığı iddia edilebilir.

Türkiye’de FFG-7’ler için modernizasyon çalışmaları devam ederken, bu sınıftan daha fazla gemiyi hizmet dışına çıkaran ve Mk13 lançerlerini sökerek SeaHawk odaklı DSH görevlerine ayıran ABD’den 2007 yılında, iki adet daha firkateynin transferi teklifi geldi.

ABD Kongresi tarafından, ABD Başkanı’na, Türkiye’ye bir adet Osprey sınıfı mayın tarama gemisi ile iki adet FFG-7 güdümlü füzeli firkateynin (FFG-12 George Philip ve FFG-14 Sides) transferine yetki veren kararname 07.07.2007 tarihinde yayınlandı. FFG-12 ve FFG-14, 2003 yılında emekliye ayrılarak, San Diego Deniz Üssü’ne çekilmiş, Portekiz başta olmak üzere bazı yabancı deniz kuvvetlerine teklif edilmişti. Gemilerden birinin hibe, diğerinin ise satış yolu ile transferi teklifi ile Türkiye ciddi biçimde ilgilendi. Bu kapsamda incelemeler için San Diego’ya personel gönderildi, hatta gemilerde görev yapacak personel bile belirlendi.

Ancak söz konusu transfer, devir teslim maliyetinin kabul edilemez boyutlara ulaşması nedeni ile iptal edildi. Gemileri inceleyen heyetin TDzK komuta katına sunduğu rapora göre, gemilerin hibe edilmesine rağmen, silah sistemlerinin ayrıca satın alınması, gemilerin Türkiye’ye getirilmesi, “cold ship” seviyesinden tekrar aktif duruma getirilmeleri için gereken tadilat ve akabinde bakım ve modernizasyon maliyetlerinin yüksek oluşu, devir teslimin hesaplanandan daha pahalıya mâl olacağı anlamına geliyordu. Rapora göre devir teslim toplam EUR 160,000,000 bedele mâl olacaktı.

Etiketler: , , , , , ,

13 Ocak 2010 Çarşamba

DCNS, Gowind İçin Risk Alıyor


Fransız Le Télégramme gazetesinin 10 Ocak tarihli haberine göre, Fransız askeri gemi inşa şirketi DCNS, Gowind adlı korvet tasarımından bir adet inşa etmeye hazırlanıyor.

DCNS şirketinin özkaynakları ve kendi imkânları ile inşa edeceği gemi, tasarımın test, doğrulama, satış ve pazarlama faaliyetlerinde kullanılacak.

Değişik boy ve tonajlarda korvet ve karakol gemilerinden oluşan Gowind ailesi, ihrac pazarı için ve öncelikle kıyı sularında muharebe (littoral warfare), asimetrik harp, devriye görevlerine yönelik olarak tasarlandı.

Gowind tasarımının en muhtemel müşterisi, 2006 yılında Bulgaristan olarak basına yansıdı. Başlangıçta 4 adet olarak telaffuz edilen ancak daha sonra 2 adede düşürülen satış, Bulgaristan'ın mali sıkıntıları nedeniyle 2009 Ekim'inde iptal edildi. Bulgaristan'ın halihazırdaki bütçe sıkıntıları, ülkenin çok önem verdiği çokuluslu müşterek harekatlara katılımını da engeller hale gelmiş durumda. Konu ile ilgili ayrıntıları Bosphorus Naval News blogunda bulabilirsiniz.

Suya düşen Bulgar satışından sonra, Gowind için en güncel fırsat Brezilya. Brezilya, ilk etapta 5 adet 1,800t sınıfında okyanus kabiliyetli karakol gemisi tedarik etmek için başlattığı ve PAEMB (Plano de Articulação e Equipamento da Marinha do Brasil) modernizasyon programı dahilinde yer alan NaPaOc (Navio Patrulha Oceânico) projesinde 23.12.2009 tarihinde bir Bilgi İstek Dosyası yayınladı. Gowind'e ilaveten ihaleye teklif vermesi beklenen adaylar ThyssenKrupp Marine Systems (Almanya) Sentinel, Navantia (İspanya) Avante 1800 ve Fassmer (Almanya) OPV 80 olarak telaffuz ediliyor. Fransız - Brezilya savunma ilişkilerinin yoğunluğu gözönüne alınacak olursa, Gowind'in bu ülkedeki şansının oldukça yüksek olduğu iddia edilebilir.

DCNS'in kendi özkaynakları ile bir adet prototip Gowind inşa etme kararı, şirketin korvet / karakol gemisi pazarına verdiği önemi ve bu pazardan beklentilerini yansıtmakla birlikte, eşdeğer ölçüde bir risk de taşıyor. Modern bir savaş gemisini, sipariş olmadan inşa etmek, hele hele söz konusu platform bir prototip ise, oldukça maliyetli olabilir. Öte yandan bu yaklaşım, tasarım doğrulama ve test süreçlerinin tamamlanması ve ihrac pazarına bu aşamaları halletmiş, "bebek hastalıklarını" yenmiş şekilde çıkarak, rakipler karşısında avantaj sağlamayı da hedefliyor olabilir.


Etiketler: , , , , ,

30 Aralık 2009 Çarşamba

FFG-7'lere Yeni Silah

ABD Deniz Kuvvetleri, hizmette kalan FFG-7 Oliver Hazard Perry sınıfı firkateynlerin Mk13 güdümlü füze lançerini keserek çıkarmıştı. Bu tadilatın sebebi, söz konusu lançerlerden fırlatılan Standard SM-1 füzelerinin bakım ve işletme - idame giderlerinin artması ile, hava savunma görevinin AEGIS donanımlı Arleigh Burke sınıfı destroyerler tarafından ele alınmış olmasıydı.

Mk13 lançerleri sökülen Amerikan FFG-7'leri, esas olarak Denizaltı Savunma Harbi ve asimetrik tehditlerle mücadele görevlerine tahsis edildiler. Aden Körfezi'ndeki deniz korsanlığı sorunu ile birlikte güncelliği yükselen bu görev tipinin getirdiği bir zorunluluk olarak, FFG-7'ler ufak bazı tadilatlar geçirdiler.

World Affairs Board'da rastladığım aşağıdaki fotograflar, böyle bir tadilattan geçmiş bir FFG-7'yi gösteriyor. Eskiden Mk13 lançerinin olduğu yere bir adet BAe Systems üretimi Mk38 Mod2 uzaktan kumandalı 25mm silah sistemi yerleştirilmiş.

Fotografların büyük hali için lütfen üzerlerine tıklayınız.







Etiketler: , , ,

28 Kasım 2009 Cumartesi

Terörizmde Yeni Boyut: Deniz Korsanlığı


Somali bir "failed state"; yani somut bir hükümet otoritesinin bulunmadığı bir ülke. Bu otorite boşluğu da deniz korsanlarının gideek daha cüretkar eylemlere girişmesine ve bölgedeki deniz ticaretinin aksamasına neden oluyor. Somali - Aden Körfezi oldukça işlek bir deniz ticaret hattı üzerinde. Yani Somali'de etkin bir devlet otoritesinin bulunmaması, dünya ticaretini, pek çok ülkenin ekonomisini, bölge güvenliğini doğrudan tehdit ediyor.

Bir ülkeye çok uluslu bir "barışı tesis etme ve koruma" görevi düzenlemek için bundan daha somut bir gerekçe bulunabilir mi? 1993'te yaşananlar bu kadar mı travmatik izler bıraktı ABD ve Batı'nın hafızasında?

Şimdi en son İspanyol sivil güvenlik şirketleri (PMC'ler) İspanyol bandıralı ticaret gemilerine güvenlik elemanı yerleştirmeye başlamış. Mesele hukuki açıdan tam bir saçmalığa dönüşmek üzere.

Peki neden? Cidden, neden? Neden bütün dünya, "istemem yan cebime koy" dermiş gibi bu kedi-fare oyununa devam etmeye bu kadar hevesli?

Konuyla ilgili Dışişleri Bakanlığı'na ilettiğim Bilgi Edinme Talep formu:

Başvuru Tarihi: 25.11.2009 / Başvuru Sayısı:352908

Sayın yetkili,

Deniz korsanlığı oldukça güncel ve yoğun bir tehdit olarak pek çok ülkenin ekonomik çıkarlarını doğrudan tehdit eden bir boyuta ulaşmıştır.

Bu kapsamda Somali'nin Aden Körfezi açıklarında artan deniz korsanlık ve haydutluk faaliyetleri, pek çok ülkenin ticaret gemisine ve personeline zarar vermiş, pek çok ülkenin askeri gemileri ile bölgeye devriye gücü göndermesine neden olmuştur. Bu bağlamda Türkiye'nin de CTF-151 görev gücüne aktif katılımı, deniz korsanlığına karşı askeri alandaki çaba ve gayretleri malumdur.

Bu bağlamda,

1. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, deniz korsanlığı ile mücadele amacı ile, Somali Cumhuriyeti ile deniz haydutluğu ve korsanlığına karşı işbirliği amacı ile imzalamış olduğu protokol, anlaşma ve benzeri metinlerin bulunup bulunmadığı, eğer bulunuyorsa birer kopyalarının tarafıma ulaştırılması,

2. Somali Cumhuriyeti'nin Türkiye Cumhuriyeti ile ya da Türkiye Cumhuriyeti'nin üyesi olduğu uluslararası kurum ve kuruluşlarla bu konuda herhangi bir işbirliği içinde bulunup bulunmadığı ile ilgili bilginin tarafıma ulaştırılması

hususlarında gereğinin yapılması için saygılarımla arz ederim.

M. Arda MEVLÜTOĞLU


Bu da İspanyol güvenlik firmalarının Aden Körfezi'ne gidecek ticaret gemilerinde görev almaları ile ilgili haber metni:

Jane's Navy International

Spain arms ships with private security guards

David Ing

The first armed private security guards to be carried in Spanish-flagged merchant vessels were expected to head for the Indian Ocean this week after the Spanish government approved the relevant legislation.

The decree was passed a few weeks after Somali pirates seized the crew of a Basque ship that was fishing in the Indian Ocean on 4 October. Spain is holding two suspected pirates.

Allowing armed private agents on board merchant ships is intended to have a "dissuasive effect" on pirates, according to Spain's deputy prime minister, María Teresa Fernández de la Vega.

The change in the law came after the government turned down calls from fishing fleet operators to deploy Spanish marines on board commercial vessels. The International Maritime Organisation has strongly discouraged the use of firearms on board commercial vessels.

It will permit the "use of adequate armament to comply effectively with the task of protection and prevention" in areas of "severe risk". Ship owners have referred to the carriage of heavy machine guns, but the weapons to be used in each case will be subject to conditions laid down by the Ministries of Defence and the Interior, said Fernández de la Vega.

The first agents were due to fly out to join the fishing vessels in the Seychelles after more than 70 candidates were put though a training course involving the armed forces in Cartagena.

Etiketler: ,

04 Eylül 2009 Cuma

Rusya'ya Hollanda'dan 4 Adet LPD

Fransa ile Mistral sınıfı LHD için görüşmeler yapan Rusya, Hollandalı Damen Schelde Tersaneleri ile 4 adet LPD için görüşmelere başlamış. Gemilerin Johan de Witt tasarımını esas alacağı belirtiliyor. İlk gemi Damen Schelde'nin Romanya'daki Galati tersanesinde kalan 3 gemi Rusya'da inşa edilecek.

Rusya'nın amfibi - deniz piyade gücüne so günlerde büyük ağırlık vermesinin altında Kuzey Kutup bölgesindeki ve Karadeniz'deki gelişmelerin önemli rol oynamış olması muhtemel.


Russia eyes Dutch and French amphibious vessels
Date Posted: 03-Sep-2009

Jane's Navy International
Menno Steketee

Russia has approached Damen Schelde Naval Shipbuilding regarding the potential acquisition of four amphibious transport ships, the Dutch company's director has revealed.

Hein van Ameijden said that Moscow has expressed interest in procuring a design similar to the landing platform dock (LPD) HrMs Johan de Witt , which was commissioned into the Royal Netherlands Navy (RNLN) in November 2007.

A lead ship for the Russian Federation Navy would be built by Damen, presumably at the Galati yard in Romania, and fitted out at Flushing in the Netherlands. The three follow-on units would be built in Russia.

Damen is one of two Western European shipbuilders believed to have been approached in recent weeks by Russian authorities probing the possibility of buying amphibious warfare ships.

According to media reports at the end of August, the Chief of the Russian General Staff, General Nikolai Makarov, has been involved in discussions with French company DCNS over its Mistral-class amphibious assault ship. When approached by Jane's , however, DCNS declined to comment.

The 16,800-ton Johan de Witt is a development of the RNLN's 12,750-ton LPD HrMs Rotterdam , which entered service in 1998. The larger ship is equipped with podded propulsion and with enhanced command and control facilities.

A source told Jane's that Russian officials sent a letter to Dutch Defence Minister Eimert van Middelkoop in June, in which they expressed their interest in acquiring amphibious transports. Johan de Witt was dispatched to the International Maritime Defence Show in St Petersburg on 24-28 June, when a Russian delegation was shown around the ship. According to Van Ameijden, the visitors "were charmed by the design".

Van Ameijden said he was "surprised" by the interest of a country that has a well-developed indigenous defence industry, but added: "They apparently have an operational logic for replacing older vessels."

Dutch arms export regulations are not considered a barrier to any deal, since there is no EU or UN arms embargo. Previously, systems specialist Thales Netherlands investigated whether it was permissible to sell radar equipment to modernise some Russian naval vessels and, apparently, no hurdles were found. However, the proposed modernisation did not materialise.

Etiketler: , , ,

11 Ağustos 2009 Salı

TDzK Modernizasyon Projeleri Hakkında

Defence Technology International dergisinin Ağustos 2009 sayısı henüz elime geçti. Dergide Andy Nativi imzası ile yayınlanan "Power Supply" başlıklı makalede Türk Deniz Kuvvetleri'nin modernizasyon ve tedarik programları ile ilgili bilgiler var.

Makaleye göre MilGem projesinin ikinci gemisi Büyükada'nın silah ve sensör donanımı Heybeliada'nınkinden farklı olacak. Heybeliada ve Büyükada'nın denemeleri ile geri kalan 6 geminin seri inşasının başlaması arasında uzun bir test süreci yer alacak. Heybeliada 2011'den önce hizmete girmeyecek. Bu yaklaşım, TDzK'nın daha fazla satın almadan önce test et" konseptinin bir uzantısı.

TF-2000 projesinde ise tasarım çalışmalarının 2011'de bitirilmesi, iki adet gemiyi kapsayan Batch I paketi için sözleşmenin 2014 yılı içinde imzalanması ve bu iki geminin 2021 ve 2022'de hizmete girmesi; üç gemiyi kapsayan Batch II paketinin ise 2023 - 2028 yılları arasında hizmete girmesi öngörülüyor.

Tasarım detaylarının çok azının bilindiğinin vurgulandığı projede gemilerin 32 hücreli Mk41 VLS lançer sistemi, ESSM ve SM-2 füzeleri, iki adet DSH helikopteri, 127mm baş top, gemisavar füze ve hafif torpidolarla donatılacağı belirtilmiş.

Makalede ayrıca, 16 adet 400t sınıfı karakol botunun inşasını kapsayan Yeni Tip Karakol Botu projesinin tamamlanmasından sonra, hizmetteki eski Alman Jaguar tipi hücumbotların yerini almak üzere yeni tip bir hücumbot için de çalışmalara başlanacağı bildirilmiş.

Etiketler: , , ,

31 Temmuz 2009 Cuma

Yunanistan Modernize Edilen Firkateynini Teslim Aldı

Yunan Deniz Kuvvetleri, modernize edilen Elli sınıfı F-450 Elli firkateynini, Skaramanga’daki Hellenic Shipyards Tersanesi’nde 28 Temmuz günü düzenlenen bir törenle teslim aldı.

Elli, Yunan Deniz Kuvvetleri envanterindeki 10 adet eski Hollanda yapımı Kortenaer sınıfı firkateynden modernizasyona tabi tutulan beşinci gemi.

Elli sınıfı gemilerin ömürlerini 2020 yılına kadar uzatmayı hedefleyen MLM (Mid Life Modernization; Yarı Ömür Modernizasyonu) projesi ile, 1980 – 1997 yılları arasında hizmete giren ve Batch I ve Batch II olarak sınıflandırılan ilk 6 gemi, Hellenic Shipyards ana ve Thales Nederland alt yükleniciliğinde kapsamlı bir tadilattan geçmekteler. MLM kapsamında, TACTICOS muharebe komuta kontrol sistemi entegrasyonu, ZW06 satıh arama radarının Scout radarı ile değiştirilmesi, LW08 ve WM25 STIR radarlarının modernizasyonu, Mirador elektro optik atış kontrol sistemi entegrasyonu ve elektronik harp ve karşı tedbir sistemlerinin iyileştirilmesi gibi kalemler bulunuyor.

Başlangıçta modernizasyon pakedine dahil olan RIM-162 ESSM (Evolved Sea Sparrow Missile) entegrasyonu, maliyeti nedeniyle projeden çıkartılarak rafa kaldırıldı.

MLM projesi kapsamında Hellenic Shipyards’ın Skaramanga tersanelerinde modernize edilen gemilerden F462 Kountouritis Eylül 2006, ikinci ve üçüncü gemiler F459 Adrias ve F461 Navarinon 2007 ve dördüncü gemi F451 Limnos Ocak 2009’da tekrar göreve başladılar.

MLM projesindeki son gemi F460 Aegeon’un da 2010’da teslim edilmesi planlanıyor.

Modernizasyon sonrası 2006 – 2010 arası tekrar hizmete dönmüş olacak 6 adet Elli, YDzK’nın halihazırdaki en modern firkateynleri olan ve 1992 – 1998 arası hizmete girmiş 4 adet Hydra sınıfı ile birlikte yaklaşık 2020’ye kadar görev yapacak. Hydra sınıfı için de kısa vadede modernizasyonun gündeme gelmesi bekleniyor.

Öte yandan Yunanistan, 2010’ların ikinci yarısından itibaren hizmete girmeye başlayacak ve peyderpey Elli sınıfının yerini alacak bir firkateyn ihtiyacı çerçevesinde çalışmalarını 2008’de başlatmıştı.

Proje kapsamında ilk geminin, sözleşmenin imzasından sonra ve 8 ay sürecek kabul denemelerini müteakiben 48’nci ay (4 yıl) içerisinde hizmete girmesi isteniyor. Tam yüklü deplasman olarak 6,000t, azami sürat olarak 27 deniz mili belirlenmiş. 6 deniz durumunda seyir ve 30 gün desteksiz seyir kabiliyeti de isterler arasında. Helikopter hangar ve pistinin, 10t sınıfı bir helikopter veya İHA (İnsansız Hava Aracı) görevlerine elverişli olması bekleniyor.

Silah sistemi olarak kısa/orta menzilli hava savunma ve kara saldırı füzelerinin kullanılabileceği 40 hücreli VLS lançer (Vertical Launcher System; Düşey Lançer Sistemi), 8 adet gemisavar füze, 127mm/54 baş top, öz savunma silah sistemi (Close In Weapon System; CIWS) ve iki adet üçlü 324mm torpido tüpü tanımlanmış durumda. Silah sistemlerinin, sıralı dizinli radar (Phased Array Radar) sisteminin odağında olduğu komuta kontrol sistemi tarafından yönetilmesi de temel isterler arasında.

Söz konusu projede Fransa ile FREMM (Frégate Multi Mission) tabanlı bir tasarım için görüşmeler devam etmekte.

Etiketler: , , ,

18 Temmuz 2009 Cumartesi

SSN Kulübüne Avustralya da mı Katılıyor?

Hindistan'ın ilk nükleer denizaltısını denize indirme hazırlıklarını yaptığı sırada, Asya - Pasifik'in yükselen gücü Avustralya'da da bu konudaki tartışmalar tekrar alevlendi.

Halihazırda 6 adet Collins sınıfı dizel elektrik sınıfı denizaltıya sahip olan Avustralya, kısa süre önce açıklanan 20 yıllık tedarik planı uyarınca filosunu iki katına çıkartacak, yani 12 adet denizaltı inşa edecek. Collins sınıfı, dizel elektrik denizaltılar arasında tonaj bakımından en büyük tasarımlardan biri; İsveç Kockums tersanesi ile birlikte geliştirilmişlerdi.

Avustralya'nın gerek deniz ilgi ve menfaat alanının genişliği gerekse bölgesel güç olma iddiasını dayanak alan bazı çevreler, uzun süredir nükleer tahrikli denizaltı inşasını savunmakta. Bu konuda Avustralya deniz kuvvetleri, savunma sanayii ve politika çevrelerinde güçlü isimler lobi yapmakta. Buna karşılık nükleer tahrikli denizaltı tedariğinin bölgede gereksiz bir silahlanma yarışını tetikleyebileceğini öne süren kesimler mevcut. Ancak ilginçtir, her iki cephe de, yeni denizaltı geliştirilmesinde ABD ile yakın işbirliğini savunmakta.

Ne var ki yeni açıklanan savunma tedarik planı, üretilecek 12 denizaltının konvansiyonel tahrikli olmasını öngörüyor. Bu plana itirazlar gecikmedi.

Avustralya son yıllarda savunma alımlarına geniş pay ayırmakta ve son derece modern silah sistemleri tedarik etmekte. Boeing 737-700MESA Wedgetail Havadan Erken İhbar ve Kontrol (HEİK) uçağı tedariği, 24 adet F/A-18F Super Hornet, MRH-90 genel maksat helikopteri, Hobart sınıfı hava savunma destroyeri, Canberra sınıfı LPH, M-1 Abrams sadece ilk etapta akla gelen projeler. Önümüzdeki 20 yılda savunma bütçesi her yıl artarak büyüyecek.

Bu kapsamda, nükleer denizaltı tartışmaları önem kazanıyor, zira Asya - Pasifik bölgesinde denizaltında çok yoğun bir hareketlilik yaşanmakta:

Singapur kısa süre önce İsveç'ten 2 adet A-17 Vastergötland sınıfı denizaltının ilkini, Archer adı ile hizmete aldı. A-17 sınıfı, devredilmeden önce Yunanistan'ın Tip 209 / 1200 sınıfına Neptune II projesi ile yaptığına benzer şekilde gövdesi uzatılarak AIP havadan bağımsız tahrik kabiliyeti kazandı. Stirling motoru ile donatılan Archer sınıfı denizaltılar Singapur'un gereksinimlerine göre modern atış kontrol sistemleri ile donatıldı.

Endonezya yeni nesil dizel elektrik denizaltı için önce Rusya'ya yönelmişti ancak gelen son haberlere göre Güney Kore'den Tip 209 tedariğinin olasılığı artmış durumda.

Malezya Scorpene sınıfı denizaltıları hizmete almaya başladı.

Çin'in özellikle SSBN ve SSN filosunu genişletmeye yönelik çalışmaları devam ediyor.

Arihant adlı ilk nükleer denizaltısını denize indirmeye hazırlanan Hindistan, Rusya'dan kiraladığı Nerpa adlı Akula tipi nükleer denizaltıyı bu sene sonlarına doğru hizmete alacak. Kilo sınıfı denizaltıları, ziyadesiyle uzayan yarı ömür modernizasyonunda olan ve bu projede sıkıntılar yaşayan Hindistan, 6 adet Scorpene üretecek. Scorpene'lerden 3'ü MESMA AIP tahrik sistemine sahip olacak.

Agosta 90B'ler ile AIP kabiliyetine sahip olan Pakistan'ın 3 adet Tip 214 alımı söz konusu.

Tayvan uzun süredir dizel elektrik denizaltı konusunda ABD nezdinde lobi yapmakta.

Güney Kore'nin güçlü bir Tip 209 filosu bulunmakta. Halen devam eden 3 adet Tip 214 (KSS-2) inşa projesi, 6 adetlik opsiyonun işletilmesi ile devam edecek. 3,000t deplasmanlık özgün tasarım KSS-3 şimdilik rafa kaldırılmış durumda.

Bölgesinde ciddi etkinlik iddiasında olan Avustralya'nın bu ortamda denizaltı savunma harbi teknolojilerine yatırım yapması kaçınılmaz oluyor: P-8A Poseidon projesine ortak olarak katılım da bunun bir uzantısı. ABD'nin P-8 filolarının büyük kısmını Pasifik bölgesinde konuşlandırma planı da bir tesadüf değil elbet...

Aşağıda bu konu ile ilgili Avustralya'daki tartışmalara örnek olarak iki haber var. Önümüzdeki dönemde Pasifik'teki suların daha da ısınması muhtemel gibi...


Navy 'must rule out nuclear subs'

Cameron Stewart | December 27, 2007

THE Rudd Government is under pressure to rule out nuclear submarines as a future option for the Royal Australian Navy.

The Defence Department plans to examine the feasibility of nuclear-powered submarines as part of its studies into the next generation of submarines to replace the conventionally powered Collins-class fleet from 2025.

The Australian revealed yesterday that Defence Minister Joel Fitzgibbon had ordered planning to begin for the submarine replacement project - the longest and most expensive defence project undertaken in Australia.

The new submarines are considered essential to counter an expected arms race in the Asian region as Indonesia, China and India seek to expand their submarine fleets.

Defence says all options for the new submarines will be considered and it is too early to rule anything in or out, including the controversial nuclear option.

Opposition defence spokesman Nick Minchin said the Government should immediately reject the option of nuclear submarines.

"Australia has no capability or expertise to build or maintain nuclear submarines and the Collins-class boats have proved that conventional submarines can do the job," Senator Minchin said. "Rather than have a distracting debate, Labor should just rule out the nuclear option now."

While refusing to rule out the nuclear option, Mr Fitzgibbon yesterday played down the prospect of the navy acquiring a nuclear submarine fleet. "Without pre-empting the outcome of various studies, I note that Australia has been able to maintain a capability edge in the submarine area using conventionally powered boats and I expect we will be able to do so in the future," he told The Australian.

Nuclear-powered submarines are three times more expensive than conventional diesel-powered vessels and are more complex and costly to maintain. But they are faster than conventional submarines and can travel indefinitely underwater without having to surface every few days as the diesel-powered vessels do.

Submarine Institute of Australia president Peter Briggs welcomed the Government's commitment to build a new generation of submarines but said they should be conventional.

"I think they should rule out the nuclear option because frankly we do not have time for such a major debate if we are to deliver new submarines by 2025," Mr Briggs said.

'Australia has no nuclear industry and no nuclear facilities at our universities, and so we don't have the personnel or the knowledge required."

Australia Defence Association executive director Neil James said Defence was right to examine the option of acquiring nuclear submarines, but that it was unlikely the nuclear option would ultimately be accepted.

The 17-year submarine replacement project could cost up to $25billion, according to the independent think tank the Kokoda Foundation.

Defence will canvass a range of futuristic options for the new submarines, which are expected to be capable of carrying long-range cruise missiles and futuristic mini-subs.

The unmanned mini-subs will be capable of being launched from the "mother" submarine, giving greater overall protection while also increasing the options for attack.

These remote-controlled vehicles can be sent many kilometres away from the mother ship to search for other submarines, gather intelligence or even transport an SAS team to a secret location.

Planning for the new fleet will begin immediately with the aim of gaining "first pass" approval for the design phase from cabinet's National Security Committee in 2011.


http://www.theaustralian.news.com.au/story/0,25197,22974718-2702,00.html


Lobby calls for nuclear submarines

Brendan Nicholson

July 17, 2009

AN INFLUENTIAL defence lobby group says Australia's 12 new submarines should be nuclear powered to give them the range and speed to carry out extended patrols far away off North Asia.

The Navy League says the rejection of nuclear propulsion for the submarines in the recent defence white paper was "hasty and unconsidered" and "an absurd decision when one remembers we are one of the largest exporters of uranium".

Four nations that operate in the Indian and Pacific oceans, Russia, China, India and the United States, operate nuclear submarines, says the league in the latest edition of its publication The Navy. "If Australia is to maintain its technological edge it too should opt for nuclear propulsion," it says.

The league, which includes many retired senior officers, has urged the Federal Government to reverse the decision that the submarines would be conventionally powered.

It says nuclear submarines are much faster and have very much longer range than conventional boats, and Australia, in particular, needs that range if it is to send submarines far into the North China Sea.

Asked yesterday if a rethink was likely, a Defence spokesman referred The Age to the white paper and said nothing had changed. That document said that "the Government has ruled out nuclear propulsion for these submarines".

Defence specialists told The Age that without a nuclear industry in Australia, building and running nuclear submarines would be extremely difficult.

Analyst Andrew Davies, of the Australian Strategic Policy Institute, said Australia had neither the political will nor the technical capability to field a nuclear submarine in the foreseeable future.

"Given the challenges that lie ahead in the development of Australia's future subs, we shouldn't waste time and energy pursuing the idea," Dr Davies said.

The league says the Government wanted a new submarine that was able to travel very long distances secretly, and that a nuclear submarine could do that much more effectively than a conventional one.

It points out that China is building its own nuclear ballistic missile submarines and attack submarines used to destroy ships and other submarines.

Retired rear admiral Andrew Robertson said nuclear submarines had unlimited endurance and could operate for as long as their crews were able to man them.

"They can circumnavigate the world submerged at high speed," he said.

He said the lack of civil industrial back-up was not insurmountable. He said skilled technicians would be needed in the navy and its supporting industries, but that the latest nuclear submarines did not need reactor refuelling in their entire lives and this reduced the support they needed.


http://www.theage.com.au/national/lobby-calls-for-nuclear-submarines-20090716-dmxr.html

Etiketler: , , , , ,

17 Temmuz 2009 Cuma

Hindistan'ın Nükleer Denizaltı Projesi: Güncelleme

Hindistan'ın Nükleer Denizaltı Projesi ile ilgili yeni gelişme: India Today'in haberine göre "Arihant" olarak adlandırılan nükleer takatli saldırı denizaltısı, resmî bir törenle 26 Temmuz günü denize indirilecek.

Habere göre Arihant, Hindistan'ın 1980'lerin sonlarında Sovyetler Birliği'nden kiraladığı "Charlie I" sınıfı baz alınarak tasarlandı.

ATV projesinin, Rus Proje 670A Skat (NATO kod adı "Charlie I") türevi olduğuna dair başka Hint kaynakları da mevcut. Dolayısıyla bu bilginin doğruluk derecesi yüksek olabilir. ATV ile Charlie I arasındaki tasarım benzerliği hakkında daha sağlıklı bilgiyi muhtemelen denize iniş töreni sırasında elde etmek mümkün olacak, en azından görsel tasarım açısından.


PM's wife to launch INS Arihant, India's first nuclear submarine

Sandeep Unnithan

New Delhi, July 16, 2009

Prime Minister Manmohan Singh’s wife Gursharan Kaur is to crack the auspicious coconut marking the historic launch of India’s first nuclear-powered ballistic missile submarine at the naval dockyard, Visakhapatnam on July 26. The launch, which naval tradition demands always be performed by a lady, is also the tenth anniversary of the conclusion of the Kargil War.

The Arihant is a copy of the Charlie class nuclear submarine leased from the Soviet Union in 1987.

After spending over a decade cloaked under an obscure project name, the Advanced Technology Vessel (ATV) India’s first nuclear submarine finally gets a name: Arihant (destroyer of enemies), pulled out of a list with options like Astra. But more importantly, the Arihant propels India into an exclusive league of only five other nations who have designed and built their own nuclear-powered submarines. It also marks the first step towards the acquisition of the third leg of the nuclear triad— a secure underwater platform for launching nuclear weapons.

Based on the design of a Charlie-1 submarine which India leased from the former Soviet Union between 1987-’91, the submarine is currently housed in a completely-enclosed dry-dock called the Shipbuilding Centre (SBC) in Visakhapatnam. The launch, where the long, narrow dry dock is to be flooded with water from the harbor and the submarine floated out, is only the first step.

The Arihant is to be towed out of the SBC into an enclosed pier for its harbor trials. The trials will prove its nuclear power plant and auxiliary systems before it heads out into the Bay of Bengal for sea trials and weapon trials of the 12 K-15 ballistic missiles it is armed with. It will take the submarine between two and three years before commissioning.

In the meantime, the navy will get its first nuclear submarine, the Chakra, an Akula-2 class nuclear powered attack submarine currently undergoing sea trials in the Pacific Ocean off Vladivostok. The Chakra is to be commissioned later this year before sailing to Visakhapatnam. The submarine (known s the Nerpa in Russian service) is being acquired on a ten-year lease from Russia under a secret agreement signed in January 2004. India paid $ 650 million for the completion and lease of the submarine which is being acquired to rapidly train crews to man the fleet of three nuclear submarines which are to be inducted by 2015. Hull sections of two more ATVs have been completed by L&T at its Hazira facility and are to be transported to the SBC for assembling soon after the Arihant vacates dock space.
http://indiatoday.intoday.in/index.php?option=com_content&task=view&id=51956&sectionid=4&secid=&Itemid=1&issueid=114

Etiketler: , , ,

14 Temmuz 2009 Salı

Hindistan'ın Nükleer Denizaltı Projesi

Hindistan, "Advanced Technology Vessel" projesi dahilinde inşa ettiği ilk nükleer saldırı denizaltısı "Chakra"'yı Ağustos ayında denize indiriyor.

Chakra'nın, Proje 971 Akula tasarımı baz alınarak geliştirildiği belirtiliyor. Aynı tipteki "Nerpa" adlı denizaltı Rusya'dan kiralanmış, ancak devir teslimden hemen önce gerçekleşen bir kaza sonucu 20 denizci hayatını kaybetmişti. Nerpa'nın, onarımını müteakiben bu sene sonunda Hint DzK'ne teslim edilmesi söz konusu.

Eğer aşağıdaik haberde belirtildiği gibi ATV projesinin ilk denizaltısına gerçekten de Chakra adı verilecekse, Hint DzK'de üç adet "Chakra" hizmete girmiş olacak:

1. Chakra (I): Ocak 1988 - Ocak 1991 tarihleri arasında SSCB'den kiralanan, Proje 670A Skat (NATO kod adı: Charlie) tipi K-43 denizaltısı. Bu denizaltıya Hint DzK, Proje 06709 kodunu vermişti,

2. Chakra (II): 2009 - 2019 yılları arasında kullanılmak üzere kiralanan ancak transferden önce, 09.11.2008 tarihinde yangın geçiren, Proje 971A Nerpa (NATO kod adı Akula II) tipi K-152 Nerpa denizaltısı,

3. Chakra (III): Advanced Technology Vessel projesi ile üretilen ilk Hint yapımı denizaltı. Habere göre bu denizaltı, Rus Proje 971 Şçuka (NATO kod adı "Akula I") tasarımını baz alıyor.

Hindistan'ın uzun vadeli hedefi, toplam 5 adet ATV sınıfı SSN inşa etmek.

July 11, 2009

India's home-built nuke sub

Vessel set to launch before Aug 15, but sea trials another 1-1/2 years away

By Ravi Velloor, South Asia Bureau Chief

NEW DELHI - INDIA'S home-built nuclear submarine will make its first splash shortly, certainly before Prime Minister Manmohan Singh addresses the nation on Aug 15, people familiar with the plans said.

'The original idea was for the PM to finish his independence day speech and then travel to Vizag to launch the submarine,' a senior official told The Straits Times, using the abbreviation for Vishakhapatnam, a city on India's eastern seaboard.

'But that was not considered feasible. So we are planning the event a few days ahead of that, depending on the PM's schedule.'

The launch of the nuclear-powered submarine will mark a milestone in the super-secret Advanced Technology Vessel (ATV) programme and is the first step to completing India's nuclear triad: the ability to launch nuclear missiles from the air, land and now, sea.

Alongside that, India has been testing its sea-launched ballistic missiles.

'The August launch is essentially to float the tub in the dock,' sources said. 'Sea trials are still another 18 months away, but we are fully confident of the machine.'

Defence Minister A.K. Antony said in February that the project was in its final stages. 'Some years back, there were some bottlenecks in terms of supply of parts. It is over now. We will announce the vessel's launch whenever it is ready.'

The ATV programme charter is believed to be for an initial three submarines, probably the size of 6,000 tonnes each. It garners the combined resources of more than two dozen government and private organisations. Started in the 1970s, the trickiest part of the project was apparently to design the miniaturised nuclear reactor, for which some help came from Russia. The 100MW electrical reactor is said to use highly enriched uranium.

People familiar with the plans said the design includes several measures to prevent nuclear radiation in the event of a lethal accident. Two decades ago, Moscow loaned India a Charlie-class nuclear submarine so it could gain experience with nuclear submarines. That vessel joined the Indian Navy as the INS Chakra.
http://www.straitstimes.com/Breaking%2BNews/Asia/Story/STIStory_401713.html

Etiketler: , , ,

08 Temmuz 2009 Çarşamba

Türkiye'nin Gerçekleşmemiş FFG-7 İnşa Projesi

Uzun süredir, 1990 - 2010 yılları arasında gerçekleşen ikinci el firkateyn hibe ve transferlerini incelediğim bir makale üzerinde çalışmaktayım. Bu çalışma kapsamında araştırma yaparken, değerli dostum Cem Devrim Yaylalı, okuduğu bir kitaptaki son derece ilginç bir bilgiyi benimle paylaştı.

Yaylalı'nın bahsettiği bilgiye göre, Türkiye'nin FFG-7 Oliver Hazard Perry sınıfı firkateynlerle tanışıklığı, Gabya sınıfının trasnferinden çok öncesine, 1980'e kadar uzanıyor. Alman MEKO firkateyn projesinin mimarlarından, gemi inşa mühendisi Karl Otto Sadler, "MEKO - Eine Erfolgsstory" adlı kitabında, Türkiye ile ABD arasında 1980'de 4 adet FFG-7 Oliver Hazard Perry sınıfı güdümlü mermili firkateynin Gölcük Donanma Tersanesi'nde lisans altında inşası hakkında bir anlaşma imzalandığı, ancak daha sonra gerek teknik altyapı ve tecrübe eksikliği gerekse bütçe sıkıntılarından dolayı bu projenin iptal edildiğini yazıyordu.

Bu konu oldukça ilgimi çekti. Makalemde kullanabileceğim bir bilgi edinebilirim düşüncesi ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Bilgi Edinme Birimi'ne başvuruda bulundum. Yanıtın gelmesi uzun sürmedi.


Soru:
Sayın Yetkili,

Alman uyruklu emekli gemi inşa mühendisi Karl Otto Sadler'in yazmış olduğu ve "Mittler & Sohn" yayınevi tarafından 2007 tarihinde basılmış "MEKO - Eine Erfolgsstory" isimli kitabın 100'ncü sayfasında, 1980'lerin başında Türkiye ile ABD arasında, FFG-7 Oliver Hazard Perry sınıfı güdümlü mermili firkateynlerin Gölcük Askeri Tersanesi'nde lisans altında inşa edilmesine dair bir anlaşma ya da mutabakat muhtırası imzalandığı, akabinde bu projenin teknik altyapı eksikliği ve bütçe sıkıntısı nedeniyle iptal edildiğine dair bilgi bulunmaktadır.

1. Bu bilginin doğruluk derecesi,

2. Bilgi doğru ise anlaşmanın imzalandığı tarihi,

3. Bilgi doğru ise anlaşmanın kapsamı ve mümkünse içeriği,

hususlarında bilgi edinmek istiyorum.

Gereği konusunda ilginize, saygılarımla, arz ederim.

M. Arda MEVLÜTOĞLU

29.06.2009

Yanıt:

Sayın Arda MEVLÜTOĞLU;

“1980’li yılların başında FFG-7 sınıfı fırkateynlere ilişkin ortak faaliyetlerin yürütülmesi kapsamında karşılıklı temaslarda bulunulmuş ancak konuyla ilgili olarak herhangi bir anlaşma veya mutabakat metni imzalanmamıştır.”

DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI


.

Etiketler: , , ,

08 Haziran 2009 Pazartesi

Haftalık Bakış #8: Denizaltı Dünyasında Son Gelişmeler


Denizaltı Dünyasında Son Gelişmeler

Özellikle 2001’den bu yana sıklıkla telaffuz edilen (ancak şahsî kanaatime göre aslında yeni bir kavram da olmayan) kıyı suları muharebesi (Littoral Warfare), bu ihtiyaca yönelik çözümlere savunma pazarında rağbeti artırmış durumda. Dünya donanmaları artık sadece açık denizlerde seyredecek suüstü ve sualtı gemilerine yatırım yapmıyorlar. Savunma sanayiinin ve donanmaların ilgi odağında, kıyıya yakın (kahverengi) sularda harekât icra edebilecek yetenekte gemiler var. Bu bağlamda, özellikle Basra Körfezi, Aden Körfezi, Malakka Boğazı, Akdeniz gibi “sıcak nokatalar”ın daha da ısınması ile birlikte denizaltıların, bilhassa dizel elektrik denizaltıların popülaritesi daha da artmış durumda.

Bu yazımda, dünya denizaltı pazarındaki güncel gelişmeleri derlemeye çalıştım. Dünyada halen aktif hizmette denizaltı bulunduran ülke sayısı 36. Bu ülkelerin tamamını ve denizaltı filolarının güncel durumları ile en son gelişmeleri derlemek, bir köşe yazısının boyutlarını bir hayli zorlayacak bir çaba olur. O yüzden kendimce en önemli gördüklerimi, mümkün olduğunca yukarıda saydığım sıcak bölge ülkelerini içerecek şekilde sıraladım.

Almanya: Halen beş adet Tip 206 dizel elektrik ve dört adet Tip 212A sınıfı AIP dizel elektrik tahrikli denizaltıya sahip Almanya, 22.09.2006 tarihinde iki adet daha ilave Tip 212A sipariş etti. Diğer kullanıcısının İtalya olduğu Tip 212A’lar, konvansiyonel denizaltılar içinde en gelişmiş tasarımlardan biri.

Kısa süre önce savunma basınının gündemine gelen bazı haberler doğru ise, Alman Deniz Kuvvetleri’nin hizmetine girecek üçüncü tip denizaltı Tip 214 olacak. Yunanistan için üretilen ancak çeşitli sorunlar nedeniyle teslimatı bir türlü gerçekleştirilemeyen Papanikolis denizaltısının Almanya tarafından satın alınması gündemde. Denizaltının, uluslararası denizaşırı harekâtlarda giderek daha fazla geniş çaplı rol alan Almanya tarafından kullanılması mümkün; üçüncü ülkelere satılmak üzere için tadil de edilebilir. Zira Papanikolis, her ne kadar standart Tip 214 tasarımı olsa da, sonuçta Yunan Deniz Kuvvetleri’nin belirlediği teknik şartnameye göre üretilmiş edilmiş bir denizaltı.

Halen geliştirme ve deneme çalışmaları süren IDAS (Interactive Defense and Attack System for Submarines) denizaltından ateşlenen hava savunma / kara saldırı füze sistemi, yakın gelecekte Tip 212A’ların, DM2A4 Seehecht torpidoları ile birlikte standart silah sistemi olacak. En son U33 denizaltısı 29.05.2008 tarihinde IDAS ile başarılı bir deneme atışı gerçekleştirmişti.

Avustralya: Avustralya Deniz Kuvvetleri’nin envanterinde, İsveç Kockums tasarımı 6 adet Collins sınıfı denizaltı bulunuyor. Bir dizel elektrik denizaltıya göre yüksek sayılabilecek 3,350t dalışta deplasmana sahip bu botlar, yakın gelecekte ABD ile ortak geliştirilen Mk48 Mod7 ADCAP CBASS torpidolarını kullanacaklar. En son RIMPAC 2008 tatbikatı sırasında, Waller denizaltısı, bu torpidonun deneme atışını gerçekleştirdi.

Personel sıkıntıları yaşayan Avustralya denizaltı filosunda bu nedenle, aktif göreve hazır bot sayısının düşük olduğuna dair eleştiriler Mayıs ayında basına yansıdı. Denizaltıcı personel sayısının artırılması, Avustralya’nın önündeki ciddi bir problem, zira bu ülke 2030’a kadar 12 adet yeni nesil denizaltı üretmeyi planlıyor. Ayrıntıları kısa süre önce açıklanan tedarik planına göre Avustralya 6 adet Collins’i 2025 yılından itibaren, 12 adet yeni ve muhtemelen tonaj bakımından da benzer bir denizaltı tasarımı ile değiştirecek.

Sea 1000 adı verilen yeni nesil denizaltı projesine ilişkin çalışmalar, Avustralya Savunma Bakanlığı tarafından 27.10.2008 tarihinde, 4.67 milyon Avustralya Doları (2.85 milyon ABD Doları) bütçe ile başlatılmıştı. Buna göre kavramsal tasarım çalışmalarının 2010 yılında başlaması ve projeye hükümet onayının 2011’de verilmesi öngörülmekte. Denizaltının tasarımında ABD ile yakın işbirliği gerçekleştirilmesi gündemde; özellikle atış kontrol ve muhabere sistemlerinin tasarımında, ABD’nin hizmete alacağı yeni nesil nükleer denizaltılarda kullanılacak sistemlerinden faydalanılması söz konusu. Halihazırda Collins sınıfı botlar, Raytheon AN/BYG-1 komuta kontrol sistemini haiz.

Avustralya’da zaman zaman nükleer tahrikli saldırı denizaltısı üretimine dair de tartışmalar gerçekleşiyor. Bu tip botların tedariğini savunan ciddi bir askerî ve sivil bürokrat grubu bulunmakta. Öte yandan Avustralya Savunma Bakanı Joel Fitzgibbon, 27.12.2007 tarihinde, Sea 1000 projesi ile ilgili bir soruya verdiği yanıtta henüz proje modelinin kesinleşmediğini, nükleer tahrik sistemi de dahil olmak üzere tüm alteratiflerin değerlendirileceğini belirterek, bu seçeneğe bir bakıma açık bir kapı bırakmış oldu. İşçi Partisi hükümetine karşı duran muhalefetin bu projeye keskin bir itirazı bulunuyor. Dolayısıyla Avustralya’daki siyasi durum Sea 1000’in kaderi üzerinde belirleyici etkiye sahip olabilir.

Brezilya: Brezilya Deniz Kuvvetleri envanterinde halen 4 adet Tip 209 / 1400 Tupi sınıfı ve bir adet geliştirilmiş Tupi sınıfı dizel elektrik denizaltı bulunmakta. Tupi’ler Türk Deniz Kuvvetleri’ndeki Preveze / Gür sınıfı ile büyük ölçüde benzerlik taşımakta.

Brezilya’nın gündeminde büyük ve iddialı bir proje var: Nükleer tahrikli saldırı denizaltısı (SSN). Okyanusa kıyısı olan ülkenin, açıklarındaki geniş petrol kaynaklarının da dikte ettirdiği, denizde uzun süre kalabilme ve uzun erim ihtiyacının bir uzantısı olan projenin geçmişi 1980’lerin başlarına kadar uzanıyor.

2008 Aralık ayında biraraya gelen Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva ile Fransa Devlet Başkanı Nicolas Sarkozy, Fransa’nın Brezilya’ya SSN projesinde teknoloji transferi ve tasarım desteği vermesi hususunda anlaşmışlardı. Sözkonusu zirvede ayrıca, Brezilya’nın 4 adet Scorpene sınıfı konvansiyonel (detayları net olmasa da kuvvetle muhtemel AIP dizel elektrik tahrikli) ve 50 adet EC-725 Cougar genel maksat / nakliye helikopteri alımı da karara bağlandı.

Rio de Janeiro yakınlarında yeni bir denizaltı üssü ve nükleer reaktör inşası projeleri ile eşgüdümlü ilerleyen projede, denizaltının reaktörünün kıyı tesisindeki denemelerine 2014 yılında başlanması, denizaltıya ise 2019 yılında entegre edilmesi planlanıyor.

Bu proje ile birlikte Brezilya, nükleer silahlara sahip olmadan nükleer tahrikli denizaltı kullanan ilk ülke olma sıfatını taşıyacak.

Endonezya: Halen iki adet Alman yapımı Tip 209 / 1300 Cakra sınıfı denizaltıya sahip Endonezya’nın gündeminde 2 ya da 3 adet yeni dizel elektrik denizaltı tedariği bulunuyor. Teklife Çağrı Dosyası’nın hazırlandığı projede yer alan iki aday Rus yapımı Kilo sınıfı ile Güney Kore’nin önerdiği Alman lisanslı Tip 209’lar.

Endonezya’nın Cakra’ları Güney Kore tarafından modernize ediliyor. 2005 yılında 60 milyon Dolar tutarındaki sözleşme ile 401 Cakra, Daewoo tarafından modernize edilerek Nisan 2006’da görevine tekrar başladı. Proje kapsamında denizaltının dizel makinası, tahrik sistemi ve teknesi yenilenmesi, yeni seyir radarı, sonar, seyrüsefer ve atış kontrol sistemi entegrasyonu yer alıyor. İkinci bot, 402 Nanggala’nın modernizasyonu için yine Daewoo ile bu yılın Nisan ayında 75 milyon Dolar tutarında bir sözleşme imzalandı. Çalışmaların 2011 yılında tamamlanması planlanıyor.

Güney Kore’nin Tip 209 teklifinin, Endonezya’dan CN-235 deniz karakol uçağı alımını da içeriyor olduğuna dair haberler mevcut. Dolayısıyla Tip 209 alımının ihtimali daha yüksektir denebilir.
Güney Kore: Tip 214’ün Yunanistan ile birlikte ilk ihraç müşterisi olan Güney Kore’nin denizaltı filosu hatırı sayılır bir büyüklüğe sahip ve tamamı Alman menşeili botlardan müteşekkil. Halihazırda Güney Kore Deniz Kuvvetleri bünyesinde 9 adet Tip 209 / 1200 modeli, KSS-1 sınıfı dizel elektrik tahrikli denizaltı görevde bulunuyor. KSS-1’lerin ilki HDW’nin Kiel tersanesinde, geri kalan 8’i ise Daewoo’nun Okpo tersanesinde inşa edildi.

Güney Kore KSS-2 projesi kapsamında Kasım 2000'de Tip 214 tasarımını seçti. İhalede Tip 214'ün rakibi Fransız Scorpene modeli idi. Tip 214'ün seçimi ile birlikte Rusya'dan 1.75 mlyar $ karşılığında ikinci el Proje 636 Kilo modeli denizaltı alım planı da iptal edildi. Tip 214'lerin yurtiçinde üretim ihalesi de, 1.12 milyar $ karşılığında Hyundai Heavy Industries grubuna verildi. Hyundai proje boyunca HDW'den teknoloji transferi ve teknik destek sağlamakta.

Başlangıçta üç botu kapsayan projede opsiyon olan 6 ilave denizaltı için karar 2007 yılında alındı. Böylelikle Güney Kore, proje bittiği zaman 9 adet Tip 214 sınıfı AIP tahrikli denizaltıya sahip olacak.

Güney Kore’nin gündeminde ayrıca 3,000 ton deplasamana sahip KSS-3 sınıfı okyanus tipi denizaltının da insaşı bulunuyor. Projenin detayları henüz netleşmemiş durumda.

Hindistan: Hindistan’da denizaltı alanında halen iki önemli proje devam ediyor: Advanced Technology Vessel (ATV) ve Proje 75.

ATV projesi uzun vadede toplam 5 adet nükleer tahrikli saldırı denizaltısının Visakhapatnam’daki Hindustan Shipyard tersanelerinde inşasını içeriyor. İlk denizaltı için çalışmalar halen, Rusya’nın desteği ile devam etmekte.

Hindistan nükleer denizaltı kullanımına yabancı bir ülke değil. Hindistan, 1988 – 1991 yılları arasında SSCB’den Proje 670A Skat (NATO kod adı "Charlie I") sınıfı K-43 denizaltısını kiralamıştı. Project 06709 kodu verilen program ile eğitim ve konsept belirleme çalışmalarında kullanılan denizaltıya Hint Deniz Kuvvetleri’nde verilen isim Chakra idi.

ATV projesine hazırlık ve personel yetiştirilmesi amacıyla Hindistan Rusya’dan yine nükleer denizaltı kiralamak için 2000’lerin ortalarında girişimlerde bulunmuş, 2008 yılında Proje 971A (NATO kod adı “Akula II”) sınıfı K-152 Nerpa denizaltısının 10 yıllığına ve 700 milyon Dolar bedelle kiralanması hususunda anlaşmaya varılmıştı. Nerpa, Chakra II adı ile Hint Deniz Kuvvetleri’ne devir teslim için hazırlanırken 08.11.2009 tarihinde kaza geçirdi. Makina dairesinde çıkan yangın sonucu 6 denizci ve 14 işçi hayatını kaybetti. Tamiratı süren Nerpa denizaltısının sonbaharda devredilmesi planlanıyor. Öte yandan Hint Deniz Kuvvetleri’nin ilave Proje 971A kiralamayı değerlendirdiği haberleri mevcut.

Hindistan’ın halen devam eden bir diğer önemli denizaltı projesi, Proje 75 adı altında Scorpene denizaltılarının üretimi. İlk ikisi Fransız DCNS firmasının Cherbourg tersanelerinde üretilen botların geri kalan 4’ü Bombay’daki Mazagon tersanelerinde inşa edilecek. Proje 75 için yaklaşık 3.5 milyar $ tutarındaki sözleşme 06.10.2005 tarihinde imzalanmıştı

Hindistan ayrıca 1997 yılında başlayan bir proje ile, envanterindeki 10 adet Proje 877EKM Kilo tipi, Sindhugosh sınıfı dizel elektrik denizaltısını modernize etmekte. Modernizasyon kapsamında denizaltılara Novator Alfa 3M54E1 Klub (NATO kod adı SS-N-27) seyir füzesi fırlatma kabiliyeti eklenmesi, Rus yapımı orijinal bataryaların Alman yapımı daha uzun ömürlü bataryalarla değiştirilmesi ve ana makina sisteminin iyileştirilmesi, sonar, muhabere ve atış kontrol sisteminin yenilenmesi gibi kalemler bulunuyor. Rusya ile yürütülmekte olan diğer projeler gibi uzun gecikmeler ve entegrasyon sorunları ile boğuşulan projede 2008 sonu itibari ile 4 denizaltı, tadilatları tamamlanarak tekrar hizmete girdi.
İran: Fars Haber Ajansı’nın 1 Haziran tarihli haberine göre yerli üretim ilk denizaltı, Ghadir, hizmete girdi.

İran İslam Cumhuriyeti Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Habibullah Seyyari’nin beyanına göre, Ghadir’in inşası 10 yıl sürmüş. 948 bordo numaralı Ghadir, “Cüce Denizaltı” (Midget Submarine – SSW) sınıfına giriyor. Bu tür botlar daha ziyade sızma, sabotaj ve vur kaç tipi görevler için daha uygun. Menzilleri, seyir süratleri ve azami dalış derinlikleri konvansiyonel dizel elektrik tahrikli denizaltılara kıyasla daha düşük olmasına rağmen özellikle sığ sularda harekat için bazı ülkeler tarafından tercih ediliyorlar.

İran Deniz Kuvvetleri envanterinde halihazırda 3 adet Proje 877EKM “Kilo” modeli, Tarık sınıfı olarak adlandırılan dizel elektrik tahrikli denizaltı bulunuyor. 1992 – 1996 yılları arasında hizmete giren bu denizaltılar, olası bir kriz döneminde, Basra Körfezi’ndeki ticaret gemileri ve ABD Deniz Kuvvetleri (USN) unsurlarına karşı büyük tehdit oluşturmaktalar.

Kanada: Kanada, denizaltılar açısından makus bir talihe sahip. Ve bu bedbahtlık daha uzun süre devam edeceğe benziyor.

Kanada, İngiltere’nin 1980’lerin ikinci yarısında hizmete alıp kısa süre kullandıktan sonra Soğuk Savaş’ın bitmesi ve bütçe kesintileri nedeniyle erken emekliye ayırdığı 4 adet Upholder sınıfı denizaltıyı, 1998 yılında satın aldı. Akabinde denizaltılar, İngiltere’deki Barrow tersanelerinde uzun bir tadilat ve modernizasyon işlemine tabi tutuldular. Kanada Deniz Kuvvetleri’nde Victoria sınıfı olarak adlandırılan denizaltılar, hizmet ömürlerinin sonuna gelmiş Oberon sınıfının yerini alacaktı.

İlk üç denizaltı (Victoria, Corner Brook ve Windsor), modernizasyonlarının tamamlanmasını müteakiben sırasıyla Aralık 2000, Mart 2003 ve Hazian 2003’te hizmete girdi. Son denizaltı, 879 borda numaralı Chicoutimi, Barrow tersanesinde 01.10.2004 tarihinde düzenlenen bir törenle Kanada Deniz Kuvvetleri’nde resmen hizmete girdi ve ardından yeni evine doğru yolculuğuna çıktı. Ancak bu yolculuk bir felaketle sonuçlandı: 05.10.2004 günü, İskoçya açıklarında, botun elektrik tesisatındaki bir kısa devre nedeniyle yangın çıktı. Olayda bir denizci hayatını kaybetti. Bir yandan Atlas Okyanusu’nda yakalandığı fırtına, diğer yanda zehirli duman ve yangınla boğuşan denizaltı, güçlükle Kanada’daki Halifax Tersanesi’ne çekildi ve tamir işlemleri için kuru havuza alındı. 2006’ya kadar süren ayrıntılı teknik değerlendirme ve hasar tespit çalışmaları neticesinde, denizaltının en az 2010 yılına kadar hizmete dönemeyeceği ortaya çıktı.

Chicoutimi’nin daha görevine başlamadan hizmet dışı kalması, diğer botların üzerine büyük bir yük bindirdi. Gerek bu yük, gerekse Kanada’nın kontrol etmesi gereken denizlerin genişliği, hizmetteki bu üç denizaltının normalden daha kapsamlı bir bakım ve tadilat işlemine ihtiyaç duymaları sonucunu doğurdu. “Extended Docking Work Period” (EDWP) adı verilen bu bakım ve tadilat programı dahilinde ilk iki bot, Victoria ve Windsor halen kuru havuzda ve 2010 yılında tekrar göreve dönecekler. Kanada’nın halen aktif görevdeki tek denizaltısı, Corner Brook ise 2011 yılında kuru havuza alınacak. Corner Brook’un EDWP’ye alınması aslında 2008 yılına planlıydı ancak Chicoutimi’nin kaza geçirmesi ve bu denizaltının hasar tespit ve tamirat maliyetinin astronomik boyutlara ulaşması, bunu geciktirdi.

Chicoutimi’nin tamiratı, EDWP programı ile birleştirilecek; denizaltının 2012’den önce hizmete dönmesi mümkün değil.

Kanada Victoria sınıfını hizmette tutmak için yaklaşık 1.5 milyar Dolar harcayacak.

Portekiz: Portekiz ile Alman German Submarine Consortium arasında 2 adet (+1 opsiyon) adet Tip 209PN Tridente sınıfı denizaltının üretimine ilişkin alımına ilişkin 911 milyon Dolar tutarındaki sözleşme, 21.04.2004 tarihinde imzalanmıştı. Offset boyutu 1.42 milyar Dolar olan proje kapsamında üretilecek botlar, AIP tahrik sistemini haiz olacak.

İlk Tip 209PN, S167 Trindete’nin Mart 2010’da, ikinci denizaltı, S168 Arpao’nun Ocak 2011’de hizmete girmesi planlanıyor. Üçüncü bot için opsiyon henüz işletilmiş değil.

Tip 209PN’ler, Portekiz DzK’deki halen ömürlerinin sonuna gelmiş iki adet Fransız Daphne modeli Albacora sınıfının yerine geçecek.

Rusya Federasyonu: RIA Novosti haber ajansının haberine göre, geçtiğimiz sene bir kaza geçiren nükleer saldırı denizaltısı Nerpa’nın, tamirini müteakip, önümüzdeki sonbaharda tekrar hizmete girerek planlandığı gibi Hint Deniz Kuvvetleri’ne kiralanacak.

Geçen sene 8 Kasım’da, seyir denemeleri sırasında yangın çıkan Proje 971A (NATO kod adı “Akula II”) sınıfı denizaltıda 3 denizci ve 17 işçi hayatını kaybetmişti.

Hint DzK ile 10 yıl için 500 milyon Dolar tutarındaki kiralama anlaşması bu kazanın ardından dondurulmuştu.

Öte yandan yine RIA Novosti’nin 1 Haziran tarihli haberine göre halihazırda Rusya Federasyonu Deniz Kuvvetleri’nin hizmetinde aktif sadece 8 adet nükleer başlıklı balistik füze taşıyabilen denizaltı (SSBN) kalmış durumda.

Habere göre Rus Deniz Kuvvetleri’nin denizaltı durumu şu şekilde:

- Proje 667BDRM (NATO kod adı “Delta IV”) sınıfı 6 adet SSBN, R-29RM Sineva (NATO kod adı SS-N-23 “Skif”) balistik füzelerini taşımak üzere tadil edilmekte.

- 5 adet Delta IV sınıfı denizaltı aktif olarak Pasifik Filosu’nda görev vermekte.

- Proje 667BDR Kalmar (NATO kod adı “Delta III”) sınıfı SSBN’ler hizmet dışına çıkartılmakta.

- Proje 941 Akula (NATO kod adı “Typhoon”) sınıfı denizaltılarda geriye kalan son iki bot, Arhangelsk ve Severstal, Severodvinsk deniz üssünde kızakta, rezerv olarak tutuluyor. Görev sistemlerinin tamir ve modernizasyona ihtiyaç duyduğu bu denizaltılarda füze bulunmuyor.

- Typhoon sınıfının yerini alacak Proje 955 Borey sınıfının ilk botu, Yuri Dolgoruki’nin denemelerine bu sene Mart ayında başlandı. Bu denizaltılar, kamuoyunun da sıkça gündemine gelen Bulava stratejik füzeleri ile donatılacaklar. Diğer iki Borey sınıfı denizaltı, Aleksandır Nevski ve Vladimir Monomah ise halen Sevmaş Tersanesi’nde inşa halinde.

- Halen envanterdeki nükleer tahrikli saldırı denizaltı (SSN) sayısı yaklaşık 30, ancak bunların 17 adedi aktif hizmette.

- Hizmetteki dizel elektrik tahrikli denizaltı (SSK) sayısı yaklaşık 20. Proje 877 Paltus (NATO kod adı “Kilo”) sınıfı bu denizaltıların uzun dönemde, Novator Alfa 3M54E1 Klub (NATO kod adı SS-N-27) seyir füzeleri ile donatılmış Proje 677 Lada sınıfı botlarla değiştirilmesi planlanıyor.

- Rus Deniz Kuvvetleri’nin envanterinde ayrıca 7 adet özel maksatlı denizaltı bulunuyor. Habere göre bu denizaltılar ana amacı yeni teknolojilerin ve silah sistemlerinin denenmesi. Bu denizaltılarının tamamının mı yoksa bir kısmının mı aktif görevde olduğuna dair bir bilgi yok.

- Haberde ayrıca Project 20120 B-90 Sarov sınıfı yeni nesil bir dizel elektrik – nükleer tahrikli denizaltı projesinden varlığından bahsedilmiş. Söz konusu proje ile ilgili sağlıklı ve tutarlı bilgiye ulaşmak şu an için mümkün değil.

Yunanistan: Komşumuzun yeni nesil denizaltı projesi, tam anlamıyla bir yılan hikayesine dönüşmüş durumda.

Tip 214 projesinin ilk botu S120 Papanikolis 2004 yılında denize indirildi ve halen kesin kabulünün yapılmasını bekliyor. Bu denizaltının kesin kabulü yapılmadığı için ikinci bot S121 Pipinos da seyir testlerine çıkamıyor; limanda demirli beklemekte. Proje son derece spekülatif bir hal almış durumda: Alman tarafı (HDW), Yunanistan’ın kendilerine yüklü bir borcu olduğunu iddia ederken Yunanlılar ise uzun süre çeşitli tasarım problemleri olduğunu söyledikleri Papanikolis’in bu sefer de limanda eskidiği için kabulünü gerçekleştirmeyeceklerini, HDW’nin sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmediğini beyan ediyorlar.

Savunma basınına en son yansıyan haberlere göre Papanikolis’in Almanya tarafından satın alınarak Alman Deniz Kuvvetleri’nde hizmete girmesi değerlendiriliyor. Geri kalan 3 denizaltının ise üretimine devam edilebilir. Papanikolis ile ayrıca başta Polonya olmak üzere bazı ülkelerin de ciddi biçimde ilgilendiği haberleri mevcut.

Yunanistan, elindeki 4 adet Tip 209 / 1200 Okeanos sınıfı denizaltıdan ilkini, S118 Okeanos’u, 31 Mayıs 2002'de imzalanan Neptune II iyileştirme programı dahilinde kapsamlı bir modernizasyona soktu. Proje çerçevesinde gövde 6.5m daha uzatılarak, AIP yeteneği için Siemens PEM yakıt hücresi, Atlas Elektronik ISUS 90-15, FAS, SATCOM, Link-11 ve UGM-84 Sub Harpoon kabiliyeti entegre edildi. SST-4'ler yeni tip bir torpido ile değiştirilecek, ancak SUT'ler 2020 civarına kadar kullanılacak. Neptune II projesi üç adet Okeanos sınıfı denizaltıyı kapsıyordu, ancak yine savunma basınına düşen bazı haberlere göre bu projenin de Okeanos’un tekrar hizmete girmesini müteakip iptal edilmesi, onun yerine iki adet AIP tahrikli Tip 209 / 1400 alınması gündemde. Tip 209 / 1400 deyince, konunun meraklılarının aklına Türk Deniz Kuvvetleri’ndeki Preveze / Gür sınıfı “orijinal” Tip 209 / 1400 denizaltıları gelebilir, ancak söz konusu 1400’ler, muhtemelen Portekiz Tip 209PN’leri gibi dış görünüş, tasarım ve kabiliyet çok muhtemelen Tip 214’lerin aynısı olacaklar. Fark sadece sınıflandırmada (öyle ya, skandala dönüşen Tip 214 projesinden sonra hiçbir Yunanlı siyasetçi, iç kamuoyuna tekrar aynı denizaltıdan neden aldıklarını izah edemez’)

Yunanistan’ın halihazırda aktif görevdeki denizaltıları, 1971 – 1972 yılları arasında hizmete giren ve Neptune I projesi kapsamında kısmî modernizasyondan geçen Tip 209 / 1100 Glavkos sınıfı ile 1979 – 1980 arasında hizmete giren ve henüz Neptune II modernizasyonuna girmemiş üç adet Tip 209 / 1200 Poseidon sınıfı. Glavkos sınıfı denizaltıların bir ara Mısır’a satışı gündemdeydi ancak satış muhtemelen rafa kalkmış durumda.

Etiketler: , , , , , , , , ,

23 Mart 2009 Pazartesi

Haftalık Bakış #2: Yunanistan ve FREMM

Yunanistan ve FREMM

Avrupa’nın en büyük savunma sanayii şirketlerinden MBDA’nın CEO’su Antoine Bouvier, 17 Mart’ta yaptığı açıklama ile firmanın Fransız pazarındaki satışlarının önümüzdeki 5 yıl içinde önemli ölçüde düşeceğini, buna karşılık oluşacak açığı ihracat gelirleri ile kapatmayı hedeflediklerini belirtti. MBDA’nın cirosunun yaklaşık yüzde 40’ını oluşturan ihracat kalemlerinin payının, önümüzdeki 5 yıl içinde yüzde 50’ye ulaşması planlanıyor.

2007 yılında 3 milyar Euro olarak gerçekleşen geliri 2008 yılında 2,7 milyar Euro’ya düşen şirketin elinde devam eden yaklaşık 11,9 milyar Euro tutarında sözleşme bulunuyor. MBDA yetkilisinin ifadesine göre bu, şirketi yaklaşık 4 yıl daha idare edebilecek bir miktar. Fransız Savunma Bakanlığı’nın kısa süre önce 2009 – 2014 dönemi için açıkladığı kuvvet modernizasyon ve bütçe planı ile birleşince, şirketin ihracat pazarına gayretle sarılmasının arkasındaki itici güç daha iyi anlaşılabiliyor.

Nitekim Bouvier, şirketin ihracat atağı çerçevesinde özellikle Rafale çok rollü taktik savaş uçağı ile FREMM (Frégate Multi Mission; Çok Rollü Firkateyn) firkateyni ihracatına bağlı olarak füze sistemi satışlarında artış beklediklerini ekledi. MBDA’nın patronuna göre 2009 sonuna kadar Rafale veya FREMM ile bağlantılı bir ya da iki adet büyük ölçekli satış anlaşması imzalanması kuvvetle muhtemel.

Gerek ima ile gerekse bizzat isim vererek zikredilen iki muhtemel müşteri: Rafale için Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve FREMM için Yunanistan.

Bir süredir özellikle Papanikolis sınıfı Tip 214 modeli denizaltıların tedarik sürecinde yaşanan sorunlarla boğuşan Yunan Deniz Kuvvetleri’nin (YDzK) envanterinde halen, 10 adet Elli sınıfı (eski Hollanda Kortenaer tipi) ve 4 adet Hydra sınıfı (Alman MEKO 200HN tipi) firkateyn bulunuyor. YDzK, 1990’ların başlarında hizmete giren Epirus sınıfı (eski ABD FF-1052 Knox) 3 adet firkateyni, yaklaşık 10 yıl gibi görece kısa bir süre hizmette tuttuktan sonra 2000’lerin başlarında emekliye ayırmıştı. Epirus’ların envanterden düşmesi ile birlikte, YDzK ana muharip gücünde ABD imali bir gemi kalmadı.

Elli sınıfı gemilerin ömürlerini 2020 yılına kadar uzatmayı hedefleyen MLM (Mid Life Modernization; Yarı Ömür Modernizasyonu) projesi ile, 1980 – 1997 yılları arasında hizmete giren ve Batch I ve Batch II olarak sınıflandırılan ilk 6 gemi, Hellenic Shipyards ana ve Thales Nederland alt yükleniciliğinde kapsamlı bir tadilattan geçmekteler. MLM kapsamında, TACTICOS muharebe komuta kontrol sistemi entegrasyonu, ZW06 satıh arama radarının Scout radarı ile değiştirilmesi, LW08 ve WM25 STIR radarlarının modernizasyonu, Mirador elektro optik atış kontrol sistemi entegrasyonu ve elektronik harp ve karşı tedbir sistemlerinin iyileştirilmesi gibi kalemler bulunuyor. Başlangıçta modernizasyon pakedine dahil olan RIM-162 ESSM (Evolved Sea Sparrow Missile) entegrasyonu, maliyeti nedeniyle projeden çıkartılarak rafa kaldırıldı.

MLM projesi kapsamında Hellenic Shipyards’ın Skaramanga tersanelerinde modernize edilen gemilerden F462 Kountouritis Eylül 2006, ikinci ve üçüncü gemiler F459 Adrias ve F461 Navarinon 2007 ve dördüncü gemi F451 Limnos Ocak 2009’da tekrar göreve başladılar. Beşinci gemi F450 Elli’nin bu sene içerisinde, son gemi F460 Aegeon’un da 2010’da teslim edilmesi planlanıyor.

Modernizasyon sonrası 2006 – 2010 arası tekrar hizmete dönmüş olacak 6 adet Elli, YDzK’nın halihazırdaki en modern firkateynleri olan ve 1992 – 1998 arası hizmete girmiş 4 adet Hydra sınıfı ile birlikte yaklaşık 2020’ye kadar görev yapacak. Hydra sınıfı için de kısa vadede modernizasyonun gündeme gelmesi bekleniyor.

Bu genel resim içerisinde de YDzK’nın yeni nesil firkateyn ihtiyacı da, 2010’ların ikinci yarısından itibaren hizmete girmeye başlayacak ve Elli sınıfının yerini alacak bir gemi olarak göze çarpıyor.

Bu ihtiyacı karşılamak için çalışan YDzK, yeni nesil firkateyn projesi kapsamında teknik şartnameyi Ekim 2008’de tamamlayarak ihale sürecini başlatması için, tabiri caizse pası hükümete attı. Yaklaşık 2,2 Milyar Euro tutarında bir bütçe ayrılan ve 6 adet firkateynin tedariği içeren projede ilk dikkat çeken husus, modern savaş gemisi maliyetleri göz önüne alındığında ayrılan bütçe ile planlanan gemi saysı arasındaki orantısızlık. Kayda değer bir bütçe artırımı yapılmazsa tedariğin 4 (+2 opsyion) ya da 3 (+3 opsiyon) şeklinde gerçekleşmesi olası. Nitekim FREMM projesini Fransız orakları ile birlikte yürüten Fincantieri tersanesi yetkilileri 2007 yılında, henüz şartname yayınlanmamışken, beklentilerini 3 + 3 gemi olarak açıklamışlardı.

Savunma çevrelerindeki yaygın beklenti, YDzK’nin adanmış bir hava savunma harbi (Anti Air Warfare; AAW) firkateyni tedariğine yöneleceği şeklindeydi. Ancak 2008 Mayıs’ında YDzK sözcüsü Andreas Vettos’un yaptığı açıklamaya göre Yunanistan yeni firkateynlerinden böyle bir görev beklemiyor.

YDzK’nın AAW kabiliyeti bugüne kadar, 2004 yılında emekliye ayrılan Kimon sınıfı (eski ABD Charles F Adams) destroyerlerdeki SM-1MR Standard füzeleri ile sınırlı kaldı. Bu gemilerin envanterden düşmesinden sonra benzer bir sistem tedariği şöyle dursun, MLM projesinden ESSM kabiliyetinin çıkarılması göz önünde bulundurulacak olursa, Yunanistan’ın bu alanda çok ciddi bir acelesinin olmadığını söylemek yanlış olmaz.

Nitekim Vettos, açıkça yeni tedarik edilecek firkateynlerin sadece özsavunma amaçlı nokta savunma kabiliyetine sahip olacaklarını, hava savunmasının esasen Yunan Hava Kuvvetleri’nin görevi olduğunu belirtiyor.

Söz konusu projeye belli başlı savaş gemisi üretici tersanelerin ilgisi, doğal olarak, oldukça yoğun. Şimdiye kadar adı geçen üreticiler ve teklif ettikleri ya da teklif edilmesi beklenen modeller şunlar:

Fransa: DCNS – FREMM (Frégate Multi Mission)
Almanya: Thyssen Krupp Marine Systems – MEKO - D (Mehrzweck Kombination – D)
Hollanda: Royal Schelde – LCF (Luchtverdedigings & Commandofregatten)
İspanya: Navantia – F100

Proje kapsamında ilk geminin, sözleşmenin imzasından sonra ve 8 ay sürecek kabul denemelerini müteakiben 48’nci ay (4 yıl) içerisinde hizmete girmesi isteniyor. Tam yüklü deplasman olarak 6,000t, azami sürat olarak 27 deniz mili belirlenmiş. 6 deniz durumunda seyir ve 30 gün desteksiz seyir kabiliyeti de isterler arasında. Helikopter hangar ve pistinin, 10t sınıfı bir helikopter veya İHA (İnsansız Hava Aracı) görevlerine elverişli olması bekleniyor.

Silah sistemi olarak kısa/orta menzilli hava savunma ve kara saldırı füzelerinin kullanılabileceği 40 hücreli VLS lançer (Vertical Launcher System; Düşey Lançer Sistemi), 8 adet gemisavar füze, 127mm/54 baş top, öz savunma silah sistemi (Close In Weapon System; CIWS) ve iki adet üçlü 324mm torpido tüpü tanımlanmış durumda. Silah sistemlerinin, sıralı dizinli radar (Phased Array Radar) sisteminin odağında olduğu komuta kontrol sistemi tarafından yönetilmesi de temel isterler arasında.

Projenin en önde gelen adayı hatta Yunan Savunma Bakanı Vangelis Meimerakis’in 22 Ocak 2009’da yaptığı açıklamaya göre galibi, Fransız DCNS şirketi. Meimerakis yaptığı açıklamada Yunan hükümetinin Fransa ile 15 adet Arama & Kurtarma görevli Super Puma helikopteri ve FREMM firkateynlerinin ortak üretimi konusunda görüşmelere başlanacağını duyurdu.

YDzK için yeni firkateyn ihtiyacının gayrıresmi olarak gündeme geldiği ilk günlerden bu yana açık ara favori olarak değerlendirilen FREMM, DCNS şirketinin iddiasına göre 400 milyon Euro’luk birim maliyet ile aynı zamanda en ucuz seçenek.

Bir Fransız – İtalyan ortak projesi olan FREMM, her iki ülke deniz kuvvetlerinin ihtiyacı olan çok rollü firkateynlerin, farklı görev modülleri ve silah ve sensör sistemleri ile donatılmasına olanak verecek bir tasarıma sahip olarak geliştirilmesini içeriyor. Fransa’da Aquitane, İtalya’da Bergamini sınıfı olarak hizmete girecek yaklaşık 6,000t sınıfındaki gemiler, görevlerine göre farklı versiyonlarda üretilecek. Genel FREMM tasarımında 8 adet MBDA MM-40 Exocet Block3 (Fransız gemileri) ya da Teseo Mk2A (İtalyan gemileri) gemisavar füze, DCNS Sylver A43 VLS lançerlerden fırlatılan MBDA Aster 15 kısa menzil hava savunma füzesi, EuroTorp MU90 torpido, NH-90 helikopteri için hangar ve pist, karşı tedbir sistemi gibi kalemler ortak olmakla birlikte, görevlerine göre gemilerde ayrıca değişik silah ve komuta kontrol ve sensör sistemleri bulunmakta.

Başlıca FREMM versiyonları şu şekilde özetlenebilir:

FREMM ASM (Anti Sous Marine): Denizaltı Savunma Harbi (DSH) versiyonu.
FREMM AVT (Action Vers la Terre): Yer hedeflerine saldırı versiyonu.
FREMM GP: Genel maksat versiyonu.
FREDA (Frégates de Défense Aériennes): AAW versiyonu.

Başlangıçtaki üretim planı şu şekildeydi:

Fransa; 9 adet A69 Aviso, 3 adet F67 Tourville ve 7 adet A70 Georges Leygues sınıfı geminin yerini almak üzere:

Tranche Ferme (Ana sipariş paketi): 6 adet FREMM ASM, 2 adet FREMM AVT,
Tranche Conditionelles 1 (1. Opsiyon paketi): 2 adet FREMM ASM, 2 adet FREMM AVT,
Tranche Conditionelles 2 (2. Opsiyon paketi): 5 adet FREMM AVT

toplam 17 gemi;

İtalya; 8 adet Maestrale ve 4 adet Lupo sınıfı geminin yerini almak üzere:

Tranche Ferme (Ana sipariş paketi): 1 adet FREMM ASM, 1 adet FREMM GP,
Tranche Conditionelles 1 (1. Opsiyon paketi): 3 adet FREMM ASM, 1 adet FREMM GP,
Tranche Conditionelles 2 (2. Opsiyon paketi): 2 adet FREMM GP,
Tranche Conditionelles 3 (3. Opsiyon paketi): 2 adet FREMM GP

toplam 10 gemi.

Ancak Fransa, 2008 Ekim’inde duyurduğu bir değişiklikle, SCALP Naval kabiliyetli FREMM AVT versiyonundan vazgeçtiğini, bunun yerine Gowind türevi korvet sınıfı gemileri hizmete alacağını ve FREMM projesi kapsamında 9 adet FREMM ASM ve 2 adet FREDA tedarik edeceğini duyurdu. FREDA’lar, hizmetteki 2 adet Cassard sınıfı AAW destroyerinin yerini alacak. FREDA’ların alan hava savunmasına yönelik esas silahı, 32 adet Aster 30 orta menzil hava savunma füzesi olacak.

Ana makinası General Electric-Avio LM2500+G4 gaz türbin olan ve CODLAG (Combined Diesel Electric and Gas) tahrik sistemine sahip olan FREMM, ilk ihracat başarısını 2007 Ekim’inde yakaladı. Fas Kraliyet Deniz Kuvvetleri, envanterindeki İspanyol yapımı Descubierta sınıfı firkateynlerin yerini almak üzere bir adet FREMM sipariş etti. Fransız Lorient Tersanesi’nde üretilecek gemi için sözleşme Nisan 2008’de imzalandı ve inşasına aynı yılın yaz aylarında başlandı. Geminin 2012 – 2013 arasında hizmete girmesi planlanıyor.

Komşuya geri dönecek olursak...

DCNS, Yunan Elefsis Tersanesi ile bir ortaklık kurmuş ve kapsamlı teknoloji transferi ile birlikte 6 geminin de Yunan tersanelerinde inşa edilmesini içeren bir teklif sunmuştu. DCNS’in en yakın rakibi, Skaramanga’da kurulu Hellenic Shipyards (HSY) idi. 2002 yılında Thyssen Krupp Marine Systems (TKMS) tarafından satın alınan tersane, son zamanlarda adını neredeyse bir skandala dönüşen Yunan denizaltı projeleri ile duyurmuş durumda: Uzun süredir gerek teknik sorunlar gerekse Yunan tarafının bütçe sıkıntıları nedeniyle teslim alamayan ve tıkanma noktasına gelen Papanikolis Tip 214 ve ardından ilk bottan sonra iptal edilen Neptune II modernizasyon projeleri, savunma basını aracılığı ile tarafların birbirlerini suçlaması ve herhangi somut bir sonuca varmadan süregelen görüşmelere sahne olan gelişmeler, en sonunda TKMS’nin, HSY’yi satmaya karar vermesi ile farklı bir ivme kazandı: Yunan ve Alman basınına yansıyan en son haberlere göre TKMS, Nisan başı itibari ile HSY’yi satışa çıkartıyor. Papanikolis ve Yunanistan’ın iptal ettiği Neptune II yerine değerlendirdiği iddia edilen iki adet Tip 209 AIP denizaltı tedarik projelerinin akıbeti meçhûl...

HSY’nin satışı, yeni nesil firkateyn projesi üzerinde dolaylı bir etkiye de sahip. Şöyle ki:

DCNS’in ortağı olduğu Elefsis Tersaneleri, YDzK’nin HSY ile birlikte iki ana gemi üreticisinden biri. Ne var ki bu tersanenin muharip gemi sınıfında bugüne kadar gerçekleştirdiği en büyük proje, Roussen sınıfı, Super Vita modeli hücumbotların üretimi. Tam yüklü 580t deplasmana, azami 34 deniz mili sürate, MM40 Exocet gemisavar, RIM-116A RAM nokta savunma füze ve modern sensör ve atış kontrol sistemlerine sahip Super Vita’lardan, işletilen opsiyonlarla birlikte toplam 7 adet üretilecek.

Bugüne kadar Super Vita’lardan daha büyük bir muharip gemi üretmeyen, firkateyn boyutunda bir geminin bakım, onarım ve tadilatı konusunda tecrübe ve altyapıya sahip olmayan Elefsis Tersanesi, FREMM projesi ile birlikte kaçınılmaz olarak bu alanlardaki açıklarını kapatmak için ilave yatırıma ihtiyaç duyacak. Bu, yeni nesil firkateyn projesinde maliyetleri artıracak bir etken olabilir. Öte yandan firkateyn boyutundaki gemilerle ilgili tecrübe ve altyapıya sahip tek Yunan tersanesi, satılması söz konusu olan HSY. Eğer HSY gerçekten satış sürecine girerse, önümüzdeki dönemde oldukça ilginç spekülasyon ve gelişmelere tanık olabiliriz...




Etiketler: , , , , ,