05 Mayıs 2009 Salı

Haftalık Bakış #7: Avrasya Buluşmasının Ardından

Geçtiğimiz hafta Türk savunma kamuoyunun bütün dikkati, İstanbul TÜYAP Kongre ve Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilen IDEF 2009 savunma teknolojileri fuarındaydı. Fuar ziyaretim sırasında yaptığım gözlemleri ve yorumlarımı, Avrasya Buluşmasının Ardından başlıklı yazımda aktarmaya çalıştım. Yazıyı aşağıya da ekliyorum.



27 – 30 Nisan tarihleri arasında TÜYAP Beylikdüzü Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen IDEF 2009 (International Defense Industry Fair), “Avrasya Buluşması” sloganı ile sunuldu.

Bugüne kadarki tüm IDEF fuarları Ankara’da düzenlenmekteydi. En son 2007 yılındaki fuar, Ankara Hipodrom’da düzenlenmişti: Alanın bu tür bir fuara uygun olmadığı yönünde eleştiriler gelmekteydi. Bunlara ilaveten, Ankara’ya zırhlı araç, ağır makina, helikopter gibi sistemlerin nakilleri, deniz yolu bağlantısı olmadığı için yüksek maliyete neden oluyordu. Öte yandan Ankara, tüm savunma bürokrasi ve sanayiinin kalbi olması nedeniyle, bu tür bir fuar için doğal merkez konumunda idi.

IDEF, sadece Türkiye değil, bölge ülkelerini de kapsama iddiasına sahip; “Avrasya Buluşması” sloganı da bu iddianın bir yansıması. Bu slogan, Karadeniz’e kıyısı bulunan ülkeler, Balkanlar, Ortadoğu, Doğu Akdeniz ve Orta Asya ülkelerinin savunma ihtiyaçlarının, fuarın konseptini belirlemesi; bu ülkelerin askeri ve sivil tedarik ve kullanıcı makamlarının fuara ilgi göstermeleri veya ilgi göstermelerinin sağlanması demek. Bu bağlamda IDEF 2009’un başarıya ulaşıp ulaşmadığının en somut göstergeleri, fuara katılım gösteren firmaların ziyaretçi sayısı, ürün ve çözümlere ciddi manada ilgi gösteren, potansiyel müşteri (lead) olarak sınıflandırılabilecek bağlantıların miktarı ve imzalanan sözleşmelerdir. Bu açıdan bir değerlendirme yapma imkânına sahip değiliz, şüphesiz ki katılımcı firmalar fuar sonu analizlerinde bunları ele almaktadır.

Ancak IDEF’in gerçek anlamda bir Avrasya Buluşması niteliği taşıyıp taşımadığı hakkında başka açılardan da fikir yürütmek mümkün. Mesela,

Fuarın katılımcı listesine göz atıldığında, toplam 461 katılımcı firmanın 181’inin Türk firması olduğu göze çarpıyor. Katılımcı sayısı bazında Türkiye’yi 54 firma ile Almanya, 50 firma ile ABD, 30 firma ile İtalya, 28 firma ile Fransa ve 27 firma ile İngiltere takip ediyor. İsrail firmaları, kamuoyuna yansıdığı şekliyle, kutsal bir günlerine denk geldiği için IDEF’e katılmadı. Bu durum, her ne kadar İsrail tarafı aksini iddia etse de, spekülasyonlara neden oldu.

Yabancı katılımcı firmalar listesindeki ilk beş, aynı zamanda Türkiye’nin savunma sanayii alanında en yoğun işbirliği yaptığı ülkelerin de listesi. Bu listeye son yıllarda Güney Kore de katılmakta; nitekim bu ülke IDEF 2009’a 8 firma ile katıldı.

Fuar, öncekiler gibi ASELSAN ve HAVELSAN başta olmak üzere Türk savunma sanayiinin önde gelen firmalarının çok geniş çaplı katılımları ile yeni projelerini ve mevcut ürünlerini sergiledikleri bir ortama sahne oldu. Son dönemde açılan başta kara ve deniz araçları olmak üzere çeşitli ihalelerin etkisi bariz biçimde hissedilmekteydi. Buna örnek olarak Mayına Karşı Korumalı Taktik Araç, Silah Taşıyıcı Araç, Özel Maksatlı Taktik Tekerlekli Araç projelerini saymak mümkün.

Daha fazla uzatmadan, fuara ilişkin bazı gözlem ve yorumlarımı madde madde sıralamak isterim:

• Fuar, Beylikdüzü gibi, İstanbul şehir merkezine son derece uzak bir mekândaydı. Bu durum, sabah gidiş ve özellikle akşam dönüşlerde trafik açısından büyük sıkıntılara neden oldu. Fuarın ilk günü çıkışta Beşiktaş’a gitmek için 3 saatten fazla süreyi trafikte harcayan katılımcılar oldu. Mecidiyeköy’den Avcılar’a sefer yapan Metrobüs’ün önemli ölçüde faydalı olduğu söylenebilir, ancak ulaşım yine de katılımcılar için zor ve yorucu nitelikteydi.

• Fuar alanının büyük kısmı kapalı idi. İç avlu olarak adlandırılabilecek açık alanda Fırtına kundağı motorlu obüs, Leopard 1T, M-60T, modernize edilmiş zırhlı personel taşıyıcılar ve fuar ve gösteriler için kullanılan bir adet F-16 vardı. Namlu ve taret kısmında bazı değişikliklerin gözlendiği Fırtına obüsü dışındaki diğer objeler herhangi bir profesyonel ilgi çekmekten uzaktı; zira son birkaç IDEF’te aynen sergilenmekteler. F-16 ise, önündeki çeşitli mühimmatlarla birlikte sadece havacılık meraklılarının ilgisini cezbetti. Eğer IDEF’in bir çeşit “Open Day” tarzı statik yer gösteri kısmı olsaydı, F-16’nın katılımı daha anlamlı ve makûl olabilirdi. Özet olarak Savaşan Şahin, “benim burada ne işim var?” dermiş gibiydi..

• Fuar merkezinin otopark bölümünün hali içler acısıydı. Toprak ve bozuk zemindeki, büyük bölümü düzensiz olan otopark; katılımcı profili karşılaştırıldığında böyle bir organizasyona yakışmadı.

• Fuar girişleri, özellikle ilk iki gün son derece sıkıntılı ve kötü organize olmuş bir görünümdeydi. Ziyaretçilerin davetiye formunu teslim ettiği banko ile güvenlik kapısı yanyana idi. Bu da, formu doldurup teslim eden ziyaretçinin yan tarafa yönelmesi; forma ihtiyacı olmayan (halihazırda giriş kartı olan) katılımcının da doğrudan güvenlik kapısına davranması sonucu, girişlerde yığılma ve kuyruk oluşmasına neden oldu. Öte yandan, fuara kartvizit ile girişin mümkün olduğu açıklanmış olmasına rağmen ilk iki güne firma kartviziti göstererek girmek isteyen çoğu sayıda ziyaretçiye zorluk çıkarıldı. Fuarın son günü 18 yaşın altında çok sayıda ziyaretçi vardı. Velhasıl, daha önceden ilan edilmiş bulunan giriş koşulları ya uygulanmadı ya da bazı durumlarda abartılı şekilde uygulandı. Bu açıdan IDEF 2009, önceki IDEF’lerin bir devamı görünümündeydi.

• Fuarın iç mekân tasarımı sınıfta kaldı. Işıklandırma seçimi, gerek ürün tanıtımı gerekse fotograf çekimi açısından son derece başarısızdı. Özellikle zırhlı araçların sergilendiği 7. Holdeki ışıklandırma abartılı derecede kuvvetli iken (Fuara ilişkin pek çok fotografta zırhlı araç fotograflarının aşırı parlak olmasının nedeni budur), 4. ve 6. Holler loş denecek kadar kötü ışıklandırılmıştı. Işıklandırma, fotograf çekimini etkilemesi bir yana, ziyaretçilerin standlara ve ürünlere ilgisini etkileyecek kadar önemli bir ayrıntıdır.

• Fuar alanının yakınında herhangi bir uçuş pistinin bulunmaması, uçuş gösterilerinin, TAI sponsorluğundaki hava akrobasi gösterisi ile sınırlı kalmasına neden oldu. Bu gösteri de, diğer başka uçak ve helikopterlerin uçtuğu bir fuar ortamında daha anlamlı olabilecekken, tek başına sadece ilgi çeken bir “hoşluk” oldu.

• Yemek – içecek ve vestiyer hizmetleri tatminkârdı. Etimesgut ve Hipodrom’daki fuarlarda bu konularda büyük sıkıntılar mevcuttu. Fahiş fiyatta, sınırlı mekânda ve sınırlı süre için bulunabilecek yiyecekler, TÜYAP fuar merkezinde çok sayıda kafeteryada, pahalı ancak nispeten makûl sayılabilecek fiyatlarda ve daha çok çeşitte sunulmaktaydı. Bu, tek başına küçük ve önemsiz bir ayrıntı gibi görünebilir, ancak bu tür fuarlarda, hele ki katılımcıların profili hesaba katılırsa yemek (catering) ve vestiyer gibi hizmetlerin kalitesi, fuarın toplam kalitesine doğrudan katkıda bulunur. IDEF, sadece Türkiye değil, bölge ve daha geniş ölçekte Avrasya hedef pazarına hitap etme iddiasında olan bir fuar olduğu için, ulaşım, yemek ve benzeri hizmetlerin ortalamanın üzerinde olması, bu iddianın gerçekleşmesine doğrudan katkıda bulunacaktır.

Genel izlenimlerden sonra firma ve sistem bazında fuardan notları aktarmak isterim:

• Fuar boyunca bazı önemli imza törenleri gerçekleştirildi. Bunları saymak gerekirse:

HAVELSAN ile Alman Rheinmetall firmaları arasında, denizaltı dalış simülatörleri için işbirliği anlaşması. Bu simülatörler, halen Gölcük Denizaltı Eğitim Merkezi Komutanlığı’ndaki Ay sınıfı ile birlikte tedarik edilen ve faydalı kullanım ömrünün sonuna gelmiş, Preveze / Gür ve yeni nesil havadan bağımsız tahrikli denizaltı dümen personelinin eğitiminde kullanılacak.

HAVELSAN ile İtalyan Finmeccanica ve yine İtalyan Elettronica ile mutabakat muhtırası: Bu mutabakat muhtırası ile birlikte bu üç firma, Türk, İtalyan ve üçüncü ülke pazarları için komuta kontrol sistemleri, deniz sistemleri, hava savunma, elektronik harp ve anayurt güvenliği konularında endüstriyel, teknolojik ve ticari fırsatları kovalamak için ortak çalışma grupları kuracak.

HAVELSAN ile Korean Aerospace Industries arasında, KT-1 Wong Bee turboprop eğitim uçakları için işbirliği anlaşması. Bu anlaşma ile iki firma, KT-1 eğitim uçaklarının simülatörleri için işbirliği kuracak.

HAVELSAN ve ABD’li Raytheon firmaları arasında, FFG-7 Oliver Hazard Perry sınıfı güdümlü mermili firkateynlerin komuta kontrol sistemlerinin modernizasyonuna yönelik işbirliği anlaşması. Türk Deniz Kuvvetleri için halen devam eden GENESİS (Gemi Entegre Savaş İdare Sistemi) projesi kapsamında, bu gemilere yöelik yoğun bir tecrübeye sahip olan HAVELSAN, Raytheon aracılığı ile, bu tip gemileri kullanan diğer ülke donanmalarına yönelik olarak modernizasyon paketleri sunacak. Nitekim bu işbirliğinin bir yansıması olarak Raytheon, fuar standında FFG-7’ler için HAVELSAN’la müşterek sunduğu modernizasyon teklifine yönelik broşür dağıttı. Bu arada GENESİS projesi kapsamında dördüncü geminin modernizasyonu tamamlanmış durumda.

F-35 Joint Strike Fighter projesi kapsamında ABD’li Lockheed Martin firması ile Türk Alp Havacılık, ASELSAN ve Kale Havacılık firmaları arasında imzalanan anlaşmalar: Bu imzalar özellikle ASELSAN için önemli, zira bu firmamız JSF projesinden iş payı almak için uzun süredir uğraş vermekteydi ve bu konudaki niyet, Savunma Sanayii Müsteşarı Murad Bayar tarafından dahi dile getirilmişti.

Norveçli Kongsberg Aerospace ile Roketsan arasında, NSM (Naval Strike Missile) gemisavar füzeleri için lançer üretimine yönelik işbirliği anlaşması. Yaklaşık 7 milyon Dolar tutarındaki anlaşma uyarınca, Roketsan, Norveç Deniz Kuvvetleri için NSM lançerlerine yönelik olarak parça imalatı gerçekleştirecek. Tek başına çok büyük boyutlu olmayan bu anlaşma, NSM’nin yeni nesil bir gemisavar füzesi olması ve JSM (Joint Strike Missile) modeli ile F-35 için de planlandığı hesaba katılırsa önem kazanıyor.

Roketsan ile Birleşik Arap Emirlikleri Burkan firması ile, BAE silahlı kuvvetleri ihtiyacı olan roket ve füze sistemlerinin müşterek üretimine yönelik olarak 70 milyon Dolar tutarında bir işbirliği anlaşması imzalandı.

Türkiye ile Almanya arasında savunma sanayii işbirliği anlaşması: 27 Nisan’da imzalanan bu anlaşma, özellikle insansız hava araçları ve elektronik harp sistemleri alanında iki ülke firmalarının daha yoğun işbirliğine gitmelerini kolaylaştırma potansiyeline sahip.

Türkiye – Suriye savunma sanayii işbirliği anlaşması: Basında Türk-Suriye müşterek sınır tatbikatı kadar ses getirmese de, önemli bir gelişme. 30 Nisan’da imzalanan anlaşma, somut anlamda çok büyük bir anlam taşımasa da, iki ülke askeri ve savunma işbirliği altyapısını kurma ve geliştirme bakımından büyük bir dönüm noktası teşkil etmekte. Özellikle iki ülkenin tam 10 yıl önce topyekûn harbin eşiğine gelmiş olması düşünülürse…

Türkiye ile Kuveyt arasında askeri işbirliği anlaşması: İki ülke arasında 1987 yılında imzalanan eğitim anlaşmasından sonraki adım kapsamında, savunma sanayiine yönelik işbirliği imkanlarının geliştirilmesi öngörülüyor.

• Artık gelenekselleştiği üzere, bu IDEF’in de yıldızı ASELSAN’dı. Geniş bir alanda çok sayıda farklı ürün sergileyen ASELSAN yerli ve yabancı çok sayıda ziyaretçinin ilgisini çekti. Tek tek saymak mümkün değil ancak en çok dikkati çeken sistem ve proje olarak şunlar sıralanabilir:

• “Avcı” kaska monteli nişangâh sisteminin endüstriyel tasarım maketi sergilendi. Sistemin ön tasarımı bitmiş durumda.

• İnsansız kara, deniz ve denizaltı araçları; komple bir üs / tesis güvenliği çözümü kapsamında sunuldu.

• Atılgan ve Zıpkın Kaideye Monteli Stinger projesinin meyveleri somut biçimde görüldü: Rus yapımı BRDM zırhlı keşif aracı üzerindeki Kaideye Monteli Igla (KMI), 2 x Stinger taşıyan, yenilenmiş tasarımı ile Bora II sistemi ve 2 x 2 Agm-114K HellFire füzesi taşıyan deniz aracı füze lançeri sergilendi. Bunlara ilaveten STAMP’ın kuzeni olarak sayılabilecek STOP 25mm stabilize top platformu da ilgi çekti.

• Dikkat çekici sistemlerden biri de füze güdüm radarı idi. ASELSAN’ın güdümlü füzeler için üzerinde çalıştığı teknolojilerin sergilendiği radar tarayıcı başlık modeli, bu sistemin hangi tip bir füze için tasarlanmış olduğuna dair yoğun merak uyandırdı. Buna ilaveten ASELSAN’ın hava savunma sistem çözümleri ile İHA’lar için geliştirdiği Sentetik Açıklıklı Radar (Synthetic Aperture Radar; SAR) ve torpidolara karşı savunma sistemleri de ayrıca dikkate değerdi.

• Sergilenen sistemlerden ARES-2N elektronik destek sistemi, Rüzgâr sınıfı hücumbot modernizasyonunda kullanılmış ve MilGem projesi kapsamında TCG Heybeliada gemisine de takıalcak. Bu önemli; zira hem milli bir ESM (Electronic Support Measures) sistemi aktif ve tam harbe hazır şekilde faal ve güncel gemilerimizde kullanımda; hem de MilGem için kendini kanıtlamış, ArGe süreci tamamlanmış bir sistem olması dolayısıyla entegrasyon risk ve maliyetlerini elektronik harp sistemi kaleminde ciddi manada düşürme potansiyeline sahip.

• Fuarda, kara araçları bakımından dikkat çekici sistemler Nurol Makina’nın 6×6 Ejder ailesi, FNSS’in Pars ailesi, BMC’nin Taktik Tekerlekli Araç ihalesini kazanan araçları (MRAP dahil) ve TEMSA Global’in GEKKO çok maksatlı araçları idi. Otokar standında Kaya ve Kale 4×4 Mayına Karşı Korumalı Taktik Tekerlekli Araç (MKKTTA) ile Cobra ailesinin üç ferdi; 12.7mm uçaksavar monteli personel taşıyıcı, Rafael insansız silah istasyonlu model ile Silah Taşıyıcı Araç (STA) projesi çerçevesinde teklif edilen, modifiye edilmiş Cobra ile Land Rover serisi bulunmaktaydı. Kale aracı, stand tasarımı nedeniyle sadece ön kısmı görülebilecek şekilde yerleştirilmişti. Cobra’nın STA türevi, tipik Cobra tasarımı ile büyük ölçüde benzeşmesine rağmen, gövdesinin arka kısmının eğimi büyük ölçüde artırılmıştı. BMC firması aynı ihalede, MRAP ailesinin bir üyesi olan ve İsrailli Hatehof firması tasarımı 4×4 araç teklif etmekte. Fuarda her iki rakip firmanın MRAP tasarımlarını, görsel bazda dahi olsa karşılaştırmak mümkün oldu.

• TEMSA Global’in savunma sanayiine daha yoğun katılımını temsil eden GEKKO çok maksatlı araca ait maket ilgi çekici idi. Dış görünüş ve konsept olarak Alman Rheinmetall firması tasarımı GEFAS modüler çok maksatlı aracı andıran 4×4 GEKKO, Geniş Modül ve Kısa Versiyon olmak üzere iki ana türeve sahip olarak sunuluyor. Muhtemelen konsept tasarım aşamasında olan araca dair ayrıntılı bilgi almak mümkün olmadı.

• FNSS, ASELSAN ile birlikte geliştirdiği Uzaktan Kumandalı Kule (UKK) sisteminin birebir maketini, Akıncı Zırhlı Muharebe Aracı üzerine monteli şekilde sergiledi. FNSS Pars 6×6 aracı, hidropnömatik süspansiyon sistemi ile ziyaretçilere bol bol gösteri yaptı. Tasarımı önemli ölçüde revize edilen aracın, fotograflar bilhassa ön profili dolayısıyla uyandırdığı hantallık izlenimi, aktif süspansiyon sisteminin perfomansı yakından incelenince silindi. Araç öne, arkaya ve yanlara çok büyük açılarla kendini “eğebiliyor”. Gerçek performans için arazi denemelerini incelemenin en doğrusu olduğu tabiidir.

• Deniz sistemleri ve gemilere gelince: Dikkat çeken bir husus, devriye botu ve karakol gemilerine yönelik sunulan çözümlerin çeşit ve sayısı idi. Söz gelimi Türk Deniz Kuvvetleri’nin Yeni Tip Karakol Botu projesi çerçevesinde, Dearsan tersanesinin YTKB-400 tasarımı ile kazandığı ihaleye sunulan ya da en azından bu ihalenin isterlerini (40mm baş top, derinlik bombası, denizaltı havanı, azami 400t deplasman, çelik tekne gibi) karşılayan neredeyse tüm adaylar, bu fuarda da sergilenmekteydi.

• 8 adet yüksek sürate sahip Tank Çıkarma Aracı (LCT) projesini kazanan ADİK Furtrans firmasının standında kazanan tasarım sergilendi. ADİK Furtrans’ın inşa edeceği LCT’lerin, teknik isterleri de aşan bir performansa sahip olduğu belirtildi. Deniz Kuvvetleri’nin 3 adet ana muharebe tankını (AMT) azami 18 deniz mili süratle taşıyacak bir gemi istemiş olmasına karşı firmanın tasarımının 7 adet AMT’yi azami 22 deniz mili ile taşıyabileceği iddia ediliyor. Bu arada firmanın standında LST ihalesi çerçevesinde önerilen tasarımi denizaltı savunma harbi maksatlı karakol botu (bkz: bir önceki madde) ve yüksek süratli hücumbot tasarımları da sergilenmekteydi. Hücumbot tasarımında 1 x 76mm/62 baş top, 1 x çift namlulu 40mm/70 kıç top, 2 x üçlü 324mm torpido tüpü, denizaltısavar havan ve 2 adet stabilize makinalı tüfek / top taret sistemi bulunmaktaydı. Genel görünüm açısından Türk Deniz Kuvvetleri’ne ait Yıldız sınıfı hücumbotlarla benzerlik arz eden geminin halihazırda devam eden ya da başlaması planlanan bir proje kapsamında teklif edilip edilmediği öğrenilemedi.

• İlginçtir, Fransız DCNS firması hemen hemen tüm savunma fuarlarında sunduğu Gowind çok maksatlı korvet tasarımını IDEF’te sergilemedi. Mistral LHD’nin iki farklı versiyonu, Scorpene AIP denizaltı ve FREMM çok maksatlı firkateyn maketleri ile MESMA AIP sistemini sergileyen firmanın, korvet / karakol botu pazarının bu kadar kızışmış olduğu bir dönemde ve Karadeniz / Ortadoğu pazarına bu kadar yakın bir ülkedeki bu fuara, yoğun biçimde tanıtım / pazarlama faaliyetleri yürüttüğü ve Bulgaristan ile Gürcistan’da satış aşamasına kadar geldiği (ama başaramadığı) bu gemiyi sergilememesi soru işaretlerine neden oldu. Kimbilir, belki de DCNS Gowind’den yavaş yavaş umudu kesmeye başlamıştır…

• Bir başka Avrupalı gemi üreticisi Fincantieri, MOSAIC çok maksatlı hafif firkateyn / korvet tasarımını bu fuarda da sergiledi. Modüler tasarıma sahip olan MOSAIC için Asya pazarında bazı ciddi potansiyel müşteriler bulunduğu, görüşmelerin devam ettiği belirtiliyor.

• Avrupa firmalarının standlarında dikkat çeken bir husus: Çoğu firma geçmişteki fuarlara getirdikleri maket ve broşürleri aynen bu fuara da getirmişler; promosyon, stand tasarımı vesaire için ciddi bir para ya da emek harcanmamış. Çoğu yabancı firma fuara usûlen katılmış gibiydi.

• STM standında, TCSG-80 Sahil Güvenlik karakol botları için bir modernizasyon ve tadilat projesi dikkat çekiciydi. 40mm baş top, 2 x ASELSAN STAMP ya da STOP taret ve kıçta ASELSAN Bora II lançeri ile donatılmış bu karakol gemisi, halihazırda mevcut ve kendini kanıtlamış SG-80 botları için ucuz ve maliyet etkin bir dönüştürme önerisi olarak sunuluyor.

• STM ve RMK Marine başta olmak üzere yerli ve yabancı firmaların ilgi duyduğu LPD amfibi taarruz gemisi projesi ile ilgili ilginç gelişmeler var: Başlangıçta 14,000t civarında bir deplasmana sahip olması ve 2+2 helikopter taşıması istenen LPD projesinde tonaj 20,000 tona, helikopter sayısı da 4+4’e çıkmış durumda. Bu, projenin LPD boyutundan çıkarak daha ziyade LHD sınıfına girmesi anlamına geliyor.

• RMK Marine standında Sahil Güvenlik Arama ve Kurtarma gemilerinin teslim tarihleri şu şekilde verilmiş:

TCSG-081 Dost: 30.09.2011
TCSG-082 Güven: 30.03.2012
TCSG-083 Umut: 30.07.2012
TCSG-084 Yaşam: 30.12.2012

• ATAK Taarruz ve Taktik Keşif Helikopteri Projesi kapsamında İtalyan Agusta Westland firması ile ortak üretilecek T-129 helikopterinin burun kısmı fuarda sergilendi. Birebir ölçekli makette ASELFLIR-300T FLIR sistemi, burun top taret tasarımı, ASELSAN’ın yeni nesil çok fonksiyonlu göstergeleri ile donatılmış kokpit ve füze lançerleri bulunmaktaydı. T-129’un ana silahları olacak Roketsan UMTAS (Uzun Menzilli Tanksavar Sistemi) ile Cirit 2.75” lazer güdümlü roketin birarada taşındığı entegre lançer podu özellikle dikkat çekiciydi. Modüler tasarıma sahip lançerde 4 x UMTAS ya da 2 x UMTAS ve 2 x ikişerli Cirit podu taşınabiliyor. Kuvvetle muhtemel farklı kombinasyonlar da mümkündür.

• Roketsan ilk kez özgün OMTAS tanksavar sistem tasarımını tanıttı. Bu arada Roketsan standında sessiz sedasız ziyaretçileri selamlayan J-600T taktik balistik füzesi, konunun meraklıları için hoş bir sürpriz oldu. 2007’de ilk kez kamuoyuna gösterilen J-600T Yıldırım füzesinin birebir ölçekli maketi, T-302 Kasırga ve T-122 Sakarya roket sistemlerinin yanında ziyaretçileri selamladı.

• TAI standında Hürkuş, C-130 Erciyes, Göktürk maketleri arasında dikkati çeken, Şimşek yüksek hızlı hedef uçağı oldu. Firmanın sunduğu teknik verilere göre turbojet motora sahip Şimşek’in 2.50m kanat açıklığı var ve azami kalkış ağırlığı 75kg.

• FN Herstal firması yeni insansız silah istasyonu LRWS’yi tanıttı.Yüksek Makina – MKE’nin geliştirdiği IMTAKS muadili olan sistemin en dikkat çekici özelliği, yüksek kapsama alanı ve açıları.

• Vestel Savunma ve Kale Baykar, gerek Mini gerekse Taktik İHA çözümlerini sergilediler. Öte yandan insansız sualtı ve suüstü araçları konusunda Genetlab ve Gate Elektronik firmalarının çözümleri de hacim ve ilgi açısından epey yer kapladı.

• IDEF’in bir başka sürprizi: TÜBİTAK SAGE standında sergilenen ısıl pil ve Hassas Güdüm Kiti (HGK) idi. ABD yapımı JDAM’ın büyük ölçüde muadili olan ve özellikle INS (Inertial Navigation System; Atalet Seyrüsefer Sistemi) alt bileşeni önemli oranda geliştirilmiş HGK’nin tüm testlerinin tamamlandığı ve operasyonel aşamada olduğu belirtildi. 2,000lb Mk84 genel maksat bombalarına eklenen bir GPS/INS güdüm kontrol kit ilavesi olan HGK’nın ayrıca JSF F-35 uçaklarına da entegre edileceği ve denemelerde isterlerin çok ötesinde INS+GPS ve INS hassasiyet değerlerine ulaşıldığı bilgisi verildi. HGK’ya ilaveten ve en az onun kadar önemli bir başka yeni sistem olan ısıl pil, güdümlü füze sistemlerindeki güdüm kontrol ve kanatçık eyleyicileri (aktüatör) için gerekli elektrik enerjisini sağlamada kullanılıyor. Isıl piller ayrıca fırlatma koltuğu mekanizmalarında, yangın kontrol sistemlerinde ve hava araçlarında acil durum güç sağlama sistemlerinde kullanılma potansiyeline de sahip.

• TSK Genel Maksat Helikopteri ihalesindeki kızgın rekabet fuara da yansıdı. Agusta Westland, proje kapsamında teklif ettiği, AW-139 tasarımını baz alan AW-149’un Türkiye için uyarlanmış türevi olan T-149’un birebir ölçekli maketini sergiledi. Projeye teklif veren iki firma olan Sikorsky (T-70) ve Agusta Westland (T-149) ayrı ayrı cazip sanayi katılım ve teknoloji transferi paketleri öneriyorlar. Bu projeye ve adayların tekliflerine dair yorumlarımı önümüzdeki hafta yazımda ele almaya çalışacağım.

• Makina Kimya Endüstrisi standında Mehmetçik 1 olduğunu iddia ettiği piyade tüfeğini ve Fransa ile uluslararası tahkime gitmesine neden olan, üretim ve teslimatı dondurulmuş Eryx kısa menizlli güdümlü tanksavar füze sistemini, Panter çekili obüsü ile çeşitli piyade silah ve mühimmatlarını sergiledi.

• Son yıllarda milli savunma sanayiine önemli yatırımlar yapan Azerbaycan, 14.5mm mühimmat atan İstiklal keskin nişancı silahı ile lisans altında üreteceği MKKTTA modellerini ziyaretçilerin ilgisine sundu. Azerbaycan gerek Gürcistan gerekse Türkiye ile önemli savunma sanayii anlaşmaları imzalamış durumda ve ihtiyaçlarını önemli ölçüde yerel kaynaklardan karşılamak için girişimlerde bulunuyor. Bu kapsamda kısa süre önce bu dost ve kardeş ülke ile firmalarımız çeşitli işbirliği anlaşmaları imzalamıştı.

• Fuarın dikkat çekici bir başka gözlemi: Sarsılmaz firmasının “At, Avrat, Sarsılmaz” logolu otobüsüydü. Firmanın standına ilgi, diğer IDEF’lerdeki gibi son derece yüksekti.

• Fuar boyunca yakındaki limanda demirli ve GENESİS modernizasyonundan geçmiş, TCG F-490 Gaziantep firkateynine geziler tertip edildi.

Fuarın tüm notlarını, tüm sistem ve çözümlerini burada aktarmak pratikte mümkün değil. Gemi ve kıyı gözetleme radarları, insansız hava, suüstü ve sualtı araçları ile elektronik harp sistemlerine yönelik olarak yoğun bir katılım söz konusu idi.

Peki IDEF 2009 gerçek manada bir Avrasya Buluşması oldu mu?

Bu soruya gönül rahatlığı ile bir “Evet” demek zor.

IDEF daha ziyade Türk savunma sanayii şirketlerinin, Türk Silahlı Kuvvetleri ihtiyaçlarına yönelik olarka geliştirdikleri ürün ve çözümleri sergiledikleri, Türkiye pazarında aktif olan ya da pazara girmeye çalışan firmaların da boy gösterdiği bir fuar mahiyetinde. Bir savunma sanayii firmamızın yetkilisinin söylediğine göre, fuar için İstanbul’a gelen çok sayıda yabancı delegasyon üyesi, fuar alanına uğramamış bile; aileleri ile birlikte İstanbul’u gezmeyi tercih etmişler. Bu anlamda fuara profesyonel katılımda ciddi sıkıntılar yaşanmış.

IDEF bölgedeki en büyük savunma fuarlarından biri şüphesiz; ancak gerçek anlamda bölgesel niteliğe tam olarak sahip değil. Bunun çeşitli sebepleri olduğunu düşünüyorum:

- Ulaşım: Ankara bu açıdan çok şanssız bir konumdaydı. Türkiye’nin tam ortasında bulunan ve limanı olmayan bir kente tank, zırhlı araç, büyük makina vb gibi sistemleri kara yolu ile nakletmek yüksek maliyete sahipti. Bu tür byük savunma fuarları genelde liman kentlerinde ya da limana yakın bölgelerde tertiplenir.
- Fuar alanı, uçuş gösterilerine izin veren bir bölgede ya da bir uçuş pistine yakın bir yerde değildi. Bu, hem statik gösteri / açık fuar alanı açısından hem de profesyonel ve amatör meraklıların ilgisini cezbetmek için öneme sahip uçuş gösterilerine izin vermemesi açısından çok önemli bir dezavantajdı.
- Fuar alanına ulaşım zor ve uzundu: Trafik ve otopark problemleri can sıkacak kadar kötüydü.

Umarım bu aksaklıklar takip eden IDEF’lerde çözülür ve bu fuar Türk savunma sanayii şirketlerinin uluslararası pazara daha emin adımlarla çıkmasına vesile olur.

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

09 Nisan 2009 Perşembe

A400M Üzerindeki Kara Bulutlar Dağılmıyor!

Airbus CEO'su Tom Enders, Der Spiegel dergisine verdiği mülakatta, A400M projesinin tamamlanamayabileceği ihtimalinden bahsetmiş. Enders, halihazırda mevcut olan koşullarda uçağı üretebilmelerinin mümkün olmadığını belirtmiş, "eziyete katlanmaktansa [projeye] acı verici bir nokta koymanın" daha iyi olabileceğini eklemiş.

Dahası, Enders, kendileri için kabul edilemez nitelikteki mevcut şartlar altında, projenin devamı için destek talep etmek üzere Fransa ya da Almanya'ya daha fazla gitmeyeceğini söylemiş.

Bu güzel proje iptal edilirse çok yazık olacak. Avrupa'nın uzun zamandır gerçekleştirdiği nadi başarılı müşterek savunma projelerinden biri olmaya adaydı...


Airbus CEO says A400M programme could fail-paper

Sun Mar 29, 2009 6:58am EDT

FRANKFURT, March 29 (Reuters) - European airplane maker Airbus (EAD.PA) may not be able to complete the A400M military transport plane programme, Airbus's chief executive told a German magazine.

"Under the current conditions we cannot build the plane," Enders told Spiegel Online in an interview on Sunday, adding it would be better to make a painful break than draw out the agony.

Seven countries -- Britain, France, Germany, Spain, Belgium, Luxembourg and Turkey -- have ordered a total of 180 of the A400M planes and many have expressed anger over four-year delays in delivering the plane.

Enders said he would not make a "pilgrimage to Berlin or Paris to plead for a continuation of the programme under conditions that are not acceptable to us."

Airbus, owned by aerospace and defence group EADS, has blamed the delays on the companies supplying the A400M's massive turbo-prop engines. The plane maker faces a risk of billions of euros in penalties for the delays.

Enders told Spiegel Online that the states ordering planes should in the future take on partial responsibility for availability of aircraft engines.

Ruediger Wolf, a state secretary in the German defence ministry, had told Die Welt newspaper's Saturday edition he expected to receive clarification on the problems delaying the A400M in April. [ID:nLS391517] (Reporting by Maria Sheahan; Editing by Rupert Winchester)
http://www.reuters.com/article/rbssIndustryMaterialsUtilitiesNews/idUSLT67087120090329

Etiketler: ,

20 Mayıs 2006 Cumartesi

ATAK İhalesi Algoritması... ya da Kaynak Kodu


Hard diskin derinliklerinden tozlanmaya yüz tutmuş bir eleştiri.. Turkish Defence forumunda saldırı helikopteri ihalesi ile ilgili bir yazımda, espri soslu bir taşlama olarak kodlamıştım, SSM'nin ATAK ihalesinde izleyeceği muhtemel rotayı.. Tabi ki sadeleştirme olağanüstü boyutta, ilaveten eleştirirken haksızlık yapmış olma riskim de mevcut. Ancak aşağı yukarı 10 senedir gündem olan ve fakat halâ sonuçlandırılamayan bu proje eleştirilmeyi ve yığınla ders çıkarılmasını mecbur kılmakta.

Sonuçta mesele, TSK ihtiyaçları ve SSM (daha doğrusu savunma sanayii) öncelikleri arasında sağlıklı bir denge kurma problemidir. Optimum denge de ancak ve ancak, bazı tavizleri vererek ve bazı konularda (zaman, para, verim vesaire) fedakarlık yaparak sağlanabilir.

Her neyse... İşte "herkesin bildiği çok gizli kaynaklar"dan elde ettiğim ATAK ihalesi algoritması.. Kaynak kodu bir yerde.. Hani şu dünyadaki her kapıyı açan kaynak kodu var ya, onlardan işte...



SSM.Project.Developer.Studio v1.0 by Orko_8 Inc. 2005 - 2006

Attack Helicopter Project v2.0 by SSM


Run ATAK

Result = Atak
// Define the winner

Bidders = Apache, Mangusta, Havoc, Rooivalk, KingCobra, Tigre, BattleHawk
// Define helicopters in the contest

Countries = Turkey, EU, USA, SouthAfrica, Italy, Russia
// Define countries involved

Butce = Bütçe
// Define Butce, sources available

Systems = MilliGorevBilgisayari, Fuze, Avionics, Logistics
// Define critical systems to be considered

IF Turkey Enter EU THEN Atak = Tigre
ELSE Tigre = Trash Can

IF Bütçe = Bütçe*10 THEN Atak = Apache
ELSE Apache = Trash Can

IF importance(logistics) = 0 AND importance(avionics) = 0 AND importance(MilliGorevBilgisayari) = 0 THEN Atak = Havoc
ELSE Havoc = Trash Can

IF mandela.love.turkey > 95% AND sag.goster.sol.vur.turkey = true THEN Atak = Rooivalk
ELSE Rooivalk = Trash Can

IF important.politician.wedding = true AND berlusconi.nikahsahidi = true THEN Atak = Mangusta
ELSE Mangusta = Trash Can

IF turkey.love.cobra.very.much = true THEN Atak = KingCobra
ELSE KingCobra = Trash Can

IF ssm.go.crazy = true THEN Atak = BattleHawk
ELSE BattleHawk = Trash Can Of Helicopter History


IF ArGe.MilliGorevBilgisayari = true AND ArGe.Avionic = true AND ArGe.Systems = true AND Butce <> 95 AND Kararlılık > 95 AND Basiret > 95 AND PlanlamaYeteneği > 95 AND Öngörü > 95 THEN Confirm Atak

ELSE Run ATAK v3.0

END PROGRAM ATAK

Etiketler: , , , , , ,

01 Ekim 2005 Cumartesi

IDEF - 2005 İzlenimleri

Fuarı ikinci gün Saturn5, üçüncü gün de beleg, Jedi ve Picard kod adlı arkadaşlarla gezdim. kanımca önceki IDEF'lere nazaran daha iyi bir organizasyon vardı, ancak bazı firmalar organizasyondan oldukça şikayetçi idi. Tüyap ilk kez düzenlediği IDEF için oldukça özen göstermiş anlaşılan, zira son IDEF'ler epey hayal kırıklığı yaratmıştı. Ulaşım Etimesgut'takine göre daha kolay gibi geldi bana, öncekilerde daha sorunluydu.

Öncelikle genel olarak IDEF savunma fuarına dair bir tespitim olacak. Kanaatimce IDEF, bölgesel bir bitelik kazanma fırsatını kaçırmış görünüyor. Fuar alanının Etimesgut'tan Hipodrom'a taşınması hava araçlarının, özellikle uçakların sergilenmesini olanaksız kılmış. İlaveten Ankara'nın coğrafi konumundan dolayı liman / deniz ulaşımı olmadığı için tank, hava savunma bataryası vb gibi büyük sistemlerin sergilenmesi ulaşım masrafları nedeniyle mümkün değil. Aslında sadece fuar açısından bakılacak olursa en ideal merkez İstanbul, ancak bu da bürokratik bazı sebeplerle mümkün değil ( = başkent İstanbul değil, Genelkurmay, SSM, MSB vb İstanbul'da değil vb). IDEF halihazırda Türkiye odaklı bir fuar görünümünde, bazı savunma devi şirketlerin mütevazi katılımı ve Türkiye ile köklü ilişkileri olan şirketlerin gövde gösterisi bunun işareti.

Fuar alanına girişte A-129CBT Mangusta ve 2000 yılında testler için Türkiye'ye getirilmiş Leopard 2A6 AMT ziyaretçileri karşılıyordu. A-129CBT bizzat Irak'ta uçmuş ve fuara da uçarak gelmiş. Oldukça fazla ziyaretçisi vardı. Ancak Türkiye pazarlama sorumlusu ile sohbet ettiğimde pek sağlam bir pazarlama faaliyetlerinin olmadığı izlenimi edindim. A-129 orijinalde İtalyan ordusunun sadece tanklara karşı olarak geliştirdiği ve tasarımında başlangıçta top bulunmayan bir saldırı helikopteri. Karşı tedbir olarak halihazırda Türk helikopterlerinde de kullanılan "Disco Ball" olarak tabir edilen ve model ismi kazınmış bir chaff-flare dispenseri kullanıyor. Yorumların aksine aviyonik tertibatına baktığımda "glass kokpit" sınıfına girebilecek bir artı göremedim. Şirket sorumlusuna esasen topsuz olarak tasarlanan bir helikoptere daha sonra top ilave edilmesinin ne gibi sorunlara (stabilite, etkinlik, ağırlık vs) yol açabileceğini sorduğumda doyurucu bir yanıt alamadım (önemli not: "doyurucu yanıt alamadım" ifadesi yazının bundan sonraki kısmında "o gibi teknik konularla ilgilenen arkadaş şu anda burada değil, daha sonra uğrarsanız bilgi alabilirsiniz, bu arada size bir broşür verelim" anlamında kullanılacaktır)

Büyük umutlarla gittiğim Roketsan standından biraz hayal kırıklığı ile ayrıldım. 107 ve 122mm ÇNRA ve ilk bakışta 2.75" lazer güdümlü roket sandığım Stinger füzesi haricinde dişe dokunur bir şey yoktu. Roketsan halihazırda "Cirit" isimli bir 2.75" lazer güdümlü roket üzerinde çalışmakta. "BAE Systems'in geliştirdiği APKWS ile karşılaştırabilir misiniz?" diye sorduğumda APKWS projesinin, artan maliyetler sebebiyle iptal edilmiş olduğu yanıtını aldım. Açıkçası bu beni şaşırttı, zira APKWS'nin IRak'ta operasyonel testlerde kullanıldığı haberleri sızmakta ve roketin kullanıldığı DASALS güdüm - kontrol sisteminin arkasında yaklaşık 6 yıllık bir Ar-Ge altyapısı bulunuyor (hoş, çok daha eski mazisi olan projeler de iptal ediliyor ama neyse)

MKE standı bildiğiniz, tahmin ettiğiniz gibi... Tek ilginç not, sergilenen ERYX kısa menzilli tanksavar füzesi idi. Füzenin başındaki yetkiliye "bu proje iptal edilmemiş miydi?" diye sorduğumda TSK ve GIAT arasında bazı sorunların olduğunu, üretimin Kasım - Aralık civarında tekrar başlayabileceği yanıtını aldım. "Teşekkür ederim" dedim, oradan ayrıldım.

Kendi çapımda protesto için MKE standında hiç fotograf çekmedim.

ASELSAN kelimenin tam anlamıyla IDEF'in yıldızıydı. Oldukça büyük açık ve kapalı bir alanda çok çeşitli ürünler sergilenmekteydi. Açık alandaki ELINT vb araçları saymazsak ilk göze çarpan sistem hemen girişteki STAMP stabilize tareti göze çarpmaktaydı. Tasarım ve üretimi 6 ayda tamamlanan taret gerçekten oldukça etkileyici. Yetkililerin belirttiğine göre 7.62, 12.7, 40mm makineli tüfek / makineli top ve 40mm bombaatar monte edilebilen taretin tasarımına Sahil Güvenlik Komutanlığı'ndan gelen bir talep üzerine başlanmış. Halen dünya deniz kuvvetlerinde de, asimetrik tehditlere karşı küçük kalibre + stabilize taretler oldukça acil bir ihtiyaç (USS Cole olayından sonra bu ihtiyaç belirginleşmişti). Taretin kontrol konsolunu ilk başta KMS konsoluna benzettim, ancak yetkili konsolun yeni tasarım olduğunu belirtti. STAMP halen MilGem projesinde de yakın mesafe öz savunma silahı olarak da seçilmiş durumda (bacanın hemen arkasında iskele ve sancak tarafında). Yetkili bu taretin bir başka kullanım alanının da Güneydoğu'daki karakolların güvenliği için "Sentry Gun" olduğunu söyledi, bu yönde talep bulunmaktaymış. Bunu duyunca yalvarırcasına üzerinde durdum, çok önemli bir gelişme olacağını söyledim.



STAMP'in bir başka artısı mühimmatın taret üzerinde taşınması. Böylelikle gemiye takılırken güvertede kesme, modifikasyon vb işleme gerek kalmıyor. Ayrıca Cobra vb zırhlı araçlar üzerine de takılmış hallerinin çizimleri sergilenmiş, ancak aracın profilini epeyce yükselttiği izlenimine kapıldım, daha kompakt bir versiyon zırhlı araçlar için daha uygun olabilir. Sonuçta gemi üzerine takılabilecek bir taret sistemi tasarlandıktan sonra zırhlı araca entegrasyon fazlaca sorun teşkil etmez.

DNTSS'den başlayıp Kartal Gözü-3'e ulaşan tank atış kontrol sistemi ailesini ne kadar yazsam azdır diye düşünüyorum. Kat edilen mesafe muazzam. Halen Rus T-55 tanklarının Çin yapımı muadili Tip 59 modeli için bir atış kontrol sistemi "adı açıklanamaycak bir ülkenin" ihalesinde İtalya ve Hollanda ile yarışmaktaymış. Bu "adı açıklanamayacak ülkenin" çölünde gerçekleştirilen testlerde elde edilen sonuçlar beklenenden daha iyiymiş.


AselFlir-300T

Açık alanda bir Leopard 1 tareterine monteli komutan görüş sistemi oldukça etkileyiciydi. Yeni nesil ana muharebe tankı projesi için geliştirildiğini tahmin ettiğim sistem Leopard 2A4 veya Leopard 1 modernizasyonları için düşünülmüyormuş. Sanırım tasarım aşaması henüz tamamlanmadığı içindir.



ASELSAN standında başımdan bir de pek hoş olmayan bir tecrübe geçti:

Kapalı standın arka köşesinde sergilenen gri - siyah renkli büyükçe bir cisim dikkatimi çekti. O köşeye gittiğimde "ELINT Podu" etiketini görünce kafamda şimşekler çaktı: bu, Kanatlar dergisinde daha önce CN-235 üzerinde temsili çizimi gösterilen pod olmalıydı. Standdaki yetkililere "bu nedir acaba?" diye sorduğumda "istihbarat podu" yanıtını aldım. "Ha, şu CN-235'lere takılan pod mu?" dediğimde iki mühendisin de surat ifadeleri çarpıldı, kem küm ederek "evet, o" dediler. Podun büyük kısmı şeffaftı, içindeki devreler görülebiliyordu. Ya sergilenme ya da eğitim maksadıyla açık bırakılmış sanırım. İçindeki devreleri, üzerlerinde ASELSAN damgası var mı diye dikkatle inceledim, bundaki maksadım podun tamamının yerli üretim olup olmadığını öğrenmekti. Bu arada iki mühendis de dikkatle beni süzüyordu. Fotograf çekip çekemeyeceğimi sordum, podun özel izinle getirildiğini, fotograf çekmenin yasak olduğunu söylediler. Ben de içindeki devrelerle işimin olmadığını, şeklinin seçilebileceği bir açıdan çekmek istediğimi söyledim. Ona da izin vermediler, standdan ayrıldım. Yalnız unuttuğum şey, fotograf makinem boynumda asılı idi ve objektifi direkt ileri bakıyordu...

Standdan ayrılıp bir iki adım atar atmaz bir kol omzumu sıkıca kavradı ve "beyefendi siz az önce ne yaptınız?" diye sordu. Aramızdaki diyalog aşağı yukarı şu şekilde cereyan etti:

- Hiç bir şey, neden?
- Kameranızın video modu var mı? Siz videoya çekim yaptınız sanırım.
- Hayır canım, ne alakası var, fotograf çekmeme izin vermediniz, ben de çekmedim.
- Kameranızın hafızasına bakabilir miyim?
- (la havle) Buyrun bakın. Buyrun kartvizitim, kimliğim.

Fotograf makinemdeki tüm çekilmiş resimlere iki mühendis sırayla bir kaç kez baktılar, kartvizitim ve kimlik bilgilerim alındı. Güvenlik kleransıma rağmen casus muamelesi ve küfür gibi bir muameleyle karşılaştım. Internette ve başta Jane's olmak üzere pek çok kaynakta hakkında haberler, yazılar dolaşan bir pod için, üstelik de işbirliği yapmama rağmen bu kadar yaygara koparılmasına anlam veremedim. "Herkesin bildiği çok gizli sırlar" açığa çıkmasın diye olmuş olabilir. "Fotograf çekilmesine izin verilmeyecekse fuara neden getirilir acep?" diye sormadım, "casus olsam zebellah gibi yarı-profesyonel makineyi boynuma asıp neden ayan beyan çekim yapayım? Gizli kamera neyim kullanırım" diye düşünmedim hiç. Eskişehir Jet Üssü nizamiyesindeki F-84'lerin yanında telefonla konuşurken iki nöbetçinin koşarak gelip "fotograf çekmek yasak!" diye bağırmalarını hatırladım, gülümsedim sadece. Neyse..

ASELSAN standında ağzımda acı bir tad bırakan Knight-III sohbetini hafızamdaki bir köşeye, yanılıyor olma dualarımla birlikte kilitliyorum.

Yonca Onuk standındaki kısa sohbet kafamdaki pek çok soruyu cevaplandırdı. Öncelikle şirket yetkilisi, 16 adet karakol botu projesine, çelik gövde şartı sebebiyle cevap vermeyeceklerini söyledi. Sebebi ise, şirketin kompozit malzeme tecrübesi. MRTP-33'ün Harpoon takılı versiyonu ile ilgili konuştuk, gemide Harpoon'u tek başına güdümleyecek bir radar, atış kontrol sistemi bulunmamakta. Hedef tespit ve teşhisi Link-11 ile diğer hava ve deniz unsurlarından data link vasıtası ile mümkün oluyor. Harpoon haricinde diğer SSM'lerin de kullanılması mümkünmüş. MRTP-70 (75?) ile ilgili bazı temel test ve ölçümler yapılmış, ancak somutlaşması için ihtiyacın belirtilmesi beklenmekte imiş.

Yükte hafif pahada ağır standlardan birisi MilSoft idi. Tek başına "CMMi 5" tabelası bile yetmiş aslında anlayana.. Gösterdikleri taktik - stratejik durum yazılımı beni çok etkiledi, görsel teknolojisi biraz geri kalmış yalnız. Her seviyedeki birlik komutanlarının genel resmi görmeleri, belli bilgilere kolayca ulaşabilmeleri, üç boyutlu arazi görüntülerine erişimleri vb herşey düşünülmüş. Testleri tamamlanmış, oldukça tatmin edici görünüyor. Bu gibi komple paketlere piyasada oldukça rağbet var, son dönemde popülariteleri de arttı. MilSoft'un bu yazılımı ihrac etmemesi için hiç bir engel yok kanımca.

Mikes standındaki "Özışık" CMDS sistemi gurur vericiydi. Helikopter öz savunmasında kullanılacak sistem tamamen Mikes olanakları ile tasarlanmış ve üretilmiş..

Denel standındaki pazarlama yetkilisi şartnameden oldukça şikayetçi idi. Gerekirse Tübitak'a alt yüklenici olmalarının mümkün olduğunu, mevcut şartların ticari açıdan kabul edilemez olduğunu belirtti.

Türk Silahlı Kuvvetleri bölümündeki en gözde stand MilGem'e aitti. Burada gemiye ait epey görsel malzeme ve bilgiye ulaşmak mümkün oldu. Mühendislerden edindiğim bilgelere dayanarak aldığım notlar şöyle:

- SSM olarak Harpoon seçilmiş, GFE (Government Furnished Equipment) olarak entegre edilecek.

- Yakın menzil öz savunma silahı olarka ASELSAN STAMP tareti seçilmiş, hava savunma olarak kullanılması mümkün, ancak öncelikle tasarım ve kullanım amacı asimetrik tehditlere karşı.

- VLS SAM teorik olarak mümkün, tasarım aşamasında opsiyon olarak düşünülmül. Yeri 76mm taretin hemen arkası. Tahminimize göre 32 civarında kanister için yer var. Gemiye VLS ihtiyacı şu anda güncel değil.

- Uzun zamandır merak ettiğim bir husus gemilere verilecek ad idi. ben MilGem'in "H" sınıfı olarak adlandırılacağını, "H" harfiyle başlayan bu kadar çok ismin nasıl bulunacağını düşünüyordum. MilGem sınıfının ilk 5 gemisine ada isimleri verilecekmiş, yani "Ada" sınıfı denilebilir sanırım.

- Başlangıçta düşünülmeyen helikopter hangasının, ilerleyen safhalarda eklenmesi ile uzunluk önce 97, sonra da 99m'ye çıkmış.

- RAM'ın en son versiyonu monte edilecek.

- Malezya heyeti geminin birim fiyatını sormuş ve epey ilgilenmişler. Mühendisler tasarım çalışmalarının halen devam ettiğini, bu yüzden fiyat bilgisi veremeyeceklerini söylemişler.

- Torpido tüpleri gövde içine gömülü, fırlatma esnasında kapaklar açılıp dışarı çıkıyor. Benzer şekilde Harpoon atışı sırasında egzos gazlarının çıkışı için lançerin kıç kısmındaki kapaklar açılıyor.





Gerçekten gurur duydum, oradaki genç mühendislerin gözlerindeki pırıltıyı Fırtına KMS ile sohbet ettiğimiz Yarbay'da da görmek bana başka şeyler anlattı.

Gelelim Fırtına'ya..

İlk gün Fırtına'yı ziyaretim "acayip" oldu. Şöyle ki:

- Merhaba, bir iki soru sorabilir miyim?
- Tabi, buyrun
- Güdümlü top mermisi kullanılıyor mu acaba?
- Yok, hayır.
- Roket motoru itkili top mermisi?
- Yok o da kullanılmıyor (bu arada öndeki tabelada bu tip mermi kullanılarak menzilin 48+ km olduğu yazılı)
- Namlu konusu? Kore lisansı idi değil mi?
- Yok hayır. Lisans yok, ilk namlular Singapur'dan geldi, şimdi tamamen MKE üretimi
- ???

Ertesi gün bahsettiğim Yarbay ile sohbetimiz Fırtına'nın neden gurur duyulacak bir proje olduğunu anlamamı sağladı. Yarbay sanki Fırtına'yı oğluymuş gibi anlatıyordu. Verdiği bir örnek ibretlikti: Orijinzal K-9'un yol tekerlekleri alüminyum alaşımlu ve tanesi 1500 dolar.. Türkiye'de bu tip yol tekerlekleri üretimi mümkün değil, teknoloji ve ekipman yokmuş. Askerliğini yapmakta olan bir makine mühendisi asteğmene emir verilmiş, aynısının çelik alaşımlısını üretmesi için. Asteğmen gece gündüz uğraşarak sonuçta ortaya bir yol tekerleği çıkarmış. Ağırlık bir miktar daha fazla ama iş görüyor tanesinin fiyatı yaklaşık 150 dolar...

Yarbay'ın verdiği bilgilere göre halihazırda 32 adet Fırtına teslim edilmiş durumda. 48 adet namlu Kore'den hazır geldi, kalanları yerli üretim olacak. Bu arada atış kontrol sistemi özgün ASELSAN tasarımı, Kore'nin de bu sistemle ilgilendiği kulağıma çalındı.

Fuarda dikkatimi çeken bir şey, denizaltı piyasasının (olması gerektiği gibi) sessizce ama epey çekişmeli olarak kızıştığı idi. Alman Atlas Elektronik ve HDW ikilisine karşın Fransız Armaris firmaları kapışmaktaydı. Kapışmanın iki konusu AIP denizaltı tedariği ve Ay sınıfı modernizasyonu idi. AIP için HDW tanıdık Tip 214, Armaris ise ihrac sicili oldukça başarılı MESMA sistemini haiz Skorpene'yi sundu. Modernizayonda ise Atlas Elektronik'in son derece başarılı ürünü ISUS-90'a karşılık Armaris SUBTICS ile boy gösterdi. Armaris standında ayrıca FREMM çok maksatlı firkateyni, Mistral LHD'si ve GOWIND-200 korveti sergilenmekteydi. Mistral kanaatimce oldukça başarılı bir tasarım, ancak Saturn5'in de daha önce belirtiği ve şirket yetkilisi ile üzerinde tartıştığı gibi, yüksekliğinden kaynaklanan stabilizasyon problemi ihtimali mevcut. Mistral maketinin güvertesindeki Tiger da ilginç bir ayrıntı idi (muhtemelen bu da "kullanıcının isteğine bağlı"dır)

İsrail bu fuarda kelimenin tam anlamıyla gövde gösterisi yapmış. Benim ekseriyetle dikkatimi çeken iki şey Spice güdümlü bomba kiti ve TDzKK'nin AFSUDES projesine verilen teklif idi. AFSUDES teklifi ile ilgili bilgi, broşür, açıklama vs'ye ulaşamadım, ancak Spice kitini kendisi de bir F-15 pilotu olan pazarlama sorumlusu tanıttı.



Spice 1000 ve 2000 gerçekten mevcut hassas güdümlü bombalar arasında özel bir yere sahip, görüntü eşleme teknolojisi büyük avantaj sağlamakta. Tek dezavantjı olarak görev sırasında hedef bilgilerinin değiştirilememesi göze çarpmakta, yani görev esnasında hedefleme podu ile işaretlenen hedefe saldırı yapılamıyor. Hedef bilgileri görev planlama sistemi ile yerde saptanıp ufak bir Flash bellek ile silaha yükleniyor. Pilot uçuş sırasında bu hedeflerden uygun olanına saldırıyor. Bombanın sensörünün hedefi tam olarak görmesi gerekmemekte. Hedef bölgesinde referans teşkil edebilecek herhangi bir noktanın yakalanması yeterli, bundan sonra uygun algoritmalar kullanılıp hedefe yöneliniyor. Bu da, bulut, sis vb gibi görsel engellerin etkisini minimize ediyor. Hedefleme podu ile eşgüdümlü çalışabilecek versiyon üzerinde çalışılmaktaymış.

Şehir savaşlarına uygun geliştirilen ve personel tarafından taşınabilen bilgisayar, dürbün, bombaatar vs demoları da oldukça etkileyiciydi. Herhangi bir nişancılık kabiliyeti olmayan bir personelin bile kolayca kullanabileceği sistemler üretilmiş, ya da İsrailli'lerin pazarlama yöntemleri çok göz boyayıcı, ya da her ikisi birden..

Bu hengame arasında, sandviçlerimizi atıştırdığımız terasta, catering hizmeti veren şirketin de broşürünü almışım farkında olmadan..

Tiger şaşırtıcı biçimde fuar alanının en dibindeki ücra bir köşedeydi. Ancak Tiger'dan çok yanındaki M-113A2'ler dikkatimi çekti..

Başta Anafarta / Patria olmak üzere pek çok yeni zırhlı muharebe aracında, mayınlara karşı önlem olarak personel oturma yerlerinin kabin tabanı ile teması kaldırılmış; hepsi tavana asılı. Ancak M-113A2'lerde personel oturma yerleri tabana monteli. Mayın tehdidi bu kadar güncel olan bir ülkedeki zırhlı araçlarda bu gibi küçük ama son derece önemli detaylara hassasiyet gösterilmeli diye düşünüyorum.

FNSS standında RN-94'ü göremedim, sanırım bu proje rafa kalkmış durumda.

Otokar standındaki Cobra aracındaki tarette Spike füzeleri göze çarpıyordu. Bunu bir not olarak kaydettim, ilgi çekici, mesaj vericiydi...






Yavuz

Bir standdaki yetkiliden duyduğuma göre Ağ Merkezli Muharebe (NCW) projesi SSM'den geçmiş. Ancak neyi kastettiğini öğrenemedim.

Alenia'nın standında daha önce Paris Air Show'da gösterilmiş ATR-72 MPA maketi görülüyordu. Harpoon konusunda bilgi almak istedim, acnka yetkili birisini bulamadım. Edindiğim broşürdeki bilgiler çok net değil; gövde altındaki podun Harpoon için sertifiyeli olduğu yazılı ve kanat altı pilon görülmüyor. Bu konuda şimdilik elde veri yok gibi.

Fuarın yıldızlarının başında kuşkusuz EF-2000 Typhoon geliyordu. Hipodromun önünden geçerken afterburner'ı sonuna kadar açması ve havada bir an için motoru durdurup askıda kalması, canard'ların manevra yeteneğine bariz etkisi görsel ziyafet oluşturdu. Gayet anlaşılabilir sebeplerle pilot uçağı limitlerine kadar zorlamadı, temel aerobatik manevraları icra etti. Bu sebeple şu an için "EF-2000 şu uçağı döver, bundan kötüdür" vb diyemeyiz, bu gösteri uçuşu görsel olarak etkileyici olmasının ötesinde bir anlam ifade etmiyor. Çünkü:

1. Türkiye'de henüz bu tipte bir uçak için bir alım projesi, ihalesi vb yok. Rekabet çok sıcak değil.
2. Fuara uçak olarak sadece EF-2000'in gelmiş olması bile bir gösterge, daha fazla zorlamak için sebep yok. Typhoon, görünen o ki, rakiplerinden bir adım önde.
3. IDEF bir Paris Air Show, bir Farnborough, bir Tushino vb değil.

Ancak yine de ben o EF-2000'i istiyorum Smile

Sarsılmaz standında malum soruları sordum. İlk konuştuğum yetkili M4 lisans anlaşmasının ihracat pazarına girmek için yapıldığını söyledi. Daha fazla sıkıştırıp özgün tüfek hakkında daha spesifik sorular sormaya başladım. Önce daha üst kademeden bir yetkili geldi, ardından etrafımda takım elbiseli bir sürü genç belirdi! Smile Söylediklerine göre özgün tüfek çalışmaları devam ediyormuş, ancak M4'ü acil ihtiyaç için üreteceklermiş. Konuşma uzadıkça aldığım cevaplar daha da kafa bulandırıcı olmaya başladı. Sebebini piyade tüfeği konusunda rakip şirketler grubu çalışanı olmama bağlıyorum.

Ukrayna ve Hindistan, beklentimin aksine çok cılız bir katılım gösterdi. Hindistan'dan Bharat Electronics, haberleşme ürünlerini sergiledi, Ukrayna standında ise R-27'ler ve bir korvet maketi vardı. Bir de nereden nasıl, ne zaman aldım bilmiyorum, İran'dan bir şirketin ürettiği dürbün vb sistemlere dair broşür çıktı sırt çantamdan. Sanırım İran da katılmış fuara.

Benden duymuş (okumuş?) olmayın, KMW Türkiye'de askeri ve sivil simülasyon sistemleri pazarına çok ciddi bir giriş yapmakta.

Thales standındaki pazarlama yetkilisi ile yaptığımız uzun ve samimi sohbetin sonlarına doğru, ne kadar dertli olduklarını öğrendik. Thales'in İngiltere'nin Watchkeeper projesinde ortağı olan Elbit (ve ilaveten diğer İsrailli şirketler) Türkiye'deki hemen hemen her projede karşılarına çıkmaktaymış. Bu yüzden Thales Türkiye'deki büyük pazara istediği girişi yapamamaktaymış. Biraz daha konuşsak, "sevabına bize bir iki proje ayarlayıverin, bu İsrailliler bize hiç bir şey bırakmıyor" diyecek sandım.. İsrail'in fuara katılımının büyüklüğüne bakarsak manidar bir serzenişti bu.

Sonuç olarak benim düşünceme göre önceki son birkaç IDEF'ten daha başarılı bir fura idi. Özellikle ASELSAN ve Typhoon fuara damgasını vurdu. Fuar sırasında imzalanan anlaşmalar da ayrıca önem arz etmekte. Aslında aktaracak daha çok şey çıkar, ancak şimdilik notlarımdan ve hafızamdan derleyebildiklerim bu kadar. Fuara katılan diğer arkadaşlar da epey bilgi aktarmış. Umarım katılamayan veya arşiv yapmak isteyenlere yardımı dokunur.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

22 Haziran 2005 Çarşamba

TAI'ye JSF Projesinden 100 milyon $

TAI'nin JSF projesi dahilinde Northrop ile imzaladığı 100 milyon dolarlık anlaşmaya ilişkin haber.. Bu anlaşmaya göre TAI JSF için kompozit gövde parçaları üretecek.



TAI Wins $100 Million Contract from Northrop

By BURAK EGE BEKDIL, ANKARA

TUSAS Turkish Aerospace Industries (TAI) has won a $100 million contract from Los Angeles-based Northrop Grumman as part of the multinational Joint Strike Fighter (JSF) program, the Turkish company said in a statement.

Under the contract, inked June 14 during the Paris Air Show, the company will manufacture composite fuselage parts and subassembly units for the U.S.-led JSF program.

TAI Chairman Hasan Peker Gunal and Northrop Grumman Vice President Janis Pamiljans signed the agreement during a ceremony attended by Turkey’s top procurement official, Murad Bayar.

In April, TAI merged with Turkish Aircraft Industries (TUSAS), a small, government-owned company, as part of a government program to restructure the country’s defense industry.

Earlier this year, TUSAS had purchased a combined 49 percent stake in TAI from its U.S. shareholders — Lockheed Martin Aeronautics and General Electric — bringing TUSAS’ shares in TAI to 98 percent. At a shareholders’ meeting in March, TAI and TUSAS agreed to merge under TAI’s legal entity.

TAI, which assembled F-16 fighter jets in Turkey in the 1980s and 1990s, today manufactures parts for Boeing, Chicago, and Stratford, Conn.-based helicopter-maker Sikorsky. The company also is a participant in the multinational JSF program and the A400M, known in Turkey as the Future Large Aircraft.

TAI also has teamed with Construcciones Aeronauticas, Madrid, now EADS-CASA, to build CN-235 transport planes for the Turkish military, and Eurocopter, Marignane, France, to produce AS-532 Cougar utility helicopters.
http://www.defensenews.com/story.php?F=927948&C=europe

Etiketler: , , , ,

28 Nisan 2005 Perşembe

TUSAŞ ve TAI Birleşti

DefenseNews'ta Burak Ege Bekdil imzasıyla çıkan habere göre TUSAŞ (Türk Uçak Sanayii AŞ) ve TAI (TUSAŞ Aerospace Industries) bugün itibariyle TAI bünyesi altında birleşmiş bulunuyor.

Bu gelişme dilerim havacılık ve uzay sanayiimiz için hayırlı olur... Türkiye maymun iştahlılık ile tembellik kısır döngüsünde çok beyin, çok para ve çok zaman kaybetti. Adımlar yavaş da olsa sağlam atılmalı, büyük hayaller kurulup gerçekçi yollar izlenmeli diye düşünüyorum.


Turkish Aviation Companies Merge

By BURAK EGE BEKDIL, ANKARA

Two of Turkey’s leading aviation companies formally merged April 28 as part of a government-run program to restructure the country’s defense industry.

Turkish Aerospace Industries (TAI) and the government-owned Turkish Aircraft Industries (TUSAS) merged under the corporate identity of TAI, a TAI statement said. Both companies are based here.

Under the merger deal, TUSAS’ existence as a legal entity has ceased.

“These two companies will now serve (under TAI’s legal entity) as a united force for design, development, manufacturing, upgrade, systems integration and after-sales services for air platforms,” the statement said.

In January, TUSAS purchased the combined 49 percent stake from TAI’s U.S. shareholders — Lockheed Martin Aeronautics and General Electric. After the acquisition, TUSAS’ shares in TAI rose to 98 percent. At a shareholders’ meeting in March, TAI and TUSAS agreed to merge under TAI’s legal entity.

TAI assembled F-16 fighter jets at its plant in the 1980s and 1990s. It currently manufactures parts for Boeing, Chicago, and U.S. helicopter maker Sikorsky. The company also is a participant in the multinational Joint Strike Fighter and Future Large Aircraft programs.

In addition, TAI has built for the Turkish Armed Forces 60 CN-235 transport planes with Construcciones Aeronauticas S.A., Madrid, now EADS CASA. TAI also has built 30 AS 532 Cougar utility helicopters with EADS unit Eurocopter, Marignane, France.

The acquisition of TAI’s U.S.-owned shares by TUSAS and the subsequent merger are part of Ankara’s plans to restructure its defense companies. The Turkish government plans to consolidate mostly government-owned defense companies and emphasize national design solutions.
http://www.defensenews.com/story.php?F=813552&C=europe

Etiketler: ,