27 Mart 2008 Perşembe

Venezüella ile Rusya Arasında Su-30 Krizi

Kısa süre önce Cezayir HvK'nin Rusya'dan aldığı MiG-29SMT savaş uçaklarının yeni üretim olmadığı, depolardaki uçakların teslim edildiği ortaya çıkmış, uçakların Rusya'ya iade edildiği basına yansımıştı.(*)

Benzer, hatta daha da vahim bir kriz, henüz basına fazla yansımasa da, Venezüella ile Rusya arasında patlak vermiş durumda.

Venezüella, HvK envanterindeki eskiyen ve ambargo nedeniyle bakım ve yedek parça sıkıntısı çektiği F-16A/B savaş uçaklarının yerine, Rusya'dan 24 adet Su-30MK2 (ihracat kodlaması: Su-30MKV) savaş uçağı alımına dair Haziran 2006'da Rus KnAAPO firması ile bir anlaşma imzalamıştı. İlk 2 uçak aynı senenin Aralık ayında teslim edilmişti. Teslimattaki bu süratin nedeni yeni yeni ortaya çıkıyor.

Venezüella'ya teslim edilen Su-30MK2 savaş uçaklarının, bir kaç sene önce Çin için üretilen ancak "düşük üretim kalitesi" gerekçesiyle reddedilen Su-30MKK'ların yeniden boyanmış hali olduğu ortaya çıkmış.

Durumun ortaya çıkış şekli ise oldukça ilginç: Venezüella'nın Barcelona üssünde deniz suyu tuzu ve rutubet nedeniyle uçakların boyası hızla kavlamaya başlamış ve boyanın altından astar boyası değil, Su-30MKK'larda kullanılan gri renk ortaya çıkmış!!!

Buna, aviyonik ve mekanik sistemlerde artan sorunlar da eklenince, Mart başı itibariyle Venezüella HvK tüm Su-30 uçuşlarını durdurmuş.

Bilginin kaynağı olan Venezüella Su-30 pilotlarının söylediğine göre uçakları kapsamlı incelemeye alan bakım personeli, çeşitli mekanik ve hidrolik aksamda yeni olmayan, yani teslimat sırasında mevcut korozyon emarelerine rastlamış.

Uçakları üreten KnAAPO'nun Su-30MK2'ler için verdiği 6 aylık bakım garantisi de, filonun hemen hemen tüm uçakları için dolmuş durumda. Dolayısıyla Venezüella'nın herhangi bir tazminat hakkı bulunmuyor.

*: http://en.rian.ru/russia/20080218/99490063.html

Etiketler: , , , ,

17 Nisan 2006 Pazartesi

India Fighter Jets To Launch Supersonic Cruise Missiles: Report

Hint Su-30'larına BrahMos, Hindistan'a Bölgesel Güç Dopingi

Hint Hava Kuvvetleri Su-30MKI savaş uçaklarını, Rusya ile birlikte geliştirilen BrahMos seyir füzesi ile donatmaya başlıyor.

Bu çalışmanın bir başka özelliği ise, Hindistan'ın ilk kez savaş uçağından fırlatılan ses üstü (süpersonik) seyir füzesi kabiliyetine ulaşacak ülke olması.

BrahMos projesinin yakından takip edilmesinin Türkiye'nin yararına olduğunu düşünüyorum.

By AGENCE FRANCE-PRESSE, NEW DELHI

The Indian Air Force (IAF) has begun work to arm its frontline fighter jets with supersonic cruise missiles being developed jointly with Russia, a report said April 17.

"We need only small changes to be made," Sivathanu Pillai, chief executive of the Indian-Russian firm BrahMos Aerospace told the Press Trust of India (PTI).

"But it will be a giant leap because if we deploy aircraft with BrahMos missiles, we would be the first country to deploy supersonic airborne missiles," Pillai was quoted as saying.

Pillai said the modifications were being carried out for India's Russian-built Sukhoi-30 multi-role jet fighters.

"Already the needful modifications are being worked simultaneously at BrahMos Aerospace, IAF and Hindustan Aeronautics," he said but did not give a date for when the smaller cruise missiles would be fitted to the Sukhois.

India has already fitted some of its warships with 300-kilometer (186-mile) BrahMos missiles and is currently working on a version for its land forces.

India and its largest military supplier, Russia, are also trying to sell the supersonic missile in Asian arms markets.
http://www.defensenews.com/story.php?F=1691434&C=asiapac

Etiketler: , ,

07 Haziran 2005 Salı

Hindistan'ın Yeni Savaş Uçağı İhalesi


126 uçağı kapsayan ihale ile ilgili DefenseNews'da 6 Haziran'da yayınlanan makale... 9 milyar dolarlık projenin sebebinin LCA projesindeki gecikmeler ve hava kuvvetleri stratejilerindeki değişimler olduğu belirtilmiş. Orijinalde tüm hava kuvvetlerini Su-30 ve LCA ile donatma planı, bu sebeplerle değiştirilmiş...

Makalede yer alan Hint Hava Kuvvetleri komutanı Pal Tyagi'nin ifadesine göre Hindistan ağır, orta ve hafif olmak üzere üç türde savaş uçağına sahip olmayı hedefliyor. Su-30, Mirage-2000, LCA ve ihalesi yapılan MRCA bu planın sacayakları...

İlginç bir sürpriz yaparak bu ihalede boy gösteren F-16'nın seçimi ise, bölgede yeni jeopolitik ilişkilerin ve dengelerin kurulduğunun göstergesi olabilir..


India Plans To Buy 126 Medium-Range Fighters

By VIVEK RAGHUVANSHI, NEW DELHI

Instead of depending entirely on the Light Combat Aircraft (LCA) to upgrade its aging fighter fleet, the Indian Air Force is pressing ahead with plans to supplement its indigenous jet with 126 new medium-range combat jets under a program valued at some $9 billion.

Senior leaders want a mix of LCAs and new medium-range planes to complement heavy aircraft like the Su-30MKI built by Russia’s Sukhoi, now being produced under license in India.

Originally, the Indian Air Force wanted a force composed entirely of LCAs and Su-30s. But delays in LCA production and change in Air Force strategy are driving the service toward a medium-range aircraft as well.

The medium-range program is now the Air Force’s top acquisition target to fulfill its goal of a mixed fleet of multirole combat aircraft.

Guided by Staff Qualitative Requirements (SQR) the service issued in 2000, the Defence Ministry announced in December that it was asking leading aircraft makers to submit technical information for the purchase of the 126 medium-range, multirole combat aircraft.

The 126-aircraft purchase is necessary, said Air Chief Marshal Shashindra Pal Tyagi, because “the indigenously developed Light Combat Aircraft [LCA] is still under development and is likely to be available for induction only by 2008 to 2010. Further, the LCA is a 10-ton class of aircraft, and as is evident from the name, it is a light combat aircraft. On the other hand, the 126 MRCAs [multirole combat aircraft] are required in the medium-weight category [20-ton class], and their procurement should not be compared with the LCA procurement.”

He added, “In the long run, we intend having a force structure for the IAF that is a mix of light, medium and heavy combat aircraft. The LCA falls in the light category, Su-30s in the heavy category, and the 126 MRCAs in the medium category. Hence, we are looking for a single type of aircraft capable of undertaking multiple roles in the medium category.”

So far, requests for information have been sent to France’s Dassault for the Mirage 2000-5, America’s Lockheed Martin for the F-16, Russia’s RAC MiG for the MiG-29 SMT, and Sweden’s Saab for the JAS-39 Gripen.

Currently, the Air Force has a limited number of multirole aircraft, including the Su-30MKI, Mirage 2000-H and MiG-29 aircraft. Most of the service’s combat fleet is composed of MiG jets, which are primarily used for point defense and therefore limited in their ability to destroy targets on low-flying missions.

The Air Force also has British-made Jaguar aircraft, but they are equipped solely for ground-attack missions.

The MiG series and the Jaguars were bought to counter the low-flying aircraft from Pakistan.

A senior Defence Ministry official said India will forge a new geopolitical alliance while finalizing the contract for 126 multirole combat aircraft.

He said an American defense firm has been invited to compete for the first time, and if India chooses the F-16 aircraft, the decision would be shaped by political considerations.

The Defence Ministry hopes to sign a contract within three years after issuing the formal limited global tender, expected before the end of this year. Once the companies submit their technical specifications in response to the Air Force’s request for information, service officials will prepare their global tender.

A draft paper is being prepared to finalize an offset clause for the program, said an official in the Defence Ministry’s Department of Defence Production. The Defence Ministry also is likely to include a clause under which the supplier will be asked to buy back spare parts and other related support systems up to the value of 20 percent of the entire contract, he added.

The draft paper also will demand complete technology transfer of all crucial subsystems, including engine, avionics, fly-by-wire systems, electronic warfare suites, communication systems and the source code of the aircraft.

The Air Force is expected to release funding for licensed production of the aircraft to allow Hindustan Aeronautics to create manufacturing facilities, the second Defence Ministry official said.

The defense production official refused to assess whether the ministry can finalize the contract within three years after floating a limited global tender.
http://www.defensenews.com/story.php?F=873246&C=mideast

Etiketler: , , , , , ,

26 Nisan 2005 Salı

Ejder ve Kaplan - I: Çin'in J-10 Projesi


Ejder...

Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC), ya da diğer bir ifadeyle anakara Çin’i ile bir ada devleti olan Tayvan (Çin Cumhuriyeti / Milliyetçi Çin) arasında 1949’dan beri bu ülkelerin coğrafi büyüklükleri ile orantısız bir soğuk savaş devam etmektedir. 1949’daki komünist devrimi takiben anakaradan kaçan yaklaşık 2 milyon milliyetçinin kurduğu Tayvan, günümüze kadar uzanan büyük bir sanayileşme ve kalkınma projesi sürdürmektedir. Bir değişim ve gelişim sürecinde olan Komünist Çin ise uzun yıllar içinde bulunduğu izolasyondan sonra yavaş yavaş dünya ekonomik, teknolojik ve bilimsel ortama entegre olmaya başlamıştır.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi ve bir nükleer güç olan ÇHC, muazzam büyüklükteki askeri yapısıyla dünyanın en büyük ordularından birine sahiptir. Bu ülkenin Tayvan ile olan sorunları (ki esas olarak birleşme eksenlidir) zaman zaman sıcak savaş tehlikesini doğurmaktadır. Tayvan ise oldukça dinamik ekonomik yapısı ve ileri seviyedeki teknolojik kapasitesinin de yardımıyla Çin tehdidine karşı etkin bir savunma gücünü idame ettirmek zorundadır. Bugün Tayvan, dünyada yüzölçümüne oranla en fazla silahlanmış bölgelerden birisidir.

Olası bir ÇHC – Tayvan sıcak çatışmasında esas belirleyici unsurun hava muharebeleri olduğunu ileri sürmek yanlış olmaz. Zira eğer ÇHC Tayvan’ı işgal ve ilhak etmek için bir amfibik harekat yapacaksa mutlak suretle hava üstünlüğünü sağlamak durumundadır. Tayvan ise gerek abluka gerekse çıkarma harekatına karşı ÇHC deniz ve hava unsurlarını bertaraf edecek bir hava + füze gücüne sahip olmak zorundadır. Genelde Batı kaynaklı sistemler kullana Tayvan, bu ihtiyaca yönelik ulusal bir çözüm olarak Ching Kuo (IDF – Indigenous Defense Fighter) savaş uçağını geliştirmiştir.

ÇHC gibi neredeyse sınırsız kaynaklara, dolayısıyla sayı avantajına sahip olmayan Tayvan’ın, bu gücü kalite üstünlüğü ile dengelemesi zaruridir. Ancak gelişen teknoloji ve modern savaş alanı ihtiyaçları, ÇHC’nin de artık nicelikten ziyade niteliğe yatırım sonucunu doğurmuştur. Bu yatırımın en başta gelen örnekleri J-11 / Su-27 / Su-30MKK, FC-1 ve J-10’dur.

Çin Halk Kurtuluş Ordusu Hava Kuvvetleri’nin (ÇHKO-HK) organizasyonuna bakacak olursak ÇHC’nin genel stratejik ihtiyaçları ve tehdit durumuna yönelik olarak 7 ana askeri bölgeye ayrıldığını görürüz. Bunlar: Beijing (Pekin), Guangzhou, Nanjing, Chengdu, Shenyang, Jinan ve Lanzhou Askeri Bölgeleri’dir.

Bunlardan Guangzhou Askeri Bölgesi öncelikli olarak Tayvan tehdidini bertaraf etmek ve gerekirse bu ülkeye karşı düzenlenecek harekata katılmakla yükümlüdür.

2003 itibariyle ÇHKO-HK envanterinde şu uçaklar bulunmaktaydı:

Bombardıman
140 H-6E / F / H
200 H-5

Av / önleme
375 J-7II / IIA / IIH / IIM
80 J-7III
200 J-7E
220 J-8IIA / B / D / E
97 J-11 (Su-27)

Av / bombardıman – saldırı
38 Su-30MKK
300 Q-5
500 J-6B / D / E

Not: J-11 projesinde toplam 200 uçak üretilecek. Program, yılda 15 uçağın teslimi şeklinde devam ediyor.

Çin Halk Kurtuluş Ordusu, Soğuk Savaş’ın bitimiyle birlikte kapsamlı bir yeniden yapılanma ve modernizasyon faaliyetine başlamıştır. Ordunun genel olarak önceliği topyekün harpten olabildiğince kaçınmak, sınırlı yerel çatışmalarda üstünlük kurmak olarak özetlenebilir. Genel olarak Çin ordusu savunma odaklıdır, Çin’in olası bir savaşta nükleer silahları ilk kullanan ülke olmayacağını deklare etmesi de bu anlayışın bir yansıması olarak kabul edilebilir. Ancak bu savunma bazlı stratejik yapılanma, Hindistan ve Tayvan gibi ülkelerle yerel çatışmaların gerçekleşmeyeceğinin garantisi değildir. Gerçekleşme ihtimali yüksek olan bu gibi bir çatışmada üstünlük kurmak için acil reaksiyon kabiliyetini haiz, teknolojik olarak mümkün olan en üst imkanlarla donanmış askeri güçlere ihtiyaç vardır. Ancak şu anki yapısı Çin Hava Kuvvetleri’nin bu özelliğe sahip olmaktan uzak olduğunu göstermektedir. Genel olarak ÇHKO-HK'nin başlıca sorunları şu şekilde sıralanabilir:

1. ÇHKO-HK genel olarak bir savunma kuvveti rolündedir ve bazı açılardan kara ordusunun havadaki uzantısı gibi görev yapmaktadır. 20. yüzyılın sonlarına kadarki başlıca görevi önemli şehir / bölgeleri korumak ve Çin’e havadan gelebilecek tehditleri bertaraf etmektir. Ofansif hava gücü doktrinine sahip değildir ve gerek stratejisi gerekse ekipmanı bu tarz bir düşman topraklarının derinliklerinde saldırı (deep penetration / strike) harekatı gerçekleştirebilecek kapasitede değildir.

2. Hava kuvvetlerinin büyük bölümünü oluşturan J-6 (MiG-19 kopyasıdır), Q-5 (MiG-19’dan türetilmiştir), J-7 (MiG-21 kopyasıdır) gibi uçakların teknolojisi 1950’li ve 1960’lı yıllara dayanamaktadır. Uçakların büyük bölümü gece ya da kötü hava koşullarında harekat yapabilecek kabiliyete sahip değildir. Yer saldırı uçakları kara birlikleriyle koordinasyon sağlamak için gerekli ekipmana ve bu uçakların mürettebatı bunun için gerekli eğitime sahip değildir. Daralan ÇHKO-HK bütçesi modern savaş uçaklarının tedariğini hızlandırmaya yetmemektedir.

3. Eğitim sistemi modern çağın gereksinimlerine cevap vermekten uzaktır. Yıllık uçuş saatleri J-11 (Su-27) / Su-30MKK pilotları haricinde oldukça düşüktür (bu uçakların pilotları yıllık 180 saat civarı uçarken diğer uçaklar için ortalama 100 saat civarındadır). Ayrıca eğitim altyapısı modern değildir, özellikle simülatör eğitimleri ilkel sistemlerle yapılmaktadır.

4. Komuta – kontrol ve istihbarat (C4I) yetenekleri bölgesel ve yerel ölçekte yeterli değildir. Genelde Çin Halk Kurtuluş Ordusu, özelde ÇHKO-HK, “bilgi savaşı” icra etmek için yeterli donanıma ve eğitime tam anlamıyla sahip değildir.

Savunacak alanı çok geniş olan ve sayıca belirli bir üstünlüğe sahip olmak zorunda olan Çin, son zamanlarda başta hava ve deniz kuvvetleri olmak üzere kapsamlı bir modernizasyon programı yürütmektedir. Nitelik ve nicelik sarmallarıyla boğuşan Çin ordusunun programdaki en büyük projelerinden birisi de J-10 programıdır.

J-10 (Jianjiji -10) Projesi

1980’li yıllarda Sovyetler Birliği’nin MiG-29 ve Su-27 gibi modern savaş uçaklarını hizmete sokması, Hindistan, Tayvan’ın hava kuvvetlerini modernize etmeleri ve envanterdeki uçakların son derece yetersiz kalması, Çin’de yeni bir savaş uçağına olan ihtiyacı ortaya çıkardı. Bu yeni uçağın öncelikli görevi hava üstünlüğü idi ve J-6 ile J-7 uçaklarının yerini alması planlanmıştı. Uçağın ilk tasarım çalışmalarına 1988 Ekim’inde 611 no’lu Araştırma Enstitüsü’nde başlandı. İptal edilen J-9 projesinden hareketle başlanan bu ön tasarım çalışmalarında Pakistan’dan alınan bir F-16’dan da faydalanıldığı tahmin ediliyor. İsrail’in 1987 yılında ABD baskısıyla Lavi projesini iptal etmesinden sonra Çin, bu ülkeden J-10 projesi için yoğun destek almaya başladı. İsrail’in Çin’e özellikle J-10 kapsamında sağladığı destek halen ABD – Çin – İsrail üçgeninde yoğun tartışmalara ve yer yer gerginliklere sebep olmaktadır.

MiG-23 gövdesini baz alan J-9 uçağının maketi. Bu program iptal edilmiştir.

Bu noktada ufak bir parantez açıp Çin – İsrail askeri işbirliğini J-10 perspektifinden inceleyelim:

Çin – İsrail Savunma İşbirliği ve J-10 – Lavi İlişkisi

Çin ile İsrail’in savunma alanındaki işbirliği 1980 başlarında start almıştır. 80’li yılların ortalarına doğru nispeten durgun artan bu işbirliği, 1987’de Lavi saldırı uçağı projesinin iptalinden sonra belirgin biçimde hız kazanmıştır. Aralık 1991’de yayınlanan bir Kongre raporunda ABD, İsrail’in Çin’de savunma işbirliğini koordine edecek bir ofis açmayı planladığını ve bu ofisin öncelikli görevinin aviyonik teknolojisi transferini yürütmek olduğunun tahmin edildiğini açıklamıştır. Ayrıca ABD Dışişleri soruşturma komisyon başkanı Sherman Funk tarafından Mart 1992 tarihinde kaleme alınan başka bir rapor, İsrail’i 1983 yılından itibaren giderek artan biçimde Çin’e izinsiz olarak ABD kaynaklı teknoloji transfer etmekle suçlanmıştır. Bugün artık J-10’da İsrail kaynaklı aviyoniklerin kullanıldığı bilinen bir gerçektir, ayrıca İsrail J-10 uçağında kullanılacak radar için Elta üretimi EL/M-2035 ile teklif vermiştir.

Çin – İsrail savunma ilişkilerinin en somut ürünlerinden birisi de İsrail yapımı bir AIM-9L versiyonu olan Python-3 kısa menzilli havadan havaya füzesidir. Çin’de PL-8 kod adı ile üretilen bu füzeler halen ÇHKO-HK tarafından kullanılmaktadır ve J-10’da da kullanılmaları planlanmıştır. Ancak dönemin İsrail başbakanı Benjamin Netanyahu tarafından 1998’de Pekin’de imzalanan anlaşma ile karara bağlanan Phalcon erken uyarı sistemlerinin satışı, ABD’den gelen yoğun baskı neticesinde 2000 yılında İsrail tarafından iptal edilmiştir.

Her ne kadar Lavi baz alınarak geliştirilmiş olsa da J-10,bu uçağın bir kopyası değildir. Çin havacılık endüstrisi motor ve aviyonik konularında yeterli çözümler üretecek konumda değildir. Bu sebepten ötürü aviyonik alanında başlıca destek, yukarıda da belirtildiği gibi İsrail’den gelmiştir. Genel tasarım incelenecek olursa J-10’un Lavi’den benzerliklerinin yanı sıra bazı farklılıklarının bulunduğu görülebilir. J-10’un delta kanat ve kanatçık (canard) tasarımı Lavi’den farklıdır, ayrıca kullanılan motor (AL-31F) Lavi’dekinden (PW 1120) daha yüksek performanslıdır, ayrıca başta hava alığı olmak üzere ön gövde tasarımı da değiştirilmiştir.

Bu parantezi kapatıp J-10 programının seyrini incelemeye devam edelim…

J-10 uçağının tasarım çalışmalarına 611 ve Chengdu Aircraft Industry Corporation (CAC) tarafından devam edilirken bazı önemli gelişmeler oldu. SSCB’nin yıkılması, Soğuk Savaş’ın sonra ermesi ve 90’lı yıllardan itibaren özellikle Tayvan’ın modern ve yüksek performanslı savaş uçaklarını envanterine katması, ÇHKO-HK'nin J-10’dan beklentilerinde değişiklik yarattı. Başlangıçta MiG-29 ve Su-27 gibi uçaklara karşı tasarlanan ve görevi sadece av / önleme ile sınırlı tutulan J-10’un artık çok rollü bir savaş uçağı olması isteniyordu. J-10’un ilk tasarımları daha klasik bir uçak görünümündeyken, yeniden tasarım sonucunda şimdiki bilinen halini aldı. Bu uçağın başlıca rakipleri ise Mirage-2000, F-16 ve Ching Kuo olacaktı. Ayrıca daha fazla silah taşıma istasyonu, yer saldırı görevlerine yönelik yazılım ve aviyonik ile “terrain following” + “look down – shoot down” özelliklerine sahip radar taşıması isteniyordu. Konseptteki bu değişim, programın uzamasına sebep oldu.

1001 kod numaralı J-10 prototipi ilk uçuşunu 1996 yılında gerçekleştirdi. Ancak ikinci prototipin (1002) 1997 yılında test pilotunun ölümüyle sonuçlanan kazası projede önemli bir aksamaya sebep oldu. Başta motor ve FBW (fly by wire) olmak üzere tüm tasarım en baştan ele alındı ve pek çok özellik değiştirildi. Çalışmalarda hız kazanmak için FBW yazılımı testleri, ÇHKO-HK'e ait bir J-8II üzerinde gerçekleştirildi. Tamamlanan yeniden tasarım çalışmaları sonunda 1003 numaralı prototip 28 Mart 1998 tarihinde ilk uçuşunu gerçekleştirdi ve bu yılın sonunda 1004’ün de uçmasıyla birlikte ilk aşama testler sona erdi. Seri üretim versiyonunun ilk uçuşunu Haziran 2002’de gerçekleştirmesini takiben iki kişilik J-10B de ilk kez Aralık 2003’de uçtu. Bazı bilgilere göre operasyonel test maksatlı 10 adetlik bir J-10 filosu Nanjing Askeri Bölgesi’nde 2003 başlarında hizmete girmiş durumda. İlk 50 adetlik ön-seri üretim paketinin üretimine devam ediliyor. Bu paket ile gerçekleştirilecek testlerin akabinde tam ölçekli hizmete girişin 2007 – 2010 civarında gerçekleşmesi beklenmektedir. J-10 projesinde doğrudan ya da dolaylı olarak 150 bin işçi ve mühendisin çalıştığı tahmin edilmekte.

J-10 ile ilgili bir başka dikkat çeken nokta, tasarım revizyonu sonrasında resmi açıklamalarda bu uçağa “Jian-10” (Avcı – 10) şeklinde değil, “Quan-shi-10” (Saldırı-10) şeklinde atıfta bulunulmasıdır. Bu da bazı kaynaklarca uçağın öncelikli görevinin av-önlemeden av-bombardımana kaydığının göstergesi. Zira direk alım ve lisans altında üretim sonucu belli bir miktar J-11 / Su-27 savaş uçağını envanterine sokan Çin, hava üstünlüğü görevleri için J-10’a, daha doğrusu J-10’da ilk kez kullandığı modern aviyonik sistemlere güvenme konusunda temkinli davranıyor olabilir. Bu yeni durum J-10’un, J-6 ve J-7’ye ilaveten Nanchang Q-5 Fantan (ihraç versiyonu A-5) saldırı uçağının da yerini alacağı şeklinde yorumlanabilir. Ayrıca bilindiği kadarıyla Çin J-10’un iki motorlu ve daha düşük radar kesit alanına sahip bir versiyonu üzerinde de çalışmakta.

J-10, Genel Özellikler

J-10, tek kişilik, tek motorlu ve delta kanat + kanatçık (canard) konfigürasyonunda bir savşa uçağıdır. Bu uçağın bir ilginç özelliği, su damlası ya da köpük (bubble) formundaki kanopiye sahip ilk Çin savaş uçağı tasarımı olmasıdır. Aerodinamik açıdan kararsız olan J-10 dört kanallı bir Fly-by-Wire sistemi ile idare ediliyor. Ayrıca kararlılığı sağlamada yardımcı olmak için gövdenin arka-alt kısmında küçük kanatçıklar (ventral fin) bulunmakta.

Genel görünüm olarak Lavi’ye oldukça benzeyen J-10, bu uçaktan farklı olarak öncelikle hava-hava görevleri için optimize edilmiştir (Lavi’nin birincil görevi yer hedeflerine saldırı idi). Uçağın kullanacağı radar sistemi konusunda henüz karar verilmiş durumda değil. Adaylar Rus Phazotron yapımı Zhuk-10PD (Su-27’de kullanılan radarın gelişmiş modeli), İsrail Elta yapımı EL/M-2035 ve Rus destekli Çin tasarımı JL-10A. J-10 kokpitinde biri renkli üç adet MFD, HOTAS ve bir adet geniş açılı HUD bulunmakta. Kullanılan RWR, ECM gibi sistemler konusunda ayrıntılı ve güvenilir bilgi mevcut değil, ancak Çin’in bu uçak için İsrail’den önemli destek aldığı biliniyor (ki buna yukarıda da değinilnişti).

J-10 savaş uçağında kullanılan motor Rus Saturn / Lyulka üretimi AL-31F turbofan. Bu motor bilindiği gibi Su-27 serisi savaş uçaklarında da kullanılmaktadır. Gerek Çin’de gerekse İsrail’deki mevcut uçak motor endüstrisinin J-10 sınıfındaki bir uçağa yetebilecek bir ürün ortaya koyacak kapasiteye sahip olmaması, Çin’in bu alanda Rusya ile işbirliğine gitmesini zorunlu kıldı. J-10’un ileriki modellerinde, AL-31F motorunun egzoz yönlendirme sistemli versiyonunun kullanılabileceği belirtiliyor. Ayrıca Çin’de bu uçağa yönelik WS-10 motorunun da geliştirme çalışmaları devam etmekte.

J-10’da kanat altlarında 6, gövde altında da 5 adet olmak üzere toplam 11 adet istasyon bulunmakta. Uçağın bir adet 23 mm makineli topu bulunuyor. Ayrıca PL-8 ve R-73 (AA-11 Archer) kısa menzilli, PL-11 / 12 ve R-77 (AA-12 Adder) orta menzilli havadan havaya füzelere ile YJ-8K (C-801) anti gemi füzesi taşıması öngörülmüş. Genel performans açısından F-16C / D ile aynı seviyede olduğu iddia edilen J-10’un muharebe yarıçapının yaklaşık 1000 km olduğu düşünülüyor. Toplam 300 adet üretilmesi planlanan bu uçakla ilgili Çin hükümetinin uyguladığı gizlilik politikası ve dönem dönem maksatlı olarak sızdırılan hatalı haberler, sağlıklı değerlendirme yapmayı oldukça güçleştirmiş durumda.

Etiketler: , , , , , , , , , ,