04 Eylül 2009 Cuma

Rusya'ya Hollanda'dan 4 Adet LPD

Fransa ile Mistral sınıfı LHD için görüşmeler yapan Rusya, Hollandalı Damen Schelde Tersaneleri ile 4 adet LPD için görüşmelere başlamış. Gemilerin Johan de Witt tasarımını esas alacağı belirtiliyor. İlk gemi Damen Schelde'nin Romanya'daki Galati tersanesinde kalan 3 gemi Rusya'da inşa edilecek.

Rusya'nın amfibi - deniz piyade gücüne so günlerde büyük ağırlık vermesinin altında Kuzey Kutup bölgesindeki ve Karadeniz'deki gelişmelerin önemli rol oynamış olması muhtemel.


Russia eyes Dutch and French amphibious vessels
Date Posted: 03-Sep-2009

Jane's Navy International
Menno Steketee

Russia has approached Damen Schelde Naval Shipbuilding regarding the potential acquisition of four amphibious transport ships, the Dutch company's director has revealed.

Hein van Ameijden said that Moscow has expressed interest in procuring a design similar to the landing platform dock (LPD) HrMs Johan de Witt , which was commissioned into the Royal Netherlands Navy (RNLN) in November 2007.

A lead ship for the Russian Federation Navy would be built by Damen, presumably at the Galati yard in Romania, and fitted out at Flushing in the Netherlands. The three follow-on units would be built in Russia.

Damen is one of two Western European shipbuilders believed to have been approached in recent weeks by Russian authorities probing the possibility of buying amphibious warfare ships.

According to media reports at the end of August, the Chief of the Russian General Staff, General Nikolai Makarov, has been involved in discussions with French company DCNS over its Mistral-class amphibious assault ship. When approached by Jane's , however, DCNS declined to comment.

The 16,800-ton Johan de Witt is a development of the RNLN's 12,750-ton LPD HrMs Rotterdam , which entered service in 1998. The larger ship is equipped with podded propulsion and with enhanced command and control facilities.

A source told Jane's that Russian officials sent a letter to Dutch Defence Minister Eimert van Middelkoop in June, in which they expressed their interest in acquiring amphibious transports. Johan de Witt was dispatched to the International Maritime Defence Show in St Petersburg on 24-28 June, when a Russian delegation was shown around the ship. According to Van Ameijden, the visitors "were charmed by the design".

Van Ameijden said he was "surprised" by the interest of a country that has a well-developed indigenous defence industry, but added: "They apparently have an operational logic for replacing older vessels."

Dutch arms export regulations are not considered a barrier to any deal, since there is no EU or UN arms embargo. Previously, systems specialist Thales Netherlands investigated whether it was permissible to sell radar equipment to modernise some Russian naval vessels and, apparently, no hurdles were found. However, the proposed modernisation did not materialise.

Etiketler: , , ,

03 Ağustos 2009 Pazartesi

Kafkasya Savaşı: Bir Yıl Sonra

Gürcistan’ın ayrılıkçı Güney Osetya’ya düzenlediği askeri harekât ile başlayan ve Rusya’nın müdahalesi ile büyüyen savaşın üzerinden bir yıl geçti. 2008 7 Ağustos’unu 8 Ağustos’a bağlayan gece Gürcü birlikleri, tek taraflı olarak bağımsızlık ilan etmiş olan Güney Osetya’daki birliklere hava ve topçu taarruzu başlatmış, akabinde çatışmalar, yamaçtan yuvarlanan kar topuun çığa dönüşmesi misali tüm Gürcistan’a yayılmıştı.

5 gün süren savaşı yakından takip etmeye çalışmıştım. Şahsen bu çatışmayı “Kafkasya Savaşı” olarak adlandırmayı tercih ediyorum, her ne kadar savaş tüm Kafkaslar’a yayılmamış olsa da.

Bu savaş, Kafkaslar’ın enerji hatlarının güvenliği ve özellikle Orta Asya ile Karadeniz Havzası bölgelerindeki daha küresel bir güç mücadelesinde, Kafkasya’nın yerini ve önemini hatırlattığı için bence bu şekilde adlandırılmayı hak ediyor. “Rus – Gürcü Savaşı” aşırı sadeleştirilmiş, olayı dar açıdan gören bir tanımlama olur.

Gürcistan, 2008 Pekin Olimpiyatları ile aynı güne denk gelen ya da getirilen bu harekâttan önce deyim yerindeyse NATO’nun eşiğindeydi. Son NATO zirvesinde, Rusya’nın baskısı ile üyeliği ertelenmişti gerçi ancak ABD başta olmak üzere Batı bloku ile arasındaki yoğun askeri ilişkiler, ülkede bir güven hissi oluşturmuş, Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili’ye “itici güç” vermişti.

Sonuçta ne oldu?

Daha önceden tek taraflı bağımsızlıklarını ilan etmiş olan Güney Osetya ile Abhazya, Gürcü merkezî yönetiminden iyice koptular. Rusya bu iki bölgenin tarafsızlıklarını tanıdı, yardımlar yaptı. Bölgedeki belirzilik halen devam etmekte.

Savaştan önce Gürcü Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili, kendisine yöneltilen muhalefeti “Rus yandaşı” olarak kolayca yaftalayabilir, baskı altında tutabilir ve hatta şiddetle ezebilirdi. Yaşanılan ağır mağlubiyetten sonra bu keskin ayrım olanağı ortadan kalktı. Saakaşvili muhalefeti saflarında Rus yanlısı olanlar kadar Gürcü milliyetçileri de bulunabilir artık.

Gürcistan’ın NATO üyeliği belirsizlikler arasında kaybolmuş durumda. Savaş ile birlikte NATO, bir krizi, özellikle Rusya’yı çok sert bir şekilde karşısına alacağı bir krizi ithal etmek istemiyor. ABD ve diğer Atlantik İttifakı ülkeleri, Gürcistan’a yardıma devam etmekle birlikte artık çok daha temkinli bir profil çizmekteler.

Savaş, Rus askeri yeniden yapılanma faaliyetleri üzerinde büyük etkilere sebep oldu:

Rusya Kafkasya Savaşı'nda en modern ana muharebe tankları olan T-90 ya da T-80’i kullanmadı.

Açık kaynaklar ışığında Rusya'nın harekatta kullandığı kara araçları:

ERA zırh blokları ile donatılmış T-72 serisi (T-72B, -72BM, -72AV), ayrıca Abhaz / Oset milislerinde T-55 ve T-62,

BMP-1 ve BMP-2 zırhlı muharebe araçları,

İlave kafes zırhla donatılmış BTR-80 8x8 zırhlı personel taşıyıcılar,

MT-LB zırhlı muharebe aracı,

2S3 152mm kundağı motorlu obüs,

Tochka (SS-21 "Scarab") kısa menzilli savaşalanı balistik füzesi (özellikle Poti'nin bombalanmasında kullanıldılar),

9K57 Uragan uzun menzilli çok namlulu topçu roketi,

2S6 Tunguska kundağı motorlu namlulu/füzeli uçaksavar sistemi,

Hava indirme birliklerinde:

BMD serisi zırhlı muharebe araçları,

BTR-D 8x8 zırhlı personel taşıyıcılar,

2S9 120mm kundağı motorlu obüs.

Kara savaşında namlulu topçu birlikleri ile çok namlulu topçu roketleri yoğun biçimde kullanıldılar.

Gürcü hava savunma sistemi, çatışmaların ilk günlerinde gününde oldukça etkili oldu; ancak Ruslar'ın Gürcü radar ve komuta kontrol merkezini kısa sürede safdışı bırakmaları ve Şinvali'ye girip Gori'ye etkili bombardıman düzenlemeleri akabinde Gürcü yerden havaya füze tehdidi büyük ölçüde bertaraf edildi. Marneuli, Vaziani ve Tiflis'teki Su-25 fabrikası ile çevresindeki tesislerin tahrip edilmesi, Gürcü HvK'nin belini büyük oranda kırdı.

Gürcüler toplamda 20 Rus helikopter ve uçağını düşürdüklerini iddia ediyor; Rusya'nın en son beyanına göre bu sayı 4 (1 Tu-22M + 3 Su-25). Çoğu bağımsız kaynakta sayı 6 ile 10 arasında değişiyor. Bu derece sınırlı, kısa süreli ve nispeten zayıf bir düşmana karşı 4 - 10 arası uçak kaybı çok fazla. Nedenleri olarak düşük harbe hazırlık seviyesi (yetersiz bakım), yetersiz muharebe eğitimi (düşük yıllık uçuş saati) ve hizmetteki uçakların yıpranmış + yaşlanmış olmaları gösterilebilir.

Rus HvK'nin esir düşen ya da ölen pilotları arasında binbaşı ile yarbay rütbelerinin çokluğu da dikkat çekiciydi. Bunun sebebi olarak da, üsteğmen ve yüzbaşı rütbelerindeki daha genç ve aktif (olması beklenen) personelin yıllık uçuş saati, dolayısıyla tecrübe ve kabiliyet seviyelerinin son derece düşük olması, önem arzeden bu harekât için en tecrübeli, dolayısıyla en kıdemli ve yaşlı personelin ileri sürülmesi gösterilebilir. Nitekim hayatını kaybeden personelden biri, uçuş test merkezinden harekât alanına sevk edilmişti.

Rus Hava Kuvvetleri savaş boyunca genel olarak İkinci Dünya Savaşı taktik ve usülleri doğrultusunda hareket eder bir görünüme sahipti: Klasik bomba ve roketlerle yer birliklerine destek sortileri uçuldu. Nitekim kullanılan hava silahları olarak açık kaynaklarda FAB-250 genel maksat bombası, RBK-250 salkım bombası ve S-8 80mm güdümsüz roketleri göze çarptı, güdümlü bomba / füze kullanımına dair bir şey veri yoktu.

Elektronik harp, yer birlikleri ile koordinasyon, istihbarat, insansız sistemlerin kullanımı hususları bir yana, etkin bir hava üstünlüğü sağlanması konusunda bile, daha sonra Rus askeri yetkililerin de itiraf edecekleri gibi, çok büyük zaafiyetler yaşandı.

Bu gözlemleri destekler mahiyette, Rus Birleşik Stratejik Hava ve Uzay Savunma Komutanlığı’nın (OSK VKO) kısa süre önce hazırladığı bir rapora göre Rus Hava Kuvvetleri’nin savaştaki başlıca eksiklikleri şu şekilde sıralandı:

- Eksik ve yetersiz istihbarat,

- Gürcü hava savunma sistemlerinin gücünün ve etkinliğinin gözardı edilmesi,

- Özellikle savaşın ilk iki gününde yeteri oran ve sayıda elektronik harp sistem ve uçaklarının kullanılmaması,

- Askeri istihbarat (GRU) ve hava kuvvetleri arasında koordinasyon eksiklikleri,

- Pilotların SEAD (Suppression of Enemy Air Defence; Düşman Hava Savunmasının Bastırılması) görevleri için hazır olmaması,

- Pilotların dağlık ve ormanlık alanlarda harekât icra etmek için yeterli şekilde eğitilmemiş olması

- Ekipman sorunları: Özellikle radarsavar füzelerin, Gürcü ordusu tarafından kullanılan hava savunma radarlarının sinyallerine kilitlenmede sorun yaşamaları

Bunların yanı sıra göze çarpan olumlu hususlar şu şekilde sıralanmış:

- Baştaki sürpriz etkisinin ve şokun çabuk atlatılması ve inisiyatifin hızlıca ele geçirilmesi,

- Savaşın üçüncü gününden itibaren Gürcü hava savunmasının etkili ve hızlı bir biçimde bertaraf edilmesi: Gürcü hava savunma sistemindeki SA-3 bataryalarının savaşın başından itibaren etkin biçimde elektronik karıştırmaya maruz bırakıldıkları belirtiliyor.

- Tupolev Tu-160 sesüstü bombardıman uçağı alayının savaştaki en başarılı birlik olduğu belirtilmiş. Tüm Gürcü hava üslerinin, önemli köprü, köprübaşı, tesis ve birliklerin bu uçaklar trafından 70 sortide toplam 1,000’den fazla bomba ile bombalandığı ve Kodori Geçidi’ne düzenlenen Rus saldırısının başarıya ulaşmasında hayati derecede önemli rol oynadıkları ifade edilmiş.

- Nakliye helikopterlerinin ve cephe hattı gerisindeki lojistik desteğin sağlıklı işlemesi

- Savaşta ilk kez denenen Su-34 taktik taarruz uçağının iyi bir performans göstermesi, elektronik harp sistemlerinin iyi çalışması

Nitekim Rus Genelkurmayı, bu alınan dersler ışığında daha etkili, mobil ve reaksiyon süresi kısa birliklerin oluşturulması hususlarında yoğun çalışmalar yürütmekte. Bu çerçevede hava indirme birliklerine çok sayıda yeni zırhlı araç alınacak.

Jane’s Defence Weekly’de 31.07.2009 tarihinde Andrew White imzasıyla çıkan habere göre Rus askeri yetkililer, özellikle tekerlekli zırhlı araçların muharebe hasarı ve arazi şartlarına dayanıklılık konularında paletli araçlardan çok daha iyi performans gösterdiklerini ve en yeni BMD-4 paletli zırhlı muharebe aracının arazi yeteneğinin kısıtlı olduğunun görüldüğüni belirtmişler.

Hava indirme birlikleri komutanı Tümgeneral Vladimir Şamanov, birliklerinin 10 adet 120mm 2S23 NONA SVK 8x8 kunadğı motorlu obüs, iki adet komuta kontrol aracı ve Tigr 4x4 hafif çok maksatlı zırhlı araç tedarik edeceğini belirtmiş.

Şamanov, Rus birliklerinin Gürcistan harekâtında 350 civarında zırhlı araç kullandığını ifade etmiş. Bu harekât sırasında paletli araçlar büyük sorunlarla karşılaşmış ve kendilerine verilen görevleri ifa etmekte zorlanmışlar. Buna karşın tekerlekli zırhlı araçlar, isabet almalarına ya da kısmî arızalara rağmen harekâta devam edebilmişler. En ufak bir palet hasarı bile aracı durdurmaya yeterken, tekerlekli araçlar önemli derecede şasi hasarı almalarına rağmen yürümeye devam etmeleri ile güven toplamışlar.

Rus askeri mekanizması küçülerek etkinleşmeye çalışıyor. Kafkasya Savaşı bu açıdan önemli bir uyarı niteliği taşımakta Rusya için. Ancak bu, denklemin sadece bir bölümü. Daha geniş resimde Atlantik Bloku ile Rusya ve hatta ötesinde Çin’in içinde bulunduğu acımasız bir güç mücadelesi bulunuyor.

Rusya Karadeniz Filosu’nu, Ukrayna’nın Sivastopol kentinden Novorossisk kentine taşıyacak. Bu geçiş. Ukrayna’nın NATO’ya üyelik süreci, Kafkaslar’daki durum ve bölgeden geçen enerji hatları göz önüne alındığında, Kafkasya Savaşı’nın boyutu sadece Rus – Gürcü ya da Rus+Oset+Abhaz – Gürcü çatışmasından çok öte bir anlam kazanıyor. Henüz net bir kazanan ya da kaybedeninin olduğunu iddia etmek, kanımca güç. 1 yıl önceki çatışma sadece öncel sarsıntı idi kanımca.

Kafkaslar’da havalar önümüzde günlerde daha da ısınacağa benziyor...

Etiketler: , , ,

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Çanakkale Savaşı ve Planlar

Not: Bu makaleyi değerli Taner Kılınç Bey kaleme almıştır. Kendisinin kıymetli araştırma ve yazılarını Siyah Gri Beyaz aracılığı ile paylaşmaktan mutluluk duyuyorum.





Herkes daha doğrusu hepimiz Çanakkale Savaşı'nın destansı sahnelerini biliriz. Hoş bazıları yeni bir ulusal anlayışın doğduğu ve tarihin akışının değiştiği savaşa akıl almaz hurafeler katsa da Çanakkale Savaşı'nın nelere mal olduğu ve iki ulusun kaderini (Biz Türklerin ve Rusların kaderlerini) nasıl değiştirdiğini az ya da çok bilmekteyiz. Çanakkale Şavaşı'nın nedenleri anlatılır hep tarih kitaplarında; ve de savaşın sonuçları da anlatılır. Bunları da az veya çok bilinmektedir. Peki ya İtilaf Kuvvetleri Çanakkale Boğazını geçselerdi ne yapacaklardı; daha doğrusu ne yapmayı planlıyorlardı bunlar savaş tarihinde pek konuşulmayan konulardır. Savaş sadece İngiliz ve Fransızların Ruslara yardım götürmesi veya yeni bir cephe açmak şeklinde özetlenebilir. Fakat Müttefikler bunu nasıl yapmayı planlıyorlardı? İstanbul'u ele geçirdikten sonra kim nereyi işgal edecekti? Boğazları kim ne şekilde kontrol edecekti? Bu konular akademisyen tarihçilerin dışında pek kimsenin ilgisini çekmemektedir. Oysaki bir kentin müttefik ordular tarafından işgal edilmesi gerçekten çok hassas bir konudur. 2.Dünya Savaşı sonunda Berlin'in işgalinde bunu gördük. Berlin yaklaşık 40 yılı aşkın bir süre Amerikan-İngiliz-Fransız-Rus orduları arasında paylaşıldı ve ortaya çıkan rejim sorunu yüzünden bu paylaşım önce Berlin Ablukasını,sonra da Berlin Duvarı sonucunu doğurdu. Bu sonuçlar aslında plansız yapılan ve de anlaşmadan yapılan bir müttefik işgalin sonucudur.
Oysa ki Berlin işgalinden 30 yıl önce dünyanın en önemli su yollarından birinin ve en önemli başkentlerinden birinin paylaşım planı yapılmıştı. Hemde ince hesaplamalar yapılarak, dengeler gözetilerek. Nasıl mı? Görelim... İngiliz ve Fransızlar 18 Mart Saldırısından önce kendilerine o kadar çok güveniyorladı ki yaptıkları taciz ve gösteri harekatlarında fazlaca bir güç kullanmamışlardı. Çünkü İngiliz istihbaratına göre Türk Ordusunun Çanakkale'deki kuvveti ağırlıklı olarak deniz savunmasına yönelik değil, kara savunamsına yönelikti. Aslında savaşta kullanılan topların tarihine, menzillerine ve de sayıları bakarsanız İngiliz İstahbaratı'nın pek de yanılmadığı görürsünüz. Tabyalarda 1835 model toplar bile vardır çünkü. Bundan dolayı Çanakkale Seferi Kuvveti Komutanı Amiral Carden gösteri taarruzlarını hep kısa ve güçsüz tutmayı yeğlemiştir. Ancak Rus Genelkurmayı İngiliz İstihbaratı'nın bu bilgisine fazlasıyla güvenmektedir. Öyle ki müttefiklerle olan dengelerini gözeten Rsu Dışişleri İstanbul'un ne şekilde işgal edileceği konusunda çalışma bile yapmıştır. 7 Mart 1915 'de Rus Dışişleri Bakanı Sazanoff Rus Genelkurmayı'na şu telgrafı çeker:
Telgraf No:986 07 Mart 1915 Saat : 15.00 General Kudacheff'e Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan Ve Kara ve Deniz Kurmay Başkanlıkları tarafından onaylanan İstanbul'un (Tegrafta Konstantinopl olarak yazılmış) işgal planını, Başkomutan Ekselanslarına sunmanızı rica ederim. Hazırlanan plana göre; Rus kuvvetleri İstanbul'un Karadeniz çıkış noktalarından başlamak üzere Boğazın iki sahilini Avrupa yakasında Ortaköy, Asya yakasında Kuzguncuk'a kadar işgal edeceklerdir. Ayrıca Haliç ve Fener bölgelerinde de Rus Kontolü söz konusu olacaktır. Franzsızlar Avrupa yakasında Ortaköy ve Haliç arasındaki bölgeyi, Beyoğlu, Galata ve Taksim bölgelerini işgal edeceklerdir. İngilizler Üsküdar, Kadıköy, Kartal, Moda semtlerini ve Prens adalarını işgal edeceklerdir. Cevabın acil verimesini rica ederim...Sazanoff
Bu telgrafa 8 Mart 1915'te hemen cevap gelir...
Telgraf No: 102 8 Mart 1915 Ekselansları 986 nolu telgraf ile gönderilen planı incelemiş ve onaylamıştır...General Kudacheff
Bu plan İngiliz ve Fransızlara iletildi ancak İngiltere harekatın sürdüğü gerkeçesiyle plana cevap vermedi, ancak Rusların bu konudaki heyecanını da yitirmemelerini sağlamak için kurulan Müttefik Donanmasına bir Rus savaş gemisinin katılmasını istemiştir. Ancak dediğimiz gibi Ruslar İstanbul'un işgali konusunda o kadar heyecanlıdır ki daha 18 mart Harekatının tarihi belli olmadan Londra'da lobi ve istihbari çalışmalara başlamışladır bile. Ruslar kesin olarak İstanbul'u İngiliz hakimiyetine bırakmak istememektedirler. Çünkü 1856'yı unutmamışlardır. Ama İngiltere'siz bir hiç oldukarını da bilmektedirler. Ama yine de Rusların planlarına gem vurulamaz. İngilizler İstanbul'un işgalinden sonra İngiliz Ortadoğu ve Ön Asya haber merkezini İstanbul'da kurmak istemektedirler. Ancak Ruslar bu konuda da devreye girerler. Öyleki Rus Çarlığı'nın Londra Büyükelçisi Kont Benckdoff 5 Şubat 1915 tarihinde Petersburg'a gönderdiği 157 nolu telgrafta bu heber merkezinin Reuters Ajansı kimliği altında faaliyet göstereceğini ve bununda Rus haberalma ağına zarar vereceğini vurgulamakta,bu faaliyet için gerekli teşkilatın bir an önce kurulmasının gereğini haber vermektedir. Müttefikler Çanakkale'nin geçileceğine ve İstanbul'un kolayca işgal edileceğine o kadar emindirler ki, sadece haber merkezlerini değil banka ve diğer ticari kuruluşların kuruluş izinleri bile dağıtmıştı. Çünkü İngilizlerde Rus Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Nemitz'in İstanbul Raporuna oldukça güvenmektedirler. Amiral Nemitz'in 13 Ekim 1914'te son halini verdiği rapor boğazların mutlaka Ruslar tarafında kontrol altına alımasını tavsiye etmekte ve boğaz savunmasına dair öngörüleri sunmaktadır. Bu öngörülere göre İstanbul ve Çanakkale Boğazlarının koruması 4 şekilde olabilir: 1) Boğaz kıyılarına topçu bataryaları yerleştirmek 2) Sahillere mayın atcılar yerleştirmek 3) Denizaltı mayınları döşemek 4) Boğazda denizaltı faaliyetlerini sıklaştırmak Görüldüğü gibi İngilizler ve Ruslar boğazların geçileceğinden o kadar emindirler ki, harekattan çok önce planlamalarını yapmışlardır. Hatta Ruslar daha işgal gerçekleşmeden İngiltere ile güç mücadelesine bile girişmişlerdir. Ancak hesap etmedikleri tek şey vardır. O da Türklerin muhtemel direnişleri. Müttefik başkentlerinde ve Genelkurmaylarında çoğunlukla Türklerin direnebileceği pek hesaba katılmamıştır. Hatta İstanbul'da ve hatta müttefikimizin bize yolaldığı Alman Askeri Danışmanlarda bile kendilerini kefenlenmiş sayanlar olacaktır. Çanakkale Harekatının İstanbul ayağına bir sonraki yazımda değineceğim...

Etiketler: , , , , ,

05 Mayıs 2009 Salı

Rusya'da Yeni Tugay Sistemin İlk Sınavı

Rusya Federasyonu Silahlı Kuvvetleri, SSCB'nin yıkılışından bu yana ağır aksak ilerleyen kapsamlı bir dönüşüm süreci geçirmekte. SSCB'nin yıkılışından sonra değişen tehdit ortamı, ABD'nin karşısında süper güç olma iddiasını devam ettirme zorunluluğu, ekonomik sıkıntılar, gelişen teknolojiye ayak uydurma gibi sorunlarla boğuşan Rusya, Çeçenistan ve en son Gürcistan'da önemli sınavlar verdi.

Modern muharebe ortamına ayak uydurma açısından Gürcistan'da parlak bir performans sergilendiğini söylemek mümkün değil.

2008 Ağustos'undaki Kafkasya Savaşı'nda Gürcüler toplam 20 Rus helikopter ve uçağını düşürdüklerini iddia ediyor; Rusya'nın beyanlarına göre bu sayı 4 (1 Tu-22M + 3 Su-25). Çoğu bağımsız kaynakta sayı 6 ile 10 arasında değişiyor. Bu derece sınırlı, kısa süreli ve nispeten zayıf bir düşmana karşı 4 - 10 arası uçak kaybı çok fazla. Nedenleri olarak düşük harbe hazırlık seviyesi (yetersiz bakım), yetersiz muharebe eğitimi (düşük yıllık uçuş saati) ve hizmetteki uçakların yıpranmış + yaşlanmış olmaları gösterilebilir.

Rus HvK'nin esir düşen ya da ölen pilotları arasında binbaşı ile yarbay rütbelerinin çokluğu da dikkat çekiciydi. Bunun sebebi olarak da, üsteğmen ve yüzbaşı rütbelerindeki daha genç ve aktif (olması beklenen) personelin yıllık uçuş saati, dolayısıyla tecrübe ve kabiliyet seviyelerinin son derece düşük olması, önem arzeden bu harekât için en tecrübeli, dolayısıyla en kıdemli ve yaşlı personelin ileri sürülmesi gösterilebilir. Nitekim hayatını kaybeden personelden biri, uçuş test merkezinden harekât alanına sevk edilmişti.

Harekât sırasında kullanılan hava silahları olarak ise açık kaynaklarda şimdiye kadar FAB-250 genel maksat bombası, RBK-250 salkım bombası ve S-8 80mm güdümsüz roket göze çarpıyor. Güdümlü bomba / füze kullanımına dair bir şey çıkmadı; kullanıldıysa bile muhtemelen sınırlı sayıdadır.

Benzer şekilde savaş boyunca Rus uçak ve helikopterleri gece saatlerinde neredeyse yok denecek kadar az uçuş gerçekleştirdi.

İşte bu zorluklarla karşı karşıya olan Rus Silahlı Kuvvetleri, kuvvet dönüşümü ve etkinleşerek küçülme faaliyetleri kapsamında önemli bir dönemeci geride bıraktı.

Jane's Missiles and Rockets muhabiri David Isby'nin haberine göre Rus 74'ncü Motorlu Piyade Tugayı, Yurga tatbikat sahasında 16-24 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilen tatbikatta modern güdümlü mühimmat ve yeni taktikler denedi.

Tamamı profesyonel personelden müteşekkil 74'ncü Tugay, Rus Ordusu'ndaki klasik tümen ve alayların yerini alacak yeni tugayların öncülü sayılabilir.

Habere göre Tugay tatbikatta, K
rasnopol lazer güdümlü 152mm obüs mühimmatı, 9K116 Kastet lazer güdümlü 100mm tanksavar mühimmatı, Shturm-S (AT-6 Spiral) tanksavar güdümlü füzelerini denedi. Buna ilaveten hassas güdümlü füze ve bombalara karşı sis perdesi oluşturma ekipmanlarının etkinliği denendi.

Tugay'ın ayrıca envanterindeki 122mm BM-21Grad Çok Namlulu Roketatar Sistemi, hava savunma taburu bünyesindeki Strela-10 (SA-13 Gopher) ve Igla (SA-18 Grouse) hava savunma füzeleri ve ZSU-23-4 Shilka kundağı motorlu uçaksavar topçu sistemi ile gerçek mühimmatlı atışlar da gerçekleştirdiği belirtiliyor.

Söz konusu tatbikat, yeni oluşturuan bağımsız tugay sisteminin etkinliğini sınamak açısından önemli bir deneyim olma özelliğine sahip.



Jane's Missiles & Rockets
Russian brigade exercise includes PGM live firings

David C Isby

The first live-fire field training exercise held by the 74th Motorized Rifle Brigade, a newly reorganised Russian combined-arms brigade, included extensive use of precision-guided munitions (PGMs).

These brigades are replacing the traditional division and regiment organisations in the Russian Army.

Normally based in the Siberian Military District, the 74th Motorized Rifle Brigade carried out the eight-day exercise at the Yurga training range on 16-24 March. Comprised of contract service personnel the brigade does not include conscripts in combat roles.

According to subsequent reports in the Russian press, Krasnopol laser-guided 152 mm artillery projectiles, 9K116 Kastet laser-guided 100 mm smoothbore anti-tank gun projectiles (fired from the MT-12) and Shturm-S AT-6 'Spiral' anti-tank guided missiles were used. In addition, 122 mm Grad multiple rocket launchers carried out live firing, as did the brigades' air defence battalion, which is equipped with batteries of Strela-10 (SA-13 'Gopher') and Igla (SA-18 'Grouse') surface-to-air missiles and ZSU-23-4 self-propelled anti-aircraft guns. The exercise was the first to use a new smokescreen-generation system developed as a countermeasure to enemy PGMs.

Because it was the first live-fire training involving one of the new brigades, General of the Army Vladimir Boldyrev, Ground Forces commander in chief, was personally in overall command of the exercise. Siberian Military District commander Colonel General Aleksandr Postnikov was also a participant. The operation was observed by large numbers of VIPs and received extensive press coverage.

Etiketler: , , ,

19 Kasım 2008 Çarşamba

Sukhoi ve MiG Birleşiyor (mu?)

Flight Global'in haberine göre, iki Rus askeri havacılık devi Sukhoi ve MiG, OAK (???????????? ???????????????? ?????????? - United Aircraft Corporation; Birleşik Uçak Şirketi) çatısı altında tek bir birim meydana getirecek şekilde birleşiyorlar. Habere göre yeni birimin başına halen Sukhoi'nin yöneticisi olan Mihail Pogosyan getiriliyor.

2006 yılında, dönemin Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin'in emriyle bir devlet teşekkülü olarak kurulan OAK, askeri ve sivil, insanlı ve insansız hava araçlarının tasarım, üretim ve bakım - destek faaliyetlerini yürüten firmaları bünyesinde toplayan bir çeşit üst yapı.

RSK MiG, son zamanlarda pek de iyi günler geçirmiyor. Firmanın yüksek meblağlara ulaşan borçları, Cezayir satışının bir faciaya dönüşmesi nedeniyle zedelenen prestiji ve satış miktarlarının düşük olması, bu Rus havacılık devini ciddi bir krize sürüklemişti.

Her ne kadar yüksek derecede olası olarak görünse de, birleşme haberinin henüz bağımsız kaynaklar tarafından teyit edilmediğini hatırlatmak isterim. Sene sonuna kadar bu konuda OAK'dan resmî bir açıklama gelebilir.

Etiketler: , ,

12 Ağustos 2008 Salı

Kafkasya'da Savaş - 12.08.2008


12 Ağustos itibariyle Kafkasya'daki savaş sıcaklığını kaybetmiş görünüyor. Rusya askeri harekâtı durdurma kararı aldı.

1. Gürcistan, Bağımsız Devletler Topluluğu'ndan ayrılma kararı aldı.


2. Günün en önemli gelişmesi belki de NATO'dan gelen açıklamalardı. NATO Genel Sekreteri Jaap de Hooop Scheffer, Gürcistan'ın NATO adaylığının hala geçerli olduğunu ve bu ülkeye verilen üyelik sözünün halen devam ettiğini, tarafların çatışmaların başladığı 6 Ağustos'tan önceki konumlarına geri çekilmeleri gerektiğini belirtti.
Öte yandan Gürcistan, Rusya'nın bölgede Barış Gücü statüsünde bulunmasını kabul etmeyeceğini açıkladı.

3. Vostok (Doğu) Ordusu'na bağlı Çeçen milislerin bölgedeki yoğunluğu dikkat çekiyor.


4. Bu sabaha karşı bir Gürcü Su-25'inin düşürüldüğü iddiaları mevcut.


5. Senaki kasabası Rus kuvvetlerinin eline geçti. Gürcistan ayrıca Zugdidi ve Kurga kentlerinin de Ruslar'ın eline geçtiğini iddia ediyor.

6. Ruslar'ın Gori'yi ele geçirmelerinden sonraki hedeflerinin liman kenti Poti olduğu düşünülüyordu. Ancak Poti ele geçirilmeden harekât sona erdirildi.


7. Bugün sabah saatlerinde başlayan Rus saldırısı sonucu Gürcü birlikleri Abhazya'daki Kodori Geçidi'nden büyük ölçüde püskürtüldü.


8. Moskova'ya giden Fransa Devlet Başkanı Nicholas Sarkozy ile görüşen Rus Devlet Başkanı Medvedev, ortak hazırladıkları barış planına göre şartlarının tüm askeri faaliyetlere son verilmesi, insani yardım yapılması için her türlü olanağın sağlanması, Gürcü askeri birliklerinin eski mevzilerine dönmesi, Rus askeri birliklerinin çatışma öncesinde bulundukları yere dönmesi ve Rusya barış güçlerinin ilave güvenlik önlemi alması ve Güney Osetya ve Abhazya'nın güvenliğini sağlamak için uluslararası karar alınması olduğunu sıraladı.


9. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), Kafkaslar'daki çatışma yüzünden en az 100 bin kişinin yerlerinden olduğunu bildirdi. BMMYK sözcüsü, Rus ve Gürcü hükümetlerinin verdiği bilgilere göre, 30 bin kişinin Güney Osetya'dan Kuzey Osetya'ya kaçtığını, 12 binden fazla insanın da Güney Osetya içinde evlerini terk etmek zorunda kaldığını belirtti. Sözcü, Gürcistan'ın Gori kentinde yaşayan halktan yaklaşık 56 bin kişinin de kenti terk ettiğini kaydetti.

10. Dün gece Show TV Ana Haber Bülteni'nde, Gürcistan'a sivil TIR'lar ile taşınan zırhlı personel taşıyıcıların
görüntüleri yer aldı. Görüntülerden seçildiği kadarıyla araçlar Ejder 6x6. Nitekim SSM Web Sayfası'nda da Nurol AŞ'nin Gürcistan'a Ejder 6x6 aracı ihraç ettiği bilgisi yer almıştı.

Etiketler: , , , , ,

11 Ağustos 2008 Pazartesi

Kafkasya'da Savaş - 11.08.2008


Kafkasya'daki savaş, Gürcistan'ın içine yayılarak devam ediyor. Gürcü birliklerinin Güney Osetya'dan çekildiği ve Şinvali'nin denetiminin Rus birliklerine geçtiği bildiriliyor.

1. NTVMSNBC'nin haberine göre, Gürcistan, bugünden itibaren askeri harekata son vereceğini bildiren bir notayı Rusya’ya iletti. Rusya ise Gürcistan yeniden güç kullanmama yönünde bağlayıcı bir anlaşmaya imza atarsa Güney Osetya’dan çekileceğini ve müzakereye hazır olduğunu duyurdu.

2. Abhazya, Kodori Geçidi'ne 1,000 kişilik bir askeri birlik gönderdi ve özerk cumhuriyette genel seferberlik ilan edildi. Rus birliklerinin Abhaz güçlerle birleşmek üzere ilerlediği bildiriliyor.

3. Gürcistan'ın Karadeniz kıyıları açıklarında Rus Karadeniz Filosu unsurları ile Gürcü hücumbotları arasında bir deniz çatışması yaşandığına dair çelişkili haberler geliyor. Olayla ilgili çoğu haberin ortak noktası bir Gürcü hücumbotunun, ablukaya katılan Rus gemilerine saldırdığı ve akabinde bu gemilerden atılan füze ile batırıldığı şeklinde. Saldırıya katılan Gürcü hücumbotlarının sayısı iki ve tip olarak ise birinin Proje 206MR diğerinin ise Yunanistan'ın hibe ettiği Combattante II tipi olduğu iddia ediliyor.

4. Öte yandan Ukrayna, Kırım'daki üslerinden ayrılan Rus Karadeniz Filosu gemilerinin geri dönmesine izin vermeyebileceğini açıkladı.

5. Abhazya'nın başkenti Suhumi'ye 20 adet Il-76 "Candid" nakliye uçağı ile lojistik destek malzemesi gönderildiği, Hurça'ya Mi-24 refakatindeki BTR-80 zırhlı personel taşıyıcıları ile Rus birliklerinin aktarıldığı bildiriliyor.

6. Gürcüler dün ve bugün yine Şinvali'yi bombaladı. 3 Rus askerinin hayatını kaybettiği, çok sayıda asker ve sivil yaralı olduğu bildiriliyor.

7. Gürcü kaynaklarına göre Ruslar Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattının Gürcü toprakları içinde kalan kısmına füze saldırısı düzenledi. 50 civarında füzenin kullanıldığı saldırda hat zarar görmedi, ancak çevresinde ağır hasar oluştu.

8. Gürcistan'ın Irak'taki 2,000 askerlik gücü, ABD nakliye uçakları ile ülkeye dönüyor. Bu, ABD'nin Irak'taki güçlerini olumsuz etkileyebilecek bir gelişme; zira Gürcistan Irak'ta üçüncü en kalabalık askere sahip olan ülkeydi ve Gürcü askerleri Irak-İran sınırında önemli harekâtlara katılmaktaydı.

9. Rus Hava Kuvvetleri'nin kaybettiği uçak ve helikopter sayıları hakkında çelişkili haberler gelmeye devam ediyor. Ölü bir Rus pilotunun cesedinin ve bir jet motor enkazının görüntüleri TV'de yayınlandı. Motor tipini tespit edemedim ama ilk izlenimim bir Su-25'e ait olduğu şeklinde.

Rusya daha önce bir adet Tu-22M3 bombardıman ve bir adet Su-25 taktik taarruz uçağını kaybettiğini kabul etmişti. Bugün yapılan açıklamada iki adet daha uçağın kaybedildiği bildirildi. Bununla birlikte Rusya tarafından teyit edilen uçak kayıp sayısı 4'e çıkmış durumda. Gerçek sayının daha yüksek olması ihtimali mevcut.

Rus Hava Kuvvetleri'nin (VVS), ciddi bir hava-hava kabiliyeti olmayan Gürcistan'a karşı kayıplar vermesinin nedeni olarak, yoğun MANPADS (Man Portable Air Defense System; Seyyar Hava Savunma Sistemi) olarak tabir edilen ve omuzdan ateşlenen kızılaltı (IR) güdümlü füze sistemleri ve Gürcistan'ın NATO standartlarına uyum kapsamında modernize ettiği hava savunma altyapısı sayılabilir.

10. Gori'ye yönelik şiddetli Rus topçu ve hava bombardımanı devam ediyor. Gori, Gürcistan'ın Güney Osetya'ya düzenlediği harekâtın esas ağırlık noktası ve Gürcü birliklerinin ana lojistik ve komuta - kontrol merkezi olması nedeniyle stratejik öneme sahip. Rus birlikleri henüz Gori'ye yönelik bir harekât başlatmış değil: Topçu ve hava bombardımanı ile yumuşatılmasını müteakip bir ilerleme başlatılabilir ya da ABD / NATO desteği ile kurulan ve eğitim verilen üslerin ve komuta - kontrol, lojistik tesislerin tamamen tahrip edilmesi ile Gürcü Silahlı Kuvvetleri'nin felç edilmesi ile anlaşma masasında Rus şartlarının kabul edilmesine zorlanması heefleniyor olabilir.

11. Rusya'nın, yoğun ABD / NATO desteği ile modernize edilen Gürcü ordusunu ağır şekilde hezimete uğratması, Atlantik Bloku ve bilhassa ABD için son derece ağır bir yenilgi anlamına gelebilir. Bu, hararetli bir tartışmanın da konusu aynı zamanda:

Gürcistan neden durup dururken böyle bir maceraya girişti?

Bazı ipuçları, Rusya'nın böyle bir gelişmeye hazırlıklı olduğunu gösteriyor. Ağustos ayı başından beri yükselen tansiyonun sıcak çatışmaya dönüşme riskinin giderek arttığı bir sır değildi. Ancak Rus Karadeniz Filosu'na ait unsurların "bir tatbikat amacı" ile 8 Ağustos'tan birkaç gün önce Kırım'dan ayrılmaları, Rus 58. Ordusu'na ait bazı unsurların "bir tatbikat amacı" ile yine 8 Ağustos'tan önceki hafta Kuzey Osetya'ya intikal etmeleri soru işaretlerine neden oluyor.

11a. Rusya, Gürcistan'ın kısa süre içinde Güney Osetya'ya bir harekata girişeceği tespitini yapmış (ve muhtemelen ellerini oğuşturarak) bu gelişmeye karşı önlemlerini almış olabilir.

11b. Rusya, Gürcistan'ı bu maceraya provoke etmiş / itmiş olabilir. Mesela Güney Osetya'dan Gürcü topraklarına bir saldırı ve akabinde Gürcistan'ın "nasıl olsa arkamızda Batı var" özgüveni ile harekât başlatması.

12. Batı ve NATO'dan gelen tepkiler oldukça cılız. Bu, ABD ve Rusya'nın karşılıklı tavizlere dayanan bir anlaşma yaptığı iddialarına da neden olmakta. Bu iddialara göre ABD, Rusya'nın Gürcistan'ı ezmesine sessiz kalma karşılığında İran'a girişeceği harekât için Rusya'nın sessizliğini satın aldı. Mümkün mü? Elbette. Ancak Gürcistan'ı ezen, daha doğrusu perişan eden ve Abhazya ile Güney Osetya'yı bu ülkeden koparan bir Rusya, Karadeniz'de etkinliğini büyük ölçüde artıracaktır; ve dahası bunu NATO'yu aşağılayarak yapmış olacaktır. Gürcistan, İran (kaz) için esirgenmemiş bir "tavuk" olabilir mi? ABD, "şimdilik Gürcistan'ı feda edelim, İran'dan sonra Karadeniz'le ilgileniriz" demiş olabilir mi?

ABD'nin girdiği ülkelerden rezil olarak çıkma alışkanlığının (Lübnan, Vietnamve muhtemelen yakın gelecekte Irak) aksine Rusya'nın girdiği ülkelerden kolay kolay çıkmama alışkanlığı mevcut. Bu da hesaba katılması gereken başka bir etken.

Ferai Tınç'ın Hürriyet'teki yazısı bu bağlamda önem taşıyor.

13. Başbakanımız tatilde, Putin telefonlarımıza çıkmıyor. Dış politikamız her zamanki gibi görünüyor. Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın kısa süre önce Alman İstihbarat Dairesi Başkanı'nın diplomatik skandal niteliğindeki açıklaması karşısında suspus kalmasından sonra böyle bir olayda dirayetli bir tavra önayak olmasını beklemek aşırı iyimserlik olacaktır.


Etiketler: , , , , ,

09 Ağustos 2008 Cumartesi

Kafkasya'da Savaş - 09.08.2008

Gürcü Silahlı Kuvvetleri'nin, tek taraflı bağımsızlık ilan eden Güney Osetya Özerk Cumhuriyeti'ne karşı başlattıkları saldırı ile patlak veren ve Rusya'nın müdahil olması ile büyüyen çatışmalar ikinci gününe girdi. Bölgeden birbiri ile çelişen haberler ve resmî açıklamalar geliyor, bu da sağlıklı bir durum değerlendirmesi yapmayı zorlaştırmakta.

Eldeki veri, bilgi ve bunlar ışığında yaptığım durum değerlendirmesi şu şekilde:

1. Rusya'nın Kuzey Kafkas Askeri Bölgesi'ne bağlı olan 58. Ordu'nun aslî unsurlarından 19. Motorize Piyade Tümeni'ne, 8 Ağustos Cuma gününün ilk saatlerinde, geceyarısı alarm veriliyor. Bu alarm, Gürcistan'ın Güney Osetya'ya saldırısından önce mi yoksa hemen akabinde mi veriliyor net değil. Alarmın verilmesini müteakip, bu tümene mensup birlikler Güney Osetya'nın başkenti Şinvali'ye giden yaklaşık 100km'lik yola çıkıyorlar.

19. Motorize Piyade Tümeni Şinvali'ye ulaştıktan sonra kenti çeviriyor ve çeşitli noktalarda girmeye başlıyor.

2. Gürcü kuvvetleri 8 Ağustos ilk saatlerinde Güney Osetya'daki Oset lojistik ve komuta-kontrol merkezlerine ve bir Rus üssüne yoğun ÇNRA ve namlulu topçu ateşi açıyor. İlk ateşi Rusya'nın mı, Osetler'in mi yoksa Gürcistan'ın mı açtığı hala meçhul; tahminim Gürcistan olabilir.

Topçu ve ÇNRA ateşini müteakiben Gürcü zırhlı ve mekanize birlikleri Güney Osetya'ya girmeye başlıyor. Şinvali'ye 20km uzaklıktaki Gori'den harekete geçen Gürcü tankları, Oset başkentine ilerliyor. İlerlemelerine Gürcü HvK Mi-24 "Hind" helikopteri ve Su-25 "Frogfoot" jet uçakları destek veriyor. (Gürcü HvK Su-25 uçakları İsrail Elbit firmasının desteği ile modernize edilmişti). Gürcü Mi-24 ve Su-25'lerinin 80mm roket ve 30mm makinalı toplarla yaptıkları sortiler televizyonlara yansıyor.

Bazı haberlere göre Şinvali'ye doğru harekete geçen Gürcü birliği 1. Piyade Tugayı.

3. Rus topçu birlikleri (muhtemelen 943. ÇNRA Alayı) 8 Ağustos yerel saatle 0100 - 0200 sularından itibaren, Gori'deki mevzilerinden Şinvali ve çevresindeki Gürcü birliklerine karşı yoğun bir bombardıman başlatıyor. Bu saatlerde Mugut kasabasını tamamen ele geçiren Gürcü birlikleri Didmuha'yı kuşatıyor, ancak yoğun Rus ÇNRA ateşi karşısında Dmenisi'den çekiliyorlar.

4. Gürcistan ilk gün 1400 - 1700 arasında ateşkes ilan etti. Bu arada Güney Osetya liderinin Rusya'ya kaçtığı iddiaları atıldı.

5. Çatışmaların şiddetlenmesi üzerine Güney Osetya Rusya'dan 1 saat içinde acileyardım talep etti. Kısa süre sonra 150 adet tanklık Rus birliğinin Güney Osetya'ya doğru harekete geçtiği bildirildi.

6. Rus Genelkurmayı bir adet Su-25 "Frogfoot" ve bir adet Tu-22M3 "Blinder" uçağı kaybettiklerini doğruladı. Gürcistan'ın en son iddiasına göre Gürcü birlikleri toplam 10 Rus uçağını düşürdü ve bir Rus pilotunu esir aldı.

7. 9 Ağustos Cumartesi günü Rus HvK ve ÇNRA bombardımanının Gürcistan'ın derinliklerine ve önemli hedeflere yoğunlaştırıldığı haberleri gelmeye başladı. 8 Ağustos'ta Gürcü Vaziani ve Marneuli hava üslerinin bombalanmasından sonra ikinci gün Yukarı Abhazya'daki Sakeni ve Aşağı Kvapçara kasabaları bombalandı. Bu kasabalardaki sivil halkın Abhazya'ya kaçtığı haberleri var.

Öte yandan Gürcistan'ın Karadeniz kıyısındaki Poti limanını ve bazı önemli karayolu hatlarını bombaladığı haberleri ajanslara yansıdı. Savaş nedeniyle Türkiye'ye dönen TIR şoförlerinin ifadelerine göre Rus bombardımanı Gürcistan'ın Türkiye sınırına yakın bölgelerine de yayılmış durumda.

8. Abhaz jetlerinin Kodori'yi bombaladığı, Kuzey Osetya ve Abhazya'dan çok sayıda gönüllünün Gürcistan'a karşı savaşmak üzere Güney Osetya'ya doğru harekete geçtiği bildiriliyor. Ayrıca Abhazya, Gürcistan'i, ikinci cephe açmakla tehdit etmişti.

9. Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili Rusya'ya savaş ilan etti ve Gürcistan'da sıkıyönetim ilan edilmesini istedi. Öte yandan Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Medvedev ise bunun topyekün bir savaş olmadığını, Rus Barış Gücü'nün Güney Osetya'da sonuna kadar çatışacağını ve Rus bombardımanının Gürcistan'ın içlerine yoğunlaştırıldığına dair bir delil olmadığını söyledi.

10. Rus Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneal Gladimir Bolderev, Rus kuvvetlerinin Güney Osetya'yı tamamen ele geçirdiğini, Gürcü birliklerinin geri çekilmekte olduğunu açıkladı.

11. Rusya'nın bölgedeki Barış Gücünün komutanı olan Tümgeneral Murad Kulhametov'un 8 Ağustos'taki Gürcü topçu ateşi sırasında öldüğü yönünde teyit edilmemiş haberler var.

12. Şinvali'den uluslararası ajanslara yansıyan televizyon görüntülerinde çok sayıda tahrip edilmiş Gürcü tank ve zırhlı aracı ile caddelerdeki Rus askerleri görülüyor. Başkentin kontrolünün ne derece Rus birliklerine geçtiği net olmasa da Gürcüler'in büyük ölçüde geri çekildiği doğru olabilir.

13. Bu savaş nereden çıktı?

Kanımca bu savaşın sebepleri arasında Gürcistan'ın NATO üyeliğinin önemli bir rolü var. Son NATO zirvesinde Rus baskıları sonucunda Gürcistan'ın NATO'nun genişleme politikasına dahil edilmemesi önemli bir gelişmeydi.

Rusya'nın Güney Osetya'yı ilhak etme gibi bir amacı olmadığını düşünüyorum. Güney Osetya'nın ilhakı, Gürcistan'ı Atlantik İttifakı'nın kucağına daha fazla iter. Ancak Gürcistan üzerinde Demokles Kılıcı gibi sallanan Osetya (ve Abhazya) sorunları, bu ülkeyi "Limbo"da bırakabileceği, Barış Gücü vasıtasıyla kısmen de olsa üzerinde kontrol sağlayabileceği için Rusya'nın daha çok işine gelecektir.

Çatışmaların uzaması, Rus birliklerinin neredeyse kaçınılmaz olan üstünlüklerini sağlamak için önemli ölçüde kayıp vermesi ve en nihayetinde bölgeye belki BM öncülüğünde uluslararası bir barış gücünün yerleşmesi, Rusya'nın elini zayıflatacaktır.

ABD ve AB başta olmak üzere Atlantik Bloku'nun nispeten sessiz kalmasının bir nedeni olmalı diye düşünüyorum.

Etiketler: , , , , ,

08 Ağustos 2008 Cuma

Kafkasya'da Savaş - 08.08.2008


Uzun süredir barut fıçısı halindeki Kafkaslar'da dün gece itibariyle tehlikeli ve şiddetli bir dönem başlamış görünüyor.

Gürcistan ve ayrılıkçı cumhuriyet Güney Osetya güçleri arasında, ateşkes konusunda görüş birliğine varılmasından birkaç saat sonra şiddetli çatışmalar başlandı. İlk gelen haberlere göre Gürcü mekanize birlikleri Güney Osetya'nın başkenti Şinvali'ye bir harekât başlattı. Gürcü birlikleri nin Şinvali'nin çevresindeki 11 yerleşim birimini kontrol almış durumda olduğuna dair iddialar var. Çatışmalarda en az 15 kişinin öldüğü belirtiliyor.

Alman Basın Ajansı'nın (DPA) haberine göre Gürcistan Sağlık Bakanlığı, Ayrılıkçı Osetya birliklerine ait iki Su-25 "Frogfoot" taarruz uçağının topraklarına 08.08.2008 saldırı düzenlediğini, buna karşılık olarak 5 adet Gürcü savaş jetinin ayrılıkçı güçlere ait hedefleri tahrip ettiğini duyurdu.




Anadolu Ajansı'nın haberine göre, Gürcistan'ın harekâtının başlamasını takip eden saatlerde Rus Hava Kuvvetleri'ne (VVS) ait üç adet Su-24 "Fencer" tipi taktik taarruz uçağı, Kareli bölgesindeki polis merkezini bombaladı. Hürriyet'in konuyla ilgili haberine göre Gürcistan İçişleri Bakanlığı, Rus bombardıman uçaklarının Kareli kentindeki polis merkezini hedef aldığını ve buraya iki adet bomba bıraktığını açıkladı. Can kaybı konusunda bir bilgi bulunmuyor.

Aynı habere göre Gürcistan İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Şota Utiaşvili, Reuters ajansına iki Rus savaş uçağının Kareli, üçüncüsünün ise Gori yakınına bomba bıraktığını, Kareli'de siviller arasında yaralılar bulunduğunu beyan etti.

Gerginliğin tarihçesine ilişkin BBC Türkçe sayfasından:

Güney Osetya, Abhazya gibi, Rusya'ya yakın ayrılıkçı güçlerin denetiminde. Güney Osetya yetkilileri, Gürcistan birliklerinin bölgenin yönetim merkezi Tsinvali ve civar köyleri bombalayarak ateşkesi ihlal ettiğini söylüyor. Yetkililer, bombardımanda 11 kişinin de yaralandığını belirttiler. Güney Osetya ve Abhazya'da yeniden denetimi ele almak isteyen Gürcistan, Rusya'nın bu bölgelerde ayrılıkçılığı özendirdiğini savunuyor. Gürcistan'dan ayrılmalarından sonra çıkan savaşların ardından Rusya bu bölgelere barış gücü göndermişti. Rusya'nın Abhazya'da 2 bin, Güney Osetya'da da bin kadar askeri bulunuyor. Rusya'nın Gürcistan'a ticari yaptırımları kaldırmasına rağmen, iki ülke ilişkilerinde gerginlik son dönemde yeniden artmış durumda.

Gürcistan hakkında: http://tr.wikipedia.org/wiki/G%C3%BCrcistan

Çatışmalar ile ilgili bazı haber sitesi bağlantıları:
http://www.ntvmsnbc.com/news/455621.asp
http://news.bbc.co.uk/2/hi/europe/7548715.stm
http://www.bbc.co.uk/turkish/news/story/2008/08/080808_ossetia_2.shtml
http://www.porttakal.com/haber-gurcistan-osetya-yi-bombaladi-18171.html
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GaleriDetay.aspx?cid=14880&p=28&rid=2 (Foto Galeri)
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/9611495.asp?gid=229&sz=82690

Etiketler: , , , , ,

06 Ağustos 2008 Çarşamba

Mountain Warfare Lessons : The Soviet Afghanistan Campaign

Hintli bir amatör araştırmacı olan Rahul M'in hazırladığı ve Sovyetler'in Afganistan'daki dağlık araziye ilişkin harekat tecrübelerinin irdelendiği makale. Uzun zamandır okumaktan keyif aldığım nadir amatör çalışmalardan. Konuyla ilgilenenlerin vakit ayrıp okumalarını tavsiye ederim.

http://brfrahulm.blogspot.com/2008/07/mountain-warfare-lessons-soviet.html

Etiketler: , ,

27 Mart 2008 Perşembe

Venezüella ile Rusya Arasında Su-30 Krizi

Kısa süre önce Cezayir HvK'nin Rusya'dan aldığı MiG-29SMT savaş uçaklarının yeni üretim olmadığı, depolardaki uçakların teslim edildiği ortaya çıkmış, uçakların Rusya'ya iade edildiği basına yansımıştı.(*)

Benzer, hatta daha da vahim bir kriz, henüz basına fazla yansımasa da, Venezüella ile Rusya arasında patlak vermiş durumda.

Venezüella, HvK envanterindeki eskiyen ve ambargo nedeniyle bakım ve yedek parça sıkıntısı çektiği F-16A/B savaş uçaklarının yerine, Rusya'dan 24 adet Su-30MK2 (ihracat kodlaması: Su-30MKV) savaş uçağı alımına dair Haziran 2006'da Rus KnAAPO firması ile bir anlaşma imzalamıştı. İlk 2 uçak aynı senenin Aralık ayında teslim edilmişti. Teslimattaki bu süratin nedeni yeni yeni ortaya çıkıyor.

Venezüella'ya teslim edilen Su-30MK2 savaş uçaklarının, bir kaç sene önce Çin için üretilen ancak "düşük üretim kalitesi" gerekçesiyle reddedilen Su-30MKK'ların yeniden boyanmış hali olduğu ortaya çıkmış.

Durumun ortaya çıkış şekli ise oldukça ilginç: Venezüella'nın Barcelona üssünde deniz suyu tuzu ve rutubet nedeniyle uçakların boyası hızla kavlamaya başlamış ve boyanın altından astar boyası değil, Su-30MKK'larda kullanılan gri renk ortaya çıkmış!!!

Buna, aviyonik ve mekanik sistemlerde artan sorunlar da eklenince, Mart başı itibariyle Venezüella HvK tüm Su-30 uçuşlarını durdurmuş.

Bilginin kaynağı olan Venezüella Su-30 pilotlarının söylediğine göre uçakları kapsamlı incelemeye alan bakım personeli, çeşitli mekanik ve hidrolik aksamda yeni olmayan, yani teslimat sırasında mevcut korozyon emarelerine rastlamış.

Uçakları üreten KnAAPO'nun Su-30MK2'ler için verdiği 6 aylık bakım garantisi de, filonun hemen hemen tüm uçakları için dolmuş durumda. Dolayısıyla Venezüella'nın herhangi bir tazminat hakkı bulunmuyor.

*: http://en.rian.ru/russia/20080218/99490063.html

Etiketler: , , , ,

15 Şubat 2008 Cuma

Ka-50'nin Çeçenistan Macerası

http://www.defense-update.com/images/ka50.jpg

Rus Kamov firması üretimi Ka-50 "Hokum" taarruz helikopteri, askeri havacılıkla ilgilenen pek çok kişinin dikkatini celbetmiştir. Bunun başlıca nedenleri arasında helikopterin sıradışı çizgileri, koaksiyel rotor sistemi, fırlatma koltuğu gibi özellikleri sayılabilir. Soğuk Savaş'ın sonlarına doğru NATO zırhlı birliklerine karşı geliştirilen bu helikopter Rus Kara Kuvvetleri havacılık birlikleri envanterine henüz girmedi. Ancak bu, Ka-50'nin herhangi bir çatışma tecrübesinin bulunmadığı anlamına gelmiyor.

Çeçenistan'da 1994'ten bu yana devam eden düşük yoğunluklu çatışma, Rus askeri gücü için oldukça zorlu bir deneyim olageldi. Hala net bir çözüme kavuşturulamayan Çeçenistan sorununu çok sert askeri önlemlere başvurarak çözmek isteyen Rus hükümeti, amacında başarıya ulaşamadığı gibi, mücadelede son derece ağır kayıplar verildi. Çok kanlı geçen bu düşük yoğunluklu çatışmada Rusya tarafından değişik tipte füzeler, muhabere ekipmanı ve taktiklerine ilaveten Ka-50 taarruz helikopterinin de denendiği haberleri, havacılık camiasında geniş yankı buldu. Bölgeden gelen haberlere göre Rusya, bu helikopteri, ilk uçuşunun üstünden 18 sene geçtikten sonra ilk kez ciddi bir teste tabi tutuyordu.

HeliTac dergisinin 5. sayısında Alexander Mladenov imzasıyla yayınlanan "A State of Conflict: No Ordinary War" başlıklı makale, Rus Kara Kuvvetleri havacılık birimlerinin 2. Çeçen Savaşı'ndaki harekatlarını ve bu harekatlar sırasında karşılaşılan güçlükleri, harekata katılan unsurların performanslarını irdeliyor. Söz konusu makale, Ka-50'lerin Çeçenistan'da kullanımına dair de ayrıntılı bilgiler sunması açısından önem arz etmekte.

Mladenov'un bildirdiğine göre Rusya Çeçenistan'da 2 adet Ka-50 Hokum taarruz helikopteri kullandı. Helikopterlerden biri Rus KK Kara Havacılık 344. Muharebe ve İntibak Test Merkezi Filosu'na, diğeri ise Kamov'a aitti. İki helikopterin bölgedeki görevleri, 2000 yılının Kasım ayının sonunda Grozni havaalanına intikalleri ile başladı.

Hokum'lar standart kamuflaj boyası ile boyalıydılar, ancak üzerlerinde herhangi bir seri numarası ya da milliyet işareti bulunmamaktaydı. Görev sistemi ve aviyonik olarak sadece gündüz uçuş ekipmanı mevcuttu. Kullanılan silah sistemleri ise 80mm S-8 güdümsüz roketleri, 9A4172 Vihr-M lazer güdümlü tanksavar füzeleri ve 30mm 2A42 toptu.

Ka-50'ler hemen hemen tüm görevlerine Ka-29VPNTS helikopterinin desteğinde ve en az bir Mi-24 "Hind"'in refakatinde çıktılar. Ka-29 Helix donanma helikopterinin, Ka-50'nin de kullandığı I-251V Shkval-V TV/lazer hedef tespit teşhis sistemi ile donatılı versiyonu olan Ka-29VPNTS, Hokum'a hedef tespit ve teşhis desteği sağlamakla görevliydi.

Bahsi geçen 2 Ka-50 Çeçenistan'da, tamamı gündüz uçulan ve silahlı keşif, serbest devriye ve yakın hava desteği maksatlı toplam 14 göreve çıktı. Helikopterler toplam 929 adet S-8 roketi, 1,600 adet 30mm top mermisi ve 3 adet 9A4172 Vikhr-M tanksavar güdümlü füzesi ateşlediler. Ateşlenen Vikhr-M'lerin tamamı hedefini buldu.

Peki bu kariyer Ka-50'nin kaderini nasıl etkiledi?

Seri üretimine 1991 yılında başlanan Hokum'un hizmete girişi dönemin Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin tarafından 25.08.1995 tarihinde onaylanmıştı. 9 adet helikopterin 344. Filo'ya teslimini müteakip, bütçe kesintileri nedeniyle üretim durmuş, üretilen gövdeler depoya kaldırılmıştı. 2006 yılında yeniden bütçe ayrılması ile birlikte üretim tekrar başladı ve hazır olan gövdeler tekrar üretim bandına sokuldu. Rusya, İçişleri Bakanlığı'na bağlı İstihbarat Dairesi için bu helikopterlerden 12 adet sipariş vermiş durumda. Teslimatları 2015 yılında tamamlanacak helikopterler terörizmle mücadele maksadıyla kullanılacaklar.

Etiketler: , , ,

04 Eylül 2006 Pazartesi

Rus Deniz Kuvvetleri'nin Yeni Karakol Botu

Rus Deniz Kuvvetleri'nin yeni karakol botu olan Proje 21630 tipi Buyan sınıfı 101 Astrahan, 1 Eylül Cuma günü St Petersburg'da düzenlenen törenle hizmete girdi. Düşük radar kesit alanına sahip tasarımı ile dikkat çeken bu yeni tip karakol botundan Rus Deniz Kuvvetleri için toplam 10 adet üretilecek. Buyan sınıfı botlar Hazar Filosu'na bağlı olarak Hazar Denizi'nde görev yapacak.

Proje 21630 Buyan sınıfı botların envantere girmesi, enerji hatlarının güvenliği bağlamında jeostratejik ağırlık merkezinin Hazar havzasına kaymasının bir uzantısı olarak görülebilir. Zira Rus Deniz Kuvvetleri'nin Hazar filotillası bugüne kadar geri planda kalmış ve atıl durumda idi.

Üretimine devam edilen Buyan sınıfının ikinci gemisi Kaspisk 25.02.2005 günü kızağa konmuştu.

Proje 21630 tipi gemilerin genel teknik özellikleri şöyle

Uzunluk: 62m
En: 9.60m
Draft: 2.60m
Deplasman (Tam yüklü): 500t
Azami sürat: 26t
Silah: 1 x 100mm/70 A-190; 2 x 9M32 Strela [SA-N-5 "Grail"] SAM (1 x ikili Gibka lançer); 40 x 9K51 Grad M ÇNRS (2 x 20'li lançer); 2 x 30mm/54 AK-630M CIWS



Russian Navy receives stealth-capable gunboat

ST. PETERSBURG, September 1 (RIA Novosti) - A state-of-the-art gunboat was handed over to the Russian Navy in St. Petersburg Friday.

Built at St. Petersburg's Almaz shipyard, the Astrakhan will be the first in the navy warship to have stealth capabilities and can be armed with various artillery systems previously used only on destroyers.

Attending the ceremony, Navy Commander Vladimir Masorin said, "Our country is still capable of building combat ships without outside assistance and there is no doubt it will be in the future."

He said the Russian Navy was faced with difficulties in funding procurements, which resulted in a lack of ships and funds. He said ship-building was growing increasingly expensive as was technical equipment.

Masorin said the Astrakhan would operate in the Caspian Flotilla.

Almaz is one of Northwest Russia's leading shipyards. It was established in 1901 and has built more than 1,000 missile and patrol boats for the Russian Navy and Coast Guard and foreign clients since then. Sales in 2005 were more than 1.7 bln rubles ($61.46 million).


http://en.rian.ru/russia/20060901/53411825.html

Etiketler: , , , ,

21 Haziran 2006 Çarşamba

Doğu - Batı Enerji Koridorundan AB'ye Demir Atmak...


Cengiz Çandar
Bugün Gazetesi, 21.06.2006


Dikkatlerimiz fazlasıyla Türkiye'nin "Batı'ya demir atması" üzerine odaklaştı.
Gerek dış ve gerekse iç politikaya ilişkin son günlerde gündemi oluşturan tartışmalar ve spekülasyonlar, Türkiye-AB ilişkilerinin durumuna yoğunlaşmış vaziyette. Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki tavrından ziyade, "demokrasi programı"nda sebat etmesinin, "AB'deki Türkiye" için bir "olmazsa olmaz" olduğu açık.

Ancak, "AB'deki Türkiye" ya da genel
anlamında "Batı'daki Türkiye" açısından bir de "jeopolitik unsur" var ki ve bununla ilişkili son zamanlarda öylesine önemli gelişmeler cereyan ediyor ki, bunlar fazla dikkat çekmiyor. Oysa, "demokrasi programı"yla birlikte mütalaa edildiği takdirde, Türkiye'nin AB ve Batı şansı açısından belirleyici öneme sahip. Enerji! Ve, Türkiye'nin Batı yönünde bir "enerji transit yolu" olması bakımından özel önemi.

16 Haziran Cuma günü "tarihi" bir gelişme yaşandı ve Türkiye kamuoyu bununla pek ilgilenmedi. Almatı'da Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev arasında imzalanan bir anlaşma ile Kazakistan'ın Kaşegan bölgesinden çıkartılan petrolün Baku-Ceyhan boru hattına da bağlanarak sevkedilmesi kararlaştırıldı.

Bu anlaşmayı "siyasi açıdan" ilginç kılan Nazarbayev'in Putin'le görüşmesinden saatler öncesinde Rus liderine "soğuk duş" gibi gelen bu anlaşmaya imza atması. Rus gazetesi Vremya Novostei, Nazarbayev'in "yüzyılın projesi" olarak nitelenen 1768 kilometre uzunluğundaki Baku-Tiflis-Ceyhan boru hattına Kazak petrolünü de bağlamasını "tarihi bir olay" olarak niteledi. Zira, bu, Washington'un "1990'ların sonundan beri lobi gayretlerinin ürün vermesine ve Moskova'nın bunu önleme çabalarının ise başarısızlığına" işaret ediyor. Baku-Ceyhan, Kazakistan'ın petrol ihracı için üçüncü, Rusya'yı by-pass edeceği ikinci yol olacak.

Elbette daha gidilecek uzunca bir yol var. Kazakistan'ın bu yolla petrol ihracatı 2007'de başlayabilecek ve başlangıçta 7 milyon ton gibi hayli mütevazi miktarda olacak. Bu rakamın yılda 20 milyon tona çıkarılması hesaplanıyor. Kazak petrolünün Rusya'dan geçerek sevkedilen miktarı yılda 67 milyon ton. Dahası, Hazar'ın doğu ve batı kıyıları arasında 800 kilometrelik bir boru hattı döşenmesi ve petrol depolama tesislerinin yapımı gerekiyor; bu da 4 milyar dolarlık bir maliyet.

Ne var ki, 2015 yılında Kazakistan'ın yılda 150 milyon ton petrol ihraç edebilecek kapasitede olacağı hesaplanınca, "stratejik bakımdan" Kazakistan-Azerbaycan anlaşması özel bir önem kazanıyor. Söz konusu tarih, Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğinin gerçekleşmesinin beklendiği aşağı yukarı tarih. Not edin...

Böylece, "Hazar-Karadeniz ekseni" bir "güvenlik ekseni" olarak Batı dünyasının "radar ekranı"na giriyor ve bu nedenle Türkiye'nin bir "Karadeniz ülkesi", ayrıca bir "Kafkasya denkleminin siyasi oyuncusu" olarak da "özel rolü" ortaya çıkıyor.

Bu arada, İran'ın odağında bulunduğu gelişmeler de, merkezinde "enerji"nin bulunduğu "stratejik çekişmeler"le ilgili. New York Times'da dün "The Race for Iran" (İran için Yarış) başlıklı Flynn Leverett'in yazısının şu satırları dikkate değer:

"Dünya, İran ile nükleer görüşmelerin yeniden başlatılmasına ilişkin siyasi manevraları -bu kez Amerika'nın da katılmasıyla- izlerken, Amerika, Rusya ve Çin arasında başlamış olan daha geniş ölçekli stratejik rekabeti pek az kişi izliyor. Bu rekabet, nihai olarak, sadece İran'ın nükleer faaliyetlerinin yönünü değil aynı zamanda onun Ortadoğu'da ve ötesindeki ekonomik, siyasi ve askeri rolünü de belirleyecek. Sonuç, İran'ın muazzam petrol ve doğal gaz rezervleri üzerinde hangi ülkelerin üstünlük sağlayacağına bağlı duruyor... İran, Suudi Arabistan'ın ardından dünyanın kanıtlanmış en büyük ikinci konvansiyonel ham petrol rezervlerine, ve Rusya'nın ardından, dünyanın ikinci doğal gaz rezervlerine sahip. Görece olarak düşük üretim seviyeleri, İran'ı, önümüzdeki yirmi yıl içinde gerek petrol ve gerekse doğal gaz ihracatını büyük ölçüde arttırma potansiyeli taşıyan pek az ülkeden biri haline getiriyor.

Bu dönem zarfında dünya ekonomisi enerji ihtiyaçları için artan ölçüde Ortadoğu ve eski Sovyetler Birliği'ne dayanacak. İran'ın bir hidrokarbon süpergücü olarak statüsü ona daha da büyük stratejik önem kazandıracak. Buna konumu, (Ortadoğu'da en büyük olan) 70 milyonluk nüfusunu ve bölgesel önderlik ihtiraslarını ekleyin; İran'ın gelecekteki uluslararası rolü inkar edilemezdir."

Doğru. Peki, ya yanıbaşındaki Türkiye'ninki? En az onun kadar. "Körfez-Akdeniz ekseni" ve "Orta Asya (Kafkasya-Hazar) - Karadeniz ekseni"ni müştereken Batı'ya bağlayan tek coğrafya Türkiye.

İran, bir yandan Rusya ve Çin desteği için Şanghay gruplaşmasına kur yapıyor, diğer yandan Baku-Ceyhan boru hattına bağlanma taleplerini dillendiriyor. Türkiye'de "stratejik düşünüldüğü" takdirde, geleceğin ülkemize önemli bir potansiyel ve rol sunduğunu görebiliriz...

Etiketler: , , , , , ,

21 Mayıs 2006 Pazar

Meskun Mahal Savaşları, Çeçenistan Örneği

Daha önce "Şehir Savaşlarında Anti-Tank Taktikleri, Çeçenistan Örneği" başlığı ile yabancı kaynaklı bir çalışmanın özet çevirisini sunmaya çalışmıştım. İnsani boyutu bir yana (ki insanlık ayıbı boyutlarını misliyle aşmıştır bu savaşın niteliği), askeri açıdan da ilgimi çeken Çeçen Direnişi'nin en önemli özelliği, modern savaş taktik ve stratejilerindeki meskun mahalde savaş kavramının önemini planlayıcılara hatırlatmış olmasıdır, yeni boyutlar getirmiş olmasına ilaveten.

Small Wars Journal isimli sitede, Çeçenistan savaşı ile ilgili ayrıntılı makaleler ve Çeçen direnişini yürütmüş belli başlı askeri liderler yapılmış görüşmeler yer alıyor. Söz konusu makale ve görüşmeler, ABD Deniz Piyadeleri'nin meskun mahal çatışmalarına dair doktrin geliştirme çalışmaları çerçevesinde gerçekleştirilmiş.

Makaleler:

View From the Wolves' Den - The Chechens and Urban Operations

David Slays Goliath: A Chechen Perspective on the War in Chechnya (1994 - 1996)

General-Major Tourpal-Ali Kaimov - On Urban Warfare in Chechnya


Mülakatlar:

Aslan Maşadov
Süleyman Bustayev
Dalhan Kozev
Ahmed Zakaev
Aydemir Abalaev
Ali Demaev
Ruslan Alihaciyev
Ali Atgireyev
Abdi Batalov
Huseyin Ishanov
Hamid Iangulbaev
Ilyas Ahmedov
Magomed Khambiev
Feyzullah Nutsulkhanov
Said Ishanov
Said Ishanov - II

Etiketler: , , ,

18 Mayıs 2006 Perşembe

Cezayir'e Rusya'dan İki Yeni Denizaltı


The image “http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/3/3e/OP_KILO.JPG” cannot be displayed, because it contains errors.


Bugün Rus Kommersant gazetesi tarafından duyurulan habere göre Cezayir, Rusya'dan iki adet Proje 636 geliştirilmiş Kilo tipi denizaltı satın alıyor. Toplam yaklaşık 400 milyon dolarlık anlaşmanın bu yıl içinde imzalanması bekleniyor.

Cezayir Rusya'dan daha önce ilki 1987, ikincisi 1988'de hizmete giren iki adet Proje 877E (Kilo) tipi denizaltı satın almıştı. 012 "Reis Hac Mübarek" ve 013 "El Hadi Slimane" isimli bu denizaltılar uzun süredir ıskarta durumundaydı. Söz konusu 877E'lerin modernizasyonu ile ilgili kararın da bu sene içerisinde verilmesi bekleniyor.

Söz konusu Kommersant haberi:



Algeria Buys 2 More Submarines from Russia

Russia is to sell two 636 Project submarines to Algeria for $400 million. Vladimir Alexandrov, director general of Admiralty Shipyard, said yesterday the contract is to be signed in June. The deal was to be struck during Russian President Vladimir Putin’s visit to Algeria back in March, but the contract negotiations broke down.

Admiralty Shipyard’s director general Vladimir Alexandrov reported yesterday an agreement had been reached to deliver two modernized Project 636 submarines (Kilo, in NATO’s classification), fitted with latest electronics. The construction of the first vessel is to start this year. Sources of Kommersant in the Russian military industry doubt that the contract will be signed in June but are quite certain that it will be concluded by the end of 2006.

Project 636 is a modernized submarine of the 877EKM Varshavyanka class which was exported to seven countries in the 1980s-1990s. Algeria has operated vessels of a similar type: Admiralty Shipyard built two 877EKs for the country back in 1987-1988. These submarines are to be refitted in Russia and Algeria soon.

One 636-class submarine is estimated at $180-200 million. Admiralty Shipyard delivered five submarine of this type to the Chinese Navy between 2004 and 2006 under the $1.8 billion contract between Rosoboronexport, Russia’s arms export monopolist, and China in 2002 on the construction of eight submarines.

The contract with Algeria was to be signed during Vladimir Putin’s visit to the country on March 10. $7.7 billion-worth agreements were signed then to supply Algeria with fighters, training jets, anti-missile aircraft systems, tanks and other armaments. However, the contract on the submarines was not drawn up.


Etiketler: , , ,

15 Mayıs 2006 Pazartesi

Reelpolitik... Really?


Şu fotografı hep birlikte dikkatle inceleyelim:



Ne görüyoruz?

Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, samimi bir şekilde objektiflere poz veriyorlar. Sarılmışlar. Gülümsüyorlar.

Kim bu zat-ı muhteremler?

Biri eski KGB ajanı. Devlet Başkanı olduğu ülkenin selefi -"sabık dev"- Türkiye'nin son 20 yılına damgasını kanla vurmuş bir terör örgütünü kurdurmuş, desteklemiş. Bu eski KGB ajaının lideri olduğu "halef ülke", söz konusu örgütle bağını halen asgari de olsa sürdürmekte.

Öteki ise, kıdemli ve tecrübeli bir hukukçu. Reisi olduğu cumhuriyet, hasım "halef ülke"nin başına bela olan özerk cumhuriyete örtülü askeri ve maddi destek sağlamış; halkı arasında o özerk cumhuriyetteki direnişe karşı büyük bir sempati var. Öyle ki, gönüllü olarak savaşmaya giden gençler bile var.

Bu iki ülke arasında büyük hacimli enerji anlaşmaları var, biri diğerine büyük miktarda silah satmak istiyor. Hatta daralan savunma piyasasındaki payını artırmak için ideal bir müşteri olarak görüyor. İnşaat, turizm gibi sektörlerde büyük iş hacimleri söz konusu.. Cinsel sektör ise konumuz haricinde.

Ama iki ülkenin de parmağı diğerinin yarasını kaşıyor "çaktırmadan".

Bir ülke, üzerindeki Atlantik İttifakı baskısını kırmak için Avrasyacılık akımının dikte ettirdiği İslam tamponunu kullanmak istiyor, Pers devletine göz kırpıyor.

Diğeri "siyah" bir denizi yüzyıllar sonra tekrar kendi gölü haline getirmek üzere, kement sıkıyor.

"Reelpolitik"i tanımlamıyor mu sizce de?

Etiketler: , , , ,

21 Mart 2006 Salı

Russian Navy to fly ROV to submarine disasters


Bölgesinin en güçlü Denizaltı filosuna sahip Türkiye'nin denizaltı kurtarma sistemi ve çözümlerini de yakından takip etmesi gerekmektedir. Konu ile ilgili Rusya'dan güncel bir haber aşağıda:





Russian Navy to fly ROV to submarine disasters

Seaeye Panther PlusThe Russian Navy is setting up a rapid response, air transportable rescue system which can be rushed to the assistance of stricken submariners.

The underwater Remotely Operated Vehicle (ROV) that forms the main part of this package will come from British company Seaeye Marine who has been awarded the contract to supply its ½ tonne, state-of-the-art Panther Plus electric powered work class ROV system.

The need for a rapid response system follows lessons learnt from the recent rescue of the Pritz AS-2S mini submarine and her seven man crew by a Royal Navy ROV that was air lifted from the UK to the Russian Far East in August last year.

Seaeye's Panther Plus will be fitted with sonar and an acoustic tracking system to assist locate and position a distressed submarine as well as a full suite of colour and low light black and white video cameras to provide rescue planners with underwater pictures of the submarine on the seabed.

The ROV will also be fitted with two manipulators, an 8 inch rotary disc cutter and a hydraulic guillotine cutter with a capacity to cut up to 38 mm wire rope and assist with debris clearance. This ROV, which also has the capability of inserting emergency life support stores into a distressed submarine, is able to connect hoses and lines to a submarine's salvage connections to help keep the crew alive while waiting for their rescue.

The complete package includes a Seaeye tether management system (TMS) which acts as a subsea garage for the ROV out of which it is flown when it reaches the operational depth. A winch and 'A' frame that has been specially modified for air transport will be provided to launch and recover the Panther Plus in its TMS.

Unlike the Royal Navy's heavy hydraulically powered ROV, the Russians have opted for the significantly lighter but equally capable modern option of an ROV with brushless DC electric thrusters for which Seaeye are the specialists. This will provide the simple maintenance and repair routines of a plug-and-play modular system as well as the ability to operate from the decks of a wider variety of smaller vessels-of-opportunity in conditions of up to sea state 6.

Seaeye's Moscow based Russian partners for this contract, Tetis Pro, will integrate the Panther Plus control system and other topside equipment into custom designed containers as well as provide the transportation package, local logistic support and training for the whole system.

Seaeye first worked with Tetis and the Russian Navy following the Kursk submarine disaster with the delivery of 7 smaller inspection / observation class Tiger ROVs that are currently operational with each of the Russian fleets.

It was a video survey of the trapped submarine by one of these Seaeye Tigers that proved critical in the rescue planning for the Pritz and it was the excellent reliability and performance of these systems that was to swing the decision to purchase an electric powered work class ROV in Seaeye's favour. The Panther Plus will be delivered to Russia in August this year. This Panther Plus will be the 21st to be delivered by the company and joins other systems in production for Rovtech in Scotland and RUETC in China.

Seaeye Marine, based in Fareham, Hampshire, is the world's largest manufacturer of commercial, electrically powered ROVs and a major supplier to Navies and defence organisations around the world, along with the oil and gas industry, marine science, environmental and emergency services.


Source: Seaeye Marine

Etiketler: , ,

20 Temmuz 2005 Çarşamba

KV-VI Ağır (Çok Ağır) Tankı

* * * Önemli Not: Bu aracın gerçekte varolmamış olduğuna dair bazı ciddi yorumlara rastladım. Eğer bu doğru ise, ve aşağıdaki bilgileri aldığım kaynaktaki yazı hayal ürünü ise, bunu belirten bir ibareyi buraya ekleyeceğim. A.M. - 07.09.2009 * * *

KV-VI... Tam adı KV-VI Behemoth olan, 2. Dünya Savaşı'nda SSCB’de üretilmiş, dünyanın gelmiş geçmiş en acayip tankı. ..

Mürettebatı 15 kişiden ve bir Komünist Parti komiserinden oluşmaktaydı, zira bu kadar kalabalık bir asker topluluğun başında mutlaka bir parti sorumlusu bulunmak zorundaydı. 15 metre uzunluğa, 138 ton ağırlığa ve 3 adet 600 beygirlik motora sahipti. Esasen arka arkaya monte edilmiş üç adet tank görünümündedir. Silah donanımı ise şöyle idi:

2 adet 152mm top
2 adet 76.2mm top
1 adet 45mm top
2 adet 12.7mm makineli tüfek
2 adet 7.62mm Maxim makineli tüfek
14 adet 7.62mm makineli tüfek
16 adet BM-13 roket (arka taret üzerindeki lançerde)
2 adet model 1933 alev makinesi

Tankın hikayesine gelince...

Temmuz 1941'de Stalin'in kulağına tek bir KV-II tankının bir günden fazla bir süre için Alman 6. Panzer Tümeni’ni tek başına durdurduğu bilgisi gelir. Bunun üzerine Stalin, KV-II baz alınarak bir "yer destroyeri" geliştirilmesi emrini verir. Özelliklerini bizzat kendisi belirler: 3 adet taret, çok ağır zırh koruması vs vs. Tasarımcılar arka arkaya 3 adet taretin tankı çok uzun yapacağını, bunun da tankın dönüş yapmasını neredeyse olanaksız hale getireceğini söylediklerinde Stalin'in cevabı çok ilginç olur: "dönmesine gerek yok, dosdoğru Berlin'e gidecek".

Sonuçta ortaya çıkan tank, KV-I, KV-II, BT-5, T-60 ve T-38 tanklarının parçaları kullanılarak üretilmiş bir ucubedir. İlk prototip Aralık 1941'de tamamlanır ve testleri bitirilmeden doğruca Moskova cephesine gönderilir. Burada ilk muharebe deneyiminde çok berbat bir "kaza" geçirir Behemoth.. Kış sisi içerisinde Alman hatlarına doğru ilerleyip keşif atışı açarken en arkadaki taret yanlışlıkla ortadaki tareti vurur! Orta taretin cephaneliği infilak eder ve tüm tank havaya uçar. Personelin kalıntılarına bile rastlanamaz...

Ocak 1942'de tamamlanan ikinci prototip Leningrad cephesine gönderilir. Burada da bir tümseği geçerken tank ortasından kırılır ve çıkan kıvılcımdan alev makinesinin yakıtı tutuşur. Sonuç: tank olduğu gibi havaya uçar. Bu tankın da mürettebatının kalıntılarına ulaşılamayacaktır.

Üçüncü prototip de Leningrad cephesine gönderilir. Bu tank 3 Alman tankını imha etmeyi başarır. Ancak muharebe esnasında tankın üzerindeki tüm toplar yanlışlıkla aynı anda aynı yöne ateş edince oluşan muazzam geri tepmeden dolayı tank devrilir. Devrilme esnasında 152mm'lik top mermileri infilak eder ve tüm tank havaya uçar. Üçüncü tankın da mürettebatının kalıntılarına ulaşılamayacaktır.

Sonuçta proje iptal edilir. Stalin tankın tasarımında görev almış tüm bilim adamı ve mühendisleri Gulag'a sürgüne gönderir. Tankın onu gören Alman askerleri arasındaki takma adı "Stalin'in Orkestrası"dır..

Etiketler: , ,

05 Mayıs 2005 Perşembe

Karadeniz Havzası'nda Küresel Güç Mücadelesi



Sovyetler Birliği'nin yıkılması, Karadeniz bölgesindeki güç dengelerini alt üst etti. Bölgeye kıyısı olan Sovyet uydusu ülkeler, özellikle Bulgaristan, Romanya, Moldova gibileri yüzlerini Batı'ya çevirerek istikameti NATO-AB olarak belirlediler, kabaca 10 yıl gibi bir sürede Atlantik kampının üyeleri olma seviyesine ulaştılar. Güneydoğu Karadeniz'de ise Gürcistan - Azerbaycan ekseni tercihini yaptı, Ukrayna'da tercih yapıldı ve/veya yaptırıldı. Geldik günümüze.. Rusya Karadeniz'de çok küçük bir alana sıkıştı, bölge ülkeleri üzerindeki etkisini (influence) teker teker kaybetmekte, askeri güç bakımından da bölgede üstünlüğü Türkiye - NATO'ya kaptırmış durumda..

Hakimiyet mücadelesinin ABD-Rusya sığlığında olmadığı tesbiti çok önemlidir. Türkiye'nin bu keşmekeşte yerini ve adımlarını sağlam tutması için hayati önemi haizdir. Zira Soğuk Savaş ve ona dair tüm paradigmalar Berlin Duvarı'na ilk çekicin vurulmasıyla tarihe karışmıştır. Artık ittifakların savaşları değil, savaşların oluşturduğu ittifaklar söz konusudur.

Kelimeler bazen hadlerinden fazlasını anlatabiliyor.. Resimler ise "musibet" niteliğinde çok daha fazlasını.. Eğer konu jeopolitik ve jeostrateji ise haritalar bazen inanılmaz bir mesaj-yoğun yapıda olabilmekte.. Buyrunuz bir örnek:



Bu kadar şekille, açıklamayla dolu bir haritaya sadece bir göz atmak bile bölgenin ne menem bir cadı kazanı olduğunu anlamaya yeter..

Bu haritanın sadece Karadeniz Havzası ile ilgili olan kısmına odaklanalım şimdi..

Karadeniz adına yaraşır biçimde bir kara delik olma hüviyeti kazanmakta yavaş yavaş. Gelişen ve geliştikçe enerjiye bağımlılığı artan Çin ve Hindistan gibi güçlerin ilgilerini buraya çekmekte, AB'yi, Japonya'yı, ABD'yi çekim gücüne almakta, mesafeleri kısaltmakta, uzay-zamanı bükmekte. Bölgeye hakim olan ittifak çok önemli bir kale kazanmış olur. Yardımcı rollerde Bulgaristan, Romanya, Ukrayna'nın olduğu bir Türk - İngiliz - Amerikan filminin vizyonda yerini alacağını öngörmek pek de yanlış olmaz diye düşünüyorum. Gişe hasılatından en fazla korkan ülkeler arasında da herhalde Rusya, Çin ve Fransa vardır. Kavganın nesnesi bugün petrol - doğal gaz olsa bile özneler ve cümle yapısı çok da fazla değişmiş değil.

Türkiye'nin inisiyati bulundurduğu KEİK oluşumu burada bence son derece büyük bir önem kazanmakta. Arasında tarihi bir rekabetin bulunduğu Rusya'ya karşı önemi bir koz. Manevra alanı ve etrafındaki çember fazlasıyla daralmış bir Rusya'nın, rahatlamak için Türkiye'ye doğru açılım yapması doğal bir sonuç olacaktır (yardımcı oyunculara yapacağı markajlarla birlikte). Akıllıca değerlendirildiği takdirde bu açılımlar Türkiye'nin elini kuvvetlendirebilir. Artık öyle bir dünyadayız ki rakipler aynı zamanda partner de olabiliyor.

Örnek #1: Çin'e silah ambargosunun kalkması için yoğun çaba gösteren AB, Sudan'da bu ülkeye yoğun baskı uygulamış, Sudan'ın petrol satışının engellenmesi için büyük çaba sarfetmişti. Sudan'ın en büyük petrol müşterisinin kim olduğu da Bilmece #1 olsun..

Yukarıdaki harita üzerine konuşulması, kafa yorulması ve tartışılması gereken daha çok şey var ama kahvem bitti…

Etiketler: , , , ,