13 Ekim 2009 Salı

MRAP Tipi Araçlar - ABD'deki Son Durum

ABD Danıştayı'nın (Government Accountability Office; GAO) 8 Ekim'de yayınladığı "Rapid Acquision of MRAP Vehicles" (MRAP Araçlarının Hızlı Tedariği) başlıklı raporuna göre,

Temmuz 2009 itibariyle toplam 16,204 adet araç üretilmiş ve 13,848 adet araç iki ana görev bölgesinde (Irak ve Afganistan'da) kullanımda imiş.

ABD Deniz Piyadeleri'nin siparişini verdiği 14,173 adet MRAP tipi araçtan için Mayıs 2008 itibariyle 9,121 adedi teslim edilmiş.

MRAP araçları için doğrudan ve dolaylı yapılan harcamalar, 22.7 Milyar Dolar tutarında.

Hükümetin MRAP araçlarının tedariği konusunda sergilediği performansın ve araçların siparişlerinin verilip yüksek miktarlarda sahaya sevk edilmesindeki başarının övüldüğü raporda çok ilginç istatistikler bulunmakta.

Etiketler: ,

10 Ekim 2009 Cumartesi

Costs? (2)

Costs?

ABD Genelkurmay Başkan Yardımcısı, Deniz Piyade Orgeneral James Cartwright, ABD Kara Kuvvetleri Derneği toplantısında son derece ilginç bir karşılaştırmalı veri sunmuş. defpro'nun aktardığına göre Cartwright şöyle söylemiş:

...Cartwright cited the escalating costs of building today’s bombers. The department bought more than 700 of the B-52 Stratofortress, a long-range bomber used by the Air Force since 1955. They cost about $53 million each in 1998 dollars, according to the Air Force. The B-1B Lancer bomber was introduced in October 1986 costing more than $283 million each in 1998 dollars. The Department bought about 100 of them, Cartwright said. The newest most advanced bomber, the B-2 Spirit introduced to the service in April 1997, cost nearly $1.16 billion. The department stopped production at 20....
Yani:

ABD Hava Kuvvetleri,
  • 1955'ten bu yana 700'den fazla B-52 Stratofortress'i, tanesi 53 Milyon Dolar'a,
  • 1986'dan bu yana 100 civarında B-1B Lancer'i, tanesi 283 Milyon Dolar'a,
  • 1997'den bu yana ancak 20 adet B-2 Spirit'i tanesi 1.16 Milyar Dolar'a
satın almış.

B-52'nin 2045 civarına kadar hizmette kalması söz konusu. Şimdiden hizmette 55 yıla ulaşan bu uçak emekliye ayrıldığında, muhtemelen B-1B'den eser bile kalmamış olacak. Başka bir deyişle, B-52, B-1B'yi mezara gömecek.

Etiketler: , , ,

05 Ekim 2009 Pazartesi

Bunları Biliyor muydunuz?

1. 1970'li yıllarda Libya'nın finansmanını sağlayacağı bir proje ile, Ankara'da lisans altında Jaguar taarruz uçağının üretiminin gündeme geldiğini, üretilecek uçaklardan bir kısmının Libya'ya satılacağını,

2. 1980'lerin ortalarında Öncel Proje I ile üretilecek F-16'ların yanına 40 adet Tornado IDS'nin tedarik edilmesi için İngiltere ile görüşmeler yapıldığını, projenin, İngiltere'nin kredi finansmanı konusunda bürokratik sıkıntılar yaşaması nedeniyle gerçekleşmediğini,

3. 1979 İran İslam Devrimi'nden hemen sonra (ancak ABD ile ilişkilerin tamamen kopmasından hemen önce) İran'ın elindeki tüm F-14A Tomcat uçaklarını satmak için Kanada, , Suudi Arabistan ve İngiltere'ye teklif götürdüğünü, en son Türkiye'ye kapsamlı bir teklif ile geldiğini, F-14'lerin Türk Hava Kuvvetleri'ne transferi karşılığında İran F-4E ve F-5'lerinin Eskişehir'de bakım ve onarımlarının yapılmasının önerildiğini, Hava Kuvvetleri'nden bir heyetin İran'a, Tomcat'leri incelemek üzere gittiğini ve uçakların içinde bulundukları kötü koşullar nedeniyle teklifin reddedildiğini,

4. 1994 - 1995 arasında ABD'den 50 adet A-10 alımının gündeme geldiğini, ABD'nin uçakları teklif ettiğini ancak teklifin Türkiye tarafından reddedildiğini, eğer transfer gerçekleşmiş olsaydı uçakların çok büyük bir ihtimalle 193. Filo'da hizmete gireceğini,

5. Modernize edilen F-4E'lerin kullanacağı havadan yere hassas güdümlü silah sistemi için başlangıçta SCALP seyir füzesinin düşünüldüğünü, bu konuda çalışmalar yapıldığını, ancak Fransa ile gerilen siyasi ilişkiler, maliyet ve teknik nedenlerden dolayı SCALP'ten vazgeçilerek Popeye'nin seçildiğini,

6. 1980'lerin başlarında ABD ile, 4 adet Oliver Hazard Perry sınıfı güdümlü mermili firkateynin, Gölcük Donanma Tersanesi'nde lisans altında inşasının görüşüldüğünü, projenin maliyet ve altyapı yetersizliği nedeniyle rafa kaldırıldığını,

7. MEKO 200 Track firkateyn projesinde 2 adet Track III firkateynin de bulunduğunu, bu ilave siparişin verilmediğini,

8. 1970'lerin başlarında Almanya'dan Roland hava savunma sistemi ve Leopard 1A2 ana muharebe tankı alımı için müzakerelerin yürütüldüğünü,

9. 1980'lerin başlarında Hughes lisansı ile MD-500 helikopterinin lisans altında üretimine dair görüşmeler yapıldığını,

10. 1970'lerin ortalarında ABD ile Super Pinto hafif jet eğitim uçağının lisans altında üretiminin gündeme geldiğini,

11. 1980'de TOW donanımlı 26 adet AH-1S Cobra taarruz helikopteri alımı için ABD ile görüşmelerin yapıldığını,

12. 1994 - 1995 döneminde Türk Kara Kuvvetleri'nin OH-58D Kiowa Warrior silahlı keşif helikopteri almak için girişimlerde bulunduğunu, Ankara Etimesgut'a gelen bir Kiowa Warrior ile deneme uçuşları yapıldığını, ancak daha sonra projenin iptal edilerek keşif ve taarruz helikopteri tedarik projelerinin birleştirilerek ATAK Taarruz ve Taktik Keşif Helikopteri ihalesinin başlatıldığını,


biliyor muydunuz?

Etiketler: , , , , , , , ,

26 Temmuz 2009 Pazar

Haftalık Bakış #10: Gelişen Hindistan - ABD İlişkileri ve EUMA Meselesi

Gelişen Hindistan - ABD İlişkileri ve EUMA Meselesi

ABD’nin Hindistan’la ilişkileri son yıllarda hızla gelişmekte. Özellikle 11 Eylül sonrası dönemde değişen Orta Asya ve Asya – Pasifik politikaları, Çin’in yükselişi ve enerji stratejileri, bu gelişimin temellerini teşkil ediyor. Nükleer teknoloji ve savunma sistemleri alımlarında iyice belirginleşen ve stratejik ittifaka doğru yönelen ABD – Hindistan ilişkileri, geçtiğimiz hafta, 20 Temmuz’da imzalandığı açıklanan EUMA (End Use Monitoring Agreement; Son Kullanıcı Takip Anlaşması) belgesi ile yeni bir rotaya girdi.


EUMA belgesinin imzalanması Hint kamuoyunda yoğun tartışmalara sahne olmakta. Bu belgenin Hint – ABD ilişkileri açısından önemine geçmeden önce kapsam ve amacına değinmekte fayda var.

EUMA nedir?

EUMA, ABD’nin bir ülkeye sattığı savunma sistemini, satıştan sonra düzenli olarak kontrol etmesine olanak sağlayan bir anlaşma. EUMA çerçevesinde ABD, alıcı ülkeye yılda bir kez, sistemin satış amacı dışında ve/veya ABD çıkarlarına aykırı şekilde kullanılıp kullanılmadığını denetlemek için heyetler gönderme hakkına sahip oluyor. EUMA’yı imzalayan ülke, ABD’den satın alacağı silah sistemi üzerinde izinsiz değişiklik yapmayacağını, başka bir ülkeye devretmeyeceğini, bakım, onarım ve tadilatlarını ABD’nin bilgisi ve izni olmadan gerçekleştirmeyeceğini taahhüt ediyor.

Söz konusu takip ve denetleme işlemleri, ABD Savunma Bakanlığı’na (Pentagon) bağlı DSCA (Defense Security and Cooperation Agency; Savunma Güvenlik ve İşbirliği Kurumu) tarafından, “Golden Sentry” (Altın Gözcü) programı çerçevesinde gerçekleştiriliyor.

Golden Sentry ile yapılan bu denetlemenin kanuni dayanağını ise, Silah İhrac Kontrol Yasası’nın (Arms Export Control Act) 40A maddesinde 1996 yılında yapılan bir düzenleme teşkil ediyor. Bu maddeye göre ABD Savunma Bakanlığı, ABD’den savunma sistemi alan ülkenin bu sistemi, ABD Hükümeti’nin koyduğu şartlara göre kullandığını denetlemek ve bununla ilgili ABD Kongresi’ne yıllık rapor sunmakla yükümlü kılınmış durumda.

ABD firmaları, EUMA’yı imzalamamış ülkelere ihracat gerçekleştiremiyor.

Hindistan, EUMA belgesini imzalamadan önce ABD ile imzaladığı USS Trenton LPD çıkartma gemisi, Boeing P-8I deniz karakol uçağı, C-130J Hercules nakliye uçağı alımlarında, münferit olarak EUMA maddelerine muadil şartları kabul etmişti. ABD Dışişleri Bakanı Hillary R. Clinton’un 5 gün süren son Hindistan ziyareti sırasında imzalanan EUMA ile birlikte bundan sonraki tüm alım anlaşmaları, bu belgeye atıfta bulunacak. Diğer bir deyişle EUMA, ABD – Hindistan savunma işbirliği projelerinde bir referans belge ve çatı anlaşma işlevi görecek.

EUMA, kullanıcı ülkenin egemenliği üzerinde kısıtlayıcı hükümlere sahip. Kullanıcı ülke, sistem üzerinde kendi ihtiyaçlarına göre istediği değişiklik, modernizasyon ya da benzeri tadilatı istediği zaman ve şekilde yapma serbestisine sahip değil. Sistemin bakım, onarım, işletme ve idame sürecinde, daha açık bir ifade ile envantere girişinden çıkışına kadarki tüm süreçte (EUMA tartışmalarında “from cradle to grave” [beşikten mezara] ifadesi bunu tanımlamak için sıklıkla kullanılır) kesintisiz bir ABD takip ve denetimi söz konusu. Bu da doğal olarak, kullanıcı ülkenin ulusal güvenlik meselelerine ABD’nin dolaylı yoldan müdahil olması anlamına gelmekte. Tüm bunlar, ABD’nin son teknolojisine erişimin bedeli.

Bu şartlar, ulusal çıkarları ve tehdit algılamaları ABD ile büyük ölçüde örtüşen ülkeler için büyük bir sorun teşkil etmeyebilir. Ancak Hindistan gibi küresel güç olma iddiasındaki bir ülkede büyük fırtınalar koparması kaçınılmazdı.

Kopardı da.

Hint kamuoyu, EUMA konusunda iki safa bölünmüş durumda. Anlaşmaya karşı çıkan kesim, Hindistan’ın EUMA ile birlikte egemenlik haklarının bir kısmından feragat ettiğini iddia ederken; diğer kesim, EUMA’nın Hindistan’ın en son ABD teknolojisine erişiminin artık mümkün olduğunu, bunun da ülkenin savunma kapasitesinin güçlenmesine yardım edeceğini savunuyor.

EUMA’nın Hindistan’daki önde gelen muhaliflerinden Hint Deniz Kuvvetleri komutanı Amiral Suresh Mehta, Londra’da konuşlu Stratejik Çalışmalar Enstitüsü’nün (Strategic Studies Institute) Yeni Delhi’de 2008 Nisan ayında düzenlediği konferansta “egemen bir ulus olarak, sistemimize müdahaleleri kabul edemeyiz, dolayısıyla bazı temel zorluklar bulunmaktadır ABD, diğer ülkelerle bu tür anlaşmalar imzalayabilir. Biz parasını vererek bir teknoloji satın alıyoruz. Bununla ne yapacağımız bizim işimizdir” demişti. Hint anamuhalefet partisi, hükümeti, Hint ulusal egemenliğini satmakla suçluyor.

Bu ateşli tartışmalar süredursun, Hindistan’ın EUMA’yı imzalamasının iki önemli boyutu var: Savunma sanayii boyutu ve stratejik – politik boyut.

Hindistan’ın 2020’lerin başlarına kadar yaklaşık 80 milyar Dolar’lık savunma sistemi ve hizmeti alımı gerçekleştirmesi bekleniyor. Önümüzdeki 2.5 yıl içinde karara bağlanması beklenen projelerin toplam tutarı ise 30 milyar Dolar dolaylarında. Bu projelerin en önemlilerinden biri, 10 milyar Dolar’dan fazla tutması beklenen, 126 adet savaş uçağının teknoloji transferi ile Hindistan’da üretimini kapsayan MRCA (Multi Role Combat Aircraft) projesi. Uzun vadede 74 adetlik opsiyon pakedi ile birlikte projenin 200 uçaklık bir sayıya ulaşması söz konusu. Öte yandan 22 adet saldırı helikopteri, Very Heavy Lift Transport Aircraft (VHTAC) projesi ile 10 adet uzun menzilli ağır nakliye uçağı alımı, 200’e yakın hafif genel maksat ve gözetleme / keşif helikopteri tedariği, hizmetteki Mi-26 Halo ağır nakliye helikopteri yerine 15 adet yeni nesil nakliye helikopterinin tedariği projelerinin de kısa – orta vadede karara bağlanması bekleniyor.

Bu sayılanlardan en sıcak olanı kuşkusuz MRCA orta sınıf taktik savaş uçağı projesi. ABD’nin Lockheed Martin (F-16IN) ve Boeing (F/A-18E/F Super Hornet) firmaları ile katıldığı projede diğer adaylar Rus Mikoyan MiG-35, İsveçli Saab Gripen NG, Fransız Dassault Rafale ve Eurofighter EF-2000 Typhoon. Her aday Hindistan’a oldukça cazip teknoloji transferi paketleri önermiş durumda. Kararın 2010 – 2011 arasında verilmesi bekleniyor. ABD tarafından yalanlanan bazı iddialara göre bu ülke Hindistan’a, F-18 Super Hornet’lerle birlikte, emekliye ayırdığı Kitty Hawk uçak gemisini içeren bir paket teklif etmiş durumda. Hindistan’ın Amiral Gorşkov helikopter gemisinin, MiG-33 ve Tejas LCA uçaklarının iniş kalkışına olanak sağlayacak şekilde tadil edilip, Vikramaditya adı ile hizmete girmesini içeren projenin maliye ve takvim olarak planların bir hayli ötesine sarkmış olması, eğer doğru ise bu teklifin cazibesini bir hayli artırmakta.

ABD’li firmalar ayrıca, Hindistan’ın İsrail ile yakın ilişkilerini sıçrama tahtası olarak kullanıp, özellikle komuta kontrol, hedef tespit, teşhis ve sair C4ISR sistemleri konusunda Hindistan’a yeni teklifler sunmaya hazırlanıyor. Bilindiği gibi İsrail, Hindistan’ın ikinci en büyük savunma sistemleri sağlayıcısı konumuna gelmiş durumda. İki ülkenin çok sayıda ortak geliştirme projesi bulunuyor.

EUMA meselesinin stratejik boyutu ise, ABD’nin Orta Asya ve Asya – Pasifik bölgelerindeki geniş ölçekli vizyonu ve amaçları ile doğrudan ilişkili. Orta Asya enerji kaynaklarının Atlantik Bloku’na aktarılmasının güvenliği, Rusya ve daha da önemlisi yükselen güç Çin’in çevrelenmesi, Basra Körfezi ve GüneyDoğu Asya’nın güvenliği gibi konularda Hindistan’ın stratejik müttefik olarak kazanılması hayati önemi haiz. Bir nükleer güç olan Hindistan, Çin’e karşı yürütülen güç mücadelesinde önemli bir kuvvet çarpanı rolü oynayabilir. Hindistan’ın gelişen ekonomisi ve teknolojik kabiliyetleri, ABD başta olmak üzere Atlantik Bloku ülkelerine yeni açılım ve fırsat kapıları da sağlama potansiyeline sahip. Savunma sistemlerinin bu tür stratejik ilişkilerin kurulup yürütülmesinde oynadığı rol yadsınamaz, dolayısıyla EUMA, bu kapsamda son derece kilit bir konuma yerleşiyor.

Çin’in giderek genişleyen etki sahası ve gücünü artırması, Rusya’nın her zaman yüzde yüz güvenilir bir müttefik olmayabileceğinin görülmesi, Hint strateji kurucu ve yöneticilerini, “müttefik çeşitlendirmeye” yöneltti. Bu çerçevede İsrail ile yakın ve yoğun ilişkiler tesis edildi; Avrupa ile ilişkiler çeşitlendirildi. 11 Eylül ve sonrasındaki “Teröre Karşı Küresel Savaş” da bu doğrultuda Hindistan’a yeni açılımlar sundu. 1990’larda nükleer program nedeniyle gerilen ABD – Hindistan ilişkileri, ironik bir şekilde 2000’lerde yine nükleer program odağında hiç olmadığı kadar sıcak ve yakın hale geldi: İki ülke nükleer işbirliği anlaşmaları imzaladı, ABD’li firmalar Hindistan’da 10 milyar Dolar tutarında iki nükleer reaktör inşa etmeye hazırlanıyor.

DSCA mevzuatı, Foreign Military Sales (FMS) sistemi ve EUMA’nın Türkiye tarafından çok dikkatli ve titiz biçimde incelenmesi gerekmekte. Savunma sistemleri, ancak bu tip üstyapı anlaşma, kanun ve belgeler aracılığı ile dış politika araçları haline gelebilirler. Türkiye’nin gelişen savunma sanayii ve güçlenen savunma ihracat potansiyelini en etkin şekilde değerlendirmesinin yegâne yolu, benzer mevzuatların incelenerek bir politika belirlenmesinden geçiyor.


Etiketler: , , , , , ,

14 Nisan 2009 Salı

Haftalık Bakış #5: Gates'den Toplu İnfaz


"Gates'den Toplu İnfaz"



ABD Savunma Bakanı Robert Gates, geçtiğimiz hafta Pazartesi günü, ABD Savunma Bakanlığı 2010 mali yılı bütçesine ilişkin tavsiye kararlarını, bir basın toplantısı ile açıkladı. Selef George Bush yönetiminin 2006 yılında göreve getirdiği ve çiçeği burnunda Demokrat Partili başkan Barack H. Obama’nın kabinede tuttuğu Gates’in kararları büyük gürültü kopardı. Son bir haftadır uluslararası savunma kamuoyunun gündeminin büyük ölçüde bu konuya odaklanmış olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Nitekim bu kararlar ABD’nin yeni savunma stratejisinin ve yeniden yapılandırma faaliyetlerinin bir yansıması niteliğinde.

Anti parantez olarak Savunma Bakanı Gates’in önümüzdeki günlerde Türkiye’yi ziyaret etmesinin beklendiğini eklemek gerek.

Peki nedir bu çok ses getiren, tartışılan kararlar?

Esasen Gates’in Türkiye saati ile 6 Nisan’ı 7 Nisan’a bağlayan gece yaptığı açıklamalar, Barack H. Obama yönetimine tavsiyeler silsilesi niteliğinde. Obama yönetimi bu tavsiye kararlarını uygun görmeme serbestisine, teorik bazda da olsa, sahip. Ancak Gates’in bir süredir Pentagon’un askeri ve sivil bürokratları ile yaptığı yoğun bir çalışmanın ürünü olan bu kararların reddedilmesi olası görünmüyor. İlaveten, Gates’in, ABD Genelkurmay’ı ve örneğin F-22 kararında Hava Kuvvetleri’nin olduğu gibi, tüm kuvvet komutanlıklarının desteğine sahip olduğu söyleniyor.

Tedarik, araştırma geliştirme (ArGe) projeleri ile silahlı kuvvetler mensuplarına yönelik sosyal programların ele alındığı kararlara genel hatları itibariyle göz atalım:

1. Gates, alınan kararların üç ana amacı olduğunu belirtiyor: i. Silahlı kuvvetlerin idamesinin sağlanması, ii. Mevcut programların, halen savaşılan savaşlar ve karşılaşılması muhtemel tehditlerle uyumlu olması, iii. Tedarik mekanizmasının tamamen yeni baştan gözden geçirilmesi.

2. Kara kuvvetleri ve deniz piyadeleri (USMC) gücünün artırılması ile hava (USAF) ve deniz (USN) kuvvetlerindeki kuvvet indiriminin durdurulması için 2009 bütçesine 11 milyar Dolar eklenmesi.

3. Silahlı kuvvetler personeli ve ailelerine yönelik sağlık ve sosyal sorumluluk projeleri için 47 milyar Dolar ayrılması.

4. İstihbarat, Gözetleme ve Keşif (Intelligence, Surveillance, Reconnaissance; ISR) projeleri için 2009 bütçesindeki ilgili kalemin 2 milyar Dolar daha artırılması. Bu kapsamda:

4a. 2011 itibariyle 50 adet Predator İnsansız Hava Aracı (İHA) yörüngesinin idame ettirilmesi ve buna yönelik olarak Predator üretiminin hızlandırılması. Yörünge idamesi (sustaining ... unmanned aerial vehicle orbits) ifadesinden kasıt, Predator’ların devriye gezdiği bölgeler. Yani dünya çapında, Irak ve Afganistan ağırlıklı olmak üzere 50 bölgede Predator’lar devamlı surette devriye gezecek. Söz konusu kabiliyetin korunmasına yönelik olarak savunma bakanlığı bütçesinden sabit kaynak ayrılacak.

4b. Turboprop motorlu ISR uçaklarına daha fazla kaynak ayrılması. Gates burada Irak’taki “ODIN (Observe, Detect, Identify, and Neutralize; Gözle, Tespit et, Teşhis et, Bertaraf et) Görev Gücü’ne” atıfta bulundu. ODIN Görev Gücü, 2006 yılında ABD KK bünyesinde kurulan ve Irak’taki yer unsurlarına yakın hava desteği ile patlayıcı tuzakların (IED; Improvised Explosive Device) tespit ve teşhisine yönelik, General Atomics MQ-1C Warrior İHA ile Beech C-12R Horned Owl ISR unsurlarını kullanan, faaliyetlerinin çoğu gizli tutulan bir birlik. Gates’in açıklamalarından, bu birliğin çalışmalarından memnun kalındığı ve benzer birliklerin de kurulacağı anlaşılabilir.

4c. ISR görevlerine yönelik ArGe faaliyetlerinin desteklenmesi ve yeni deneysel platformlar üzerindeki çalışmaların teşvik edilmesi.

5. Özellikle Afganistan’daki birlikler için, helikopter tedarik, işletme ve idamesine yönelik olarak 500 milyon Dolar ek bütçe ayrılması. Savunma Bakanı, helikopter adedinden ziyade, bakım personeli ve pilot sayısından yana bir sıkıntı olduğunu, daha fazla personel alınacağını belirtti.

6. Yabancı ülke silahlı kuvvetleri ile işbirliği, eğitim ve destek konularına yönelik olarak 500 milyon Dolar’lık bütçe artışı.

7. Özel kuvvetler tedarik programlarına daha fazla kaynak aktarılması. Özel kuvvetler personel sayısının 2,800 kadar artırılması. Daha fazla nakliye ve tanker platformu tedarik edilmesi.

8. Littoral Combat Ship (LCS) projesine ağırlık verilmesi: Bu kapsamda 2010 mali yılında tedarik edilmesi planlanan gemi sayısının 2’den 3’e çıkarılması. Gates, uzun vadeli planın 55 gemi olduğunun altını çizdi. Diğer proje ve bütçe kesintileri göz önüne alındığında, LCS projesine verilendesteğin burgulanması dikkat çekici.

9. Joint High Speed Vessel programı kapsamında iki adet daha lojistik destek gemisi kiralanması. JHSV, ticari gemi teknolojilerinin azami olarak kullanıldığı ve katamaran tipindeki yüksek sürate sahip lojistik destek gemilerinin üretimini kapsıyor. ABD, Irak ve Afganistan’daki birliklerin lojistik desteği için Avustralyalı Austal şirketinden iki adet katamaran tipi gemi kiralamıştı. HSV-X1 Joint Venture ve HSV-2 Swift isimli bu gemiler, JHSV konseptinin test edilmesi için de platform görevi gördü.

10. Daha önceden 48 olarak planlanan Kara Kuvvetleri Tugay Muharip Gücü (Army Brigade Combat Teams; BCT) sayısının 45 ile sınırlandırılması ancak personel sayısının 547,000 olarak hedeflenen artışında değişiklik olarak sabitlenmesi: ABD Kara Kuvvetleri’nin temel muharip unsuru olan BCT’ler, hareket kabiliyeti yüksek taburlardan oluşuyor. Gates, 48 yerine 45 BCT oluşturulması kararının alınmasına gerekçe olarak, tugayların harbe hazırlık seviyelerinin yükseltilmesi ve personel açısından daha yetkin hale getirilmesini gösterdi.

11. Gates’in açıklamalarında dikkat çekici bir ifade var: “ABD’nin stratejik kavşak noktalarındaki ülkeleri tehdit eden ülkelerin oluşturduğu güvenlik tehdidi ile mücadele etmesi...” (... the United States must still contend with the security challanges posed by the military forces of other countries from those actively hostile to those at strategic crossroads...”) Bu ifade, Malakka Boğazı, Cebelitarık, Süveyş Kanalı, Panama Kanalı, Basra Körfezi ve tabi ki Boğazlar’ı, bu bölgelerin çevresindeki ülkeleri ilgilendiriyor. Türkçe’si: ABD – Türkiye savunma ilişkilerinde yeni ve öncekinden çok farklı bir döneme girilmek üzere; Gates açıklamalarında bunun (da) ipucunu vermiş.

12. F-35 üretiminin hızlandırılması: 2009 bütçesindeki 14 uçaktan sonra 2010 bütçesinde 30 uçak için 6.8 milyar Dolar’lık bütçeden ayrılan payın 11.2 milyar Dolar’a çıkatırlması. 5 yıllık süreç içinde 514, uzun vadede de toplam 2,443 F-35’in envantere alınacağı ifade edildi.

13. Gates, USN için 2010 içinde toplam 31 F/A-18E/F Super Hornet alınacağını açıkladı.

14. USAF envanterindeki taktik savaş uçaklarından 250 adedi 2010 yılı içerisinde emekliye ayrılacak: Bu, özellikle ikinci el taktik savaş uçağı piyasasına çok sayıda F-16 çıkması anlamına geliyor.

15. Ve Gates’in açıklamalarında en fazla tartışma yaratan kararlardan biri: F-22A Raptor üretimi, 187’nci uçaktan sonra sonlandırılacak. Bu, F-22 için Kongre’den ihracat izni çıkmasını bekleyen ya da bu uçakla ciddi şekilde ilgilenen İsrail, Japonya ve Avustralya gibi ülkeler açısından da önemli bir haber, zira eğer Kongre bu tavsiye kararını kabul ederse F-22’nin ihracı için son küçük ihtimal de ortadan kalkmış olacak.

Dünyanın en gelişmiş taktik savaş uçağı olan F-22 Raptor aynı zamanda 5. Nesil savaş uçaklarının da ilk temsilcisi. 1990’ların başlarında 750 olarak telaffuz edilen toplam tedarik edilecek uçak sayısı, Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve artan maliyetler gibi etkenler nedeniyle zaman içerisinde önce 300 – 400 civarına, ardından da 180 küsüre düştü. En son bütçe planları 183 uçağın tedarik edilmesini kapsıyordu. Gates’in planına göre, artı 4 uçak 2010 bütçesine dahil toplam 187 Raptor envantere alınacak.

Raptor projesi uzun süredir ABD ve dünya savunma kamuoyunda, F-35 Lightning II ile birlikte yoğun bir tartışmanın odağındaydı. Yeni nesil savaş uçaklarının sundukları kabiliyetleri (bilhassa Stealth), bu uçakların maliyetleri ve ihtiyaçlara aynı oranda cevap verip veremeyecekleri, tehdidin niteliği ve özellikle F-22 özelinde mevcut ve muhtemel tehditlere karşı ne kadar uygun oldukları gibi konular ekseninde ateşli tartışmalar yaşanmaktaydı. ABD, Avustralya gibi ülkelerde etkin lobi grupları, kendi savundukları argümanlar doğrultusunda F-22’nin üretim miktarı, ihracat izni çıkması gibi konularda yoğun kulis faaliyet yürütmekteydiler. F-35’in artan maliyetleri ve projenin taşıdığı riskin hala yüksek oluşu, bu tartışmalarda sıkça gündeme gelen bir husustu. Bu doğrultuda USAF’ın daha fazla F-22 istediği, özellikle yükselen Çin tehdidi ile başa çıkmak için bunun zaruri olduğu dile getirilmekteydi.

İşte bu noktada, Gates’in basın toplantısı ilginç bir bilginin açığa çıkmasına sahne oldu.

Toplantı sonrasındaki soru cevap bölümü sırasında Bloomberg’den Tony Capaccio’nun sorusunu cevaplayan Savunma Bakanı, 187 F-22A’nın hava kuvvetleri ihtiyacı içi yeterli olduğu değerlendirmesini ve projenin 187’nci uçaktan sonra sona erdirilmesi tavsiyesini askerlerden aldığını ifade etti. Yani başka bir deyişle ABD Hava Kuvvetleri, bizzat kendisi Raptor programının 187 uçakla sınırlı tutulmasını istemiş. Capaccio’nun hayretini gizleyemediği belli olan sorularına Gates son derece açık bir biçimde, 187 sayısının USAF tavsiyesi olduğu cevabını vermiş.

Bu, şunlardan bir ya da daha fazlası demek olabilir:

i. USAF, F-35 programına odaklanmak istiyor,

ii. USAF, F-22’nin halen mevcut ve gelecekteki muhtemel tehditler için yeterli (hatta yeterliden ötesi) bir kabiliyet sunduğunu değerlendiriyor,

iii. F-22, ABD’nin halen savaştığı ve gelecekte savaşması muhtemel senaryolar için tam olarak uygun bir platform değil (ya da “aşırı uygun” – “overkill”)

iv. USAF, esas vurucu gücünü F-35’lerden teşkil etmek istiyor.

v. ?

Yeni nesil ağır modern taktik savaş uçağı için özellikle Japonya F-22 için ciddi girişimlerde bulunmaktaydı. Gates’in tavsiyeleri, özellikle Japonya’nın ihtiyaçları ve kararı için ne gibi bir etki yaratacak, kestirmek güç. Ancak Boeing’in kısa süre önce tanıttığı F-15SE Silent Eagle ve Eurofighter Typhoon gibi alternatiflerin şanslarının yükseldiği öngörülebilir.

16. Savaşalanı füze savunma sistemi (Theater Missile Defence System; TMDS) projesine 700 milyon Dolar ilave kaynak aktarılması; özellikle THAAD (Terminal High Altitude Area Defense) ve Standard Missile SM-3 programlarının desteklenmesi.

AEGIS Balistik Füze Savunma Sistemi tarafından idare edilen RIM-161 SM-3 füzesi, ABD’nin dışında Japonya tarafından da kullanılıyor ve 2008 Şubat’ında tadil edilmiş bir türevi, yörüngedeki atıl durumdaki bir uydunun vurulması denemesinde kullanılmıştı.

Hedefi kinetik enerji ile imha eden ve X band AN/TPY-2 radarı ile güdülen füze sisteminin kullanıldığı THAAD’ı satın almak için Birleşik Arap Emirlikleri de girişimlerde bulunmuştu.

17. 6 adet AEGIS kabiliyetli savaş gemisine, AEGIS Balistik Füze Savunma Sistemi entegre edilmesi.

18. Northrop Grumman ve EADS ortaklığının teklif ettiği KC-45’in kazandığı ancak Eylül 2008’de yine Robert Gates tarafından iptal edilen KC-X projesinde yeni teklifler 2009 yazında alınacak. Teklife Çağrı Dosyası Ocak 2007’de yayınlanan ve USAF hizmetindeki yaşlanan KC-135’lerin değiştirilmesini öngören KC-X’te, kaybeden taraf olan Boeing, ABD Sayıştayı’na (Government Accountability Office; GAO) itiraz etmiş, itirazı haklı bulunarak GAO tarafından ihalenin yenilenmesi tavsiye kararı çıkmıştı. İhalenin yenilenmesi süreci başlamak üzereyken Gates, yaklaşan seçimlerin projeye olumsuz etkisinin önüne geçmek ve kararı yeni hükümete bırakmak için projeyi iptal etmişti.


İptal edilen KC-X projesi yaklaşık 40 milyar Dolar bütçeye sahipti ve 179 tanker uçağın üretimini kapsıyordu.

19. 2010 yılından itibaren Ohio sınıfı balistik füzeli nükleer denizaltıların (SSBN) yerini almak üzere yeni bir denizaltının geliştirilmesiyle ilgili çalışmaların başlatılması.

Sınıfın ilk botu olan SSBN-726 Ohio, 1976 yılında denize inmiş ve 1979 yılında hizmete girmişti. Ohi sınıfı toplam 18 denizaltı inşa edildi. Bu denizatılar, 24 adet Trident II çok başlıklı uzun menzilli nükleer balistik füze taşıma kabiliyetine sahip. Ohio’lar Soğuk Savaş’ın son dönemlerinde ABD’nin nükleer caydırıcılığının belkemiğini oluşturdular. Ancak Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonra bu botların sırtındaki yük hafifledi. Nitekim, özellikle 1990’ların sonlarından itibaren güdümlü seyir füzelerinin öne çıkması ile birlikte, Ohio sınıfı için kapsamlı bir tadilay projesi gündeme geldi. Bu proje kapsamında 2002 – 2008 arasında 4 adet bot (Ohio, Michigan, Florida, Georgia), UGM-104 Tomahawk seyir füzelerini taşıyacak şekilde tadil edildi ve Güdümlü Füzeli Nükleer Denizaltı (SSGN) olarak sınıflandırıldı. Toplam 154 adet Tomahawk taşıyabilen SSGN’ler 2020’lerin sonlarına kadar hizmette kalacak.

Ohio sınıfı gerek SSBN, gerekse SSGN konfigürasyonunda, ABD’nin ilk vuruş kabiliyetini temsil etmekte. Ohio sınıfı, tek bir denizaltıda çok sayıda füze ve bu füzelerde çok sayıda başlık taşımaktaydı. Yeni denizaltının taşıyacağı füze sayısı ve muhtemel yeni füze tasarımı, bu yüzden önemli. Zira eğer Ohio’nun yerini alacak denizaltının füze taşıma kapasitesi daha düşük olursa, ilk vuruş doktrininden uzaklaşıldığı değerlendirmesi yapılabilir. Bir başka deyişle, ABD, kendisine nükleer anlamda kafa tutabilecek diğer hasım güçlere karşı caydırıcılık politikasında değişikliğe gidiyor olabilir. Asimetrik tehditlere karşı önleyici / önalıcı saldırı stratejisi uygulanırken, nispeten daha simetrik tehditlere (Çin ya da Rusya gibi) karşı daha esnek bir caydıcılık stratejisi söz konusu olabilir. Nitekim aşağıdaki karar bu yöndeki kanıları güçlendici nitelikte:

20. USAF yeni nesil bombardıman uçağı (Next Generation Bomber; NGB) projesi iptal edildi. Söz konusu proje için Northrop Grumman’ın ve Boeing’in konsept tasarımları bir süredir savunma basınında dolaşmaktaydı.

21. Son derece dikkat çekici bir karar: Gates, ABD’nin mevcut donanması ile denizlerde tesis ettiği hakimiyetin sürdürülebilmesinin mümkün olduğunu; bunun, ana muharip sınıf gemilere ilişkin inşa programlarının yavaşlatılmasına olanak sağladığını belirtti.

21a. Bu kapsamda yeni nesil kruvazör (CG-X) projesi iptal edildi.

21b. Zumwalt sınıfı yeni nesil destroyer (DDG-1000) projesinde 2010 mali yılı içinde ilk gemiyi takip eden iki geminin inşası finanse edilecek. Tüm DDG-1000’ler Bath Iron Works tersanelerinde inşa edilecek ve DDG-1000 projesi üçüncü gemi ile birlikte sona erdirilecek.

21c. DDG-51 Arleig Burke destroyer inşa programına Northrop Grumman’ın Ingalls tersanelerinde devam edilecek. Her ne kadar Gates’in “yeniden başlatılacak” (...smoothly restart...) ifadesi, bu programın sona erdirilmiş olduğu izlenimini yaratsa da gerçek böyle değil. Sınıfın Flight IIA alt grubuna mensup DDG-112 Michael Murphy’nin inşasına Bath Iron Works tersanelerinde devam ediliyor. DDG-112, USN’deki 62’nci Arleigh Burke sınıfı destroyer. Görülen o ki, en az 2030’lara kadar Arleigh Burke’ler, USN’nin belkemiğini oluşturmaya devam edecekler.

21d. Bütçe yeniden yapılandırma faaliyetleri ile birlikte, 2040’tan itibaren uçak gemisi filosu, 10 gemi ile sınırlandırılacak.

21e. LPD-17 San Antonio projesi yavaşlatılıyor: Proje kapsamındaki 11’nci geminin finansmanı, 2011 mali yılına sarkıtıldı. Benzer şekilde Sea Basing deniz üs projesi de ertelendi.

22. Boeing için üzücü bir karar: USAF C-17 tedariğini sona erdiriyor. Savunma Bakanı, halihazırda mevcut 205 uçağın ihtiyaçlar için fazlasıyla yeterli olduğunu vurguladı. Bu durumda C-17’nin Boeing tarafından ihracat pazarlarına daha aktif bir şekilde sunulması beklenebilir. En son güncel potansiyel müşteri olarak Güney Kore dikkat çekiyor.

23. FCS (Future Combat Systems; Geleceğin Muharebe Sistemleri) projesi kapsamlı bir yeniden yapılandırma çalışmasına girmek için ertelendi, projenin kara araçları kısmı iptal edildi. Gates, özellikle Irak ve Afganistan’da karşılaşılan durumlar, yaşanılan tecrübeler ve alınan dersler ile projenin içeriğinin uyumsuz olduğunun altını çizdi. Savunma Bakanı, MRAP (Mine Resistant Ambush Protected; Mayın Korumalı Pusuya Dayanıklı) tipi araçlar için ABD’nin yaptığı 25 milyar Dolar’lık yatırımın FCS’de herhangi bir yerinin olmadığını, MRAP’ların günümüz muharebe sahasındaki faydaları göz önüne alındığında bunun kabul edilemez olduğunu belirtti. Ayrıca FCS’de düşük ağırlık, yüksek yakıt verimi ve daha yüksek durumsal farkındalık unsurlarının ön planda olup zırha verilen önemin düşük olduğunu; bu hususların mevcut muharebe şartları ile uyumsuz olduğunu ekledi. Gates ayrıca projenin maliyet – etkinlikten son derece uzak olduğunu, topalm öngörülen maliyet olan 87 milyar Dolar’ı makûl kılmak için projeye duyulan güvenin artırılması gerektiğini söyledi.

24. Bir başka infaz kararı: Başkanlık helikopteri projesi iptal edildi. VXX projesi kapsamında Ocak 2005’te seçilen ve AgustaWestland AW-101 helikopteri türevi olacak US-101’den (VH-71 Kestrel) 23 adet tedarik edilecekti. İlk VH-71 prototipi ilk uçuşunu 2007 Temmuz’unda gerçekleştirmişti. Gates’in açıklamalarına göre 6.5 milyar Dolar olarak belirlenen proje bütçesi, ArGe süreci boyunda 13 milyar Dolar’a fırladı ve planlanan takvimin 6 yıl gerisine düştü. Ayrıca kabiliyet bazında istenen performansı sunamayacağı anlaşılan proje, 2011 bütçesi için opsiyonların araştırılması için iptal edildi.

25. Ve bir diğeri: Muharebe Arama Kurtarma (Combat Search And Rescue X; CSAR-X) projesi de iptal edildi.

26. Yeni nesil komuta kontrol ve muhabere uydu programı olan TSAT (Transformational Satellite) projesi de iptal salvosundan nasibini alanlarda. 26 milyar Dolar’lık bütçeye sahip bu projenin iptalinden sonra B planı olarak AEHF (Advanced Extremely High Frequency) uydu projesine yönelinecek. Eski Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’in miraslarından olan TSAT ilginç bir proje ve başka bir yazının konusu olmayı fazlasıyla hakediyor...

27. ABL (Airborne Laser) projesi kapsamında ikinci uçağın üretimi iptal edildi ve ilk uçak laboratuar olarak kullanılacak. Savunma Bakanı Gates, bu projeden önemli teknolojik kazanımlar sağlandığını ifade etti. İlaveten Multiple Kill Vehicle (MKV) füze savunma sistemi projesi de iptal edildi.

Gates’in tavsiye niteliğindeki bu kararları, ille de bu şekilde Kongre’den geçeceği anlamına gelmiyor. Ancak bizzat Obama’nın desteği ile hazırlanan bu çalışmada kayda değer bir değişiklik yapılması pek muhtemel değil. Bilhassa F-22, KC-X, FCS gibi projelerle ilgili önemli yansımaları olacağı kesin olan kararların, aynı derecede önemli olan bir başka özelliği, ABD savunma sistemi tedarik ve ArGe süreçlerine ilişkin kapsamlı bir yeniden yapılandırmanın habercisi olması.

Ve bazı satırların arası itibariyle, ABD – Türkiye savunma ilişkilerine dair olası yansımaların...

Etiketler: , , , , ,

06 Ocak 2009 Salı

ABD'nin P-8A Posedion Üs Kararı ve Düşündürdükleri

ABD'nin Boeing 737-800 yolcu uçağı platformu üzerine geliştirdiği ve meşhur P-3 Orion Deniz Karakol Uçağı'nın (DKU) yerin alacak; kısa süre önce de Hindistan tarafından da sipariş edilen P-8A Poseidon DKU ile ilgili bir haber ve bu haberle ilgili yapılan bir yorum oldukça dikkatimi çekti.

ABD Deniz Kuvvetleri resmî web sitesindeki bu habere göre, P-8 DKU şu şekilde konuşlandırılacak: Biri ihtiyat 5 filo Florida, Jacksonville Üssü, 4 filo Whidbey Island Üssü, 3 filo Hawaii.

Ayrıca P-8'ler Guam ve muhtemelen Japonya'yadaki üslere de periyodik intikaller gerçekleştirecekler.

Bu, şu anlama gelmekte: Toplam 12 operasyonel P-8A Poseidon filosunun 4'ü Atlantik, 7'si Pasifik bölgesinde konuşlandırılmış olacak.

Bu da kanımca, başta Çin faktörü olmak üzere, ABD açısından aslî (deniz) tehdit odağının Asya-Pasifik'e kaymış olduğunun en bariz göstergelerindendir.

İlgili haber aşağıdadır.



P-8A Multi-Mission Maritime Aircraft Homebasing Announced


Story Number: NNS090102-01
Release Date: 1/2/2009 11:51:00 AM

From the Department of Defense

WASHINGTON (NNS) -- The Department of the Navy announced Jan. 2 its decision to provide facilities and functions to base five fleet squadrons of the P-8A Multi-Mission Maritime Aircraft (MMA) with a fleet replacement squadron (FRS) at Naval Air Station (NAS) Jacksonville, Fla., four fleet squadrons at NAS Whidbey Island, Wash., and three fleet squadrons at Marine Corps Base Hawaii Kaneohe Bay, Hawaii, with periodic squadron detachment operations at NAS North Island.

This decision implements the preferred homebasing alternative 5 identified in the final environmental impact statement (FEIS) for the Introduction of the P-8A Multi-Mission Aircraft into the U.S. Navy Fleet (published November 2008).

Introduction of the P-8A MMA squadrons is projected to begin no later than 2012 and be completed by 2019.

The notice of availability of the Navy's record of decision (ROD) was published in the Federal Register on Dec. 31, 2008 and the ROD is available for public viewing on the project Web site at http://www.mmaeis.com <http://www.mmaeis.com/> along with copies of the FEIS and supporting documents.

This action is needed to transition from existing P-3C aircraft to the P-8A MMA while maintaining the Navy's overall maritime patrol capability supporting national defense objectives and policies without interruption or impediment to operations or combat readiness.

Ultimately, this action will include a total of 84 fleet and FRS aircraft.

Etiketler: , , , , ,

29 Temmuz 2008 Salı

Foreign Military Sales (FMS) Nedir?

En son 30 adet yeni F-16 alımı sırasında ABD'nin bu uçakları ancak "Kıbrıs Şartı" ile birlikte satmayı kabul ettiği iddiaları yer aldı basınımızda. Yıllardır TAI fabrikasından çıkan her F-16'nın aslında ABD'nin malı olduğu, ABD'nin izni olmadan vidalarının bile değiştirilemeyeceği, çoğunlukla abartılı şehir efsanesi katkılı hikayelerle anlatıldı. Bu hikayelere karşı ulusal gururumuz da "biz aslında F-16'nın kalıbını döküp ondan daha iyi uçak yaptık", "bizim mühendisler F-16'yı 3 kat geliştirdi" türü karşı-saldırılarla korundu. Halbuki bütün bunlar, FMS adı verilen bir sistemden haberdar olunmadan, bilgi sahibi olmadan yapılan yorumlar.

Nitelik olarak diğer ticari ürünlerden son derece farklı olan silah sistemlerinin finansmanı, kimi zaman kendine özgü sistemlerle sağlanıyor. ABD'nin yakın ilişkide olduğu ülkelere silah satışı sırasında uyguladığı Foreign Military Sales (FMS), yani "Yabancı Askeri Satışlar" sistemi de bu tür, değişik bir finansman ve tedarik yöntemi.


Normalde askeri sistemlerin satışı çoğunlukla hükümetler (savunma bakanlıkları) ile silah üretici firmalar arasındaki anlaşmalarla gerçekleştirilir. Hükümet, belli süreçler sonunda ihale ile ya da ihalesiz bir firmanın ürün ya da hizmetini seçer ve bu firma ile sözleşme görüşmelerine başlar. Firmanın, ait olduğu ülkeden ihracat iznini almasını müteakip sözleşme ve akabinde satış gerçekleşir. FMS ise, hükümetten hükümete bir askerî sistem satış programıdır.

FMS süreci, müşteri ülkenin ABD hükümetinden, ilgilendiği silah sisteminin fiyat ve uygunluğuna dair bilgi ("Price and Availability Data") talep etmesi ile başlar.
Fiyat ve uygunluk bilgisinin alıcı hükümete iletilmesinden sonra, bu ülke sistemi FMS programı dahilinde tedarik edip etmeyeceğine karar verir. FMS aracılığıyla tedarik kararının verilmesinden sonra, sistemin niteliğine göre ABD Savunma Bakanlığı'na (Pentagon) bağlı ilgili birim (kara, hava ya da deniz kuvvetleri), alıcı hükümetle görüşmelere başlar. Pentagon'da FMS sürecini takip eden daire olan DSCA (Defense Security and Cooperation Agency; Savunma Güvenlik ve İşbirliği Dairesi), ABD Kongresi'ne olası satışla ilgili bildirimde bulunur. Bu bildirimin ABD Kongresi'ne ulaşmasının üzerinden 15 iş günü geçtiği halde satışa Kongre'den bir itiraz gelmemişse, satış doğrudan onaylanmış sayılır. Satışla ilgili görüşmelerin tamamlanmasından sonra imzalanan LOA (Letter of Offer and Acceptance; Teklif ve Kabul Mektubu) ile, tedarik süreci başlamış olur.

Bu aşamadan sonra DSCA, söz konusu sistemi üretici firmadan ABD Hükümeti adına satın alır. DSCA'nın sistemi satın alıp kabulünü yapıp alıcı hükümete teslim etmesine kadar belli bir süre geçer; bu süre kalite ve nihai kabul testleri için harcanır. ABD hükümeti, sistemi 3% kar marjı ekleyerek alıcı hükümete satar.

FMS programının başlıca özellikleri şu şekilde sıralanabilir:

1.
Satış "hükümetten hükümete" şeklindedir.


2.
DSCA, sistemi ABD Hükümeti adına satın almaktadır. Dolayısıyla DSCA yani ABD Hükümeti, ABD Kongresi'ne karşı sorumluluk altına girmiş olmaktadır. Satılan silah sisteminin ABD çıkarlarına karşı kullanılmayacağının, satışın ABD'ye doğrudan ya da dolaylı şekilde zarar vermeyeceğinin garantisini vermek durumundadır. DSCA'nın Kongre bildirimlerinde birbirini tekrar eden "bu satış ABD çıkarlarına zarar vermeyecektir", "bu satış bölgedeki güç dengesini olumsuz yönde etkilemeyecektir", "bu satış, müttefik ülkenin teröre karşı verilen savaştaki kabiliyetini artıracaktır" benzeri ifadelerin sebebi budur.
Türkiye ve Yunanistan'a FMS ile yapılan silah sistemi satışları ile ilgili DSCA bildirim metinleri incelenirse büyük bir kısmında Kıbrısla ilgili aşağıdaki ifadenin yer aldığı görülecektir:

This proposed sale will not adversely affect either the military balance in the region or U.S. efforts to encourage a negotiated settlement of the Cyprus questions.


Türkçe'si:
Teklif edilen satışın, bölgedeki askeri dengeye ya da Kıbrıs sorununa müzakere yolu ile varılması yönündeki ABD teşviklerine olumsuz etkisi olmayacaktır.

F-16 satışı sırasında basında koparılan yaygara budur. Daha doğrusu bununla ilgili kasten ya da cehaleten yayılan yanlış bilgilerdir.


3.
FMS sisteminin en büyük avantajı, sistemin ABD Hükümeti'nin garantisi altında olduğudur. Zira sistemin esas müşterisi ABD olduğu için kalite, yedek parça ve destek konularında sorun çıkması ihtimali çok düşüktür.


4. FMS sistemi, doğasından ötürü en fazla, ABD ile herhangi bir siyasi ya da askeri sorunu olmayan ülkeler için avantajlıdır.

5.
Türkiye'nin Peace Onyx I ve II projeleri ile monte ettiği F-16'ların finansmanı FMS ile karşılanmıştır. Dolayısıyla TAI'den çıkan tüm F-16'lar ABD Hükümeti'ne aitti. ABD Hükümeti adına Amerikalı pilotlar tarafından uçurulup, resmen teslim alınıp daha sonra Türkiye'ye teslim ediliyorlardı.


6. FMS sistemi ile tedarik edilen sistemler üzerinde tadilat, modernizasyon vb işlem doğal olarak ABD Hükümeti'nin iznine bağlıdır.

7.
Doğrudan ticari satıştan avantajlı olarak, kâr marjı daha düşük olduğu için FMS maliyet açısından daha caziptir.


8.
DSCA'nın Kongre'ye bildiriminde olası satışla ilgili belirtilen maliyet tavanı, çok büyük bir güvenlik katsayısı ile çarpılmış haldedir. Başka bir ifade ile gerçekleşen satışın tutarı çoğunlukla DSCA bildiriminde yer alan rakamdan çok daha düşük olmaktadır. Satışın gerçek maliyeti için baz alınması gereken rakam DSCA bildirimindeki değil, ABD Hükümeti ile üretici firma(lar) arasında imzalanacak sözleşme(ler)dir.


9. Çoğunlula savunma basınında "modification to contract" ibareli haberler ve oldukça uzun bir sözleşme kod numarası görülür. Bunun anlamı şudur: Pentagon ile üretici firma ile belli bir sistemin tedariğine yönelik imzalanmış sözleşme, FMS aracılığıyla bu sistemi tedarik edecek ülkenin ihtiyacına yönelik olarak tadil edilmektedir. Söz gelimi Pentagon 100 adet X füzesi için 100 milyon USD'lik bir sözleşme imzalamış olsun. Y ülkesi bu füze sisteminden 10 adet füze için 10 milyon USD'lik FMS süreci başlatmış olsun. DSCA bildirimi ve LOA'nın imzalanmasından sonra Pentagon, üretici firma ile ana sözleşmeyi tadil edici ek bir sözleşme imzalar, bu ek sözleşme ana sözleşmeye 10 adet daha X füzesi ilave 10 milyon USD bedel ekler ve bu, kamuoyuna açıklanır.

Etiketler: , , ,

07 Haziran 2008 Cumartesi

Fas'a 24 Adet F-16C/D Block 52+

Bilindiği gibi Fas'ın yeni nesil savaş uçağı gereksinimi kapsamında 2006 ortalarında Dassault Rafale savaş uçağının adı geçmiş, Dassault başta yalanladığı görüşmeleri daha sonra teyit etmişti.

19.12.2007 tarihinde DSCA tarafından ABD Kongresi'ne, Fas'a yapılması olası 24 adet F-16C/D Block 52+ savaş uçağı ve ilgili alt-sistemlerin satışına dair bir bilgi notu gönderilmişti. Bu bilgi notuna göre,

· 24 adet F-16C/D Block 50/52 (F100-PW-229 ya da F110-GE-129IPE [Increased Performance Engine] motoru ve APG-68(V)9 radarı ile),

· 5 adet F100-PW-229 ya da F110-GE-129IPE yedek motor,

· 4 adet APG-68(V)9 radar yedek parça seti,

· 30 adet AN/ALE-47 karşı tedbir salıcı sistem,

· 30 adet AN/ALR-56M Radar Warning Receiver (RWR),

· 60 adet LAU-129/A lançer (AIM-120 AMRAAM ve/veya AIM-9X Sidewinder için),

· 30 adet LAU-117 lançer (AGM-65 Maverick için),

· 6 adet JHMCS (Joint Helmet Mounted Cueing System) kaska monteli görüş sistemi,

· 4 adet AN/ARC-238 SINCGARS (Single Channel Ground and Airborne Radio System) telsiz sistemi,

· 24 çift CFT (Conformal Fuel Tank) gövdeye monteli harici yakıt tankı,

· 4 adet Link-16 terminali,

· 2 adet Link-16 yer istasyonu,

· 4 adet GPS ve entegre GPS/INS sistemi,

· 12 adet AN/AAQ-33 SNIPER veya AN/AAQ-28 LITENING hedefleme podu,

· 5 adet TARS (Tactical Air Reconnaissance System) veya DB-110 keşif podu,

· 4 adet AN/APX-113 AIFF (Advanced Identification Friend or Foe) dost düşman tanımlama sistemi,

· 28 adet AN/ALQ- 211 AIDEWS (Advanced Integrated Defensive Electronic Warfare Suite) veya AN/ALQ-187 ACES (Advanced Countermeasures Electronic Systems) veya AN/ALQ-178 SPEWS (Self-Protection Electronic Warfare Suite) Elektronik Harp sistemi

· 1 adet Unit Level Trainer kategorisinde simülatör ve

· 15 yıl boyunca eğitim ve yedek parça, destek hizmetlerini içeren pakedin azami USD 2,400,000,000 tutacağı bildirilmişti.

06.06.2008 tarihinde Lockheed Martin tarafından yapılan basın açıklamasına göre ABD Hükümeti, Fas için F-16C/D üretimine başlaması için bu şirkete USD 233,600,000 tutarında bir ön ödeme gerçekleştirmiş.

Çok benzer bir içeriğe sahip olası Romanya F-16 alımından sonra bu Fas başarısı, F-16'nın havacılık tarihindeki efsane konumunu daha da pekiştirecek gibi.

Etiketler: , , , , ,

02 Haziran 2008 Pazartesi

Hindistan'a ABD'den Uçak Gemisi Teklifi? - ABD'den Yalanlama


Daha önce “Hindistan’a ABD’den Uçak Gemisi Teklifi?” başlıklı yazımda bahsi geçen, ABD’nin Hindistan’a emekliye ayrılacak Kitty Hawk uçak gemisini, F/A-18E/F Super Hornet savaş uçaklarını da kapsayan bir paket dahilinde teklif ettiği iddialarına, ABD Savunma Bakanı Robert Gates’den 31 Mayıs’ta yalanlama geldi. Gates, Shangri-La Diyalog Forumu toplantıları için gittiği Singapur’da, bu tür bir plandan haberi olmadığını ifade etti.

Etiketler: , , , ,

20 Mayıs 2008 Salı

Romanya'ya 48 Adet F-16

Romanya, savunma bakanlığının 48 adet olarak daha önceden tespit ve ilan etmiş olduğu çok rollü savaş uçağı ihtiyacına binaen ABD'den toplam 48 adet F-16 savaş uçağı almaya hazırlanıyor. FMS (Foreign Military Sales) kanalı ile yapılacak satış ile ilgili DSCA'nın (Defense Security Cooperation Agency) ABD Kongresi'ne bildiriminde satış pakedinin azami 4.5 milyar ABD Doları tutacağı belirtilmiş. Pakedin kalemleri şu şekilde:

  • 24 adet F-16C/D Block 50 veya Block 52 (F100-PW-229 veya F110-GE-129IPE motor seçimine bağlı olarak)
  • APG 68(V)9 radar,
  • 24 adet F-16C/D Block 25 uçağının, EDA (Excess Defense Articles) kanalı ile tedariği ve F100-PW-220IPE motoru ile APG-68(V)1 radarı dahil olmak üzere modernizasyonu,
  • 4 adet F100-PW-229 veya F110-GE-129IPE yedek motor,
  • 5 adet F100-PW-220IPE yedek motor
  • 4 adet APG-68(V)9 yedek radar,
  • 60 adet LAU-129/A lançer (AIM-9 Sidewinder ve AIM-120 AMRAAM füzeleri için)
  • 30 adet LAU-117 lançer (AGM-65 Maverick füzesi için)
  • 6 adet JHMCS (Joint Helmet Mounted Cueing System) kaska monteli görüş sistemi,
  • 4 adet AN/ARC-238 SINCGARS (Single Channel Ground and Airborne Radio System) telsiz sistemi
  • 24 çift CFT (Conformal Fuel Tank) gövdeye monteli harici yakıt tankı
  • 4 adet Link-16 terminali,
  • 2 adet Link-16 yer istasyonu,
  • 4 adet GPS ve entegre GPS/INS sistemi,
  • 12 adet AN/AAQ-33 SNIPER veya AN/AAQ-28 LITENING hedefleme podu,
  • 4 adet TARS (Tactical Air Reconnaissance System) veya DB-110 keşif podu,
  • 4 adet AN/APX-113 AIFF (Advanced Identification Friend or Foe) dost düşman tanımlama sistemi,
  • 28 adet AN/ALQ-213 Elektronik Harp sistemi
  • 28 adet AN/ALQ- 211 AIDEWS (Advanced Integrated Defensive Electronic Warfare Suite) veya AN/ALQ-187 ACES (Advanced Countermeasures Electronic Systems) veya AN/ALQ-178 SPEWS (Self-Protection Electronic Warfare Suite) Elektronik Harp sistemi
  • İlgili destek, eğitim teçhizatı, yazılım - donanım desteği vb



Romania Plans To Buy 48 F-16 Fighters -US Defense Dept

Dow Jones

May 19, 2008: 02:11 PM EST

WASHINGTON (AFP)--The U.S. military notified Congress Monday of the possible sale of 48 F-16 fighters to Romania as part of a deal valued at $4.5 billion.

Twenty-four of the fighters would be new F-16C/D Block 50/52 aircraft built by Lockheed Martin Corp. (LMT), and the other 24 will be refurbished surplus F-16C/ D Block 25 aircraft, the Defense Security Cooperation Agency said.

"The proposed sale will allow the Romanian Air Force to modernize its aging air force by acquiring both new and used fighter aircraft, thereby enabling Romania to support both its own air defense needs and coalition operations," the agency said in a statement.

The sale would include engines, radars, communications systems, targeting pods, navigation systems, electronic warfare systems and electronic countermeasures systems.

http://money.cnn.com/news/newsfeeds/articles/djf500/200805191411DOWJONESDJONLINE000484_FORTUNE5.htm

Etiketler: , , , , ,

06 Temmuz 2006 Perşembe

Denizaltılar İçin Şaftsız Tahrik Sistemi



General Dynamics bünyesindeki Electric Boat şirketi ile ABD Savunma Bakanlığı'na bağlı DARPA birimi tarafından, şaftsız denizaltı tahrik sistemi konusundaki ArGe faaliyetleri konusunda 18 ay süreli ve 20 milyon dolar tutarında bir anlaşma imzalandı.

Tango Bravo (Technology Barrier) olarak adlandırılan proje çerçevesinde, şaftsız, dolayısıyla denizaltı mukavim teknesinin delinmesini gerektirmeyecek bir tahrik sisteminin geliştirilmesi hedefleniyor.

Electric Boat tarafından yayınlanan basın bülteni aşağıdadır.



Electric Boat Wins $20 Million DARPA Contract to Continue Development of Shaftless Propulsion for Subs

(Source: General Dynamics Electric Boat; issued July 5, 2006)

GROTON, Conn. --- General Dynamics Electric Boat has won a $20 million, 18-month contract from the Defense Advanced Research Projects Agency (DARPA) to continue development of shaftless propulsion technology for submarines. Electric Boat is a wholly owned subsidiary of General Dynamics.

Electric Boat was one of two teams that participated in the first phase of the DARPA Tango Bravo program, to develop concepts for a submarine propulsion system that would not require a propulsion shaft that penetrates the hull. After reviewing both teams' proposals, DARPA selected Electric Boat to build and test a series of small- and large-scale technology demonstrators to validate the performance predicted for its design.

The designation Tango Bravo refers to the term "technology barrier." This program is examining certain technologies to determine whether they can meet stringent submarine performance requirements while reducing ship-acquisition and life-cycle costs and improving the warfighting capabilities and mission adaptability of future submarines.

Electric Boat has won two other technology demonstration contracts under the program, one to develop externally mounted submarine weapons, and the other to radically reduce ship infrastructure.


General Dynamics, headquartered in Falls Church, Virginia, employs approximately 72,700 people worldwide and had 2005 revenue of $21.2 billion. The company is a market leader in mission-critical information systems and technologies; land and expeditionary combat systems, armaments and munitions; shipbuilding and marine systems; and business aviation.

Etiketler: , , , ,

03 Temmuz 2006 Pazartesi

Pakistan'a F-16 Dopingi

Pakistan'ın, deprem felaketi nedeniyle bir süredir sürüncemede kalan yeni F-16 savaş uçağı tedariği ve eldekilerin modernizasyonu projesi ile ilgili geçtiğimiz günlerde müspet gelişme oldu. ABD Savunma Bakanlığı'na bağlı DSCA tarafından Kongre'ye gönderilen 4 ayrı bilgilendirme notu, Pakistan'a 36 adet yeni F-16C/D Block 50/52 savaş uçağı ve bu uçaklarda kullanılacak silah ve mühimmatın satışı, 60 adet F-16A/B'nin modernizasyonunu içeriyor. Tüm bu satış ve modernizasyon pakedinin azami 5 milyar dolar tutarında olacağı bildirilmiş.

Paket şu kalemlerden oluşuyor:

1. F-16C/D Block 50/52 Satışı:

Pakistan Hava Kuvvetleri için General Electric F110-129 (Block 50) veya Pratt Whitney F100-229 (Block 52) motorlu 36 adet F-16 satışı. Toplam maliyetin, tüm opsiyonlar realize edilirse, azami 3 milyar dolar civarı tutacağı belirtilmiş.

Söz konusu uçaklar ile birlikte tedarik edilecek alt sistemler olarak,

  • AN/APG-68(v)9 radar
  • Joint Helmet Mounted Cueing System (Kaska monteli nişangah sistemi)
  • AN/ARC-238 Have Quick I/II telsiz
  • Gövde üstü harici yakıt tankları (Conformal Fuel Tank - CFT)
  • Link-16
  • INS/GPS seyrüsefer sistemi
  • AN/APX-113 IFF dost düşman tanıtma sistemi
  • AN/ALQ-184, AN/ALQ-131, AN/ALQ-187 veya AN/ALQ-178 elektronik harp sistemlerinden birisi; dijital telsiz frekans hafızası (DRFM) hariç olarak,
  • İlgili yedek parça, eğitim sistem ve sair doküman, teknik destek şeklinde sıralanmış.

2. F-16C/D Block 50/52 Uçakları İçin Silah Satışı:

Tedarik edilecek 36 adet F-16C/D Block 50/52 için modern silah ve mühimmat satışını içeren bu pakedin toplam tutarının, azami 650 milyon dolar civarında gerçekleşmesinin beklendiği belirtilmiş. Silah & mühimmat pakedi,

  • 500 adet AIM-120C-5 AMRAAM orta menzil havadan havaya füze, 12 adet eğitim füzesi ve 240 adet LAU-129A lançer,
  • 200 adet AIM-9M Sidewinder kısa menzil kızılötesi güdümlü havadan havaya füze
  • 500 adet GBU-31 ve GBU-38 JDAM; 1,600 adet GBU-12 Paveway II ve GBU-24 Paveway III
  • 800 adet 500lb Mk82 ve 1,00lb Mk84 genel maksat bombası
  • 700 adet BLU-109 (FMU-143 tapası ile)
silah ve mühimatlarını kapsıyor.

3. F-16A/B Mid Life Update (MLU) Modernizasyonu:

Pakistan Hava Kuvvetleri'nin halihazırda kullanmakta olduğu F-16A/B savaş uçaklarını modernizasyonuna yönelik olarak gerçekleştirilecek bu projenin, tüm opsiyonların gerçekleştirilmesi durumunda, azami 1.3 milyar dolar tutacağı bildirilmiş. Söz konusu MLU modernizasyon paketi yeni alt sistemlerin entegrasyonuna ilaveten Falcon UP / STAR yapısal iyileştirme paketini de içermekte.

MLU kapsamında F-16A/B uçaklarına entegre edilecek alt sistemler şöyle sıralanmış:

  • AN/APG-68(V)9 veya AN/APG-66(V)2 radarı,
  • Joint Helmet Mounted Cueing System (Kaska monteli nişangah sistemi)
  • AN/APX-113 IFF dost düşman tanıtma sistemi
  • AN/ALE-47 karşı tedbir dispenser sistemi
  • Have Quick I/II telsiz
  • SNIPER (AN/AAQ-33 Pantera) hedefleme ve seyrüsefer podu
  • ACMI (Air Combat Maneouver Indicator) eğitim sistemi
  • AN/ALQ-213 elektronik harp sistemi
  • AN/ALQ-131 veya AN/ALQ-184 elektronik harp sistemlerinden birisi; dijital telsiz frekans hafızası (DRFM) hariç olarak ve
  • İlgili yedek parça, eğitim sistem ve sair doküman, teknik destek.

4. F-16A/B Falcon UP/STAR Yapısal İyileştirmesi ve Motor Modernizasyonu:

Söz konusu paket, 14 adet Pratt & Whitney F100-220E motorunun bakım / modernizasyonu 14 adet F-16A/B yapısal iyileştirme işlemi için Falcon UP/STAR kitlerinin tedariği, 26 adet F-16A/B'nin modernizasyon için hazırlanması ile ilgili yedek parça, teknik destek ve eğitim kalemlerini içeriyor. Toplam maliyetin azami 151 milyon dolar olaağı belirtilmiş.


DSCA bilgi notlarında söz konusu satış kalemlerinin, Hindistan'ın bölgedeki askeri üstünlüğüne zarar vermeyeceği ve bölgedeki güç dengesini bozmayacağı, Pakistan'ın Teröre Karşı Küresel Savaş'ta kritik bir müttefik olduğu ve NATO'nun en önemli haricî müttefiki olduğu vurgulanmış. Kanımca AIM-9 Sidewinder hava-hava füzesinin en son versiyonu olan AIM-9X'in değil, daha eski AIM-9M modelinin satılması, bahsedilen güç dengesini korumaya yönelik bir uygulamadır.

Pakistan Hava Kuvvetleri bir süredir yeniden yapılanma ve modernizasyon faaliyeti içerisinde idi. Çin Halk Cumhuriyeti ile ortaklaşa geliştirilen JF-17 Thunder hafif çok rollü savaş uçağı ve J-10 ile ilgilenildiği haberleri, ve en son İsveç'ten Erieye HEİK sistemi tedariği, bu faaliyetlerin uzantıları olarak değerlendirilebilir.

Bu büyük satışın ABD-Pakistan-Çin üçgeninde ne gibi yansımaları olacağını ise zaman gösterecek sanırım.

Etiketler: , , , , ,

28 Haziran 2006 Çarşamba

ABD'den Güney Kore'ye SM-2 Satışı


ABD Savunma Bakanlığı'na bağlı Defense Security Cooperation Agency 5 Haziran günü ABD Kongresi'ne sunduğu bilgi notunda, Güney Kore'ye yapılması muhtemel RIM-66M-5 Standard SM-2 Block IIIB satışı ile ilgili bilgi verdi. 48 adet Standart 2 füzesi, Mk13 Mod0 lançeri ve ilgii yedek parçayı kapsayan olası satışın tutarı, tüm opsiyonlar uygulanırsa 111 milyon dolar civarında gerçekleşecek.

Söz konusu füzeler, Güney Kore'nin KDX-III destroyerlerinde kullanılacak.

Güney Kore bir süre önce de ABD'ye 42 adet AGM-84L ve 16 adet UGM-84L Harpoon siparişi vermişti.

Yine DSCA tarafından Japonya'ya RIM-66M-5 Standard SM-2 Block IIIB satışı ile ilgili 5 Haziran'da, RIM-161 Standard SM-3 Block IA satışı ile ilgili 6 Haziran'da duyurular yapılmıştı. Kuzey Kore'nin füze denemesi ile ilgili kriz sürerken bu haberler oldukça manidar diye düşünüyorum.

Korea - SM-2 Block IIIB Standard Missiles


(Source: US Defense Security Cooperation Agency; issued June 26, 2006)


WASHINGTON --- The Defense Security Cooperation Agency notified Congress of a possible Foreign Military Sale to the South Korean Government of 48 SM-2 Block IIIB Tactical STANDARD missiles as well as associated equipment and services. The total value, if all options are exercised, could be as high as $111 million.

The Government of Korea has requested a possible sale of 48 SM-2 Block IIIB Tactical STANDARD missiles with Mk 13 Mod 0 canisters, containers, Intermediate-Level Maintenance spares and repair parts, supply support, personnel training and training equipment, publications and technical data, U.S. Government and contractor technical assistance and other related elements of logistics support. The estimated cost is $111 million.

The Government of Korea is one of the major political and economic powers in East Asia and the Western Pacific and a key partner of the United States in ensuring peace and stability in that region. It is vital to the U.S. national interest to assist our ally in developing and maintaining a strong and ready self-defense capability, which will contribute to an acceptable military balance in the area. This proposed sale is consistent with those objectives. No foreign policy or military developments affect this proposed sale.

Korea will use these missiles as the primary defensive system aboard its new KDX-III AEGIS destroyer for anti-missile ship protection. Korea has already integrated the SM-2 Block IIIA into its ship combat systems. It will have no difficulty absorbing these additional missiles into its armed forces.

The proposed sale of this equipment and support will not affect the basic military balance in the region.

The prime contractor will be Raytheon Systems Company of Tucson, Arizona. Offset agreements associated with this proposed sale are expected, but at this time the specific offset agreements are undetermined and will be defined in negotiations between the purchaser and contractors.

Implementation of this proposed sale will require the assignment of U.S. Government or contractor representatives for six months to assist in the installation, testing, training, and support requirements.

There will be no adverse impact on U.S. defense readiness as a result of this proposed sale.

This notice of a potential sale is required by law; it does not mean that the sale has been concluded.

Etiketler: , , , , , , ,

08 Haziran 2006 Perşembe

Pakistan'ın Yeni Denizaltı Programında Harpoon Faktörü

Kısa süre önce ABD Savunma Bakanlığı'na bağlı DSCA kurumu tarafından Pakistan'a yapılacak 130 adet GM-84 Harpoon güdümlü füze satışı duyurulmuştu. Bu pakedin içerisinde 30 adet UGM-84L Harpoon denizaltıdan fırlatılan anti-gemi füzesi de bulunmakta. Bugün DefenseNews'a düşen bir haber, söz konusu Harpoon satışı ile direkt ilgili.

Pakistan yeni almayı planladığı 3 adet AIP denizaltıda da UGM-84 Harpoon kullanmayı planlıyor. Bu durum, Fransa'nın adayı Marlin tipi denizaltı için bir engel olabilir. Fransız hükümetinden Armaris firmasına söz konusu denizaltıyı Pakistan ihalesinde teklif etmek için izin çıktı, ancak UGM-84'ün Marlin'e entegrasyonu maliyeti artırıcı, dolayısıyla şans azaltıcı faktör olabilir.

Marlin'in olası en güçlü rakibi ise Alman HDW tasarımı Tip 214 olarak görünüyor.



France OKs Sub Talks With Pakistan
Islamabad Wants U.S. Harpoon Missiles To Arm Subs

By PIERRE TRAN, PARIS


France has cleared Armaris to offer three patrol submarines to Pakistan, lifting a bureaucratic barrier to the naval export company’s efforts to sell the planned Marlin SSK boat, a French defense executive said.

But there is another snag on the horizon: Pakistan wants its new subs to come with the Boeing Harpoon antiship missile, not the Exocet SM39 from European missile maker MBDA, the executive said.

Acquiring the Harpoons won’t be the problem. White House officials notified Congress on May 31 that Boeing intends to sell 130 of the missiles, including 30 submarine-launched versions and related equipment, to Pakistan for $370 million.

But offering the U.S. missile over the European one could draw opposition from the French government and other local firms.

Armaris is vying to supply Pakistan with three single-hulled, diesel-electric submarines equipped with air-independent propulsion, a deal likely to be worth $1 billion to $1.2 billion. Pakistani officials have said they also would consider the Class 214 submarine from Germany’s Howaldtswerke-Deutsche Werft (HDW) or a Chinese sub. Italian and Russian bids also are expected.

“It will be a very, very tough competition,” the French executive said.
India in October purchased six Scorpene boats from Armaris, and construction of the first boat began April 28 with the cutting of the first hull plate in Cherbourg, France, which will be sent to India, where Mazagon Docks will build and outfit the six boats under Armaris’ supervision as prime contractor.

A victory in Pakistan would likely mean a launch customer for the Marlin, which will be an upgrade to state-owned shipbuilder DCN’s 10-year-old Scorpene submarine technology, and a new entry to compete in a crowded market.

Just getting this far has been a protracted process for Armaris, a marketing joint venture between DCN and Thales.

Before a French arms maker can offer weapons to a foreign customer, the company must receive the approval of the high-level Commission Interministérielle d’Etude et d’Exportation de Matériel de Guerre (CIEEMG). If buyer and seller then come to an agreement, the sale also must be authorized by the CIEEMG.

In January, the CIEEMG withheld its approval, reportedly so as not to upset Pakistan’s regional rival India. Nevertheless, Armaris officials made an informal pitch to a Pakistani delegation several weeks later.

In February, Indian officials signed contracts to buy six Exocet-armed Scorpene subs and 43 Airbus airliners worth $2.5 billion at list prices.
On May 10, Armaris received a formal invitation from Pakistan to bid on the three subs, and subsequently received the CIEEMG’s approval to do so, the defense executive said. A Pakistan official confirmed that authorization had been granted for the sale.

“It’s good news,” he said.

Officials from the French Defense Ministry and the Délégation Générale pour l’Armament procurement office were not immediately available for comment

Obstacles

Coming up with a deal that satisfies all concerned will be challenging.
Among the difficult parts is “how to make an offer that does not upset India,” the executive said. Among other considerations, New Delhi, which plans to buy more than 100 jet fighters, is currently deciding between France’s Dassault Rafale and other foreign aircraft, including the F-16 built by Lockheed Martin, the F/A-18E/F by Boeing, the JAS 39 Gripen by Sweden’s Saab and the MiG-29M, offered by Russia’s Irkut.

Another potential stumbling block is Islamabad’s request for technology transfer as part of the sub deal, which raises the spectre of Pakistani defense firms soon competing against French ones.

Yet another sticky wicket is Pakistan’s interest in the Harpoon missile.
Islamabad wants the Harpoon because it offers longer range, more accuracy, and potentially fewer export approval delays than the Exocet, the Pakistani official said.


But French industry has been given to understand its government’s export committee will never authorize the Marlin sale if it means putting a U.S. weapon on a French platform, the executive said.

A pick of the Harpoon would pose the question: Who would pay for the weapon’s integration, said Robbin Laird, an analyst with ICSA, a consulting firm based here and in Washington. It was unlikely Pakistan had the money to pay for the work and France would balk at paying to integrate an American weapon on a French submarine, he said. “We wouldn’t,” he added.

Even if Pakistan were to pay for the integration, France would ask whether it was in DCN’s interest to do it, he said. An alternative would be a buy of a German boat, he said. But the terms would have to be right for German industry, which is unlikely to sell at a loss.

As for whether the Harpoon was a better weapon, much depended on the Pakistan Navy’s mission requirement, Laird said.

Pakistan already operates French subs, thanks to a 1994 deal to buy and build three Agosta 90B Khalid boats. The first was built by DCN at its Cherbourg yard, the second was assembled in Karachi Naval Dockyard, and the third boat is being fitted with the Mesma air-independent propulsion system, also in Pakistan.

These subs were sold with Exocets. They are capable of firing the Harpoon, but this has not been tested, the French executive said.
“They are fitted for, but no tests have been done,” he said.


The schedule for the new sub program is tight. Formal offers are due in July, and Pakistan wants to pick a winner by the end of the year.

But the French executive said that preparing the offer could take six months, thanks to Pakistan’s unusually detailed specifications — for example, the number of propeller blades.

“That’s the first time I have seen that,” the executive said.

“The Indian Ocean is an ocean we’re very interested in and we want to continue engaging with all the countries in the region, including Pakistan,” said Rear Adm. Joseph Walsh, the director of the U.S. Navy’s Submarine Warfare Division. “It’s in our interest that our friends and allies have robust submarine and stronger naval capabilities in general.”

Indian defense ministry officials said they would watch the development carefully and cautiously.

One Indian analyst said France’s decision to allow Armaris to pitch its submarine to Pakistan seemed baffling, because it would intensify the future debates when India considers buying a French weapon.

http://www.defensenews.com/story.php?F=1840676&C=europe

Etiketler: , , , , ,

13 Nisan 2006 Perşembe

Pentagon Eyeing Google, Blogs

An influential advisory panel to Defense Secretary Donald Rumsfeld is exploring the military implications of powerful Internet search engines like Google, online journals and other new tools for accessing and distributing information.

Kenneth Krieg, under secretary of defense for acquisition, technology and logistics, has directed the Defense Science Board to conduct a summer study examining “Information Management for Net-Centric Operations.” The goal is to ensure that the Defense Department has in place the proper information networks to sustain future operations.

Information and the networks that carry it “are the lifeblood of military and civil operations,” Krieg wrote in a March 15 memo that will guide the work of the six- to nine-month assessment. The acquisition executive has told the panel to assess the Pentagon's “strategy, scope and progress toward achieving a robust and adaptive net-centric DOD enterprise.”

Over the last few decades the military has significantly improved its combat effectiveness by introducing computer microprocessors to nearly every facet of its enterprise. Using computers and new communication tools, the Defense Department has improved interoperability across the services and facilitated unprecedented levels of information sharing.

“During the past ten years we have seen the evolution of military missions driven by adaptive adversaries who recognize our increasing dependence on information networks,” Krieg wrote. “Going forward, transformation must focus on addressing the stresses imposed by 21st century mission challenges associated with stabilization and reconstruction operations in urban and unconventional environments and responses to unforeseen events with catastrophic consequences.”

Among the challenges facing U.S. military networks and those who maintain them is the need to maintain adequate levels of security, integrity and reliability, according to Krieg.

“As new users demand more information and adaptive information sharing, improved knowledge utilization and better tools for information discovery will become critically important,” he wrote. “'Googling' and ‘blogging' are making their way into military operations at all levels, but the full implications of this revolution are as yet unknown and we have no clear direction and defined doctrine.”

The summer study task force -- being led by Vincent Vitto, president of the Draper Laboratory, and Ronald Kerber, a private consultant -- is tackling three sets of issues.

First, it is examining the “implications of new and innovative” approaches to command and control structure, capabilities and processes, according to Krieg. This includes considering the military's growing need to share information with other federal agencies, coalition partners and non-governmental organizations, which is driven by stability and reconstruction operations, supporting civil authorities in the wake of a massive domestic terrorist attack and countering the proliferation -- and possible use -- of a weapon of mass destruction.

Second, the study is to “evaluate the underlying framework, architecture” and organization of the Defense Department's information enterprise, Krieg wrote. “Explore enterprise-wide cost/risk trades between bandwidth, quality of service, network availability, network security, information integrity, information sharing and collaboration,” the memo states.

Lastly, Krieg has directed the panel to investigate cutting-edge tools for “knowledge utilization.”

Specifically, the acquisition executive wants a report on new approaches to information discovery, information sharing in a secured networked environment, visualization and collaboration.

In addition to examining the implications of Internet search engines and websites on future military command and control capabilities, the Defense Department is actively looking at how such readily available information tools affect the military's strategic communication capabilities.

Commercially available technologies have made rapid transmission of images and information widely accessible. This not only has implications for command and control, as the Defense Science Board is examining, but also for the Defense Department's strategic communications capabilities.

This issue is the subject of a major post-Quadrennial Defense Review assessment through which the Pentagon is examining how the military can be more effective against extremist organizations and individuals not only on the battlefield, but in the media.

Defense Secretary Donald Rumsfeld, in a Feb. 17 speech, issued a far-reaching call for improving the government's strategic communications capabilities in order to more effectively combat extremist organizations and individuals in the media.

http://www.military.com/features/0,15240,94050,00.html

Etiketler: , ,