01 Haziran 2006 Perşembe

ABD'den Pakistan'a Harpoon Satışı


http://home.pages.at/godi/bewaffnung/agm84harpoon/agm84flug.jpg


ABD Savunma Bakanlığı'na bağlı DSCA (Defense Security Cooperation Agency) tarafından dün (31.05.2006) ABD Kongresi'ne Pakistan'a yapılacak Harpoon anti gemi füzesi satışı ile ilgili bilgi notu iletildi.

Söz konusu satışın maliyetinin, tüm opsiyonlar gerçekleştirilirse azami $ 370 milyon civarında gerçekleşeceği belirtilmiş. Satış pakedinde, 50 adet UGM-84L (denizaltılardan fırlatılan), 50 adet RGM-84L (gemi versiyonu) ve 30 adet AGM-84L (havadan fırlatılan) Harpoon II füzesi ile eğitim sistemleri ve yedek parça yer almakta. AGM-84L modelinin PAkistan'ın yeni aldığı P-3C Orion deniz karakol uçaklarında kullanılacağı beklenebilir.

Pakistan Deniz Kuvvetleri envanterinde halihazırda sadece Fransız yapımı Agosta tipi Haşmat sınıfı denizaltılar UGM-84 füzesi kullanmakta. Pakistan'ın yeni sipariş verdiği yine Fransız yapımı Agosta 90B tipi Halid sınıfı denizaltılar halihazırda Fransız MBDA yapımı SM-39 Exocet güdümlü füzesi kullanmaktalar. Sınıfın ilk denizaltısı olan PN S-137 Halid, Ağustos 2002'de SM-39 test atışı gerçekleştirmişti. Pakistan donanmasında iki adet Haşmat hizmette; üç adet sipariş verilen Halid sınıfının ilk iki botu hizmete girdi, üçüncüsünün, yanılmıyorsam bu sene hizmete girmesi bekleniyor.

Bu durumda 50 adet UGM-84'ün sadece iki adet (Haşmat sınıfı) bot için değil de, Halid sınıfını da kapsayacak şekilde beş denizaltılık filo için alındığı tahmini yürütülebilir. Halid sınıfı denizaltılarda kullanılan SUBTICS komuta kontrol sisteminin aynı zamana UGM-84 sertifiyeli olması da bu tahmini kuvvetlendiren bir husus.

Satış ile ilgili DSCA metni aşağıdadır.




Pakistan – HARPOON Block II Anti-ship Missiles Washington, May 31, 2006

The Defense Security Cooperation Agency notified Congress of a possible Foreign Military Sale to Pakistan of HARPOON Block II Anti-ship Missiles as well as associated equipment and services. The total value, if all options are exercised, could be as high as $370 million.

The Government of Pakistan has requested a possible sale of 50 UGM-84L (submarine-launched), 50 RGM-84L (surface-launched), and 30 AGM-84L (air-launched) Block II HARPOON missiles; 5 Encapsulated HARPOON Command Launch Systems; 115 containers; missile modifications; training devices; spare and repair parts; technical support; support equipment; personnel training and training equipment; technical data and publications; U.S. Government and contractor engineering and logistics support services; and other related elements of logistics support. The estimated cost is $370 million.

This proposed sale will contribute to the foreign policy and national security of the United States by helping to improve the security of a friendly country that continues to be a key ally in the global war on terrorism.

Pakistan intends to use the HARPOON systems on its P-3 aircraft, surface ships, and submarines. The Pakistan Navy currently has AGM-84 Block I air/surface/subsurface launch capability and recently accepted the Block II air- and surface-launched HARPOON. The AGM-84, HARPOON Block II upgraded targeting capability significantly reduces the risk of hitting non-combatant targets thus improving Pakistan’s naval operational flexibility. Pakistan will have no difficulty absorbing these additional missiles into its armed forces.

The HARPOON Block II system will provide a significant upgrade to Pakistan’s existing systems and allow for improved target acquisition. The system has an increased number of waypoints associated with missile flight and incorporates a Global Positioning System that allows for precision use.

The proposed sale of this equipment and support will not affect the basic military balance in the region. The prime contractor will be The Boeing Company of St. Louis, Missouri. There are no known offset agreements proposed in connection with this potential sale.

Implementation of this proposed sale will require several U.S. Government and contractor representatives to travel to Pakistan on a temporary basis in conjunction with program technical and management oversight and support requirements.

There will be no adverse impact on U.S. defense readiness as a result of this proposed sale.

This notice of a potential sale is required by law; it does not mean that the sale has been concluded.
http://www.dsca.osd.mil/PressReleases/36-b/2006/Pakistan_06-32.pdf

Etiketler: , , , , , ,

03 Mayıs 2005 Salı

"Tanker Savaşları"

“Tanker Savaşları”, İran Irak savaşı'nın daha ziyade 1984 - 1987 arasındaki periyodunda cereyan eden ve iki tarafın karşılıklı Basra Körfezi'ndeki petrol trafiğine saldırılarının gerçekleştiği döneme verilen isim... Bu dönem, İran - Irak savaşı'nın etkilerinin küresel ölçeğe genişlemesine ve savaşa dolaylı da olsa büyük güçlerin müdahil olmasına sebep olmuştur. Tanker Savaşları sırasında ayrıca dünyadaki petrol fiyatları hatırı sayılır ölçüde artmıştır.

İlk olarak Irak, mayıs 1981'de Basra Körfezi'nin büyük kısmını tek taraflı olarak açık bölge ilan etmiş ve buraya giren tüm gemileri vuracağını ilan etmiştir. İran için hayati öneme sahip petrol nakliyatı bu bölgeden gerçekleşmektedir, bu nakliyatın devamı İran'ın korkunç maliyetleri bulan savaşı finanse etmesi için gereklidir. 1981'den 1984'e kadar olan safhada Irak tarafından daha ziyade kısıtlı ölçekte saldırılar gerçekleşmiş, bazı İran petrol platformları ve limanları vurulmuştur.

Mart 1984'te Irak, açık bölgenin sınırlarını tüm Körfezi kapsayacak ölçüde genişletmiş ve Fransa'dan yeni savaş uçakları ve güdümlü füzeler satın almıştır. Bu dönemde Irak tarafından İran'a giren ve bu ülkeden ayrılan petrol tankerlerine karşı yoğun bir saldırı dalgası başlamıştır. Hedefler arasında tankerlere ilaveten nakliye gemileri de bulunmaktadır. Irak saldırıları İran'ın petrol ihracatını yarı yarıya düşürür, İran da karşılık olarak körfeze giren ve Irak'a doğru yol alan petrol tankerlerine saldırmaya başlar. Arada pek çok sivil veya başka ülkelerden gemi isabet alır, bazıları batar. Tanker savaşı yavaş yavaş kontrolden çıkmaktadır.

Bunun üzerine iki taraf arasında BM hakemliğinde bir moratoryum imzalanır ve karşılıklı sivil hedeflere saldırılmayacağı garantisi verilir. Ancak bir süre sonra Irak bu moratoryumu ihlal etmeye başlar. Deyim yerindeyse yüzen her şeye saldırmaya, füze sallamaya başlar. Bunun üzerine İran da gemi azıya alır. Artık bir nevi hedef gözetilmeden karşılıklı atış yapılmaya başlanır ve pek çok tarafsız petrol tankeri batar, bunun da etkileri petrol fiyatlarında görülmeye başlar. Burada da devreye ABD, SSCB, Japonya ve pek çok Avrupa devleti girer. Anılan ülkeler körfeze giren tankerleri kendi korumaları altına alır ve kendi bayraklarını çeker. Yani söz gelimi ABD bayrağı çekmiş bir tankere saldırmak ABD'ye saldırmak anlamına gelecektir.

Bu sırada enteresan bir şey olur.

Bir Irak Mirage F1 savaş uçağı bir Exocet anti gemi füzesi ateşler. Hedefi bir petrol tankeridir, en azından Iraklı pilot öyle sanmaktadır. Ancak füze vura vura USS Stark adlı ABD fırkateynini vurur! 37 denizci ölür. Irak resmen yusuf yusuf modunda ABD'den milyonlarca kez özür diler, denizcilerin ailelerini tazminata boğar. Bir ABD karşı saldırısından korkmaktadır. ABD esip gürler, ama Irak'a karşı değil.

Saldırıdan İran'ı sorumlu tutar ABD. Buna göre İran bu tür saldırıları provoke etmektedir.

İran altta kalır mı? O da ABD'ye esip gürler. Yetmez körfeze daha fazla mayın yerleştirir. O da yetmez ABD bayrağı çekilmiş petrol tankerlerine ve ABD devriye gemilerine vur kaç saldırıları yapar.

ABD de bunun altında kalmaz. ABD özel timleri bir kaç İran petrol platformuna operasyon düzenler, platformları tamamen imha eder.

İran bunun altında kalır.

Bu arada savaş diğer cephelerde tüm şiddetiyle, tüm korkunçluğuyla, tüm saçmalığıyla devam eder. İranlı ortaokul çocukları insan dalgası taktikleriyle Irak cephelerine saldırtılır, Irak, İran şehirlerine uzun menzilli füzeler atar, İran da tabi bunun altında kalmaz, petrol fiyatları artar, derken iki taraf da "artık yeter" demeye karar verir. Yıl 1988 olur. İran Irak savaşı da, tanker savaşları da sona erer.

Sonuçta ne olur?

- Irak'ın anormal artan borçları ekonomik olarak onu en az 20 yıl geriye götürür. Bunda tanker savaşları süresince sekteye uğrayan petrol sevkiyatının büyük etkisi vardır. Öyle ki 1988'den sonra tüm petrol gelirlerini olduğu gibi altyapı yatırımına harcasa bile, bir 20 yıl daha savaştan önceki durumuna ulaşamayacaktır. Sonuçta borç yiğidi sağlam kamçılar, Kuveyt'e saldırır Saddam.

- İran'ın petrol gelirleri ve enerji altyapısı çöker. Ekonomik kriz ülkeyi boğar. Irak'tan farklı bir durum söz konusu değildir. Ayrıca Basra Körfezi'ndeki petrol nakliyatını kontrol etmek için güdümlü füzelere ve mayınlara inanılmaz yatırım yapılmaya başlanır.

- ABD, bölgedeki petrol sevkiyatının hem kendisi hem de küresel satranç oyunu üzerindeki önemini anlar. Bölgeye daha fazla yerleşir. 1991'deki Körfez Savaşı da bunun tuzu biberi olur. 2003'deki İkinci Körfez Savaşı ise creme de la creme.

Etiketler: , , , , , ,