19 Ağustos 2009 Çarşamba

Haftalık Bakış #12: Yunan Hava Kuvvetleri 2009 ve Sonrası

Yeni Nesil Savaş Uçağı Projesi

Yunan Hava Kuvvetleri’nin (YHvK) en belirgin özelliklerinden biri de, hizmete giren muharip uçak tiplerinin çeşitliliğidir. Bir dönem aynı anda Mirage F1, Mirage 2000, F-4, F-5, F-16 ve A-7 uçaklarını bir arada kullanmış YHvK, 1996 Kardak Krizi’nden sonra yürürlüğe koyduğu geniş çaplı askeri modernizasyon programı dahilinde hava kuvvetlerine özel önem verdi.

1997’den bu yana gerek modern muharip uçak, gerekse yeni nesil güdümlü füze ve bomba projeleri çerçevesinde hem yeni alım hem de modernizasyon projeleri bir arada yürütülmekte. Bu kapsamda,

1. Peace Icarus 2000 F-4E modernizasyon projesi,
2. Mirage 2000-5 Mk2 modernizasyon ve yeni uçak tedariği,
3. Peace Xenia III ve Peace Xenia IV F-16 tedariği,
4. EF-2000 Typhoon tedariği

Projeleri ele alındı. Modernizasyon ve yeni alım projelerinin bir arada yürütülmesi ile, yeni nesil sistemlerin hizmete girmesine kadar geçecek süre içinde oluşacak açığı kapatmak için eski sistemleri güncel tutmak, böylelikle birbiri ile örtüşen, birbirini takip eden takvimler dahilinde YHvK’ni en son teknoloji ile donatmak hedeflendi.

Ne var ki 1997’den itibaren yürürlüğe konan bu iddialı tedarik ve modernizasyon projeleri silsilesinde ciddi yol kazaları meydana geldi.

Modernizasyon faaliyetleri kapsamında Yunanistan ilk olarak, elindeki F-4E filolarını yenilemeye başladı ve 94 adet F-4E ve RF-4E uçağı iki aşamalı bir yenileme programına tabi tutuldu. İlk aşamada gövde ömürlerinin uzatılması için uçaklar, SLEP (Service Life Extension Program; Hizmet Ömrü Uzatma Programı) işlemine sokuldu. Uçakların gövde ömrünü yaklaşık 15 sene kadar uzatan bu yapısal tadilat projesinden sonra, 39 adet F-4E için kapsamlı aviyonik ve silah sistemi modernizasyon projesine geçildi. Uzun süren ihale aşamasından sonra Ağustos 1997’de Alman DASA şirketi ile 336 Milyon Dolar tutarında bir anlaşma imzalandı. “Peace Icarus 2000” adı verilen modernizasyon projesi için seçilen uçaklardan 4’ünün kaza / kırıma uğraması neticesinde modernize edilecek uçak sayısı 35 olarak tekrar belirlendi.

Proje ile F-4E’lerin radar, elektronik harp, seyrüsefer sistemleri yeni nesil sistemlerle değiştirildi. Ayrıca AIM-120 AMRAAM orta menzil ve IRIS-T kısa menzil havadan havaya füzeler, gelişmiş hassas güdümlü havadan yere silah ve İsrail yapımı LITENING III hedefleme ve seyrüsefer podu kabiliyeti kazandırıldı. , Proje ile hizmet ömürleri 2015 civarına kadar uzatılmış olan F-4E’ler, yeni nesil savaş uçakları hizmete girene kadar YHvK F-16 ve Mirage 2000 filolarının üzerindeki yükü önemli ölçüde hafifletmiş oldu.

Peace Icarus projesi bir bakıma, yeni nesil çok rollü savaş uçakları hizmete girene kadar oluşacak kabiliyet açığını örtücü işleve sahipti. Modernize edilmeyen F-4E’ler, her ne kadar gövde ömürleri 2010 civarına kadar dayanabilecek şekilde yenilenmiş olsalar da, modern aviyonik ve silah sistemlerine sahip değildiler.

1975’te yeni üretim ve 1992’de ikinci el olarak hizmete giren taktik taarruz görevli A-7 Corsair’ler, alçak irtifada uzun menzil ve silah taşıma kapasiteleri haricinde faydalı olmaktan uzak hale gelmekteydiler. Her iki uçak tipinin de 2000 – 2010 döneminde yeni nesil bir savaş uçağı ile değiştirilmesi ihtiyacı doğmuştu.

Yunanistan’ın, Eurofighter EF-2000 Typhoon macerası da işte bu aşamada başladı.

Yeni nesil savaş uçağı ihtiyacı kapsamında 60 adedi kesin, 30 adedi opsiyon toplam 90 adet Eurofighter EF-2000 Typhoon alımı ve Eurofighter projesine katılım, Mart 2000’de dönemin Yunan Savunma Bakanı Akis Çohacopulos tarafından açıklanmıştı.

Haziran 2000’deki Peace Xenia III siparişinin hemen ardından atılan bu adım, Eurofighter için son derece önemli bir satış başarısı olmasının yanısıra, Ege’deki hava kuvvetleri dengesinin Türkiye aleyhine dramatik ölçüde değişmesi anlamına geliyordu.

Ne var ki 2004 Atina Olimpiyat Oyunları’nın Yunan ekonomisi üzerindeki olağanüstü olumsuz etkisi, AB fonlarının geri ödemesi ve mali bildirim usülsüzlüklerinin neden olduğu skandal ve 1997’den itibaren neredeyse kontrolsüz biçimde saldırılan dev savunma projelerinin bütçe üzerine bindirdiği aşırı ödeme yükü, diğer pek çok iddialı proje gibi EF-2000 alımını da söndürdü:

Yunan Hükümeti 05.02.2001 tarihinde, üretici EADS şirketine yeni bir ödeme planı teklif etti. Ancak bu ödeme planına ilişkin görüşmeler devam ederken ani bir kararla 29.03.2001 tarihinde Yunanistan, EF-2000 alımını 3 sene ertelediğini duyurdu, nitekim proje 2004 yılında iptal edildi.

Bu kararın alınmasında ana etken olarak 60 uçak için yaklaşık en az 5 Milyar Dolar civarındaki maliyetin bütçeye getireceği ek yük ve 2004 Olimpiyat Oyunları için yapılan harcamalar gösterilmekte. Kararda ayrıca Türk Hava Kuvvetleri’nin görünür gelecekte büyük çaplı bir taktik savaş uçağı alımı gerçekleştirmeyeceği ve güç dengesinde büyük bir oynama olmayacağı öngörüsünün getirdiği göreceli rahatlığın da rol oynamış olması da muhtemeldir.

EF-2000 alımının iptali, birbirini takip eden tedarik ve modernizasyon süreçleri planına darbe vurdu. Bütçeye büyük yük getirecek yeni nesil savaş uçağı alım kararı, nihayetinde 2006 – 2010 EMPAE’sinden çıkartılarak ve Peace Xenia IV projesi ile F-16 alımı yapılarak en erken 2011 – 2015 dönemine ötelendi.

Hizmet ömürlerinin sonuna gelen ve 335 ile 336 numaralı filolarda görev yapan A-7C/E/H Corsair II tipi taarruz uçakları Peace Xenia IV F-16’ları ile değiştirilirken, 2015 civarından itibaren emekliye ayrılacak modernize edilmiş 34 adet F-4E Peace Icarus’un ve hatta büyük ihtimalle uzun vadede, Peace Xenia I ile alınan F-16 Block 30’ların yerini alacak yeni nesil uçak ihtiyacı gündemde yerini, üst sıralarda olmasa da, korumaya devam etti.

TÇD hazırlama çalışmaları devam eden ve 30 – 40 uçağın alımını içeren yeni nesil çok rollü savaş uçağı projesinde yarışan adaylar şunlar:

1. Eurofighter EF-2000 Tranche III Typhoon
2. Dassault Rafale F3
3. Boeing F/A-18E/F Super Hornet Block II
4. Saab Gripen NG

Eurofighter iddiasını, eskisi kadar güçlü olmasa da korumaya devam ediyor. Ancak EF-2000’in yüksek maliyeti, iptal edilmiş olan alımın psikolojik etkisi ve Fransa’nın, Yunan savunma alımlarında Almanya’nın yerine öne çıkması, Rafale’nin yıldızının parlamasına neden oldu.

Yunanistan, Fransa haricinde herhangi bir ülkeye satış başarısı yakalayamamış Rafale için, Birleşik Arap Emirlikleri ile birlikte en ciddi potansiyel müşteri durumuna gelmiş durumda. Bunda Fransa ile son derece olumlu seyreden ikili ilişkilere ek olarak 1970’lerden bu yana Mirage F1, Mirage 2000EG/BG ve en son Mirage 2000-5 Mk2 tecrübesi ve envanterdeki MICA ve SCALP-EG gibi Fransız kaynaklı modern mühimmatın varlığı da önemli rol oynuyor. Rafale’nin Yunanistan’daki iddiası, Dassault şirketinin Atina’da Mart 2008’de bir büro açması ile daha da pekişmiş oldu.

1980’lerde F-16’ya karşı F-18L ile yarışan ve YHvK renklerine boyanmış uçağı ile deneme uçuşları yapmasına rağmen kaybeden F-18, bu sefer Super Hornet ile tekrar yarışa dahil oldu.

Hindistan’ın MRCA (Multi Role Combat Aircraft; Çok Rollü Savaş Uçağı), Brezilya’nın FX-2 ve Danimarka ihalelerinde iddialı konumda olan Boeing 10.03.2009’da, Yunanistan’a yerel sanayi katılımı ve offset paketini kapsayan bir teklif sunacağını duyurdu.

Saab Gripen NG’nin şansının düşük olduğunu iddia etmek çok kolay değil. Yunanistan’ın bugüne kadar Fransız uçak ve mühimmatlarını kullanarak sağladığı “ikizleme” politikasının devamı olarak Gripen’in seçilmesi ihtimal dahilinde olabilir.

YHvK’nin erken ihbar ve komuta kontrol kabiliyetinin odağında yine İsveç üretimi Erieye sisteminin bulunması, Gripen’in pek çok farklı havadan havaya ve havadan yere silah sistemini kullanmaya sertifiyeli ve kısa mesafeli pistlerden iniş kalkışa uygun oluşu artı puanları arasında sayılabilir.

Yeni nesil savaş uçağı projesinde, TÇD’nin 2009 son çeyreğinde yayınlanması beklentileri mevcut. Ancak bu, gerek ekonomik durum gerekse 2009 yılı içerisinde gündeme gelmesi muhtemel erken seçim dolayısıyla mümkün olmayabilir.


Peace Xenia IV Projesi

Eurofighter EF-2000 tedarik projesinin iptal edilmesi, eskiyen A-7 ve F-4E’lerin yarattığı kabiliyet boşluğunu doldurmak için ilave uçak alımını gündeme getirdi. 60 + 30 şeklinde düşünülmüş olan EF-2000 alımı rafa kaldırılınca, oluşan açığı kapatmak için hızlıca hizmete alınabilecek ve harbe hazırlık için asgari geçiş süreci gerektirecek bir uçak alımı gündeme geldi. Türkiye’nin Peace Onyx III projesi ile envanterindeki tüm F-16’ları aviyonik modernizasyonuna sokması ve Peace Onyx IV projesi ile 30 adet ilave F-16 alımına gitmesi, Yunanistan’ın kararını doğrudan etkiledi.

Nitekim KYSEA’nın 19.07.2005’teki toplantısından sonra basın açıklaması yapan dönemin Savunma Bakanı Spilios Spiliotopoulos’un 10 adet opsiyon ile birlikte toplam 40 adet F-16 alımına karar verildiğini açıklaması büyük bir sürpriz olmadı.

Yunanistan bu son paketten önce, “Peace Xenia” proje serisi kapsamında, 1989 – 2004 yılları arasında üç pakette toplam 140 adet F-16 teslim aldı. Bu siparişlerin dağılımı şu şekilde idi:

Peace Xenia I: 34 adet F-16C Block 30, 6 adet F-16D Block 30,
Peace Xenia II: 32 adet F-16C Block 50, 8 adet F-16D Block 50,
Peace Xenia III: 40 adet F-16C Block 52+, 20 adet F-16D Block 52+.

Öncekiler gibi FMS kredisi kapsamında gerçekleştirilecek Peace Xenia IV projesi ile ilgili resmî bildirim, DSCA tarafından ABD Kongresi’ne 26.10.2005 tarihinde yapıldı. Bildirimde, Pratt Whitney F100-PW-229 ve AN/APG-68(V)9 radarla donatılmış 40 adet F-16C/D Block 52+ ve ilgili aviyonik sistemler, keşif ve hedefleme podları ile lojistik destek ve eğitim kalemleri ile satışın toplam azami 3.1 Milyar Dolar’ı bulması öngörülmüştü.

20 adet F-16C Block 52+ ile 10 adet F-16D Block 52+ uçağını kapsayan 2 Milyar Dolar tutarındaki satış ile ilgili LOA (Letter of Offer and Acceptance; Teklif ve Kabul Mektubu) 13.12.2005 tarihinde Yunan ve ABD hükümetleri arasında imzalandı. Yunan Savunma Bakanlığı, 15.03.2006 tarihinde yaptığı bir açıklama ile, KYSEA toplantısında oybirliği ile alınan karar doğrultusunda ilave 10 adetlik opsiyonun işletilmeyeceğini duyurdu. Bu kararda, muhalefetin yoğun eleştirileri ve kamuoyu baskısının etkili olmuş olması muhtemeldir.

Projenin offset yükümlülüğü kapsamında Lockheed Martin, uçakların konuşlanacağı Araksos Üssü’ne gerekli altyapı yatırımlarını yapmakla yükümlü kılındı. Bu çerçevede Araksos’a 5 adet yeni komuta kontrol ve bakım tesis binası inşa edildi.

Yunan savunma projelerinde büyük ağırlığı bulunan siyasi etkenler, Peace Xenia IV projesinde hükümet – muhalefet çekişmesi şeklinde zuhur etti. İktidarda bulunan merkez sağ ND (Néa Dimokratía; Yeni Demokrasi) partisi ile merkez sol PASOK (Panhellinion Sosialistiku Kinema; Pan Helenist Sosyalist Hareket) arasında yoğun ve şiddetli tartışmalar yaşandı.

Yunanistan’da 1996 – 2004 yılları arasında Kostas Simitis başbakanlığında iktidarda kalan PASOK hükümeti, 1997’den itibaren özellikle Almanya ile çok sayıda dev ölçekli savunma projesine imza atmıştı. PzH-2000 kundağı motorlu obüs, Tip 214 denizaltı, Leopard 2A6HEL, Peace Icarus 2000 F-4E modernizasyonu, IRIS-T havadan havaya füze alımı gibi çok sayıda projeyi gerçekleştiren ve EF-2000 alımı için adım atan PASOK, ND’nin F-16 gibi bir ABD yapımı uçağın alımına karar vermesine şiddetle karşı çıktı.

Buna ilaveten, DSCA bildiriminde 3.1 Milyar Dolar olarak telaffuz edilen ancak KYSEA tarafından 19.07.2005’te 1.3 Milyar Dolar tutacağı bildirilen alım hakkında, hem de söz konusu KYSEA toplantısından sonra, Savunma Bakanı Spiliotopoulos’un kesin tutar için sözleşme görüşmelerinin sona erdirilmesinin gerektiğini ifade etmesi, ND’nin eleştiri oklarını PASOK’un üzerine çekti. Yunan meclisinde Eylül 2005’te sert tartışmalar yaşandı, ancak sözleşme yine de yürürlüğe girdi.

Peace Xenia IV kapsamında ilk 4 uçak 335 numaralı filo bünyesinde 22.05.2009 tarihinde resmen hizmete girdi. Teslimatların Mart 2010’a kadar tamamlanması planlanıyor.

30 yeni F-16 Block 52+ bir yandan 335 ve 335 numaralı filolardaki A-7’lerin yerini alırken, öte yandan 348 numaralı filodaki RF-4E Phantom II taktik keşif uçaklarının da emekliye ayrılmalarını sağlayacak.

Zira Yunanistan, Mayıs 2007’de Goodrich Aerospace’e 2 adet opsiyon ile birlikte 2 DB-110 keşif podu siparişi verdi (Peace Xenia IV projesine ilişkin 3.1 Milyar Dolar tutarındaki DSCA bildiriminde toplam 11 adet keşif podu yer alıyordu). Hizmette halen 10 ila 15 arası RF-4E bulunan YHvK, bu görevi 335 ve 336 filo F-16 Block 52+’lerine devredecek.


Mirage 2000-5 Mk2 Projesi

Yunanistan, 1970’lerde Mirage F1 ile başlattığı, envanterde ABD kaynaklı olmayan savaş uçağı bulundurma politikasını, Mirage 2000 ile devam ettirdi. YHvK için 36 adet tek kişilik Mirage 2000EG ve 4 adet çift kişilik Mirage 2000BG alımına dair sözleşme 20.07.1985 tarihinde imzalandı ve uçaklar 1988 yılında teslim edildi. YHvK ilk F-16’larının siparişini, 40 adet uçağı içeren Peace Xenia I projesi ile, aynı dönemde vermişti.

AM-39 Exocet füzesi ile donatılarak gemisavar görevleri de üstlenebilen Mirage 2000’ler, özellikle Ege göklerinde THvK F-16’ları ile sık sık karşı karşıya geldiler. Yunanistan’ın 1990’lı yıllardan bu yana Mirage 2000 ve F-16 gibi aynı sınıftaki ancak farklı performans özelliklerine sahip iki farklı tipteki uçağa sahip olmanın avantajından istifade ettiği iddia edilebilir.

Yunanistan, gerek EF-2000 iptalinin orta vadede neden olacağı kabiliyet açığını telafi etmek gerekse Mirage 2000 filosunun muharebe kapasitesini yükseltmek için bir modernizasyon projesi başlattı. Bu çerçevede 21.08.2000 tarihinde Fransız Dassault şirketi ile, 10 adet Mirage 2000EG’nin, Mirage 2000-5EG Mk2 (Mirage 2000EGM) seviyesine modernizasyonu, yeni üretim 10 adet Mirage 2000-5EG Mk2 (Mirage 2000EGM) ve 5 adet Mirage 2000-5BG Mk2 (Mirage 2000BGM) alımı ile 56 adet Matra BAe Dynamics SCALP EG seyir füzesi, 200 adet MBDA MICA havadan havaya füzenin tedariği içeren bir sözleşme imzaladı. Uçak alım ve modernizasyon paketinin tutarı, yaklaşık 1.2 Milyar Euro, silah sistemlerine ilişkin sözleşmenin tutarı ise 424 Milyon Euro idi.

Sözleşmeye göre Yunanistan’ın ayrıca 3 adet yeni üretim Mirage 2000-5EG Mk2 alımı ve 5 adet Mirage 2000EG’nin modernizasyonu için opsiyon hakkı da bulunmaktaydı. Sözleşmeye göre tüm modernizasyon işlemleri Dassault desteği ile HAI tesislerinde gerçekleştirilecekti.

YHvK’nin modern çok rollü uçak açığını kayda değer biçimde kapatan Mirage 2000-5 Mk2’lerin başlıca özellikleri şu şekilde sıralanabilir:

1. Tamamen sayısal göstergelerle desteklenen “glass cockpit” kokpit,
2. Renkli MFD’ler, Sextant yapımı geniş açılı HUD, HOTAS
3. Entegre GPS/INS seyrüsefer sistemi, geliştirilmiş data link sistemi,
4. Damocles hedefleme ve seyrüsefer pod kabiliyeti,
5. Yeni nesil Thales RDY radarı, Thales ICMS Mk3 özsavunma sistemi,
6. Azami kalkış ağırlığının 17,500kg’ye çıkarılması,
7. Yeni nesil MICA havadan havaya ve SCALP EG seyir füzesi kabiliyeti.

Mirage 2000-5 Mk2 projesinin en önemli bileşenini kuşkusuz, SCALP EG seyir füzesinin alımı teşkil etmekte. 300km’den yüksek menzili, entegre INS/GPS, TERPROM ve IIR güdüm kontrol sistemi ile 450kg’lik harp başlığı ile son derece etkili bir stratejik silah sistemi olan SCALP EG ile YHvK, Anadolu’nun derinliklerindeki hassas hedeflere erişim imkânı kazandı.

3 + 5 uçaklık opsiyonu işletmeyen ve AM-39 Exocet kabiliyetini, maliyeti nedeniyle modernizasyon paketinden çıkaran YHvK’nin ilk Mirage 2000-5 Mk2’leri 28.01.2005 tarihinde uçtu. ICMS Mk3 özsavunma sisteminde yaşanan sorunlar nedeniyle geciken projede modernize edilen uçakların teslimatı 2006 sonunda, Dassault üretimi 15 yeni uçağın teslimatı ise 2007 sonunda tamamlandı.

Öte yandan Dassault şirketi, Mirage 2000 savaş uçağı üretim hattını, YHvK için ürettiği son uçağın tamamlanmasından sonra Kasım 2007’de kapattı.


(sürecek)

Etiketler: , , , , , , , , ,

19 Mart 2009 Perşembe

Costs?

Savaş uçağı maliyetleri, özellikle Eurofighter Typhoon, F-35 Joint Strike Fighter, F-22A Raptor gibi modern uçaklar söz konusu olduğunda en ateşli tartışmaların konusu olmakta. Modern uçaklar oldukça pahalı, bütçeye yükleri ağır. Ancak bu yükün niteliğinin doğru biçimde belirlenmesi gerek.

Savaş uçakları, içerdikleri silah sistemleri, aviyonikler, bakım, işletme & idame ve eğitim gibi alt kalemlerden dolayı, tabiri caizse "anahtar fiyatı" şeklinde ifade edilemeyecek maliyet kalemlerine sahipler.

Nedir bu kalemler? (KeyPublishing Forum'da djcross rumuzlu kullanıcının mesajından)
  • "Flyaway" (uçuş) Maliyeti = Gövde (airframe) + motor + aviyonik
  • Silah sistemi maliyeti (Weapon System Cost) = "Flyaway" maliyeti + destek sistemleri + dökümantasyon + eğitim & eğitim sistemleri
  • Tedarik Maliyeti (Procurement Cost) = Silah Sistem Maliyeti + yedek parça
  • Program Maliyeti = Tedarik maliyeti + ArGe maliyetleri + denemeler + tesis altyapı maliyetleri
  • Ömür Devri Maliyeti (Life cycle cost) = Program Maliyeti + Yakıt + lojistik + işletme maliyetleri + personel ve sair maliyetler

Etiketler: , ,

10 Nisan 2008 Perşembe

Türk Hava Kuvvetleri'nin Geleceği - II

Türk Hava Kuvvetleri muharip uçak olarak halen F-16C/D Block 30, Block 40 ve Block 50, F-4E 2020 Terminator ve F-4E Phantom II kullanmakta; yedekte ise ileri eğitim görevlerinde kullanılan N/F-5A/B 2000 bulunuyor.

F-16 filosu Peace Onyx III modernizasyon projesi kapsamında modern teknolojiler ve silah sistemleri ile donatılacak. Peace Onyx IV projesi kapsamında da 30 adet yeni F-16C/D Block 50+ tedarik edilecek.

F-35’lerin 2010’ların ortalarından itibaren hizmete girmesi planlanıyor. Sayı olarak 116 telaffuz edilmekte.

Çok büyük bir kuvvet çarpanı olan F-4E 2020 Terminator’lar, kod isimlerinden de anlaşılacağı üzere 2020’lerde emekliye ayrılacak.

Son derece yaşlı ve yıpranmış olan F-4E Phantom II’ler ise 2010’ları görürlerse rekor kırmış olacaklar: Dayanıklılık rekoru.

Bu çerçevede Türk Hava Kuvvetleri’nin muharip gücünü ABD yapımı platformlara dayandırmaya devam edeceği görünmekte. Peki, ulusal çıkarlarımız açısından son derece tehlikeli bu durumun alternatifleri nelerdir?

Benim düşünceme göre yapılması gereken, UCAV / İMHA yatırımı yapmak ve bu alanda ortak geliştirme projelerine yönelmek, ileride kademeli olarak F-16 Block 50+ / F-35 / UCAV karması ve akabinde kademeli olarak F-35 / UCAV karmasının kurulmasıdır.

"F-35, insansız son savaş uçağıdır"ın haddinden fazla iddialı bir söylem olduğunu düşünüyorum. Ancak bu, insansız hava aracı teknolojilerinin önümüzdeki 15 - 20 yıl içerisinde ne kadar muazzam bir gelişme kaydedeceğini değillemiyor .

EF-2000 öteden beri düşündüğüm ve arzuladığım bir seçenekti. Ancak bu seçenek artık gündemde değil. Murad Bayar bunun gerekçesini şöyle vermiş:

EF projesine baştan girseydik çok doğru bir adım olurdu. 15 yıl önce girseydik bizim için çok iyi olurdu. Çünkü sanayimiz o gelişme fazının içine girmiş olacaktı ve dediğimiz o teknoloji transferi o zaman tam olarak gerçekleşmiş olacaktı. Avrupa’da 4 tane üretim hattı var ve üretiliyor. Şimdi Avrupa’da böyle bir modelleme yapıldığı için 4 ülkenin sanayisine katılarak ve 4 tane üretim hattıyla pahalıda bir uçak. Çünkü işin içinde birazda verimsizlik var. 6 tane uçak için 4 tane hat kurmana gerek yok 1 hat yeterli ama işin politik şartları gereği her ülkeye bir tane hat kuruluyor. Şimdi siz sonradan gelen bir oyuncu olduğunuz zaman 15 senedir o ülkelerin yaptığı yatırım ve kendi sanayilerine dönen yatırımında maliyetini ödüyorsunuz. Payınıza düşeni ödüyorsunuz ama onun faydasını almamış oluyorsunuz. Çünkü neticede gelişmiş bir proje. Yani biz bundan sonrasında da ortak olabiliriz. Bundan sonrada EF de geliştirilecek çok şey var. Şu anada uçak ağırlıklı olarak hava hava modelidir. Hava yer özellikleri geliştirilecek. Bize yapılan tekliflere göre orada da girebiliriz. Mevcut uçağın teknolojisini açalım diyorlar tamam o da iyi bir şey ama bu teknoloji öyle kitaptan öğrenilecek bir şey değil. Uygulamanın içinde öğrenirsin. Şimdi diyelim ki sana yazılımı açtı 5milyon satır yazılım buyur satır satır çöz. Onun yazılımı sırasında içinde bulunman gerekiyordu . 15 yıllıkta bir süreç söz konusu 15 yılık bir sürecin içinde olmadıktan sonra bir değeri var ama Türkiye öyle bir projeye baştan girmeliydi A400 M’de olduğu gibi. O zaman sanayi işin başından itibaren işin içinde, eşit haklara sahip yatırdığın para bir miktar fazla ödense bile hazır uçak almaktan iyidir ve o yatırdığın para olduğu gibi sanayine geri geliyor. O zaman mantıklı. EF zaten 15 senedir sanayide geliştirilmiş şimdi ben geldiğim zaman bütün o primi ödeyeceğim ama karşılığında sınırlı bir şey alacağım. Bunları söylerken de EF değerlendirmeye devam etmemiz gereken bir uçak.

http://www.trmilitary.com/forum/1-vt8789.html?start=0

Oldukça makul bir açıklama aslında ama bir yandan da "Peki ya Tranche 3?" diye sorası geliyor insanın, ya da ABD'nin F-16IN Block 70 pakedinde Hindistan'a tam teknoloji transferi önermesini (her ne kadar pazarlık unsuru olarak öne çıkarılmış olsa da). Tranche 3 için bir ortaklık ihtimali az, çok az da olsa mevcut. Gerçekleşir mi? Şüpheliyim. Düşünüyorum da, Eurofighter'ın teklifi 1990'larda gelmiş olsaydı ya da Tranche 3 2000'lerin ilk yıllarında daha somutlaşabilmiş olsaydı belki de çok daha ideal olacaktı.

F-35 gerçekten son insanlı savaş uçağı olmayacak büyük ihtimalle, ama zamanlama açısından oldukça kritik bir süreci işgal edecek. F-35 seri üretim aşamasına geldiğinde ve belki teslimatlara başlayınca, kuvvetle muhtemeldir ki artık havacılık ve uzay sanayiinde yönlendirilebilir enerji silahları, insansız savaş uçakları çok daha olgunlaşmış teknolojileri içerecekler. Kuvvetle muhtemeldir ki, İHA/İMHA'lar 2030'lu yıllarda modern hava kuvvetlerinin esas unsuru olacaklar, tek unsur olmasalar da.

Bu nedenle, Türkiye'nin başını çektiği ya da eşit ortağı olduğu bir geliştirme projesi gibi bir yaklaşımla, İMHA teknolojilerine yönelinmesinin geleceğe yatırım yapmak adına önümüzdeki seçeneklerin en önemlilerinden biri, hatta en önemlisi olduğunu düşünüyorum. Bu açıdan, F-16 / F-35 karmasının ulusal çıkarlarımız açısından oldukça riskli bir yatırım olduğunu kabul etmekle birlikte ben bu tercihi bir çeşit teknik trade-off olarak görüyorum, daha doğrusu görmek istiyorum. Sonuçta Türkiye hiç bir zaman seçeneksiz değildir. Yarın başka gelişmeler olur, ve belki o gelişmeler dünden öngörülmüş ve/veya planlanmıştır, bir bakarız F-16 / F-35 ikilisinin yanına ne bileyim Çin'le L-15 tabanlı bir şeyi koymayı tartışıyor oluruz ya da Kore ile bir şeyleri. Bunlar başka mevzu.

Etiketler: , , , , , , ,

01 Nisan 2008 Salı

Türk Hava Kuvvetleri'nin Geleceği - I

Aşağıdaki yazıyı 2006 Kasım’ında yazmışım bir tartışma platformunda, başka bir konuda yazdıklarımı ararken buldum... Not düşmek adına buraya almak istedim.

Yazının üzerinden yaklaşık 1.5 sene civarında zaman geçmiş. Bu süre zarfında yazının içeriğine dair önemli gelişmeler oldu:

1. IDEF 2007 fuarı sırasında açıkça ortaya çıktı ki, Türkiye EF-2000 tedariğini çeşitli sebeplerden ötürü rafa kaldırdı. Bu sebepler uçağın halen gelişmekte olmasından, lojisitk ve maliyet faktörlere, Türkiye’nin EDA’ya katılımının engellenmesine kadar geniş bir yelpazede sıralandı.

2. CCIP projesinde, tüm F-16 filosu modernizasyon kapsamına alındı, yani ikinci 100 adetlik paket de projeye dahil edildi.

3. Gerçekleşen kaza kırımlar sonucu güncel envanterdeki F-16 sayısı 211’e indi.

4. Türkiye F-16 ve F-4E 2020 uçakları ile Kuzey Irak’ta nokta hedef harekatları icra etti ve hala icra etmeye devam ediyor. Bu harekatlarda gündüz / gece seyrüsefer, hedefleme ve keşif podları, modern güdümlü mühimmat kullanılıyor; uçuşların ekserisi gece uçuluyor.

***

Açıkçası Türk Hava Kuvvetleri’nin sadece JSF istediğinden pek de emin değilim. Bazı yabancı kaynaklı basın organlarının son zamanlardaki kaynağı belirsiz, daha doğrusu hep "adının açıklanmasını istemeyen bir yetkiliye" dayanan haberleri her ne kadar aksini söylese de. Toplantı terkedilmesi gibi bir şeye ihtimal vermiyorum, gerçek olduğuna inanmıyor, inanamıyorum. Bence ATAK ve YNMU projeleri üzerinden siyasi hesaplaşma yaratılmak isteniyor ve TSK buna alet ediliyor.

Türk Hava Kuvvetleri çok uzun bir süredir belli bir konsept ve doktrin çerçevesinde uçak tedarik etmiştir. Bu doktrinin iki parçası vardır:

1. Türkiye'yi doğu-batı olarak iki sektöre ayırıp bu iki sektöre ikiz filolar yerleştirme

2. Biri ucuz, tek motorlu, diğeri daha sofistike ve tercihen çift motorlu iki uçağın birbirini tamamlayacak şekilde görev yapması.

Bu doktrin Soğuk Savaş ihtiyaçlarına göre oluşturulmuştu. Bu yüzden 1. ve 2. Taktik Hava Kuvvetleri Komutanlıkları kurulmuş, bu kuvvetlere ayrılacak filolar birbirlerinin ikizi olacak şekilde planlanmıştır.

İkinci hususa göre de F-5 / F-104 & F-100 / F-4 / F-102 tedarikleri gerçekleştirilmiştir. Çeşitli harmanlamalarla bu birbirini tamamlayan uçak bulundurma sistemi devam ettirilmiştir. En sonunda bu süreç F-5 + F-16 / F-4 ve sonunda F-16 / F-4 olarak günümüze gelmiştir.

Ancak son 10 yılda THvKK kapsamlı bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Filo yapıları ve görevlerinde kaymalar olmuş, Taktik Hava Kuvvetleri Komutanlıkları ". ve 2. Hava Kuvvetleri olarak değiştirilmiştir. Sadece ABD menşeili savaş uçağı yapısı da modernizasyon projeleriyle İsrail yedeklemesiyle desteklenmiştir (F-4E 2020 ve F-5 2000).

CCIP projesine baktığımız zaman THvKK'nın yoğun bir yer saldırı / darbe gücünü idame ettirmek istediğini anlıyoruz. Dikkat edilecek olursa CCIP ile F-16 için tedarik edilecek silah sistemlerinin neredeyse tamamı F-35 için de sertifiyelidir. THvKK bu silahlarla birlikte F-35'e de hazırlık yapmayı planlamakta anlaşılan.

Şimdi F-4 filolarına baktığımızda şöyle bir durum var:

111 + 171: F-4E 2020. Bu uçaklar 2000 yılından bu yana sadece 2 kırım ile ve çok yüksek harbe hazırlık oranı, performans ile uçuyorlar. Özellikle Elta EL/M-2032 radarlarının performansından büyük memnuniyet söz konusu.

112 + 172: Bu filolardaki F-4E'ler elimizdeki en yaşlı uçaklar. 1966, 1967 civarında üretilen, çok yıpranmış ve artık ömürlerininn sonlarına gelmiş uçaklar.

111: 173ncü filodaki RF-4E'lerin bir kısmının da gelmesiyle takviye edilen bu filodaki RF-4E'ler zaten Türkiye'ye teslim edilmeden önce modernizasyondan geçmişti, şimdi ASELSAN ve Eskişehir HİBM tarafından Işık projesi altında kısmi modernizasyondan geçiyorlar. Tek taktik keşif filomuz olan 113 Işık'ın bir süre daha bu uçaklarla göreve devam edeceğini varsayabiliriz.

173: RF-4E'leri gönderip Konya F-4E'leri ile donatılarak F-4E ileri / harbe hazırlık filosu olarak dönüştürüldü. Bu filodaki F-4E'ler de oldukça yaşlı, 112+172 ile benzer durum söz konusu.

48 adetlik Terminator II projesi iptal edildikten sonra 112+172 Phantom'ları için kısmi modernizasyon/iyileştirme planlandı. SSM Murad Bayar'ın beyanatına göre hedeflenen, azami yerel katkı ile bu uçakların ömürlerini bir 10 sene daha uzatmak. Muhtemelen yapısal iyileştirme, INS/GPS, muhabere sistemi gibi işlemler uygulanacak. Yaklaşık 10 senelik ömür artışı, bu uçakların 2015'ten sonra, 2016-2018 arası emekliye ayrılacağına işaret eder. Bu tarih aralığı da F-35 Şimşek 2'nin THvKK envanterine girme tarihi ile çakışmaktadır.

Öte yandan THvKK 30 yeni F-16 Block 50+ alımı ve ilk pakette 117 F-16 modernizasyonu ile (ilk açıklanan plana göre 76 Block 50 ile 4 Block 40 F-16, Block 50+ seviyesine yükseltilecek, 37 Block 30'a ise nispeten daha dar çerçeveli bir modernizasyon uygulanacaktı, son kaza kırımlar ile bu sayı ne oranda değişti bilmiyorum) F-16 filosunu yaklaşık olarak 2030+ civarına kadar envanterde tutacak gibi görünüyor. Şahsen ben 100 adetlik ikinci paket CCIP modernizasyonunun gerçekleşme olasılığını nispeten düşük görüyorum. Ancak gerçekleşirse 100 adet Block 40 F-16 Block 50+ seviyesine yükseltilecek.

Şimdi muharip filoları ele alırsak:

F-4E: 2015+

F-4E 2020: 2020+

F-16 Block 50 CCIP (Öncel Proje 2 ile üretilip Öncel Proje 3.1 ile modernize edilenler): 2035+ hatta belki 2040+

F-16 Block 40 CCIP (Öncel Proje 1 ile üretilip Öncel Proje 3.2 ile modernize edilenler): 2030-2040

F-16 Block 30 CCIP (Öncel Proje 1 ile üretilip Öncel Proje 3.1 ile modernize edilenler): ~2030

F-16 Block 50+ (Öncel Proje 4 ile yeni tedarik edilenler): 2045+

yıllarında emekliye ayrılacaklar diye değerlendiriyorum.

F-35'in tahmini envantere giriş tarihi her ne kadar basına 2014 olarak yansısa da, harbe hazır hale gelmesi 2015-2020 arası gerçekleşecektir.

Bu durumda benim değerlendirmem, F-35'in envanterde F-4E'nin yerini alacağıdır. Halihazırda F-4E 2020 filolarının yegane görevi darbe (interdiction) ve hassas güdümlü mühimmat ile saldırıdır. İptal edilen Terminator II projesi de sadece yer saldırı görevli idi ve 112+172 filolar ağırlıkla yer saldırı görevi eğitimi icra etmektedir. Dolayısıyla hassas güdümlü mühimmatla uzun menzilden saldırı görevlerinin 111+112+171+172 filoların asli görevi haline geldiğini söylemek yanlış olmaz.

Yani THvKK geleneksel "tek motorlu + çift motorlu" kombinasyonu yerine görev bazlı kombinasyona gidiyor gibi görünüyor. Zira çift motorlu saldırı uçağını tek motorlu saldırı uçağı ile değiştirecek anlaşılan. Bu, gelişen ve ayrıca F-35'in vaat ettiği teknolojiler de hesaba katılırsa anlaşılabilir ve makul bir yaklaşım.

Öte yandan EF-2000 konusunda ise,

EF-2000'in kabiliyet ve tasarım yönünden 3 ana modeli var: Tranche 1, Tranceh 2 ve Tranche 3. Tranche 1 ve 2 arasında yapısal olark neredeyse hiç bir fark yok, tüm farklılıklar minör alt sistem ve yazılım tabanlı. Halen Tranche 2 versiyonu üretimde. Tranche 3 ise pek çok motor, radr ve elektronik yeniliği bünyesinde toplayan, tam anlamıyla yeni nesil ve çok rollü bir uçak (olacak). Ancak Tranche 3'ün geliştirme çalışmaları halen devam ediyor ve ilk versiyonlarının bir gecikme olmazsa 2011-2014 arası hizmete girmesi planlanmış durumda. 2-3 senelik kayma beklenebilir.

Türkiye'ye Tranche 2'den itibaren projeye katılım teklif edilmişti. Tranche 2 her ne kadar yer saldırı için bazı silahları kullanabilse de esas olarak hava-hava ağırlıklı göreve sahip. Teknolojik olarak büyük fırsatlar vaat edilse de ben basına yansıtıldığı gibi 100% sınırsız transfer falan gibi şeylere sadece gülüyorum. Resmi anlaşmaya geçmedikçe her türlü vaat mübahtır ancak 1980'lerin başından beri devam edip milyarlarca dolar akıtılan bir projede hop tepeden inme bir "beşinci eşit ortağa" kimse onay vermez. Türkiye'de bu işler öyle bir hale getirildi ki "kaynak kodu" ve "teknoloji transferi" kelimeleri geçti mi akan sular duruyor. Teknoloji transferi, gelişmiş ülkelerin kurtulmak istedikleri, atıl durumdaki teknolojilerden kurtulmak için uydurdukları bir kılıftır. Kimse yıllar ve milyarlar harcadığı bir projeyi, teknolojiyi, bilgiyi öylesine kimseyle paylaşmaz. Ha, eşit ortak olursunuz. Ne zaman? Diğer eşit ortaklar kadar projeye para, insan ve kaynak yatırırsanız.

Şimdi bu noktada THvKK şu değerlendirmeyi yapıyor olabilir: "F-35 hizmete girene kadar F-4'ler beni idare etsin, ondan sonra zaten darbe filolarımı F-35 yenileyecek. Tamamlayıcı olarak F-16 Block 50+'larım ve modern güdümlü mühimmatım o alandaki açığı kapayacak. Hava-hava alanında ise F-16'lar + AIM-9X + AIM-120C + AWACS kombinasyonu beni idare eder komşulara karşı. Hele şu EF-2000 bir olgunlaşsın, daha sonra bakarız". Bu benim kişisel gözlemim.

Türkiye öyle ya da böyle Kasım ayında F-35 kararını açıklamak durumundaydı. Bunun direkt olarak YNMU projesiyle alakası yok. Zaten Murad Bayar da başından beri YNMU projesinde üç seçeneğin olduğunu bunların ya tek başına EF, ya tek başına JSF ya da her iki modelden de tedarik etmek olduğunu açıklamıştı. F-35 katılım kararının açıklanması ile ilk seçenek otomatikman devre dışı kaldı. Bu SSİK toplantısında diğer iki seçenekten biri seçilecek. Ancak bu toplantıda EF kararı çıkmasa bile bu THvKK'nin EF-2000'den (veya başka bir "hi" uçaktan) tümden vazgeçtiği anlamına gelmeyecektir. Er ya da geç ikinci bir uçak tedariği gerekecek. THvKK'nin tüm hava kuvvetlerini ABD yapımı tek bir uçak tipine dayandıracağını hiç sanmıyorum. Bu gerek politik gerekse teknik olarak çok riskli bir karar olur. Zaten F-35, hava üstünlüğünün diğer savaş uçakları ile sağlandığı ortamda hareket etmek için tasarlanmış, her ne kadar iyi hava-hava özellikleri olsa da yer saldırı ağırlıklı bir uçak. F-35 projesindeki ABD hava üstünlüğünü F-22 ile, İngiltere ve İtalya da EF-2000 ile sağlayacak. Ben Türkiye'nin de benzer bir yol izleyeceğini sanıyorum.

Etiketler: , , , , , , ,

10 Mart 2006 Cuma

Uçak Gemisinde İngiliz - Fransız İşbirliği

Geçtiğimiz günlerde basına yansıyan bir haber oldukça ilgi çekici, özellikle Avrupa savunma sanayiine muhtemel etkileri sebebiyle.

Fransa ve İngiltere savunma bakanları, ortak uçak gemisi geliştirme çalışmaları ile ilgili mutabakat muhtırası (MoU) imzaladılar. Anlaşma 2 adet İngiltere için, bir adet de Fransa için olmak üzere toplam üç uçak gemisinin üretilmesini kapsıyor ve habere göre yaklaşık 3 milyar £ tutarında.

Bilindiği üzere İngiltere 1970'lerde stratejik bir karar alarak konvansiyonel uçak gemilerini hizmetten çekip yerine Invincible sınıfı daha küçük VSTOL uçak taşıyan gemiler üretme kararı almıştı. Bu karar büyük tartışmalar yaratmış ve Falkland Savaşı da bu tartışmalara farklı bir ivme vermişti. Eurofighter EF-2000 savaş uçağının tasarım aşamasında İngiltere'nin gelecekteki ihtiyacı için bir uçak gemisi versiyonu da düşünülmüştü.

CVF ve JSF F-35 projeleri kapsamında halen İngiltere'de konvansiyonel uçak gemilerine dönüş tartışmaları da gündemde. Fransa'nın bu konuda daha rahat olduğu söylenebilir, zira bu ülkenin yeni nesil savaş uçağı olan Dassault Rafale'nin hem hava kuvvetleri (Rafale C/B) hem de deniz kuvvetleri (Rafale M; uçak gemisine iniş yapabilen) versiyonu mevcut ve kullanımda.

Fransa'nın başlangıçta Eurofighter konsorsiyumu üyesi olup daha sonra Rafale'yi geliştirme amacıyla ayrılmış olması ilginç bir not.

FREMM ve Horizon gibi projelerden sonra uçak gemisinde İngiliz - Fransız ortaklığı ilgiyle takip edilmeyi hak ediyor gibi...


£3bn Anglo-French aircraft carriers deal is sealed

Evening Standard

7 March 2006


DEFENCE Secretary John Reid has formally signed an agreement with his French counterpart to deliver near-identical aircraft carriers to the navies of each country.

He inked a memorandum of understanding with France's Michele Alliot-Marie in Innsbruck, Austria, last night to jointly develop and construct the three carriers, two for the Royal Navy and one for France.

France is to pay £100 million towards the cost of preliminary carrier design work already done by Britain's BAE Systems and its partners.

The first Royal Navy carrier is scheduled for delivery in 2012, and the French ship in 2014. The British carriers will operate Joint Strike Fighter aircraft now under development with British collaboration in the US, while the French ship will operate the Rafale combat plane and unmanned combat drones.

Britain has committed around £450 million to the 65,000 tonne vessel's design and demonstration and will make a final decision on building next year. Total cost of the project is likely to be about £3 billion.

The agreement comes despite Britain's withdrawal from a previous programme, Horizon, to jointly design and build a new generation of anti-aircraft frigates for Britain, France and Italy.
http://www.thisismoney.co.uk/news/article.html?in_article_id=407449&in_page_id=2



Britain and France Build Robocarrier

March 9, 2006: Britain and France finally signed the deal to build three new aircraft carriers. This followed several years of negotiations. What's surprising about all this is not the large size of the carriers (about 58,000 tons, the largest ships ever for both navies), or the unique cooperation (two of the carriers are British, one is French, and both nations will cooperate on design and construction, with the Brits taking the lead.) No, what is amazing about all this is the aggressive plans for automation. These "Queen Elizabeth" class carriers are planning on having a ships crew of 800 (or less) and an air wing complement of 600 personnel. Currently, you need a ship crew of about 2,000 for a carrier that size. The reduction in size of the air wing personnel is even more aggressive.

These carriers are going to cost about $4 billion each, and are to be in use for half a century (including several refits and refurbs). But the biggest cost will be personnel. Currently, it costs the U.S. Navy a bit over $100,000 per sailor per year. Do the math ($7 billion in crew costs over the life of each carrier.) So the smaller the crew, the greater the savings, and the more you can spend on upgrading the ship, buying new aircraft and the like.

The carriers will haul 34-45 aircraft and helicopters and be able to handle about 110 flight operations every 24 hours. That's with current aircraft. The F-35B will be the primary warplane on the British carriers. But it's also likely that many, or all, of the next generation of aircraft on these ships will be robotic. But first, the ship has to be equipped with an unprecedented degree of automation. While 250,000 ton oil tankers can operate with a crew of under 40, all those large vessels do is move their cargo from place to place. An aircraft carrier must fight, and find the enemy, and do a lot of other stuff. The new class of 100,000 ton American CVN-21 carriers are trying to get their ship crew down from 4,000 to 2,500.

Warships have a lot of unique functions, like damage control, and manning many systems for high alert, and combat, situations. Some crew reduction ideas are pretty obvious, like installing conveyers to help move supplies when ships are replenished at sea, or even when in port. Many maintenance tasks can be eliminated by using materials that require less effort to keep clean, and are just as safe as those used in the past. It's also been noted that many maintenance tasks can be left for civilians to do when the ship is in port. Most navies has also not kept up on automation. There is still a tendency to have sailors "standing watch" to oversee equipment that, with the addition of some sensors, can be monitored from a central location. If there is a problem, a repair team can be sent. But in the meantime, thousands of man hours a week are saved, and another few dozen sailors are not needed. Another angle is removing a lot of administrative jobs from the ship altogether. All warships are connected, via satellite, to military networks. So many sailors can stay ashore, and do their work without ever going near the ship. Some sailors have long noted that their administrative jobs aboard a carrier rarely brought them in touch with the people they were serving. Carriers have phones and email. Why use it aboard ship when you can use it from some (much cheaper) shore location? Moreover, many of these admin jobs can be done, more cheaply, by civilians.

But the new British/French carriers aim to take warship automation into uncharted territory. This should be interesting, and it is certainly bold and daring. All three carriers are expected to be in service by the middle of the next decade. Just in time for the centennial of the First World War. Hmmm, that's ominous.
http://www.strategypage.com/htmw/htnavai/articles/20060309.aspx

Etiketler: , , , , ,

30 Ekim 2005 Pazar

Türk Hava Kuvvetleri Yeni Nesil Savaş Uçağı Projesi


Mevcut Durum

Muharip Filo Durumu:

1. Ana Jet Üs - Eskişehir
111. Filo (Panter): F-4E 2020 (Hava - Yer)
112. Flo (Şeytan): F-4E (Av - Önleme)
113. Filo (Işık): RF-E (Keşif)

4. Ana Jet Üs - Akıncı
141. Filo (Kurt): F-16C/D (OCU)
142. Filo (Ceylan): F-16C/D (OCU)
143. Filo (Öncel): F-16C/D (OCU)

6. Ana Jet Üs - Bandırma
161. Filo (Yarasa): F-16C/D (Hava - Yer; LANTIRN)
162. Filo (Zıpkın): F-16C/D (Av - Önleme)

9. Ana Jet Üs - Balıkesir
191. Filo (Kobra): F-16C/D (Hava - Yer)
192. Filo (Kaplan): F-16C/D (Av - Önleme)

5. Ana Jet Üs - Merzifon
151. Filo (Tunç): F-16C/D (Hava - Yer; HARM)
152. Filo (Akıncı): F-16C/D (Av - Önleme)

7. Ana Jet Üs - Erhaç
171. Filo (Korsan): F-4E 2020 (Hava - Yer)
172. Filo (Şahin): F-4E (Av - Önleme)
173. Filo (Şafak): RF-4E (Keşif, İnaktif?)

8. Ana Jet Üs - Diyarbakır
181. Filo (Pars): F-16C/D (Hava - Yer; LANTIRN)
182. Filo (Atmaca): F-16C/D (Av - Önleme)

* * *

F-4E / F-4E 2020 durumu:

F-4E envanterindeki gövde ömrü en yeni uçaklardan 54 adedi modernize edildi, ki bunların büyük kısmı FY73 ve FY77, geri kalanı FY68 ve bir adet FY69 seri numaralı uçaklar. Yani eldeki en "yeni" Phantom'lar. İki adet F-4E 2020 kaza kırım sonucu kaybedildi (bu arada F-4E 2020'lerin kaza - kırım performansı -nazar değmesin- çok iyi gözükmektedir.)

F-4E 2020'ler Mk-8X serisi klasik, AGM-65, Popeye-I, GBU-10/12 mühimmatı kullanıyor. Esas vurucu silahları, bilindiği üzere Popeye. Hava-hava (özsavunma) kabiliyeti olarak AIM-9P/M mevcut.

Modernize edilmemiş F-4E'lerin tamamı FY66 ve FY67 seri numaralı. Bunlar av- önleme filolarında (112 ve 172), harbe hazırlık ve uçabilirlik oranları şüphelidir; son derece düşük olmaları kuvvetle muhtemeldir. Hava - hava mühimmatı olarak AIM-7E Sparrow ve AIM-9P/M Sidewinder kullanmaktadırlar.

Soru #1: F-4E'lerde kullanılan AGM-65A/B, AIM-7E gibi mühimmatın raf ömrü ortalama kaç senedir?

Soru #2: F-4E 2020'lerde kullanılan Popeye-2'lerin raf ömrü ortalama kaç senedir?

* * *

F-16 Durumu:

Güncel F-16 Durumu: Türkiye bir ara elindeki Block-30'ları satmak istemişti. Teklifte bulunulan ülkeler arasında Macaristan[*] ve Şili bulunmaktaydı. Ancak CCIP projesinin gündeme gelmesiyle anlaşılıyord ki, Block-30'lar mümkün olduğunca uzun süre kullanılacak; bu kanımca, yapılacak değerlendirmeler için önemli bir referans noktası teşkil etmektedir.

Kaza kırım sebebiyle 23 F-16 kaybedilmiştir. En yoğun uçuş saatine (dolayısıyla gövde yıpranmasına) sahip uçaklar 4. Ana Jet Üs Block-30 ve Block-40'larıdır. Block-50'ler elektronik harp sistemlerinin eksikliği sebebiyle etkin şekilde kullanılamamaktadır. HARM filosu olan 151, HTS (Harm Targeting System) eksikliği sebebiyle 100% "dedicated" bir SEAD filosu olarak sayılamayabilir. THvKK F-16 filosunun esas vurucu gücünü Block-40'lar oluşturmaktadır, ancak envanterdeki silah sistemleri demode olmak üzeredir.

CCIP Modernizasyonu: Görünen odur ki; CCIP projesiyle öyle ya da böyle tüm F-16 filosu modernizasyona sokulacaktır. Yoğun uçuş saatine sahip Block-30'lara yapısal iyileştirme gerekmektedir. Block-40 ve Block-50'ler daha kapsamlı modernizasyondan geçecektir.

Modernizasyon iki aşamadan oluşmakta: Birinci paket 117 F-16C/D (76 Block-50, 4 Block-40, 37 Block-30 ) + 100 adet (Block-40) ikinci paket (31 Aralık 2006'ya kadar realize edilmesi gereken opsiyon).

CCIP ile edinilmesi planlanan hava - hava silah sistemleri: AIM-9X, AIM-120C; hava - yer silahları ise AGM-88B HARM, AGM-65G, JDAM, JSOW, WCMD, AGM-84H SLAM-ER, AGM-84L Harpoon vs.

* * *

F-5 Durumu

Modernize edilen 48 N/F-5 A/B için resmi görev tanımı öncelikle LIFT (Lead-In Fighter Training), ikincil olarak ise yakın hava desteğidir (CAS). Modernize edilmemiş F-5'lerin harbe hazırlık ve uçabilirlik durumları şüphelidir.

* * *

Eurofighter Typhoon

Kademeli olarak hizmete giren EF-2000'in Türkiye'ye pazarlanması, İtalya'nın sorumluluğundadır. Basından takip edildiği kadarıyla İtalyan Alenia Aerospace firması, son derece etkili bir pazarlama ve halkla ilişkiler çalışması yürütmektedir. 4. Ana Jet Üssü'nden iki pilotumuzun EF-2000 uçuşundan tutun da, zaman zaman basına yapılan tanıtım ve verilen demeçler, IDEF-2005teki etkileyici uçuş gösterisi (ve olası rakiplerinin bulunmamasının verdiği rahatlık), bu etkili çalışmaların göstergeleridir.

EF-2000 henüz 18 adetlik (son derece doğal) Avusturya satışı haricinde ihrac başarısı yakalayamamıştır. Favori olduğu Singapur ihalesinde son anda elenmiştir, ciddi şekilde Suudi Arabistan ihtiyacı için gündemdedir.

EF-2000 versiyonları ile ilgili özet tablo aşağıdadır:



* * *

F-35 Joint Strike Fighter

Türkiye JSF projesinde Level-III endüstriyel katılımcı statüsündedir. Türkiye'nin aldığı sınai iş payının niteliğinden ve ölçeğinden rahatsız olduğu, katılımını artırmak istediği bilinmektedir.

Tedarik edilmesi planlanan F-35 sayısı hakkındaki spekülasyonlar 100 - 140 arasında değişmektedir. Her ne kadar 20 adet STOVL F-35B tedarik edileceğine dair spekülasyonlar da mevcutsa da bu gerçekçi görünmemektedir, zira Türkiye'nin görünür gelecekte STOVL savaş uçakları ile harekat icra edebilecek bir CV, LHA vb gemi projesi bulunmamaktadır. Gündemde olan LPD projesi ise -mevcut hali ile- Hollanda Rotterdam veya Fransız Mistral sınıfı gemilerle benzerlik arz etmektedir.

F-35, öncelikli olarak hassas güdümlü mühimmat ile uzun (stand-off) menzilden saldırı maksatlı geliştirilmiş bir uçak olmasının yanında, entegre C4ISR, düşük RCS, modern hava - hava mühimmatı vasıtası ile av - önleme görevlerinde de etkinlikle kullanılabilecek bir uçak görünümündedir.

ABD'nin hava muharebesi genel stratejisi ve JSF'in bu stratejideki yeri aşağıdaki tabloda verilmiştir. JSF'in kapsadığı görev yelpazesi gri bölge ile gösterilmiştir. (Kaynak: The Joint Strike Fighter - A Development Study Presented to The Directorate of Research, Nisan 1996)




ABD Hava Kuvvetleri dikkate alınacak olursa, F-35, F/A-22'nin üstünlük ve hakimiyet (aerospace control) sağladığı (hava) savaş alanında görev yapmak üzere tasarlanmıştır. Üstleneceği görevler ise öncelikle taktik bombardıman ve saldırı, ikincil olarak hava - hava muharebesidir. Bu, ABD (ve İngiltere'nin) JSF F-35 için görev tanımıdır ve projeye dahil olan diğer ülkeler için de kısmen geçerlidir.

* * *

Değerlendirme

Mevcut üs - uçak durumu incelenecek olursa şu durum ortaya çıkar:

F-4E: Türkiye havadan yere hassas ve uzun menzilli saldırı yeteneğini F-4E 2020'ler ile (2 filo; 112 ve 172) "gap-filler" olarak muhafaza etmiştir. Mevcut doktrine göre ikiz filo esasına göre kullanım ömürlerinin sonuna kadar 112 ve 172 filolarda görev yapmaları beklenen bir durumdur.

Terminator projesine dahil edilmeyen ve hava - hava görevli F-4E'ler gövde ömürlerinin sonuna gelmek üzeredir. Radar ve silahları caydırıcı olmaktan uzaktır. Bu uçakların mensup oldukları 111 ve 171. Filoların acil uçak ihtiyacı söz konusudur (= ~40 uçak) Terminator-II projesinin gerekliliği ve geleceği şüphelidir. Bu projenin, eğer gerçekleşirse, hava - hava ağırlıklı olması neredeyse zaruridir, ancak bunu tamamen yerli imkanlarla gerçekleştirmek şu aşamada mümkün görülmemektedir. İlaveten bu proje için gerekli test, entegrasyon ve modernizasyon süreci, gövde ömürleri de dikkate alınırsa, kabul edilebilir olmaktan uzak görünmektedir.

F-16C/D: THvKK envantere sırasıyla Block-30, Block-40 ve Block-50 F-16'ları katmıştır, ancak enteresan biçimde Block-30'lardan sonra modernizasyona ve iyileştirmeye en acil ihtiyacı olan uçaklar Block-50'lerdir. Block-30'ların nispeten eskiyen aviyonikleri ve yoğun uçuş saatleri sonunda yıpranan gövdeleri, onları modernizasyon için en öncelikli aday haline getirmiştir. Block-50'ler ise, EH sistemlerinin noksanlığı ve bir an önce F-16 filosunun esas vurucu gücü olma zaruriyeti nedeniyle CCIP pakedinin doğal adaylarıdır. Normal şartlar altında bir ülkenin savaş uçağı modernizasyon projesinde kronolojik sıraya göre gitmesi beklenebilir, THvKK CCIP projesi bu kaideye ilginç bir istisnadır.

Yeni Nesil Savaş Uçağı: Türkiye'nin hava savaşı doktrinini, ABD'ninkine benzer bir şekilde yapılandırdığını değerlendiriyorum. Bu doktrin, hava sahasını kontrol edecek, hava hakimiyeti sağlayacak bir uçak ile, hakimiyet kurulan hava sahasında uzun menzilden hassas (cerrahi) saldırı düzenleyebilecek bir başka uçağı dikte ettirmektedir.

Durum EF-2000 için değerlendirilecek olursa, Tranche-II Block 8, bahsi geçen hava hakimiyeti görevi için en uygun aday olarak görünmektedir. Tranche-II'nin takip eden versiyonlarına iyileştirilmesi için yazılım güncellemesi yeterli olmaktadır, dolayısıyla hava - yer kabiliyeti kazanımı da mümkündür. Ancak en radikal değişikliklerin sağlanacağı Tranche -III'ün geleceği henüz tam net değildir, ki AESA faktörü de düşünüldüğünde bu konu daha da önem kazanmaktadır. 21. yy hava savaşı stratejilerinde AESA yavaş yavaş standart güç çarpanı halini almaktadır.

Türkiye'nin JSF F-35 tedariği neredeyse kesindir.

Türkiye'nin Yeni Nesil Savaş Uçağı projesi ile, öncelikli olarak hava üstünlüğü, ikincil olarak hava - yer çok rollü, yüksek performanslı bir "hi" uçak tanımlaması son derece yüksek bir ihtimaldir.

Bu durum, Türkiye'nin hava savaşı stratejisini ABD'ninkine benzer biçimde yapılandırdığı tahmini ile birleştiğinde daha da anlam kazanmaktadır. Eğer bu değerlendirme ve tahmin, mevcut çalışmalarla çakışıyorsa, yeni nesil savaş uçağının ilk hizmete gireceği filonun bir OCU filosu olması kaçınılmazdır. Zira tedarik edilecek uçak bir "gap-filler" değil, ana vurucu güç olacaktır. Bu da öncelikle eğitim altyapısı ve uçuş tecrübesi inşası gerektirir.

Bu durum JSF F-35 için de geçerlidir.

Bu durum, envanterden çıkarılana kadar (>2030) F-16'lar için de geçerli olacaktır.

Eğer 111 + 171; 112 + 172 (acil); OCU ihtiyacı göz önüne alınırsa, 80 - 100 arası uçak gereksinimi gündeme gelir (filo başına 16 - 20 uçak. 16 makul bir sayıdır zira teknoloji, etkinlik ve maliyet açısından bir filoda bu sayıda "hi" uçak yeterli olabilir).

Bu noktada Türkiye'ye teklif edilen EF-2000 Tranche-II Block 8'in silah kabiliyeti incelenecek olursa görülecektir ki, IRIS-T ve ASRAAM hariç THvKK envanterinde mevcut silahlardır. Ayrıca yazılım güncelleştirilmesi ile yeni silahların sertifikasyonu da mümkündür. Takvime de göz atılacak olursa bu teklifin otomatikman Terminator-II projesini rafa kaldırabilecek ve diğer adaylara nazaran en cazip teklif olduğunu söylemek mümkün. Ancak tüm bu avantajlarına rağmen EF-2000'in tartışmasız tek aday olduğunu söylemek için henüz erkendir. Yorum yapmak için ilk uygun fırsat, teknik şartnamenin yayınlanması ile ele geçecektir.

* * *

Sonuç

Silah sistemlerinin boyut ve/veya yetenekleri arttıkça politik anlam ve etkileri artar. Türkiye'nin eski Doğu Alman ordusuna ait BTR'leri veya binlerce Kalaşnikof'u alması ses getirmemiştir, ancak ilk parti S-70A'ların daha boyası yıpranmadan AS-532 alınması yankı bulmuştur. F-4E modernizasyonu için İsrail'in seçilişi ve zamanlaması üzerine kitaplar bile yazılmıştır. İki ülkeyi savaşın eşiğine getiren, uluslararası krize neden olan S-300'lerden GKRY'nin kaç batarya / lançer sipariş ettiğini çoğu kişi bilmemektedir.

Türk Silahlı Kuvvetleri stratejik bir dönüşümden geçmektedir. Görev tanımları değişmekte / evrilmekte, plan, taktik ve stratejiler yeniden biçimlendirilmektedir. Bu durum aynen Türk Hava Kuvvetleri için de geçerlidir. Yakın zamanda THvKK'nin yapısal olarak çok radikal olmasa da önemli dönüşümlerden geçmesi, beklenebilir bir gelişme olacaktır. Strateji ve doktrinlerin, ABD Hava Kuvvetleri benzeri bir nitelikte şekilleniyor olması (muhtemel özgünleştirmelerle birlikte) kuvvetle muhtemeldir. "Interopability" kelimesi konu ile ilgilenenlerin karşısına giderek artan miktarlarda çıkacaktır; değerlendirmelerde referans sağlaması açısından Avustralya ve Güney Kore hava kuvvetleri organizasyon ve projeleri yakından takip edilmelidir.

Rusya'dan Su-3X serisi bir uçak konusunda EF-2000 haricindeki rakiplere nazaran ciddi ve cazip bir teklifin gelmesi yüksek olasılıktır. Henüz konsept / test aşamasındaki projelerin gündeme gelmesi ihtimal dahilinde değildir, zaman aleyhimize işlemektedir. Ayrıca mevcut ve görünür gelecekteki konjoktürün bu nitelikte bir seçime izin vermesi beklenmemelidir. Ancak savunma sanayiindeki diğer alanlarda işbirliği yolu açıktır ve faydamıza olabilecekler bulunmaktadır.

Aynı Rusya gibi, Fransa da başka şartlar altında gayet makul bir alternatif kaynak olma potansiyeline sahiptir. Ancak konjonktür, Rafale'yi listenin sonlarına itmektedir. Eğer Yeni Nesil Savaş Uçağı Projesi acil olmayan, uzun vadeli bir proje olsaydı, Rafale'nin şansı artabilirdi.

F/A-18E/F'nin şansı şartnameye göre az ile imkansız arasında değişebilir.

Eurofighter Typhoon adaylar arasında her açıdan en şanslı durumdadır. Ancak ne var ki Türkiye'de görünen köy, çoğu zaman kılavuz da ister.


Not #1: Görev dağılımı ve Tranche versiyon - takvimi dikkate alınırsa, hava - yer görevli 111 ve hava - hava görevli 112. filolara aynı anda EF-2000 gelmesini düşük bir ihtimal olarak görmekteyim.

Not #2 (Soru #3): F-4E 2020'lerin hizmetten alınması ile Popeye-I'lerin raf ömürlerinin sonuna gelmeleri aşağı yukarı aynı zamana mı denk gelecektir? F-4E 2020'ler emekli edildikten sonra Popeye-I'ler ne olacaktır?

Not #3 (Soru #4): Türk Hava Kuvvetleri'nin yeni nesil savaş uçağı tedarik planı görev bazlı mı yoksa performans / tasarım bazlı mı olacaktır? Başka bir deyişle "lo" uçaklar "lo" uçaklarla mı değişecektir, yoksa av-önleme görevli "lo" uçağın aynı görevli "hi" uçakla değişimi mümkün olacak mıdır? Bu sorunun cevabı, kanımca 111 ve 171. filolar açısından önemlidir. F-4E 2020'ler ile stand-off hassas hedef tespit / teşhis ve saldırı kabiliyeti kazanan filolar, bu kabiliyeti JSF ile mi devam ettirecektir (ki JSF'in asli görevinin stand-off hassas saldırı olduğu unutulmamalıdır) yoksa alınacak yeni nesil savaş uçağının hava - yer görevli versiyonu ile mi?

Not #4: Üs - filo - uçak dağılımını incelediğimde konsept değişikliğine gidilmesini, en azından "tek üs - tek tip uçak" yaklaşımının değişmesini olasılık dahilinde görmekteyim.






[*]:
FORMAL US APPROVAL FOR TURKISH F-16 LEASE AWAITS HUNGARIAN DECISION


The US Administration's formal approval of Turkey's F-16 lease offer made to Hungary has been awaiting Budapest's signing of an "end user certificate" under which it will not be allowed to transfer the fighters to a third country without Washington's approval. The Turkish Air Force Command (HKK) is offering to lease its older Lockheed Martin F-16C/D Block 30 fighters to Hungary in the hope that it can replace them with new Block 50 aircraft. Turkey has offered to lease Budapest 20 F-16Cs and four F-16Ds from the Block 30 series, the oldest F-16s in HKK service having been delivered to Turkey between 1987 and 1989. Turkey has also offered to lease the aircrafts to Austria and Poland. The Hungarian government decided in February to acquire 24 used F-16s to replace the air force's aging Soviet-made MiG-29A/UB fighters. Although it was initially expected that these would be ex-US Air Force (USAF) aircraft, the Bush administration has already given approval for Turkey to also offer F-16s for release. US officials told the Turkish Daily News that the US Administration has already okayed the Turkish F-16 lease to offer to Hungary. /Turkish Daily News/
http://www.byegm.gov.tr/YAYINLARIMIZ/CHR/ING2001/08/01x08x27.HTM

Etiketler: , , , , , , ,

04 Ekim 2005 Salı

Türkiye'ye EF-2000 Typhoon Teklifi


En son IDEF – 2005 fuarında gövde gösterisi yapan Eurofighter EF-2000 Typhoon, Türkiye için ciddi olarak ağırlığını koymaya başladı..



Eurofighter Group Seeks Turkey’s Partnership

Tuesday, September 27, 2005

DENİZ AKŞİN

ANKARA - Turkish Daily News

Eurofighter GmbH, the four-nation European consortium that is building the new generation Eurofighter Typhoon jet, has invited the Turkish government to join the partnership “with no entry ticket” required.

Chief Executive Officer Giovanni Bertolone of Alenia Aeronautica, the Italian partner in the Eurofighter consortium, said during a news conference on Monday that the group offers a “fast lane” for Turkey to increase its role in the global aerospace industry, saying the group “wants to share a common vision [with Turkey] in partnership.”

“The Eurofighter is the largest single defense procurement program in Europe. The Eurofighter program represents the bridge to the European aerospace and defense industry, a community of more than 400 companies all across Europe, more than 100,000 highly skilled jobs and state of the art technology with the highest engineering capability in the world,” he said.

Initially, Turkey agreed to join the production of 3,000 high-tech, next-generation supersonic JSF (Joint Strike Fighter) jets, which was outlined in a contract signed between Lockheed Martin and the Pentagon. The program is the largest contract in the U.S. Department of Defense's history, worth more than $300 billion. Lockheed Martin will lead the work to build more than 3,000 supersonic JSF jets. Deliveries should begin in 2012.

Turkey formally joined the program in July 2002, agreeing to pay $175 million for partnership in the JSF's SDD phase, which involves eight U.S. allies in addition to the United States. Major contributor Britain is the only Level One partner along with the United States in this phase, with a $2 billion contribution. Italy and the Netherlands, two Level Two nations, have agreed to contribute $1 billion and $800 million, respectively. Turkey, Canada, Denmark, Norway and Australia are Level Three participants, paying around $200 million each.

In a key procurement policy change this year, Turkey said it is no longer solely committed to purchasing the U.S.-designed JSF for its next generation fighter aircraft program but it is also considering buying the Eurofighter, its European alternative.

“At the end of next year we will see if we can take part in the production phase of the JSF," said Murad Bayar, head of the Undersecretariat for the Defense Industry, during a recent interview. "As a result of an assessment, we may buy only the JSF, only the Eurofighter or a combination of both."

Turkey's announcement also came at a time when the Eurofighter consortium has been the leading lobby trying to attract Turkey's further interest in joining the program. Enzo Casolini, senior vice president of military cooperation of Alenia Aeronautica, said during the press conference that the Eurofighter group was involved in meetings with Turkish officials. “We want to make Turkey our partner,” he said.

“This is the largest European procurement program in the world, and it is based on [Italy, United Kingdom, Spain and Germany's] ‘equal partnership' of four nations,” said Andy Lewis, vice president of export sales support of Alenia Aeronautica.

According to a statement issued by Alenia Aeronautica, the Eurofighter Typhoon is considered the world's most advanced wing-role combat aircraft. It has been developed by aerospace companies Alenia Aeronautica, BAE Systems, EADS in Germany and EADS CASA from the four partner countries.

The Eurofighter partner nations plan to take delivery of 620 aircraft: 180 for Germany, 121 for Italy, 87 for Spain and 232 for the United Kingdom. An additional export order of 18 Eurofighter Typhoons has been signed with the government of Austria.

Regarding the form of the partnership with Turkey, Lewis said they are “exploring with Turkish officials and the industry, the optimal format for Turkey's participation.”

“We want to see the most appropriate way forward, we want to see what's a good deal for all of us,” Lewis added.

In the meantime, Casolini said that the Eurofighter consortium was analyzing Turkey's fleet of fighters.

“The JSF will replace some part of the Turkish fleet, and the other part can be replaced with the Eurofighter Typhoon,” Casolini said.

“The Eurofighter fits to replace Turkey's existing F4 fleet, while the JSF will replace F16s,” he noted.

“Experiences from recent conflicts (such as in Balkans) have confirmed the need for strong first day attack options in addition to multi-leveled attack capabilities,” said Enzo Vecciarelli, Eurofighter senior official group member from the Italian Air Force.

Vecciarelli added that best solution, in terms of a product mix, could be reached through the two main aspects of each plane's capabilities, which are, air-to-air with the Eurofighter and air-to-ground with the JSF.



Eurofighter Typhoon'un üretilmiş ve üretilmesi planlanan versiyonlarının özellikleri şu şekilde:


Tranche–I

IPA (Instrumented Production Aircraft): İlk seri üretim versiyonu.

Block 1: PSP 1 yazılım paketi: Temel eğitim görevleri için yazılım entegrasyonu.

Block 2: PSP 2 yazılım paketi: Uçuş verisi işleme kabiliyeti, DASS (chaff / flare), PIRATE-FLIR, DVI sesli uyarı sistemi, otomatik pilot; AIM-9L, AIM-120B, ASRAAM, makineli top sertifikasyonları.

PSP 3 yazılım paketi: Striker HMDS, MIDS Datalink, ilave radar modları, tam fonksiyonlu DASS, PIRATE IRST; IRIS-T (analog) sertifikasyonları.

PSP 4 yazılım paketi: Striker HMDS için gece görüş kabiliyeti, hava-yer görevleri için yazılım entegrasyonu, otomatik pilot yazılım upgrade’i, alçak irtifa uçuş ikaz sistemi; Paveway II, GBU-10, GBU-16 sertifikasyonları.

Tranche-II

Block 8: Hardware ve görev bilgisayarı upgrade’i.

Block 10: EOC 1 yazılım paketi: Hareketli dijital harita, iyileştirilmiş DASS, IFF Mode 5, ACMI; AIM-120C-5, IRIS-T (dijital), AIM-9P (Avusturya için), GBU-24, GPS güdümlü mühimmat, ALARM, Paveway II / III sertifikasyonları.

Block 15: EOC 2 yazılım paketi: METEOR, TAURUS, Storm Shadow, Brimstone sertifikasyonları.

Tranche-III

Block 20: EOC 3 yazılım paketi, egzoz yönlendirme sistemi (thrust vectoring), AESA radar, gerçek zamanlı veri aktarım kabiliyeti, IR iz azaltılması.

Block 25: EOC 4 yazılım paketi, radar iz azaltılması

Dolayısıyla silah taşıma kabiliyetine göre Tranche / Block durumu şu şekildedir:

Tranche-I, Block 2: 27 mm top (hava-hava), AIM-9L, ASRAAM, AIM-120A/B

Tranche-I, Block 5: IRIS-T (analog), 27 mm top (hava-hava + hava-yer), Paveway II, GBU-10/16, Mk serisi klasik bomba.

Tranche-II, Block 10: IRIS-T (dijital), Paveway IV, Mk-13/18 GBU-32 JDAM, Lightning III pod, AIM-9P (Avusturya için)

Tranche-II, Block 15: AIM-120C-5, METEOR, Paveway III, GBU-24, Mk-84, BLU-109, ALARM, TAURUS, Storm Shadow, Brimstone

Görüldüğü gibi Tranche-II'deki en büyük yenilik hardware+görev bilgisayarı ve ilave yazılımlardır. Çok rollülük kabiliyeti Tranche-1 Block 5 ile kazanılmaktadır ve bu Block serisinin üretimine 2006'da başlanması planlanmıştır. 2007'de bitecek Tranche-I Block 5 üretiminden sonra Tranche-II'lerin üretiminin 2007-2011 arasında gerçekleştirilmesi öngörülmektedir (Block 8: 2007; Block 10: 2008-2009; Block 15: 2010-2011).

Etiketler: , , , ,