01 Mayıs 2005 Pazar

Ejder ve Kaplan - II: Tayvan'ın Özgün Savaş Uçağı


… Ve Kaplan

Bir ada devleti olan Tayvan’daki hava üslerinin dağılımına bakmak bile bu ülkenin uyguladığı genel stratejiyi anlamak için yeterlidir. Ülkedeki 18 hava üssünden sadece iki tanesi doğu kıyısında konuşludur.

Tayvan’ın esas stratejisi, ülkeyi olası bir Çin saldırısından korumak ve Tayvan Boğazı’nın güvenliğini sağlamaktır. Ancak bu ülkenin karşılaştığı en büyük sorun içinde bulunduğu izolasyon durumu ve bu izolasyonun savunma yapısına negatif etkisidir. Uluslar arası camia Çin’in temsilcisi olarak Çin Halk Cumhuriyeti’ni tanımaktadır. Bunun bir uzantısı olarak süregelen ambargo ve / veya satış kısıtlamaları modern silah sistemlerinin envantere alınmasını güçleştirmiştir. Bu durumun neticesinde Tayvan bazı sistemleri, gelişen ekonomik ve teknolojik altyapısının elverdiği ölçüde yurt içinde geliştirme yoluna gitmiştir. Bu çalışmaların en başta gelen ürünleri Ching Kuo savaş ve AT-3 eğitim uçakları ile Sky Sword I / II / IIA ve Hsiung Feng füzeleridir.

Tayvan silahlı kuvvetlerinin içinde bulunduğu durum en açık şekliyle 1996 yılında Çin ile olan krizde ortaya çıkmıştır. Çin’in Tayvan Boğazı’ndaki füze denemeleri ile alevlenen bu krizde Tayvan ordusunun Çin’in özellikle füze tehdidine cevap vermeye muktedir olmadığı ortaya çıkmıştır. Silahlı kuvvetlerin toplam 350000 civarında olan aktif personel mevcudu, Çin ordusu karşısında oldukça küçük kalmaktadır.

Mevcut durum karşısında Tayvan’ın geliştirdiği stratejik politika, üç aşamadan oluşmaktadır:

1. Başta Tayvan Boğazı olmak üzere ada etrafındaki kara suları üzerinde mutlak hava üstünlüğünü sağlamak.

2. Adaya yönelebilecek abluka tehdidini bertaraf edebilmek

3. Adaya yönelebilecek her türlü amfibik harekatı ve hava saldırısını önleyebilmek.

Görüldüğü gibi Tayvan için hava savunma sistemleri ve modern savaş uçakları en öncelikli ihtiyaç kalemleridir. Bir yandan Patriot ve I-HAWK gibi füze sistemlerini envaterine katıp gelişmiş bir komuta kontrol altyapısı kurmaya çalışan bu ülke, bir diğer yandan da nitelik açısından PLAAF’tan üstün bir kuvvet idame etmek için çabalamaktadır. Dünyanın en başta gelen elektronik üreticilerinden olan bu ülke, bu kabiliyetini savunma sanayisinde de sonuna kadar etkin biçimde kullanmaktadır.

Ülke savunmasında deniz kuvvetleri ile birlikte en ağır yükü üstlenen hava kuvvetlerinde genel olarak Batı yapımı sistemlerin egemen olduğu görülmektedir. 2003 itibariyle Tayvan Hava Kuvvetleri’nin envanterinde 57 Mirage 2000-5, 90 F-5E / F, 146 F-16A / B, 128 Ching Kuo ve 28 AT-3 bulunmaktaydı. Tayvan Hava Kuvvetleri’nin en başta gelen sorunları personel eğitiminin niteliği ve dolayısıyla personelin kalitesi, lojistik altyapısının yetersizliği ve komuta – kontrol – koordinasyon sisteminin yeterince etkin olmamasıdır.


“Özgün Savunma Uçağı”na Giden Yol ve Ching Kuo

Tayvan 1974 – 1986 yılları arasında lisans altında 300 adet F-5E / F üretmişti. Ancak 1980’li yılların ortalarından itibaren faydalı hizmet sürelerinin sonlarına yaklaşan F-104 Starfighter ve F-5’lerin yerine geçecek bir modern çok rollü savaş uçağı gereksinimi ortaya çıktı. Tayvan bu uçağı ABD’den tedarik etmek istiyordu ve en önde gelen adaylar F-16 ile tek motorlu F-5 türevi olan F-20 Tigershark idi. Ancak ÇHC ile ilişkilerini geliştirmek isteyen Reagan yönetimi 1982 yılında Tayvan’a ambargo uygulama kararı aldı. ABD hükümetinin kararı silah satışını yasaklıyordu ancak teknik yardım konusunda bir kısıtlama getirmiyordu. Bu gelişme üzerine Tayvan ihtiyacı olan modern savaş uçağını kendisi geliştirmeye karar verdi.

Tayvan’ın Aerospace Industrial Development Corporation (AIDC) önderliğinde 1982 yılında başlanan proje esas olarak 4 alt projeden oluşmaktaydı. Bunlar:

1. Ying Yang Projesi (Gövde tasarımı, General Dynamics desteği ile)

2. Yun Han Projesi (Motor tasarımı, Allied Signal desteği ile)

3. Tian Lei Projesi (Aviyonik tasarımı, Westinghouse desteği ile)

4. Tian Chien Projesi (Silah sistemleri)

İlk prototipin Aralık 1988’de tamamlanmasından sonra ilk uçuş Mayıs 1989’da gerçekleştirildi. Uçağın adı, devlet başkanı Chiang Ching Kuo’dan gelmektedir.

Ching Kuo genel görünüm itibariyle F-16 ile benzerlik arzetmektedir. Performans bakımından F-5’ten üstün olmakla birlikte F-16 ile başa baş olduğu söylenebilir ancak menzili bu uçaktan daha kısadır. F-16 gibi “blended body” şeklinde bir gövde tasarımına sahiptir ve yine bu uçaktaki gibi kanat kök ucu uzantıları (Leading Edge Root Extensions – LERX) belirleyici aerodinamik özelliklerindendir.

Ching Kuo toplam 6 adet silah taşıma istasyonuna sahiptir. Belli başlı silahları arasında 5 km menzilli IR güdümlü Tien Chien I (Gök Kılıcı I); 60 km menzilli ve aktif radar güdümlü Tien Chien II (Gök Kılıcı II); anti radar füzesi Tien Chien IIA ve 80 km menzilli aktif radar + IIR güdümlü Hsiung Feng II anti gemi füzesi bulunmaktadır. Dikkati çeken bir husus, Ching Kuo gibi küçük bir savaş uçağının anti gemi görevlerinde 3 adet Hsiung Feng II taşıyabilmesidir. Bu da Tayvan’ın stratejik ihtiyaçlarının bir uzantısıdır. Uçakta APG-67 türevi olan Golden Dragon GD-53 Doppler çok modlu radarı bulunmaktadır.

IDF projesinin en sorunlu ayağını motor kısmı oluşturmuştur. Allied Signal ortaklığıyla kurulan ITEC (International Turbine Engine Corporation) tarafından geliştirilen TFE-1042 motoru yeterli performansı sağlayamamıştır. Bu motorun geliştirilecek daha kuvvetli bir başka motorla değiştirilmesi projesi ise F-16 ve Mirage-2000 tedarikleri ile birlikte rafa kaldırılmıştır. Artyanma ile 41.8 kN güce erişebilen TFE-1042 motoru ile Ching Kuo en fazla Mach 1.2 sürate erişebilmektedir.

Başlangıçta 250 adet üretilmesi planlanan Ching Kuo’dan, Eylül 1991’de alınan karardan sonra toplam 130 adet üretilmiştir ve Temmuz 2000 itibariyle üretim sona ermiştir. Yapılan bazı değerlendirmeler bu uçağın, Su-27 / 30 hariç PLAAF envanterindeki tüm savaş uçaklarından daha üstün olduğu yönündedir. Yapılan 150 F-16A / B ve 60 Mirage 2000 alımı ile Tayvan ihtiyacı olan nitelik üstünlüğünü sağlama yönünde önemli adım atmıştır ancak yüksek kaza kırım oranları personel eğitimi konusundaki acil ihtiyacı gözler önüne sermektedir. İleride IDF’nin yerine geçmek üzere Advanced Defensive Fighter (ADF) isimli bir uçağın geliştirilmesi planlanmaktadır.

Etiketler: , , , , , , ,

26 Nisan 2005 Salı

Ejder ve Kaplan - I: Çin'in J-10 Projesi


Ejder...

Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC), ya da diğer bir ifadeyle anakara Çin’i ile bir ada devleti olan Tayvan (Çin Cumhuriyeti / Milliyetçi Çin) arasında 1949’dan beri bu ülkelerin coğrafi büyüklükleri ile orantısız bir soğuk savaş devam etmektedir. 1949’daki komünist devrimi takiben anakaradan kaçan yaklaşık 2 milyon milliyetçinin kurduğu Tayvan, günümüze kadar uzanan büyük bir sanayileşme ve kalkınma projesi sürdürmektedir. Bir değişim ve gelişim sürecinde olan Komünist Çin ise uzun yıllar içinde bulunduğu izolasyondan sonra yavaş yavaş dünya ekonomik, teknolojik ve bilimsel ortama entegre olmaya başlamıştır.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi ve bir nükleer güç olan ÇHC, muazzam büyüklükteki askeri yapısıyla dünyanın en büyük ordularından birine sahiptir. Bu ülkenin Tayvan ile olan sorunları (ki esas olarak birleşme eksenlidir) zaman zaman sıcak savaş tehlikesini doğurmaktadır. Tayvan ise oldukça dinamik ekonomik yapısı ve ileri seviyedeki teknolojik kapasitesinin de yardımıyla Çin tehdidine karşı etkin bir savunma gücünü idame ettirmek zorundadır. Bugün Tayvan, dünyada yüzölçümüne oranla en fazla silahlanmış bölgelerden birisidir.

Olası bir ÇHC – Tayvan sıcak çatışmasında esas belirleyici unsurun hava muharebeleri olduğunu ileri sürmek yanlış olmaz. Zira eğer ÇHC Tayvan’ı işgal ve ilhak etmek için bir amfibik harekat yapacaksa mutlak suretle hava üstünlüğünü sağlamak durumundadır. Tayvan ise gerek abluka gerekse çıkarma harekatına karşı ÇHC deniz ve hava unsurlarını bertaraf edecek bir hava + füze gücüne sahip olmak zorundadır. Genelde Batı kaynaklı sistemler kullana Tayvan, bu ihtiyaca yönelik ulusal bir çözüm olarak Ching Kuo (IDF – Indigenous Defense Fighter) savaş uçağını geliştirmiştir.

ÇHC gibi neredeyse sınırsız kaynaklara, dolayısıyla sayı avantajına sahip olmayan Tayvan’ın, bu gücü kalite üstünlüğü ile dengelemesi zaruridir. Ancak gelişen teknoloji ve modern savaş alanı ihtiyaçları, ÇHC’nin de artık nicelikten ziyade niteliğe yatırım sonucunu doğurmuştur. Bu yatırımın en başta gelen örnekleri J-11 / Su-27 / Su-30MKK, FC-1 ve J-10’dur.

Çin Halk Kurtuluş Ordusu Hava Kuvvetleri’nin (ÇHKO-HK) organizasyonuna bakacak olursak ÇHC’nin genel stratejik ihtiyaçları ve tehdit durumuna yönelik olarak 7 ana askeri bölgeye ayrıldığını görürüz. Bunlar: Beijing (Pekin), Guangzhou, Nanjing, Chengdu, Shenyang, Jinan ve Lanzhou Askeri Bölgeleri’dir.

Bunlardan Guangzhou Askeri Bölgesi öncelikli olarak Tayvan tehdidini bertaraf etmek ve gerekirse bu ülkeye karşı düzenlenecek harekata katılmakla yükümlüdür.

2003 itibariyle ÇHKO-HK envanterinde şu uçaklar bulunmaktaydı:

Bombardıman
140 H-6E / F / H
200 H-5

Av / önleme
375 J-7II / IIA / IIH / IIM
80 J-7III
200 J-7E
220 J-8IIA / B / D / E
97 J-11 (Su-27)

Av / bombardıman – saldırı
38 Su-30MKK
300 Q-5
500 J-6B / D / E

Not: J-11 projesinde toplam 200 uçak üretilecek. Program, yılda 15 uçağın teslimi şeklinde devam ediyor.

Çin Halk Kurtuluş Ordusu, Soğuk Savaş’ın bitimiyle birlikte kapsamlı bir yeniden yapılanma ve modernizasyon faaliyetine başlamıştır. Ordunun genel olarak önceliği topyekün harpten olabildiğince kaçınmak, sınırlı yerel çatışmalarda üstünlük kurmak olarak özetlenebilir. Genel olarak Çin ordusu savunma odaklıdır, Çin’in olası bir savaşta nükleer silahları ilk kullanan ülke olmayacağını deklare etmesi de bu anlayışın bir yansıması olarak kabul edilebilir. Ancak bu savunma bazlı stratejik yapılanma, Hindistan ve Tayvan gibi ülkelerle yerel çatışmaların gerçekleşmeyeceğinin garantisi değildir. Gerçekleşme ihtimali yüksek olan bu gibi bir çatışmada üstünlük kurmak için acil reaksiyon kabiliyetini haiz, teknolojik olarak mümkün olan en üst imkanlarla donanmış askeri güçlere ihtiyaç vardır. Ancak şu anki yapısı Çin Hava Kuvvetleri’nin bu özelliğe sahip olmaktan uzak olduğunu göstermektedir. Genel olarak ÇHKO-HK'nin başlıca sorunları şu şekilde sıralanabilir:

1. ÇHKO-HK genel olarak bir savunma kuvveti rolündedir ve bazı açılardan kara ordusunun havadaki uzantısı gibi görev yapmaktadır. 20. yüzyılın sonlarına kadarki başlıca görevi önemli şehir / bölgeleri korumak ve Çin’e havadan gelebilecek tehditleri bertaraf etmektir. Ofansif hava gücü doktrinine sahip değildir ve gerek stratejisi gerekse ekipmanı bu tarz bir düşman topraklarının derinliklerinde saldırı (deep penetration / strike) harekatı gerçekleştirebilecek kapasitede değildir.

2. Hava kuvvetlerinin büyük bölümünü oluşturan J-6 (MiG-19 kopyasıdır), Q-5 (MiG-19’dan türetilmiştir), J-7 (MiG-21 kopyasıdır) gibi uçakların teknolojisi 1950’li ve 1960’lı yıllara dayanamaktadır. Uçakların büyük bölümü gece ya da kötü hava koşullarında harekat yapabilecek kabiliyete sahip değildir. Yer saldırı uçakları kara birlikleriyle koordinasyon sağlamak için gerekli ekipmana ve bu uçakların mürettebatı bunun için gerekli eğitime sahip değildir. Daralan ÇHKO-HK bütçesi modern savaş uçaklarının tedariğini hızlandırmaya yetmemektedir.

3. Eğitim sistemi modern çağın gereksinimlerine cevap vermekten uzaktır. Yıllık uçuş saatleri J-11 (Su-27) / Su-30MKK pilotları haricinde oldukça düşüktür (bu uçakların pilotları yıllık 180 saat civarı uçarken diğer uçaklar için ortalama 100 saat civarındadır). Ayrıca eğitim altyapısı modern değildir, özellikle simülatör eğitimleri ilkel sistemlerle yapılmaktadır.

4. Komuta – kontrol ve istihbarat (C4I) yetenekleri bölgesel ve yerel ölçekte yeterli değildir. Genelde Çin Halk Kurtuluş Ordusu, özelde ÇHKO-HK, “bilgi savaşı” icra etmek için yeterli donanıma ve eğitime tam anlamıyla sahip değildir.

Savunacak alanı çok geniş olan ve sayıca belirli bir üstünlüğe sahip olmak zorunda olan Çin, son zamanlarda başta hava ve deniz kuvvetleri olmak üzere kapsamlı bir modernizasyon programı yürütmektedir. Nitelik ve nicelik sarmallarıyla boğuşan Çin ordusunun programdaki en büyük projelerinden birisi de J-10 programıdır.

J-10 (Jianjiji -10) Projesi

1980’li yıllarda Sovyetler Birliği’nin MiG-29 ve Su-27 gibi modern savaş uçaklarını hizmete sokması, Hindistan, Tayvan’ın hava kuvvetlerini modernize etmeleri ve envanterdeki uçakların son derece yetersiz kalması, Çin’de yeni bir savaş uçağına olan ihtiyacı ortaya çıkardı. Bu yeni uçağın öncelikli görevi hava üstünlüğü idi ve J-6 ile J-7 uçaklarının yerini alması planlanmıştı. Uçağın ilk tasarım çalışmalarına 1988 Ekim’inde 611 no’lu Araştırma Enstitüsü’nde başlandı. İptal edilen J-9 projesinden hareketle başlanan bu ön tasarım çalışmalarında Pakistan’dan alınan bir F-16’dan da faydalanıldığı tahmin ediliyor. İsrail’in 1987 yılında ABD baskısıyla Lavi projesini iptal etmesinden sonra Çin, bu ülkeden J-10 projesi için yoğun destek almaya başladı. İsrail’in Çin’e özellikle J-10 kapsamında sağladığı destek halen ABD – Çin – İsrail üçgeninde yoğun tartışmalara ve yer yer gerginliklere sebep olmaktadır.

MiG-23 gövdesini baz alan J-9 uçağının maketi. Bu program iptal edilmiştir.

Bu noktada ufak bir parantez açıp Çin – İsrail askeri işbirliğini J-10 perspektifinden inceleyelim:

Çin – İsrail Savunma İşbirliği ve J-10 – Lavi İlişkisi

Çin ile İsrail’in savunma alanındaki işbirliği 1980 başlarında start almıştır. 80’li yılların ortalarına doğru nispeten durgun artan bu işbirliği, 1987’de Lavi saldırı uçağı projesinin iptalinden sonra belirgin biçimde hız kazanmıştır. Aralık 1991’de yayınlanan bir Kongre raporunda ABD, İsrail’in Çin’de savunma işbirliğini koordine edecek bir ofis açmayı planladığını ve bu ofisin öncelikli görevinin aviyonik teknolojisi transferini yürütmek olduğunun tahmin edildiğini açıklamıştır. Ayrıca ABD Dışişleri soruşturma komisyon başkanı Sherman Funk tarafından Mart 1992 tarihinde kaleme alınan başka bir rapor, İsrail’i 1983 yılından itibaren giderek artan biçimde Çin’e izinsiz olarak ABD kaynaklı teknoloji transfer etmekle suçlanmıştır. Bugün artık J-10’da İsrail kaynaklı aviyoniklerin kullanıldığı bilinen bir gerçektir, ayrıca İsrail J-10 uçağında kullanılacak radar için Elta üretimi EL/M-2035 ile teklif vermiştir.

Çin – İsrail savunma ilişkilerinin en somut ürünlerinden birisi de İsrail yapımı bir AIM-9L versiyonu olan Python-3 kısa menzilli havadan havaya füzesidir. Çin’de PL-8 kod adı ile üretilen bu füzeler halen ÇHKO-HK tarafından kullanılmaktadır ve J-10’da da kullanılmaları planlanmıştır. Ancak dönemin İsrail başbakanı Benjamin Netanyahu tarafından 1998’de Pekin’de imzalanan anlaşma ile karara bağlanan Phalcon erken uyarı sistemlerinin satışı, ABD’den gelen yoğun baskı neticesinde 2000 yılında İsrail tarafından iptal edilmiştir.

Her ne kadar Lavi baz alınarak geliştirilmiş olsa da J-10,bu uçağın bir kopyası değildir. Çin havacılık endüstrisi motor ve aviyonik konularında yeterli çözümler üretecek konumda değildir. Bu sebepten ötürü aviyonik alanında başlıca destek, yukarıda da belirtildiği gibi İsrail’den gelmiştir. Genel tasarım incelenecek olursa J-10’un Lavi’den benzerliklerinin yanı sıra bazı farklılıklarının bulunduğu görülebilir. J-10’un delta kanat ve kanatçık (canard) tasarımı Lavi’den farklıdır, ayrıca kullanılan motor (AL-31F) Lavi’dekinden (PW 1120) daha yüksek performanslıdır, ayrıca başta hava alığı olmak üzere ön gövde tasarımı da değiştirilmiştir.

Bu parantezi kapatıp J-10 programının seyrini incelemeye devam edelim…

J-10 uçağının tasarım çalışmalarına 611 ve Chengdu Aircraft Industry Corporation (CAC) tarafından devam edilirken bazı önemli gelişmeler oldu. SSCB’nin yıkılması, Soğuk Savaş’ın sonra ermesi ve 90’lı yıllardan itibaren özellikle Tayvan’ın modern ve yüksek performanslı savaş uçaklarını envanterine katması, ÇHKO-HK'nin J-10’dan beklentilerinde değişiklik yarattı. Başlangıçta MiG-29 ve Su-27 gibi uçaklara karşı tasarlanan ve görevi sadece av / önleme ile sınırlı tutulan J-10’un artık çok rollü bir savaş uçağı olması isteniyordu. J-10’un ilk tasarımları daha klasik bir uçak görünümündeyken, yeniden tasarım sonucunda şimdiki bilinen halini aldı. Bu uçağın başlıca rakipleri ise Mirage-2000, F-16 ve Ching Kuo olacaktı. Ayrıca daha fazla silah taşıma istasyonu, yer saldırı görevlerine yönelik yazılım ve aviyonik ile “terrain following” + “look down – shoot down” özelliklerine sahip radar taşıması isteniyordu. Konseptteki bu değişim, programın uzamasına sebep oldu.

1001 kod numaralı J-10 prototipi ilk uçuşunu 1996 yılında gerçekleştirdi. Ancak ikinci prototipin (1002) 1997 yılında test pilotunun ölümüyle sonuçlanan kazası projede önemli bir aksamaya sebep oldu. Başta motor ve FBW (fly by wire) olmak üzere tüm tasarım en baştan ele alındı ve pek çok özellik değiştirildi. Çalışmalarda hız kazanmak için FBW yazılımı testleri, ÇHKO-HK'e ait bir J-8II üzerinde gerçekleştirildi. Tamamlanan yeniden tasarım çalışmaları sonunda 1003 numaralı prototip 28 Mart 1998 tarihinde ilk uçuşunu gerçekleştirdi ve bu yılın sonunda 1004’ün de uçmasıyla birlikte ilk aşama testler sona erdi. Seri üretim versiyonunun ilk uçuşunu Haziran 2002’de gerçekleştirmesini takiben iki kişilik J-10B de ilk kez Aralık 2003’de uçtu. Bazı bilgilere göre operasyonel test maksatlı 10 adetlik bir J-10 filosu Nanjing Askeri Bölgesi’nde 2003 başlarında hizmete girmiş durumda. İlk 50 adetlik ön-seri üretim paketinin üretimine devam ediliyor. Bu paket ile gerçekleştirilecek testlerin akabinde tam ölçekli hizmete girişin 2007 – 2010 civarında gerçekleşmesi beklenmektedir. J-10 projesinde doğrudan ya da dolaylı olarak 150 bin işçi ve mühendisin çalıştığı tahmin edilmekte.

J-10 ile ilgili bir başka dikkat çeken nokta, tasarım revizyonu sonrasında resmi açıklamalarda bu uçağa “Jian-10” (Avcı – 10) şeklinde değil, “Quan-shi-10” (Saldırı-10) şeklinde atıfta bulunulmasıdır. Bu da bazı kaynaklarca uçağın öncelikli görevinin av-önlemeden av-bombardımana kaydığının göstergesi. Zira direk alım ve lisans altında üretim sonucu belli bir miktar J-11 / Su-27 savaş uçağını envanterine sokan Çin, hava üstünlüğü görevleri için J-10’a, daha doğrusu J-10’da ilk kez kullandığı modern aviyonik sistemlere güvenme konusunda temkinli davranıyor olabilir. Bu yeni durum J-10’un, J-6 ve J-7’ye ilaveten Nanchang Q-5 Fantan (ihraç versiyonu A-5) saldırı uçağının da yerini alacağı şeklinde yorumlanabilir. Ayrıca bilindiği kadarıyla Çin J-10’un iki motorlu ve daha düşük radar kesit alanına sahip bir versiyonu üzerinde de çalışmakta.

J-10, Genel Özellikler

J-10, tek kişilik, tek motorlu ve delta kanat + kanatçık (canard) konfigürasyonunda bir savşa uçağıdır. Bu uçağın bir ilginç özelliği, su damlası ya da köpük (bubble) formundaki kanopiye sahip ilk Çin savaş uçağı tasarımı olmasıdır. Aerodinamik açıdan kararsız olan J-10 dört kanallı bir Fly-by-Wire sistemi ile idare ediliyor. Ayrıca kararlılığı sağlamada yardımcı olmak için gövdenin arka-alt kısmında küçük kanatçıklar (ventral fin) bulunmakta.

Genel görünüm olarak Lavi’ye oldukça benzeyen J-10, bu uçaktan farklı olarak öncelikle hava-hava görevleri için optimize edilmiştir (Lavi’nin birincil görevi yer hedeflerine saldırı idi). Uçağın kullanacağı radar sistemi konusunda henüz karar verilmiş durumda değil. Adaylar Rus Phazotron yapımı Zhuk-10PD (Su-27’de kullanılan radarın gelişmiş modeli), İsrail Elta yapımı EL/M-2035 ve Rus destekli Çin tasarımı JL-10A. J-10 kokpitinde biri renkli üç adet MFD, HOTAS ve bir adet geniş açılı HUD bulunmakta. Kullanılan RWR, ECM gibi sistemler konusunda ayrıntılı ve güvenilir bilgi mevcut değil, ancak Çin’in bu uçak için İsrail’den önemli destek aldığı biliniyor (ki buna yukarıda da değinilnişti).

J-10 savaş uçağında kullanılan motor Rus Saturn / Lyulka üretimi AL-31F turbofan. Bu motor bilindiği gibi Su-27 serisi savaş uçaklarında da kullanılmaktadır. Gerek Çin’de gerekse İsrail’deki mevcut uçak motor endüstrisinin J-10 sınıfındaki bir uçağa yetebilecek bir ürün ortaya koyacak kapasiteye sahip olmaması, Çin’in bu alanda Rusya ile işbirliğine gitmesini zorunlu kıldı. J-10’un ileriki modellerinde, AL-31F motorunun egzoz yönlendirme sistemli versiyonunun kullanılabileceği belirtiliyor. Ayrıca Çin’de bu uçağa yönelik WS-10 motorunun da geliştirme çalışmaları devam etmekte.

J-10’da kanat altlarında 6, gövde altında da 5 adet olmak üzere toplam 11 adet istasyon bulunmakta. Uçağın bir adet 23 mm makineli topu bulunuyor. Ayrıca PL-8 ve R-73 (AA-11 Archer) kısa menzilli, PL-11 / 12 ve R-77 (AA-12 Adder) orta menzilli havadan havaya füzelere ile YJ-8K (C-801) anti gemi füzesi taşıması öngörülmüş. Genel performans açısından F-16C / D ile aynı seviyede olduğu iddia edilen J-10’un muharebe yarıçapının yaklaşık 1000 km olduğu düşünülüyor. Toplam 300 adet üretilmesi planlanan bu uçakla ilgili Çin hükümetinin uyguladığı gizlilik politikası ve dönem dönem maksatlı olarak sızdırılan hatalı haberler, sağlıklı değerlendirme yapmayı oldukça güçleştirmiş durumda.

Etiketler: , , , , , , , , , ,