10 Nisan 2008 Perşembe

Türk Hava Kuvvetleri'nin Geleceği - II

Türk Hava Kuvvetleri muharip uçak olarak halen F-16C/D Block 30, Block 40 ve Block 50, F-4E 2020 Terminator ve F-4E Phantom II kullanmakta; yedekte ise ileri eğitim görevlerinde kullanılan N/F-5A/B 2000 bulunuyor.

F-16 filosu Peace Onyx III modernizasyon projesi kapsamında modern teknolojiler ve silah sistemleri ile donatılacak. Peace Onyx IV projesi kapsamında da 30 adet yeni F-16C/D Block 50+ tedarik edilecek.

F-35’lerin 2010’ların ortalarından itibaren hizmete girmesi planlanıyor. Sayı olarak 116 telaffuz edilmekte.

Çok büyük bir kuvvet çarpanı olan F-4E 2020 Terminator’lar, kod isimlerinden de anlaşılacağı üzere 2020’lerde emekliye ayrılacak.

Son derece yaşlı ve yıpranmış olan F-4E Phantom II’ler ise 2010’ları görürlerse rekor kırmış olacaklar: Dayanıklılık rekoru.

Bu çerçevede Türk Hava Kuvvetleri’nin muharip gücünü ABD yapımı platformlara dayandırmaya devam edeceği görünmekte. Peki, ulusal çıkarlarımız açısından son derece tehlikeli bu durumun alternatifleri nelerdir?

Benim düşünceme göre yapılması gereken, UCAV / İMHA yatırımı yapmak ve bu alanda ortak geliştirme projelerine yönelmek, ileride kademeli olarak F-16 Block 50+ / F-35 / UCAV karması ve akabinde kademeli olarak F-35 / UCAV karmasının kurulmasıdır.

"F-35, insansız son savaş uçağıdır"ın haddinden fazla iddialı bir söylem olduğunu düşünüyorum. Ancak bu, insansız hava aracı teknolojilerinin önümüzdeki 15 - 20 yıl içerisinde ne kadar muazzam bir gelişme kaydedeceğini değillemiyor .

EF-2000 öteden beri düşündüğüm ve arzuladığım bir seçenekti. Ancak bu seçenek artık gündemde değil. Murad Bayar bunun gerekçesini şöyle vermiş:

EF projesine baştan girseydik çok doğru bir adım olurdu. 15 yıl önce girseydik bizim için çok iyi olurdu. Çünkü sanayimiz o gelişme fazının içine girmiş olacaktı ve dediğimiz o teknoloji transferi o zaman tam olarak gerçekleşmiş olacaktı. Avrupa’da 4 tane üretim hattı var ve üretiliyor. Şimdi Avrupa’da böyle bir modelleme yapıldığı için 4 ülkenin sanayisine katılarak ve 4 tane üretim hattıyla pahalıda bir uçak. Çünkü işin içinde birazda verimsizlik var. 6 tane uçak için 4 tane hat kurmana gerek yok 1 hat yeterli ama işin politik şartları gereği her ülkeye bir tane hat kuruluyor. Şimdi siz sonradan gelen bir oyuncu olduğunuz zaman 15 senedir o ülkelerin yaptığı yatırım ve kendi sanayilerine dönen yatırımında maliyetini ödüyorsunuz. Payınıza düşeni ödüyorsunuz ama onun faydasını almamış oluyorsunuz. Çünkü neticede gelişmiş bir proje. Yani biz bundan sonrasında da ortak olabiliriz. Bundan sonrada EF de geliştirilecek çok şey var. Şu anada uçak ağırlıklı olarak hava hava modelidir. Hava yer özellikleri geliştirilecek. Bize yapılan tekliflere göre orada da girebiliriz. Mevcut uçağın teknolojisini açalım diyorlar tamam o da iyi bir şey ama bu teknoloji öyle kitaptan öğrenilecek bir şey değil. Uygulamanın içinde öğrenirsin. Şimdi diyelim ki sana yazılımı açtı 5milyon satır yazılım buyur satır satır çöz. Onun yazılımı sırasında içinde bulunman gerekiyordu . 15 yıllıkta bir süreç söz konusu 15 yılık bir sürecin içinde olmadıktan sonra bir değeri var ama Türkiye öyle bir projeye baştan girmeliydi A400 M’de olduğu gibi. O zaman sanayi işin başından itibaren işin içinde, eşit haklara sahip yatırdığın para bir miktar fazla ödense bile hazır uçak almaktan iyidir ve o yatırdığın para olduğu gibi sanayine geri geliyor. O zaman mantıklı. EF zaten 15 senedir sanayide geliştirilmiş şimdi ben geldiğim zaman bütün o primi ödeyeceğim ama karşılığında sınırlı bir şey alacağım. Bunları söylerken de EF değerlendirmeye devam etmemiz gereken bir uçak.

http://www.trmilitary.com/forum/1-vt8789.html?start=0

Oldukça makul bir açıklama aslında ama bir yandan da "Peki ya Tranche 3?" diye sorası geliyor insanın, ya da ABD'nin F-16IN Block 70 pakedinde Hindistan'a tam teknoloji transferi önermesini (her ne kadar pazarlık unsuru olarak öne çıkarılmış olsa da). Tranche 3 için bir ortaklık ihtimali az, çok az da olsa mevcut. Gerçekleşir mi? Şüpheliyim. Düşünüyorum da, Eurofighter'ın teklifi 1990'larda gelmiş olsaydı ya da Tranche 3 2000'lerin ilk yıllarında daha somutlaşabilmiş olsaydı belki de çok daha ideal olacaktı.

F-35 gerçekten son insanlı savaş uçağı olmayacak büyük ihtimalle, ama zamanlama açısından oldukça kritik bir süreci işgal edecek. F-35 seri üretim aşamasına geldiğinde ve belki teslimatlara başlayınca, kuvvetle muhtemeldir ki artık havacılık ve uzay sanayiinde yönlendirilebilir enerji silahları, insansız savaş uçakları çok daha olgunlaşmış teknolojileri içerecekler. Kuvvetle muhtemeldir ki, İHA/İMHA'lar 2030'lu yıllarda modern hava kuvvetlerinin esas unsuru olacaklar, tek unsur olmasalar da.

Bu nedenle, Türkiye'nin başını çektiği ya da eşit ortağı olduğu bir geliştirme projesi gibi bir yaklaşımla, İMHA teknolojilerine yönelinmesinin geleceğe yatırım yapmak adına önümüzdeki seçeneklerin en önemlilerinden biri, hatta en önemlisi olduğunu düşünüyorum. Bu açıdan, F-16 / F-35 karmasının ulusal çıkarlarımız açısından oldukça riskli bir yatırım olduğunu kabul etmekle birlikte ben bu tercihi bir çeşit teknik trade-off olarak görüyorum, daha doğrusu görmek istiyorum. Sonuçta Türkiye hiç bir zaman seçeneksiz değildir. Yarın başka gelişmeler olur, ve belki o gelişmeler dünden öngörülmüş ve/veya planlanmıştır, bir bakarız F-16 / F-35 ikilisinin yanına ne bileyim Çin'le L-15 tabanlı bir şeyi koymayı tartışıyor oluruz ya da Kore ile bir şeyleri. Bunlar başka mevzu.

Etiketler: , , , , , , ,

01 Nisan 2008 Salı

Türk Hava Kuvvetleri'nin Geleceği - I

Aşağıdaki yazıyı 2006 Kasım’ında yazmışım bir tartışma platformunda, başka bir konuda yazdıklarımı ararken buldum... Not düşmek adına buraya almak istedim.

Yazının üzerinden yaklaşık 1.5 sene civarında zaman geçmiş. Bu süre zarfında yazının içeriğine dair önemli gelişmeler oldu:

1. IDEF 2007 fuarı sırasında açıkça ortaya çıktı ki, Türkiye EF-2000 tedariğini çeşitli sebeplerden ötürü rafa kaldırdı. Bu sebepler uçağın halen gelişmekte olmasından, lojisitk ve maliyet faktörlere, Türkiye’nin EDA’ya katılımının engellenmesine kadar geniş bir yelpazede sıralandı.

2. CCIP projesinde, tüm F-16 filosu modernizasyon kapsamına alındı, yani ikinci 100 adetlik paket de projeye dahil edildi.

3. Gerçekleşen kaza kırımlar sonucu güncel envanterdeki F-16 sayısı 211’e indi.

4. Türkiye F-16 ve F-4E 2020 uçakları ile Kuzey Irak’ta nokta hedef harekatları icra etti ve hala icra etmeye devam ediyor. Bu harekatlarda gündüz / gece seyrüsefer, hedefleme ve keşif podları, modern güdümlü mühimmat kullanılıyor; uçuşların ekserisi gece uçuluyor.

***

Açıkçası Türk Hava Kuvvetleri’nin sadece JSF istediğinden pek de emin değilim. Bazı yabancı kaynaklı basın organlarının son zamanlardaki kaynağı belirsiz, daha doğrusu hep "adının açıklanmasını istemeyen bir yetkiliye" dayanan haberleri her ne kadar aksini söylese de. Toplantı terkedilmesi gibi bir şeye ihtimal vermiyorum, gerçek olduğuna inanmıyor, inanamıyorum. Bence ATAK ve YNMU projeleri üzerinden siyasi hesaplaşma yaratılmak isteniyor ve TSK buna alet ediliyor.

Türk Hava Kuvvetleri çok uzun bir süredir belli bir konsept ve doktrin çerçevesinde uçak tedarik etmiştir. Bu doktrinin iki parçası vardır:

1. Türkiye'yi doğu-batı olarak iki sektöre ayırıp bu iki sektöre ikiz filolar yerleştirme

2. Biri ucuz, tek motorlu, diğeri daha sofistike ve tercihen çift motorlu iki uçağın birbirini tamamlayacak şekilde görev yapması.

Bu doktrin Soğuk Savaş ihtiyaçlarına göre oluşturulmuştu. Bu yüzden 1. ve 2. Taktik Hava Kuvvetleri Komutanlıkları kurulmuş, bu kuvvetlere ayrılacak filolar birbirlerinin ikizi olacak şekilde planlanmıştır.

İkinci hususa göre de F-5 / F-104 & F-100 / F-4 / F-102 tedarikleri gerçekleştirilmiştir. Çeşitli harmanlamalarla bu birbirini tamamlayan uçak bulundurma sistemi devam ettirilmiştir. En sonunda bu süreç F-5 + F-16 / F-4 ve sonunda F-16 / F-4 olarak günümüze gelmiştir.

Ancak son 10 yılda THvKK kapsamlı bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Filo yapıları ve görevlerinde kaymalar olmuş, Taktik Hava Kuvvetleri Komutanlıkları ". ve 2. Hava Kuvvetleri olarak değiştirilmiştir. Sadece ABD menşeili savaş uçağı yapısı da modernizasyon projeleriyle İsrail yedeklemesiyle desteklenmiştir (F-4E 2020 ve F-5 2000).

CCIP projesine baktığımız zaman THvKK'nın yoğun bir yer saldırı / darbe gücünü idame ettirmek istediğini anlıyoruz. Dikkat edilecek olursa CCIP ile F-16 için tedarik edilecek silah sistemlerinin neredeyse tamamı F-35 için de sertifiyelidir. THvKK bu silahlarla birlikte F-35'e de hazırlık yapmayı planlamakta anlaşılan.

Şimdi F-4 filolarına baktığımızda şöyle bir durum var:

111 + 171: F-4E 2020. Bu uçaklar 2000 yılından bu yana sadece 2 kırım ile ve çok yüksek harbe hazırlık oranı, performans ile uçuyorlar. Özellikle Elta EL/M-2032 radarlarının performansından büyük memnuniyet söz konusu.

112 + 172: Bu filolardaki F-4E'ler elimizdeki en yaşlı uçaklar. 1966, 1967 civarında üretilen, çok yıpranmış ve artık ömürlerininn sonlarına gelmiş uçaklar.

111: 173ncü filodaki RF-4E'lerin bir kısmının da gelmesiyle takviye edilen bu filodaki RF-4E'ler zaten Türkiye'ye teslim edilmeden önce modernizasyondan geçmişti, şimdi ASELSAN ve Eskişehir HİBM tarafından Işık projesi altında kısmi modernizasyondan geçiyorlar. Tek taktik keşif filomuz olan 113 Işık'ın bir süre daha bu uçaklarla göreve devam edeceğini varsayabiliriz.

173: RF-4E'leri gönderip Konya F-4E'leri ile donatılarak F-4E ileri / harbe hazırlık filosu olarak dönüştürüldü. Bu filodaki F-4E'ler de oldukça yaşlı, 112+172 ile benzer durum söz konusu.

48 adetlik Terminator II projesi iptal edildikten sonra 112+172 Phantom'ları için kısmi modernizasyon/iyileştirme planlandı. SSM Murad Bayar'ın beyanatına göre hedeflenen, azami yerel katkı ile bu uçakların ömürlerini bir 10 sene daha uzatmak. Muhtemelen yapısal iyileştirme, INS/GPS, muhabere sistemi gibi işlemler uygulanacak. Yaklaşık 10 senelik ömür artışı, bu uçakların 2015'ten sonra, 2016-2018 arası emekliye ayrılacağına işaret eder. Bu tarih aralığı da F-35 Şimşek 2'nin THvKK envanterine girme tarihi ile çakışmaktadır.

Öte yandan THvKK 30 yeni F-16 Block 50+ alımı ve ilk pakette 117 F-16 modernizasyonu ile (ilk açıklanan plana göre 76 Block 50 ile 4 Block 40 F-16, Block 50+ seviyesine yükseltilecek, 37 Block 30'a ise nispeten daha dar çerçeveli bir modernizasyon uygulanacaktı, son kaza kırımlar ile bu sayı ne oranda değişti bilmiyorum) F-16 filosunu yaklaşık olarak 2030+ civarına kadar envanterde tutacak gibi görünüyor. Şahsen ben 100 adetlik ikinci paket CCIP modernizasyonunun gerçekleşme olasılığını nispeten düşük görüyorum. Ancak gerçekleşirse 100 adet Block 40 F-16 Block 50+ seviyesine yükseltilecek.

Şimdi muharip filoları ele alırsak:

F-4E: 2015+

F-4E 2020: 2020+

F-16 Block 50 CCIP (Öncel Proje 2 ile üretilip Öncel Proje 3.1 ile modernize edilenler): 2035+ hatta belki 2040+

F-16 Block 40 CCIP (Öncel Proje 1 ile üretilip Öncel Proje 3.2 ile modernize edilenler): 2030-2040

F-16 Block 30 CCIP (Öncel Proje 1 ile üretilip Öncel Proje 3.1 ile modernize edilenler): ~2030

F-16 Block 50+ (Öncel Proje 4 ile yeni tedarik edilenler): 2045+

yıllarında emekliye ayrılacaklar diye değerlendiriyorum.

F-35'in tahmini envantere giriş tarihi her ne kadar basına 2014 olarak yansısa da, harbe hazır hale gelmesi 2015-2020 arası gerçekleşecektir.

Bu durumda benim değerlendirmem, F-35'in envanterde F-4E'nin yerini alacağıdır. Halihazırda F-4E 2020 filolarının yegane görevi darbe (interdiction) ve hassas güdümlü mühimmat ile saldırıdır. İptal edilen Terminator II projesi de sadece yer saldırı görevli idi ve 112+172 filolar ağırlıkla yer saldırı görevi eğitimi icra etmektedir. Dolayısıyla hassas güdümlü mühimmatla uzun menzilden saldırı görevlerinin 111+112+171+172 filoların asli görevi haline geldiğini söylemek yanlış olmaz.

Yani THvKK geleneksel "tek motorlu + çift motorlu" kombinasyonu yerine görev bazlı kombinasyona gidiyor gibi görünüyor. Zira çift motorlu saldırı uçağını tek motorlu saldırı uçağı ile değiştirecek anlaşılan. Bu, gelişen ve ayrıca F-35'in vaat ettiği teknolojiler de hesaba katılırsa anlaşılabilir ve makul bir yaklaşım.

Öte yandan EF-2000 konusunda ise,

EF-2000'in kabiliyet ve tasarım yönünden 3 ana modeli var: Tranche 1, Tranceh 2 ve Tranche 3. Tranche 1 ve 2 arasında yapısal olark neredeyse hiç bir fark yok, tüm farklılıklar minör alt sistem ve yazılım tabanlı. Halen Tranche 2 versiyonu üretimde. Tranche 3 ise pek çok motor, radr ve elektronik yeniliği bünyesinde toplayan, tam anlamıyla yeni nesil ve çok rollü bir uçak (olacak). Ancak Tranche 3'ün geliştirme çalışmaları halen devam ediyor ve ilk versiyonlarının bir gecikme olmazsa 2011-2014 arası hizmete girmesi planlanmış durumda. 2-3 senelik kayma beklenebilir.

Türkiye'ye Tranche 2'den itibaren projeye katılım teklif edilmişti. Tranche 2 her ne kadar yer saldırı için bazı silahları kullanabilse de esas olarak hava-hava ağırlıklı göreve sahip. Teknolojik olarak büyük fırsatlar vaat edilse de ben basına yansıtıldığı gibi 100% sınırsız transfer falan gibi şeylere sadece gülüyorum. Resmi anlaşmaya geçmedikçe her türlü vaat mübahtır ancak 1980'lerin başından beri devam edip milyarlarca dolar akıtılan bir projede hop tepeden inme bir "beşinci eşit ortağa" kimse onay vermez. Türkiye'de bu işler öyle bir hale getirildi ki "kaynak kodu" ve "teknoloji transferi" kelimeleri geçti mi akan sular duruyor. Teknoloji transferi, gelişmiş ülkelerin kurtulmak istedikleri, atıl durumdaki teknolojilerden kurtulmak için uydurdukları bir kılıftır. Kimse yıllar ve milyarlar harcadığı bir projeyi, teknolojiyi, bilgiyi öylesine kimseyle paylaşmaz. Ha, eşit ortak olursunuz. Ne zaman? Diğer eşit ortaklar kadar projeye para, insan ve kaynak yatırırsanız.

Şimdi bu noktada THvKK şu değerlendirmeyi yapıyor olabilir: "F-35 hizmete girene kadar F-4'ler beni idare etsin, ondan sonra zaten darbe filolarımı F-35 yenileyecek. Tamamlayıcı olarak F-16 Block 50+'larım ve modern güdümlü mühimmatım o alandaki açığı kapayacak. Hava-hava alanında ise F-16'lar + AIM-9X + AIM-120C + AWACS kombinasyonu beni idare eder komşulara karşı. Hele şu EF-2000 bir olgunlaşsın, daha sonra bakarız". Bu benim kişisel gözlemim.

Türkiye öyle ya da böyle Kasım ayında F-35 kararını açıklamak durumundaydı. Bunun direkt olarak YNMU projesiyle alakası yok. Zaten Murad Bayar da başından beri YNMU projesinde üç seçeneğin olduğunu bunların ya tek başına EF, ya tek başına JSF ya da her iki modelden de tedarik etmek olduğunu açıklamıştı. F-35 katılım kararının açıklanması ile ilk seçenek otomatikman devre dışı kaldı. Bu SSİK toplantısında diğer iki seçenekten biri seçilecek. Ancak bu toplantıda EF kararı çıkmasa bile bu THvKK'nin EF-2000'den (veya başka bir "hi" uçaktan) tümden vazgeçtiği anlamına gelmeyecektir. Er ya da geç ikinci bir uçak tedariği gerekecek. THvKK'nin tüm hava kuvvetlerini ABD yapımı tek bir uçak tipine dayandıracağını hiç sanmıyorum. Bu gerek politik gerekse teknik olarak çok riskli bir karar olur. Zaten F-35, hava üstünlüğünün diğer savaş uçakları ile sağlandığı ortamda hareket etmek için tasarlanmış, her ne kadar iyi hava-hava özellikleri olsa da yer saldırı ağırlıklı bir uçak. F-35 projesindeki ABD hava üstünlüğünü F-22 ile, İngiltere ve İtalya da EF-2000 ile sağlayacak. Ben Türkiye'nin de benzer bir yol izleyeceğini sanıyorum.

Etiketler: , , , , , , ,

18 Mayıs 2005 Çarşamba

Turkey Asks U.S. Firms To Help Improve Ties


By BURAK EGE BEKDIL, ANKARA And UMIT ENGINSOY, WASHINGTON

Turkey’s defense procurement office has informally asked top U.S. arms suppliers to help Ankara mend its deteriorating ties with Washington, Turkish officials said.

In April, Murad Bayar met in Ankara with senior officials from Lockheed Martin, Boeing and Raytheon. Bayar heads Turkey’s main defense procurement office, the Undersecretariat for Defense Industries, or Savunma Sanayi Mustesarligi (SSM).

An SSM official said Bayar asked the U.S. companies to lobby in Washington to improve U.S.-Turkish relations, which have deteriorated since the start of the Iraq war in March 2003. “Although the company officials said their powers to enhance U.S.-Turkish ties were limited, they pledged to do their best,” the official said May 9.

One U.S. company official in Ankara confirmed that the meeting took place. “The Turkish authorities requested our support in good faith,” he said. “At this stage we are not sure what we can really do.”

“I am aware that Turkey has asked some U.S. defense companies to use their influence in Washington to promote Turkey’s case,” an industry source in Washington said.

Lockheed Martin, Bethesda, Md., and Boeing, Chicago, both are involved in large-scale contracts with Ankara.

Turkey last month signed an agreement with the U.S. government for the upgrade of 117 Turkish F-16 fighter jets by a group of companies led by Lockheed, which will receive some $800 million from the $1.1 billion deal. Turkish officials said a follow-up accord to modernize another 100 F-16s is likely next year.

Boeing is building airborne early warning and control aircraft for the Turkish Air Force under a 2003 deal worth about $1.5 billion.

Few Sympathetic Ears

But a joint lobbying effort is out of the question, because a number of U.S. firms who have dealt with Ankara already are frustrated about unfulfilled business.

The latest casualty is General Atomics Aeronautical Systems, San Diego, which last month lost a $183 million Turkish contract for unmanned aerial vehicles to an Israeli rival. General Atomics officials blamed Turkey’s bidding rules for the loss. “General Atomics … competed on this program but found it impossible to comply with the extremely unrealistic terms and conditions demanded by the Turkish government as a condition for accepting a contract,” said Thomas Cassidy, the company’s chief executive.

Another frustrated company is Bell Helicopter Textron, Forth Worth, Texas. Turkey in 2000 selected Bell to jointly produce 50 AH-1Z attack helicopters for its Army. But after four years of fruitless talks that failed over price and technology transfer disputes, Turkey last year canceled the program, launching a fresh international competition this year. Bell said it will not compete this time.

A third company, General Dynamics Land Systems, Sterling Heights, Mich., was angered by Turkey’s 2003 decision to upgrade 170 aging M60 tanks for $668 million in Israel. General Dynamics complained that the decision on the M60s — built by their company in the 1960s and donated to Turkey by the U.S. government in the early 1990s — was unfair.

“I don’t think that any of the U.S. companies badly disappointed by Turkish deals will lift a finger for Turkey,” said the industry source in Washington.

Traditionally close U.S.-Turkish ties were badly damaged two years ago when Turkey’s parliament refused to allow U.S. forces to use Turkish territory to attack Iraq from the north.

Turkey believes that U.S. policies are responsible for the growing autonomy of Iraqi Kurds, which could galvanize separatist movements by Turkish Kurds.

In an effort to mend fences, Turkish Prime Minister Recep Tayyip Erdogan has sought to meet with U.S. President George W. Bush in Washington. After keeping Erdogan waiting for seven weeks, the White House last week gave him a June 8 appointment.
http://www.defensenews.com/story.php?F=845702&C=europe

Etiketler: , , , , , ,